| Kayıtlı üye sayısı: | 21031 |
| Toplam soru sayısı: | 24270 |
| Bugün üye olanlar: | 0 |
| Bugün gelen sorular: | 18 |
Hizmet İçin, Baş Açılır mı? Bu konuda Bediüzzaman görüş bildirmiş midir?
Tesettür konusu; Yirmi Dördüncü Lem'a'da detaylı bir şekilde izah ve ispat edilmektedir. Oraya bakmakta fayda vardır.
Külliyatın hiç bir yerinde, bir takım sebeplerden dolayı (her ne sebep olursa olsun) örtüyü açmaya dair herhangi bir fetva yoktur. Ülkemizde hizmet eden hiç bir cemaatin de buna fetva verdiğini veya vereceğini de düşünmüyoruz.
Bu tür ifadeler bir takım insanların indi kanaat ve fikirleridir. İnsanların imanlarını, öğretmenlik yaparak kurtarmayı daha üstün görüyorum, o yüzden başımı açıyorum diyenler vardır. Bu kendisine ait bir içtihattır. Bunu bir camaate mal etmek doğru değildir.
Okunma Sayısı : 11792
Yorumlar / Yeni Yorum Ekle
Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Gelen Yorumlar
Çok güzel bir cevap olmuş Allah razı olsun.
evet hidayet kimsenin elinde değil ki imanlarının kuwetlenmesine hizmet edecek o ancak hezimet olur.
Nisalar bu cevap size yeter hizmetteki bayanları görüyoruz okulda 2 3 az sonra ülfet olup erkeklerlede konuşuyorlar ahiretinizi mahvetmeyiniz hizmet hizmet diye diye kendi hizmetimizi unutacağız
Yani Allah'ın emrine karşı gelerek Allah'a hizmet edilmez. Bilakis hizmet değil daha da zarar verir ve zarar görür Nitekim Üstad diyor: Gayr-i meşrû tarîk, zıdd-ı maksuda gider "Gayr-i meşrû tarîk ile bir maksada giden zât, galiben maksudunun zıddıyla görür mücâzât." İçtihat risalesinden şu ibare de tam meseleyi hallediyor: İşte, şu zamanda zarûret derecesine geçen ve insanları mübtelâ eden bir beliyye-i âmme sûretine giren çok umûrlar vardır ki, sû-i ihtiyârdan, gayr-i meşrû meyillerden ve haram muâmelelerden tevellüd ettiklerinden, ruhsatlı ahkâmlara medâr olup, haramı helâl etmeye medâr olamazlar. Halbuki, şu zamanın ehl-i içtihadı, o zarûrâtı ahkâm-ı şer'iyeye medâr yaptıklarından, içtihadları arzıyedir, hevesîdir, felsefîdir; semâvî olamaz, şer'î değil. Halbuki, semâvât ve arzın Hâlıkının ahkâm-ı İlâhiyesinde tasarruf ve ibâdının ibâdâtına müdâhale ve o Hâlıkın izn-i mânevîsi olmazsa, o tasarruf, o müdâhale merduddur.
Başını açmamak için okulu terk etmek,öğretmenlik hakkını kullanmamak-imana daha iyi hizmettir kanaatindeyim.İnsanlara iyi bir model olmaktır.Başını sebebsiz açan insanları düşünmeye sevkeder.
allah razı olsun cevap yazmışsınız ve ayrıca gerçekten yorum yapan kardeşlere hak veriyorum herkesin imanı kendine.... risale i nurun bir çok yerinde geçiyor ilk önce kendi imanın sonra başkaları.. hizmet bize bu zamanda farz kılınmiş fakat helal dairesinde.. üstad ne diyor helal dairesi keyfe kafidir.. zaten bir insanın kaderinde imana ermek varsa allahın izniyle o bir vesileyle imana da gelir hizmetlede tanışır..
DEVİR İMANI KURTARMA DEVRİDİR...GEMİ BATARKEN BAYRAK DİREĞİ BOYAMAMAK GEREKİR ..FEDAKARLIK YAPAN KARDEŞLERİMİZİN GIYBETİNİ YAPMAMAK GEREKİR HEPSİNDEN ALLAH RAZI OLSUN ...EFENDİMİZ, YA ALİ SENİN VASITANLA BİR KİŞİ İMAN SAHİBİ OLURSA EN HAYIRLI SENSİN BUYURUYOR... KADIN DOĞUM DR, NEREDEN BULACAKSINIZ UZAYDANMI...SAYGILARIMLA DUALAR...
BATUR KARDEŞ YAKLAŞIMIN KISMEN DOĞRU EVET DEVİR İMAN KURTARMA DEVRİ AMA RİSALELERİ DAHA İYİ İNCELERSEK GÖRECEĞİZ Kİ HALKALARDAN BAHSEDİLİYOR, DAR DAİRELER HALLEDİLMEDEN GENİŞ DAİRELERDE UĞRAŞILMAMALI DİYOR. HARAM İŞLEYEREK YAPILAN FEDAKARLIĞI(!) ALLAH BİLİR, ZATEN BU ÜLKEDE BAŞINI KAPATMAYACAK OLAN BİR SÜRÜ KADIN DOĞUM UZMANI OLACAKTIR, ÖNEMLİ OLAN EHL-İ İMANIN BAŞINI AÇMAMASIDIR. BAŞÖRTÜSÜ İLE ÇALIŞABİLECEĞİ BİR HASTANE VEYA OKUYACAĞI ÖZEL BİR ÜNİVERSİTE OLUR O AYRI KONU. HZ.ALİ YE SENİN VASITANLA DİYOR EFENDİMİZ AMA SEN KURTARMAK İÇİN FARZLARI TERK ET DEMİŞ Mİ?
Böyle bir fetvayı veren zaten yok. Sadece bu konuyu kişilerin kendisine bırakılması durumsu sözkonusu bence. Bu olay sadece fıkhi ölçüler çerçevesinde değerlendirilirse çıkış bulunamaz. Bu meselede devletin islama uygun hareket etmeme durumu var. Dolayısıyla siz de bu durumu en azından şimdilik kıramıyorsunuz. Şimdi bu durumda Allaha inanmayan veya inanıp fasık olan bir bayanın avukat, öğretmen, hakim, bürokrat, doktor vs olup topluma zarar vermesi göz önünde bulundurulması gerekiyor. Düşünsenize çocuğunuzu ehl-i iman, dürüst, Allah korkusu olan bir öğretmene teslim etmek istersiniz öyle değil mi? Şimdi Allah korkusu olan bayanlar başörtüsü sebebiyle okuyamazsa sizin karşınıza çıkacak öğretmen nasıl biri olacak söyler misiniz? Üniversitedeki hemşirelikdeki öğretim görevlisinin ateist olmasına ne dersiniz? Ayrıca başı örtmek farz olduğu gibi ila-yı kelimetullah da farzdır. Siz irşad vazifesini sadece evinde oturan, nakış, yemek yapan bayanlara anlatacağım diyorsanız bilemem. Emin olun öğrenciye de bu vazifeyi yapmak gerekecek. E ne yapacaksınız. ilkokulu bitirince hadi evine mi diyeceksiniz? Karşılığında inancı zayıf veya hiç olmayan bir nesil karşısında ne yapacaksınız? Bilmiyorum bu çerçevede değerlendirilebilir mi ama "hayr-ı kesir için şerri kalil irtikab olunur" u unutmamak lazım. Başı açmak evet haram. Ama israf da haram. Bugün bilinçli müminlerin bile hem mallarından, hem vakitlerinden israf edip yine de ila-yı kelimetullah vazifesini yapmaya devam ettiklerini hatırlatırım. Gıybetten hiç söz etmiyorum bile.. Bir sohbete giderken sokaktan geçmek zorunda kalıyor, bir sürü günaha bulaşıyorsun. İyi o zaman sohbeti terkedelim olur mu? Netice-i kelam bu mesele sadece fıkhi ölçüler içinde değerlendirilmemeli. Asla "okumak için başlar açılmalı" gibi bir safsata içine de girecek değilim. Ancak bu mesele sadece "bu farzdır ne olursa olsun terkedilmemelidir" denecek bir mevzu değil zannımca. Daha doğrusu sadece ilmihal veya fıkıh bilgisiyle izah edilebilecek bir mevzu değil.
kardesım burak Allah bızden helal dairesınde hızmet bekler israf yaparak hızmet edeceğim diyen herhalde maskara olur ayrıca cocuk eğitimi en basta annenin omuzundadır o evı terkedıp baska cocuklara ders vereceğim diye evini cocuğu ihmal ıle olmaz hem kadın fıtraten ortünmeye kapalılığa mecburdur hıdayet Allahtandır o kadının sadece evladını ımanlı yetıstırmesi ona kafıdır hem basını acmak serri cuz i değil belkı kucuk bır hayır ıcın /zıra insanın ıyılıkte ve hayırda eli kısadır/ serrı kesır işlemis olur hem camıye gıtmek hayırdır fakat yolda gunah işlemeye neden oluyorsa camıye gıdılmez....
Heyhat! Oturduğu yerden yorum yapmak ne kolay. Bir de onlara sormak lazım. Acaba ızdırabları ne alemde. Allahın bir emrini diğerine mecburi olduğundan tercih var. Herkesin ittifakı içtihat var. Bir istişare var. Kimse buyrun başınızı açın hizmet edin demiyor. Günahını kabulleniyor insan lakin yanı başındaki kardeşinin de imansız gitmesine mani olmak istiyor. Bile bile yapıyor bunu. Cennetten vazgeçiyor bir iman kurtarma karşılığında...Öyle buyrun açın tarzında bir söylemi kimse cesaret edemez etmemeli. Sadece içtihad. Hata mı yerinde mi bilinmez...Allah biliyor ya niyetlerini!!!
Başartüsünü çıkarıp hizmet edenlere bakış 1. Herbir günahda küfre giden bir yol vardır. 2. İnsan bir günahı işlemekle de kafir olmaz. Sadece o günahı işlemekle o uzuv veya latife fasık olur. (hayalin, elin gözün fasık olması gibi...) 3. Herkes hisce akılca gabavetce bir değildir. İman hakikatlarından herkes farklı iman halleri alır. 4. İnsan hatadan hali değildir. O kardeşlerimiz de belki de hatalarının farkında olmayabilir veya farkında olsalar bile terkedemiyorlar. Biz erkek müslümanlarına pek çok hatamız işlediğimiz günahlar var. Biz onlarla meşgul olalım.Birbirimizi kandırmayalım .Nefis her reziliği istiyor ama hakikat istemiyor. Değil mi? 5. Burası bir imtihan dünyasıdır. kadınlar bu imtihandan geçtiği gibi biz erkeklerde imtihandan geçiyoruz. İnşaallah onlarda başlarını .Cenab-ı Hak Settar ismiyle setreder. Cenab-ı Hak Settar-ul Uyub'dur. 6. Ahirzaman da yaşıyoruz gerçekten zor. İmanı muhafaza etmek çok zor . Kırk vefiyattan sadece bir tanesi meselesini unutmayalım. 7. Allah hepimizi muhafaza etsin günahlarımızı bağışlasın 8. Yanlış anlaşılmasın ben de baş örtülerini takmalarını isterdim fakat neyapalım elden gelmiyor. Dua edelim. Dua dua dua hem fiili hem hali hem kali Allah'a emanet olun
GAYR-İ MEŞRU TARİK,ZIDDI MAKSUDA GİDER. BEDİÜZZAMAN
yanılmıyorsam ''günaha girmemek sevap işlemekten daha iyidir ''manasını çıkardığım bir veciz söz vardı risalede.
Def-i Şer, Celb-i Nef'a Racihtir...
Burada ülkemizin halini göz önünde bulundurarak çözüm üretme adına bir şeyler yapmaya çalışan ve belkide"gözümde ne cennet sevdası ne cehennem korkusu.. milletimin imanını selamette görürsem cehennemde yanmaya razıyım" duygu ve düşüncesindeki insanlardan bahsediyoruz. Biraz daha dikkatli konuşalım...
Hedefin hak olacak vasıtanda hak olacak.Allah'ın yardımının ne şekilde tecelli edeceğini biz bilemeyiz.Bedir harbi öncesinde yardım için gelen bir kaç genci Peygamber Efendimizin (sav)"ben bu savaşı yeryüzünde doğruluğu hakim kılmak için yapıyorum,temeline yalan koyamam" diyerek Medine'ye geri göndermesini hatırlayalım.Söylemek istediğim gayri meşru metodlarla meşru neticeye varılmaz.Yinede doğrusunu Cenab-ı Alllah bilir.
harika ufuk açıcı yorumlar okudum...rabbim hepinizden razı olsun ama şu husus kanaatimce önemli..bu mesele bir yorumcu kardeşimizin de değidi gibi fıkhın sahasına hapsedilip açılmamalı, denilecek bir mesele değil..biz istesek de istemesek de milyonlarca kız talebe okullarda, üniversitelerde okuyor..pekiyi bu talebelerin hali ne olacak..onlara hakkı hakikatı erkekler olarak bizler anlatamayız ki..ayrıca okumayan kardeşlerimizin de sıkıntıları var..çevreleri kaybediyorlar..destek bulamıyorlar..birçok arkadaşım okulu bıraktıktan sonra sıkıntılar çektiler..içlerinden başlarını açıp marketlerde konfeksiyonlarda çalışanlar oldu..yani, hayır, kesinlikle açılmamalı diyenler de bence çok cesur davranıyorlar.. küfür almış başını gidiyor..nisa taifesini kullanıyor..Tamam. bizim kardeşlerimiz başlarını açmasınlar, bizler de kızlarımızı okutmayalım..ama sonra çıkıp da, Türkiye şöyle böyle demeyelim..sen değiştirmek için ne yaptın, derler adama.. anayasal müesselerde müslümanlar da yer almalı..ne olursa olsun ..ben bu sorunu yaşıyorum ama benim torunum bu sorunu yaşamamalı..onun için ben çalışmalıyım
farzı çiğneyerek nafile yapacağını düşünenlere şaşarım!! allahın tesettür emri bu kadar mı basit? bu kadar mı vazgeçilir birşey? fedakarlık yapacaksak nefslerimizden yapalım örtülerimizden değil! başını açıp hizmet ettiğini düşünenler, bir kez daha düşünsünler: HANGİ SİSTEME HİZMET ETTİKLERİNİ??!!
Yorumlar maşaallah çok güzel ama bir de hakkın hatırı var hakkın hatırı alidir hiçbir hatıra feda edilmez.
Bediüzzaman Hazretleri Tesettür Risâlesi yüzünden kanaat-i vicdaniyeye dayanan bir kararla 1935te 11 ay hapis yatar. Tesettür Risâlesinde suç unsuru olmadığına karar verilen mahkeme Denizli Mahkemesidir! Beraat kararının altında Mahkeme reisi Ali Rıza Bey ve hanım bir hâkimin de imzası vardır! Hâkime Hesna Şener Hanım Isparta Senirkentlidir ve Ali İhsan Tolanın akrabasıdır. Ali İhsan Tola bundan sonrasını şöyle anlatır: Beraat kararından bir müddet geçtikten sonra bir gün Üstad Bediüzzaman Hazretleri Ali İhsan, Hesnâ kızıma selâm söyle, ben onu mânevî evlatlığıma kabul ettim! dedi. Üstad bunu bana söyledi ama, o zamanlar biz açık saçık kadınların yanlarından geçmezdik. Onun için gitmedim! İkinci sefer Üstadın yanına vardığımda yine Mânevî evlâdım Hesnâya selâm söyle! dedi. Yine gitmedim. Üçüncüde Sen hâlâ gitmedin mi? deyince artık gitmek bana farz oldu diyerek gittim. Denizli sıcaktı. Vardım odasına girdim, selâm verdim. Kısa kollu giymiş, etekler dizinde... Şöyle kapıya yakın bir yere durdum. Bana Gel bakalım koca Nurcu! dedi. Hemşehrilik de var, Isparta Senirkentli;yiz... Akrabalık da var. Beni tanıyor. Ben de, Sen de Nurcusun! dedim. Böyle deyince orada bulunan bir görevliye; Sen kapıyı kapat ve bize de iki çay söyle! dedi. Bunun üzerine Üstaddan size selâm getirdim. Mânevî evlâdım Hesnâya selâm söyle dedi deyince Hesnâ Hanım başladı ağlamaya! Ali İhsan! Ne dünyaya yaradık, ne âhirete... Babama kızıyorum... Beni okutacağına, köyümüzün çobanı sümüklü Hasana verseydi... Dinimi, Müslümanlığımı yaşar, çoluk çocuk sahibi olurdum. Enâniyetten, evlenmedim bile!.. dedi. Dedim ki Hesna Hanım! Ona mânevî evlât olmak, o kadar basit bir şey mi? Bu sana yeter! Acaba ona lâyık olabildik mi ki? dedi. Üstadın huzuruna vardığımda, durumu arz ettim. Üstad Ali İhsan, ben onun ismini gavsların, kutupların yanına yazdım, ona ben onlarla beraber duâ ediyorum. Erkekler korktu ama o kendisini ortaya koyarak Kurân dâvâsına taraftar çıktı. Yarın mahşerde Kurân ona şefaatçi olacak! dedi. Bana da Ne o, Hesnâ tesettürsüz diye darılıyor muydun? İşte tesettüre riâyet etmiyor dediğin Hesnâ, Tesettür Risâlesini de beraat ettirdi. Essebebü kel-fâil (Sebep olan yapan gibidir) sırrınca, bütün sizin kazandığınız haseneler, sevaplar tamamen ona da yazılıyor. İşte bütün hasene, o beğenmediğiniz Hesnânın şecaat ve cesaretiyle oldu!.. dedi. Evet bazen Hakime Hesna Hanımın yaptığı gibi küçük bir hareket, bir imza büyük bir neticeyi kazandırabilir. Bediüzzaman Hazretleri bu hakikati şöyle ifade ediyor: Madem öyledir, hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lema, bir işarette, bir öpmekte batma! (Lemalar, 17. Lema, 14. Nota)
Örtünmenin amacı başkasının bakışlarından korunmak ve ırzı meşru olmayan cinsel isteklerden sakınmaktır. Erkeklerin gözlerini sakınması, kadınların iffetini korumak içindir. Ayette şöyle buyurulur: "Mümin erkeklere söyle: Gözlerini sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu kendileri için daha temizdir" (en-Nûr, 24/30). Kadınların örtünmesi konusunda da şöyle buyurulur: "Mümin kadınlara da şöyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Zinet yerlerini açmasınlar. Bunlardan kendiliğinden görünen kısmı müstesnadır. Baş örtülerini yakalarının üstüne koysunlar. Zinet yerlerini kendi kocalarından, babalarından, kocalarının babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kendi erkek kardeşlerinden, kendi kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, kendi kadınlarından, kölelerinden, erkeklik duygusu kalmayan hizmetçilerden veya henüz kadınların gizli yerlerine muttali olmayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizleyecekleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah'a tövbe edin. Böylece korktuğunuzdan emin" umduğunuza nail olasınız" (en-Nûr, 24/31). Arkadaşlar, lütfen ustad 27.Sözde diyor ki, Dinin zaruriyatına içtihad giremez...bidakarane bir hıyanettir! KARDEŞİM, HİZMETİ HİÇ DÜŞÜNMEYİNİZ!CENAB-I HAK EN MUHALİF KİMSELERE DE BU HİZMETİ YAPTIRACAK! SİZİN DÜŞÜNECEĞİNİZ: UHUVVET, MUHABBET, İTTİHAD, TESANÜDDÜR.
soruyu netleştirmekte fayda var. Başını açmakla ne kaybedeceğini göze alma cesaretinin ne kadarını feda edebilirsin? bu soruya vereceğin cevabın şiddeti senin konumunu belirleyecektir.
"gözümde ne cennet sevdası ne cehennem korkusu.. milletimin imanını selamette görürsem cehennemde yanmaya razıyım" niyeti tamam. Peki insanların imanını kurtaracağım diye Bediüzzaman hz. hayatında hiçbir farzı terk etmiş mi. Hayır. Zaten insan önce kendisi yaşarsa başkalarına faydalı olabilir. Kendisi yaşamayan kimseye fayda veremez.
gerçekten yorumlar güzel bende üniversitede okudum.Evet bayanlara arkadaşlara hizmet güzel ama açarken başımızı hergün içimiz yanıyormu yoksa artık alışkanlık halinemi geliyor doğrusu bana gelmeye başlamıştı ve bazı okumaya gelen kızlarımız açıldı tamamen bu ko u çok hassas okul evresi zor zarar almadan çıkılmaz.Okumakda güzel cahil kalmamak gerekli Açık olan insanlara da başka türlü ulaşılmıyor aslında ama artık açık öğretimden bile öğretmenlikler çıktı okulunu okusa bile bi kişi çalılırken kapalı olmaya çalışmalıdır.Benim ailem memur ol diye tutturuyorlar böyleleride var. Ne yapalım hakkımızda hayırlısı olsun.
Asrımızın değil asırların üstadı olan Bediüzzaman hazretleri bildiğim kadarı ile tesettür risalesinden dolayı hapis yatmış bu güne kadar da hiç bir islam alimi bu konuda fetva vermemiştir.Bir kimseye sen başını aç veya açma demeye bizim yetkimiz olmadığı gibi etkimizde olamaz Okul çağına gelmiş olan hanım ablalarımız Dinen reşit sayılacak yaşta olup yaptığı davranışın doğru veya yanlış olduğunun bilincindedir.Yaptığımız her fiilden mahşerde hesaba çekileceğimiz tahattur eder ve vicdanımızın sözünü dinlersek yanlış kararlar vermeyiz birde efendimiz asm Ameller niyetlere göredir herkesin niyeti ne ise Eline gececek olan odur.Mü'minin niyeti amelinden hayırlıdır mealinde hadisi şerifleri bulunmaktadır.Bizler insanların niyetlerini bilemediğimiz içinde Hüsnü zanla memur kılınmışızdır.Meselenin fıkhı boyutu meydandadır.selam ve dua ile
mumkinatta olan ihtimali ve soru isaretli bir hizmet icin sonu cok buyuk kesin bir haseratla neticelenecek bir yol irtikab edilmemeli bence..maalesef bu imtihandan kalmadik ama dusuk not aldik. biraz gercekci olmakta da fayda var, olayi huzunlendirmenin,yapilacak fedakarliklarin anlatilmasininda bir faydasi yok. tesbihte hata olmasin, insanliga cok buyuk katkilari, hizmetleri olmus ecnebiler bile tevhid inanci yoksa gidecegi yer bellidir, onlar icin es`sebebu kel fail sirri islemeyecek. BU HIZMET ALLAH IN HIZMETI, BASKALARI ISTESEDE ISTEMESEDE,KATKISI OLSADA OLMASADA BU NUR TAMAMLANACAK, ONEMLI OLAN BIZIM HIZMETTEN NE KADAR HISSE ALDIGIMIZDIR
Kadınlar yuvalarından çıkıp beşeri yoldan çıkarmış; yuvalarına dönmeli
Nasıl ki; milli piyango parası ile bir cami yapılsa hiç bir faydası olmaz.Aynen bunun gibi,Başörtüsüz yapılan işlerin de hiç bir faydası olmaz.
Tahsil hayatında 90 kitabı ezberlemiş ve KUR'AN ve HADİS'lerden haytımıza tatbik edebileceğimiz bütün hakaik-i islamiye ve Kur'aniyeyi formülleştirmiş olan helaket ve felaket asrının adamı taife-i nisaiyeye bu meselede bütün kuran ve hadisten süzerek şu formülü sunmuş: "Kadınlar yuvalarından çıkıp beşeri yoldan çıkarmış; yuvalarına dönmeli..." mesele o kadar hassas ki değil tesettür veya tesettürsüzlük, kadınların yuvalarından çıkması iken dahi........... aslında bunun üzerine artık yapabileceğim bir yorum yok ama yukarıdaki yorumlardan birinde dikkatimi çeken bir noktaya temas etmek istiyorum. kadınlar okumasa kim müslüman kadınlarımıza doktorluk yapacak deniliyor. evvela gönül arzu ederdi ki memleketimizde bayanların meşru bir şekilde her alanda eğitim görüp, sonra da yine meşru bir şekilde bayanlar taifesine hizmet edebilecek bir imkan olsa. ama kesinlikle erkeklerden ayrı. farklı bir okul, farklı bir hastane v.s..... şu anda bu mümkün olmadığına göre 2 alternatif var. ya bayanlarımız da yuvalarından çıkıp erkekler içine karışıp, yukarıda istenilen manayı tahakkuk ettirmek yolunda beşeri yoldan çıkartacaklar, veye kadınlarımıza erkek doktorla bakacak. 2. alternatif olan kadınlara erkek doktorların bakmasına şer'an cevaz var. delil mi istersin. işte 11. lem'adan kısa bir parça:Nasıl ki bir tabip, doktorluk noktasında, bir nâmahremin en nâmahrem uzvuna bakar ve zaruret olduğu vakit ona gösterilir, hilâf-ı edep denilmez. Belki, edeb-i tıp öyle iktiza eder denilir. Fakat o tabip, recüliyet ünvanıyla yahut vâiz ismiyle yahut hoca sıfatıyla o nâmahremlere bakamaz, ona gösterilmesini edep fetvâ veremez. Ve o cihette ona göstermek hayâsızlıktır. fakat 1. alternatife asrî bir kısım alimlerden başka kimse fetva vermiyor. vesselam
Kadınlar yuvalarından çıkıp beşeri yoldan çıkarmış; yuvalarına dönmeli... önce bu anlaşılmaya çalışsa sorunlar çözülecek galiba. lakaydlar ruhsatla okşanmamalı, muamele edilmez ve edilmemeli azimet-i şeriyye gösterilmeli...
"Milletin İmanını Kurtarmak için, Başörtüsünü feda ettiler" diyor bazı kardeşlerimiz.. Peki sormak istiyorum: Bunun bir sınırı varmıdır. Yani Başkalarının İmanını kurtarmak için, içkide içilebilir mi?
" bir yukarıdaki Yorumumu düzeltmek istiyorum sayın editörler, Zira İmanı kurtarmak Allah!ın işidir, İnsan bu işe ancak Vesile olabilir.. bu anlamda yorumumun şu şekilde düzeltilmesini arz ederim... " Başkalarının İmanının kurtulması Hizmetinde, Başörtüsünü feda ettiler" diyor bazı kardeşlerimiz. Peki sormak istiyorum: "Bunun bir sınırı varmıdır. Yani başkalarının İmanının kurtulmasına hizmet ederken, sınır nedir?, Mesela içki içilebilirmi, yada başka günahlara girilebilirmi?
burada tam bir ironi var. başlarını açmak gayri İslami düzene boğun eğmektir. Ve gayri İslami sistemde pasif İslamı kabul etmektedir. Bu davranışla etkili bir tebliğ yoktur.
Hizmet etmek ALLAH'ın Rızası ile olur. ALLAH'ın Rızası da yapılan ibadetlerin emredildiği için yapılmasıdır. Örtünmek ALLAH'ın emridir. Maişet derdi için başını açmak hizmet için açılmak olmuş. vaktaki istibdat hürriyet ile yad olmuş.
izninizle bir şey soracağım. Bir bayan sokağa çıkınca günaha giriyorsa bir erkekte sokağa çıkınca günaha girmiyor mu? önemli olan niyet değilmidir yapılan işlerde? Karşımızdakini düşüneceğiz evet ama Rabbimin en temel söylediği OKUMAK ve ilim yaymak değil midir?
Ben anlamakta zorluk çekiyorum bazı şeyleri. Buraya yorum yazan arkadaşların çoğu erkek. Ve çoğu da dindar. Ve birçoğunun üniversite mezunu veya öğrencisi olduğunu tahmin ediyorum. Şimdi sizler erkek olarak üniversite okumak için nelerden taviz veriyorsunuz bir bakalım: - Yeri geldiğinde otobüste bir bayanla istemeyerek temas ediyorsunuz. Haram mı? Evet. "Ama okulumu başka yolla gidemem otobüsten başka" E o zaman bırak okulu.. Bıraktın mı? Hayır! - Okulda bir çok kez bayanlarla istemeyerek göz temasında bulundun. Evet belki ilk bakış haram değil ama harama giden bir yolda devam etmekte ısrar ediyorsun o okulu okuyarak. Bırakacak mısın okulu? Okulun bitti. Bir fabrikada, okulda,bir kamu kuruluşunda vs çalışmaya başladın. Öğretmensin. Açık giyinen, şuh öğrencilerin var. Tahrik had safhada. Ben öğretmenliği bırakıyorum diyor musun? Mühendissin. Firma görüşmelerinde ister istemez açık saçık giyinen insanlarla muhatapsın. Ben bu işi bırakıyorum diyebiliyor musun kolaylıkla? Lütfen bu sorulara vicdanınızda cevap verip, sonra bu mesele hakkında yorumda bulununuz. Rica ediyorum.
Hz.Fatima Ömrünü, gündüzleri oruç tutarak geceleri diğer ibâdetlerle geçirmiştir. Vefât edeceğine yakın: “Ölünce beni erkekler arasına perdesiz çıkaracaklarını düşünerek çok utanıyorum” buyurmuştu. Esma binti Ümeyr şöyle anlatır: Habeşistan’da iken hurma dallarını çadır gibi ördüklerini görmüştüm, bu üzüntüsünü görünce, Hz. Fâtıma’ya bunu anlattım. “Bunu yanımda yap da göreyim” dedi. Yapıp gösterdim, çok hoşuna gitti ve duâ etti. “Öldükten sonra beni sen yıka, Ali de bulunsun. Başka kimse içeri girmesin!” diye vasiyet etti. İşte bunun için de Hz. Ali cenazesine kimseyi çağırmadı. Ehl-i beytden birkaç kişi ile cenaze namazını kılıp, gece defin ettiler. Ertesi gün Ebû Bekri Sıddîk, Ömer Farûk ve bir çok sahâbi hasta ziyareti için, Hz. Ali’nin evine geldiler. Vefat edip defnedildiğini öğrenince,”Bize niçin haber vermedin? Namazını kılardık. Hizmetini görürdük” diyerek üzüldüklerini bildirdiler. Hz. Ali kendisini erkeklerin görmemesi için, gece defin olunmasını vasiyet ettiğini, vasiyeti yerine getirmek için böyle yapıldığını söyliyerek özür diledi. Bu konu hakkında başka bir söz söylemek aklıma gelmiyor. Başını açan bütün hanım kardeşler Hz.Fatımayı akıllarına getirsinler vesselam...
"Türkiye'de devam eden bir başörtüsü sorunu var. 18 yaşından sonra rahat bırakılabilir gibi öneriler ortaya atılıyor… Sizin çözüme ilişkin bir öneriniz var mı? Çocukların okumasına mani olma durumlarının söz konusu olduğu bir dönemde dinin usulü (esasları) ve furuu (o esaslara bağlı ama onlara nazaran ikinci, üçüncü dereceden konular) açısından yaklaşarak başörtüsü ile ilgili düşüncemi arz etmiştim. Kısaca, iman esasları ve İslam'ın beş şartı kadar ağır bir mesele olmadığını ifade etmiş ve başörtüsü veya okulu tercih konusunu insanların vicdanına havale etmiştim. O zaman benim vicdanı kanaatim de okumaktan yanaydı. Böyle bir yaklaşım bir çok kesimden kimseyi rahatlatma ve Türkiye'nin geleceği adına bana çok önemli gelmişti." Yukarıdaki ifadeler Fethullah Gülen Hocaefendi ile yapılan ropörtajdan bir parça olup ; http://tr.fgulen.com/content/view/8316/15/ adresinde vardır. Hocaefendi vicdani kanaatinin okumaktan yana olduğunu söylüyor. Gerçi bu bir vicdani kanaat ve diğer kişileri bağlamaz. Fakat başörtüsünü açıp hizmet etmeyi düşünenlerin ateşli savunmalarına bakılırsa bu sadece Hocaefendinin şahsi kanaati olmaktan çıkıp cemaatin çoğunluğunun kanaati olmuşa benziyor. Hepsinin ortak kanaati diyemem,çünkü Hocaefendinin bu vicdani kanaati ile bağlı olmayanlar da mutlaka vardır diye düşünüyorum.Hüküm ekseriyete göre verilir.Mızrak çuvala sığmıyor. Doğruluğu veya yanlışlığı tartışılır fakat Bu başörtüsü konusunda Hocaefendinin ve ona tabi olanların farklı bir kanaatte oldukları kesindir. "Bu tür ifadeler bir takım insanların indi kanaat ve fikirleridir. İnsanların imanlarını, öğretmenlik yaparak kurtarmayı daha üstün görüyorum, o yüzden başımı açıyorum diyenler vardır. Bu kendisine ait bir içtihattır. Bunu bir camaate mal etmek doğru değildir." demişsiniz. Fakat sizde biliyorsunuz ki Hocaefendi ve cemaatini iyiniyetli bu savunmalarınız ne kendi vicdanınızı ne de soru soranların vicdanını tatmin etmiyor. Hocaefendiyi ben de çok seviyorum,imanından,ahlak ve faziletinden,hizmetlerinin halisliğinden şüphem yok. Ama ne diyor Üstad "hakkın hatırı alidir,başka hatırlara feda edilmez". Bu konuda Hocaefendi ile olan dostluk ve hukukumuzun hatırı için ona toz kondurmamaya çalışıyorsunuz.Bir zamanlar ben de onların içinde yetiştim,benim gönlüm de Hocaefendiye ve cemaatine toz konmaması ama hakkın gerçeğin hatırı ne olacak?
"İnsanların imanlarını, öğretmenlik yaparak kurtarmayı daha üstün görüyorum, o yüzden başımı açıyorum." Dili böyle söylüyor... Eğer nefs-i emmare karışmaksızın, kalb ve vicdanı da aynen tasdik ediyorsa -tabii ki Risale-i Nûr gözüyle bakmak kaydıyla- ve daima da maksadını kalbine ve vicdanına tasdik ettireceğinden emîn ise, buyursun hizmetini etsin ve kurtarsın îmanları.





