Madem esma-i ilahiyye bakidir, Mumit ismi ahirette nasıl tecelli edecektir?
Değerli Kardeşimiz;
Bütün esmanın sürekli tecelli edeceği şeklinde bir hüküm vermek yanlış olur. Mesela, Malikiyevmiddin ismi bir defa tecelli eder. Bu ismin defalarca tecelli etmesi için kıyametin defalarca kopması, insanların mahşer meydanına yine defalarca toplanması gerekir. Böyle bir şey söz konusu değildir.
Kabir hayatında tecelli eden isimler de diriliş ve mahşere çıkış hadisesiyle artık tecelli etmezler.
Allah’ın zatî isimleri sayılıdır, ama fiilî isimleri sonsuzdur. Ne kadar farklı fiil icra edilirse o kadar da farklı esma tecelli eder. Ancak her fiilin sürekli icra edilmesi söz konusu değildir. Allah zamandan münezzeh olduğundan bazı fiillerini bir kez icra etmesi ve o fiile taalluk eden ismin de bir kez tecelli etmesi kâfidir, uzun zamana ihtiyaç yoktur.
Kaldı ki, Allah’ın bazı isimleri hiç tecelli etmezler. Sıfat-ı selbiye tecelli etmediği gibi onlara taalluk eden esma da tecelli etmezler. Mesela, kıdem sıfatı ancak Allah’a mahsustur ve Kadim ismi de hiçbir şeyde tecelli etmez; zira her mahlukun evveli vardır, evveli olan ise kadim olamaz.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Bir vechi: Bizzât nazar-ı dekaik-aşinasıyla görsün
Sözler ( 120 )
bütün kâinatı bir saray gibi idare eden ve dünyayı ve âhireti iki oda gibi açıp kapayan ve zemin bir bahçe ve sema, misbahlarıyla süslendirilmiş bir dam gibi tasarruf eden ve mazi ve müstakbel, bir gece ve gündüz gibi nazarına karşı hazır iki sahife hükmünde temaşa eden ve ezel ve ebed, dün ve bugün gibi silsile-i şuunatın iki tarafı birleşmiş, ittisal peyda etmiş bir surette bir zaman-ı hazır gibi onlara bakan bir Zât-ı Zülcelal'e yakışır bir tarz-ı beyandır.
Sözler ( 397 )
Hem ezel; mazi silsilesinin bir ucu değil ki, eşyanın vücudunda esas tutulup ona göre bir mecburiyet tasavvur edilsin. Belki ezel; mazi ve hal ve istikbali birden tutar, yüksekten bakar bir âyine-misaldir. Öyle ise, daire-i mümkinat içinde uzanıp giden zamanın mazi tarafında bir uç tahayyül edip, ona ezel deyip, o ezel ilmine, eşyanın tertib ile girmesini ve kendisini onun haricinde tevehhüm etmesi, ona göre muhakeme etmek hakikat değildir.
Sözler ( 466 )
Yani zaman bize göre var. Cenabı Hak zamandan ve mekandan münezzehtir. Geçmiş ve gelecek onun ilmi ezelisinde her an temaşa halindedir. Esmanın tecellisi ise onun nazarında her an izlenmektedir. Fakat ölüm ile başlayan silsilede ahiretin yaratılması ve ölümün öldürülmesi bizim için var. Cenabı hakkın Mumit isminin tecelli etmesinin sonu değil. Cunki esma ezelidir.
Hazret-i İbrahim Aleyhisselâm'ın Nemrud'a karşı imate ve ihyada Güneş'in tulû' ve gurubuna intikali, cüz'î imate ve ihyadan küllî imate ve ihyaya intikaldir ve bir terakkidir.
Mektubat ( 240 )
Mümit isminin tecellisi sadece bizim anladığımız anlamda insanı ölmesi değil. İntikal, tebdil gibi mevcudatın hal değiştirmesini de içine alıyor. Mesela zaman mevhumunda mazi den müstakbele geçiş dahi o an için Mumit isminin tecellisi oluyor. Yani bu esma bu sekli ile ahirette de tecelli edebilir.