İşâratü’l-İ’câz, at sırtında nasıl yazılmıştır?
Değerli Kardeşimiz;
Üstad Hazretleri Birinci Dünya Savaşı'nda cephede iken, uygun zamanlarda İşaratü'l- İ'caz eserini talebesi Habib'e yazdırmıştır. Kâğıt parçalarına yazılan bu eser, daha sonra bir araya getirilerek tanzim edilmiş ve kitap haline getirilmiştir. Bu kitabın tamamı savaşta ve at sırtında yazılmamıştır. Zaten Üstad'ın da İşaratü'l-İ'caz'ın başında kullandığı cümle şöyledir:
"Kırk sene evvel, Harb-i Umumîde, cephede, avcı hattında, bazan at üstünde telif edilen bu İşâratü’l-İ’câz tefsirinin..."(1)
Bazen avcı hattında aklına gelen manaları talebesine yazdırmış, bazen cephede kalbine doğanları, çok az kısmını at üstünde iken yazdırmış, diğer mevzuları da sair zamanlarda telif etmiştir. Çünkü telif sadece yazdırmak değil, gelen manaların hafızada yer etmesi de bir nevi teliftir. Dolayısıyla manaların ne zaman geleceği belli değildir.
Üstadımız Risalelerin büyük bir kısmını inkıbaz ve sıkıntılı hallerinde, bazen de hasta olduğu zamanlarda telif etmiştir.
(1) bk. İşaratü'l-İ'caz, Tenbih.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Birinci Dünya Savaşı devam ederken, cephede at sırtında eser yazdırmıştır? Tarihte böyle yazılan eser bilmiyorum. Neden böyle bir zamanda ve o zor şartlar altında yazdırmıştır?
Said Nursi Hazretlerinin Birinci Dünya Savaşı sırasında, Doğu Cephesi'nde gönüllü milis alay komutanı olarak Rus ve Ermeni güçlerine karşı savaşırken yazdırdığı eser, "İşâratü'l-İ'câz" adlı Kur'an tefsiridir.
Bu eserin tamamı at sırtında yazılmamıştır, ancak savaşın en çetin anlarında, cephede, at üzerinde, siperlerde ve uygun molalarda dikte edilerek yazılmıştır. Said Nursi Hazretleri söylerken, öğrencisi Molla Habib kâğıt parçalarına yazmıştır. Bu parçalar daha sonra bir araya getirilerek kitap haline getirilmiştir.
Bu tefsir, Said Nursi Hazretlerinin yanında herhangi bir başvuru kitabı veya kaynak olmadan, tamamen hafızasındaki ilim ve birikimine dayanarak yazılmıştır.
Savaşın getirdiği ümitsizlik, ölüm ve yıkım ortamında, cephedeki askerlerin ve halkın maneviyatını canlı tutmak büyük bir ihtiyaçtı. Bu tefsir, imana dair şüpheleri gidermek, İslamiyet'in hakikatlerini anlatmak ve cihadın manevi boyutunu güçlendirmek için yazılmıştır. Bu eserle, askerlere sadece fiziksel bir mücadele değil, aynı zamanda manevi bir cihat içinde oldukları bilinci verilmek istenmiştir.
Said Nursi Hazretlerinin kendi ifadelerine göre, bu tefsir, manevi bir ilham ve ihtiyaçtan dolayı yazılmıştır. Savaşın şiddetli baskısı altında, Kur'an'ın sırlarının ve hikmetlerinin kalbine aktığı ifade edilmiştir. Bu nedenle, içinde bulunduğu fiziki zorluklar, onun için bir engel değil, aksine manevi bir yoğunlaşma fırsatı olmuş ve aynı zamanda bu tefsirin akıl ve ilim birikiminden ziyade İlahi bir vehbe mazhariyetini gösterir niteliktedir.