| Kayıtlı üye sayısı: | 21027 |
| Toplam soru sayısı: | 24252 |
| Bugün üye olanlar: | 0 |
| Bugün gelen sorular: | 14 |
Sözlüklü, Dipnotlu, Lügatlı Risale okumanın zararlarını izah eder misiniz?
Risale-i Nur, Kur’an’ın manevi bir tefsiri olmasından ve bu zamanın yaralarına tam bir ilaç haysiyeti taşımasından, her meslek ve meşrepteki insanların da bu eserlere muhtaç olmasından dolayı, Risale-i Nur malı umumidir, inhisar altına alınamaz.
O zaman, bize düşen görev, farklı tarzda Nurları okumak ve anlamak isteyenlere karşı geniş ve hoşgörülü olmaktır. Üstad, çok yerlerde, "asıl olan manadır, imanı kurtarmaktır," demektedir. Onun için, bazen mananın hatırına lafza bakılmaz.
Ülkemiz insanlarının, okumaktan ne kadar uzak olduğu izahtan vabestedir. Böyle şartlarda, halin durumuna, toplumun seviyesine göre hareket etmek gerekir.
Kaldı ki, sözlüklü Risale-i Nur okumanın hiç bir zararı yoktur. Lügatı ilk hazırlayan da Üstad'ın talebeleridir. Günümüz insanlarının kelime hazinesi çok zayıftır. Risale-i Nur ise ilim yüklü bir hazinedir. Çok zengin bir dili vardır. İnsanımızın sahip olduğu kelime sayısı üç yüzü geçmemektedir. Oysa, Risale-i Nur'un kelime haznesi, yüz binleri geçer.
Durum böyle olunca, toplum bu eserlerle ilk karşılaştığında, doğal olarak anlamama sorunu ortaya çıkacaktır. Bu sorunu aşmak için çeşitli yollar bulmak lazımdır. Lügat ve izahatlı ders yapmak tarzı, bu yollar içinde en masum ve faydalı olanlarıdır. Ama daha ileri gidip sadeleştirme, tercüme gibi yollara sapmak ise ifrattır, aslına hürmetsizliktir. Bunun dışındaki çözüm yollarına hoşgörülü bakmak isabetli olur, kanaatindeyiz.
Okunma Sayısı : 3771
Yorumlar / Yeni Yorum Ekle
Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Gelen Yorumlar
çok ğüzel cevap yazmışsınız bukonuda ifrat ve tefride ğidenler oluyor üstadın talebelerine yakışmaz selamvedua ile
lügat ile alakalı Üstadımızın beyanını varisi olan Hüsnü Byaram abimizden dinleyelim Hüsnü Bayramoğlu Abi Risale-i Nur'a sayfaya Lügat eklemek ile alakalı bizzat Üstadımızdan dinlediklerini anlatıyor. Abimizin ifadesi videoya alınmış. Üstadımıza geldiler dediler ki; Üstadımız biz yeni gençler bazı kelimeleri anlamıyoruz. Müsaade ederseniz biz her sayfanın altına o sayfanın lügatını yazacağız.dediler. Üstadımız; siz haklı olabilirsiniz fakat Risale-i Nur ..yüksek marifet-i İlahiye dersi veriyor. Okurken bilemediği kelimeyi sayfanın altına bakarsa huzuru bozulur manayı dağıtır istifade edemez. Tekrar baştanda alınmaz. Feyiz alamaz. İzin vermiyorum, dedi. Dediler ki; o zaman arkasına (kitabın) yazalım. Üstadımız sadece Mehmed Feyzi'ye izin veriyorum o yazsın. dedi. Üstadımız ilk baskıda müsaade etti fakat sonra onu da kaldırttı. Videoda daha sonra Hüsnü Bayramoğlu Abi Risale-i Nur'da verilenlerin haricinde meal vermenin sadakata aykırı olduğunu ifade ediyor.
işte üstadımızın talebelerinin bu konuda 9/2/2008 tarihinde yayınladıkları lahika: Aziz Muhterem Kardeşlerimiz Evvela: Bu gelen Ramazan-ı Şerifinizi ve hizmetlerinizi tebrik ederiz. Biz Üstadın vasiyetnamesinde yazdığı hayatta kalan varisleri olarak 27 Ağustos 2008 Çarşamba günü İstanbul'da biraraya geldik. Nur'un bazı meselelerine ve neşriyata dair hususlar görüşüldü. Her tarafta kardeşlerimizin kemal-i sadakat ve ciddiyetle nurlara sarılmalarını kemal-i hürmet, sevinç ve şükranla yad ettik. Neşriyata dair bazı hususların nazar-ı dikkate alınmasını maslahat-ı nuriye namına elzem gördük şöyle ki: Dahil ve hariçte nurların neşriyatının fevkalhad yayılması ve nur derslerinin her tarafta okunmasını; Rahmet-i İlahiye'nin bu millete ve Alem-i İslama bir bayram sevinci yaşattığını görmekte ve şükranla karşılamaktayız. Saniyen Risale-i Nur'un dahil ve hariçteki neşriyatında bazı noktalara dikkat edilmesi lazım geldiği kanaatindeyiz. Nurlar neşriyatının aynen Üstadımızın zamanında olduğu gibi yapılması zaruridir ki; sadakatımızı ve Üstadımıza layık bir talebe olabilme şükranımızı ifa etmiş olalım. Mesela: Üstadımızın bazı lahika mektuplarında şerh ve tashih manasında ilaveler yapmak ve bazılarını çıkarmak gibi tasarrufatta bulunmak sadakattan uzaklaşmaktır. Bu tahrifatı asla tasvib etmiyoruz. Üstadımız, Risale-i Nur'un te'lifinden sonra " bir harfini de değiştirmeye me'zun değilim ", dediği halde bazı neşriyatların, Üstadımızın bu ikazlarına uymaması ve tasarruflarda bulunmaları kat'iyyen tasvib edilemez. Üstadımız, Risale-i Nur'da aynen şöyle buyuruyor, " Risale-i Nur bu vazifeyi en dehşetli bir zamanda, en lüzumlu ve nazik bir vakitte, herkesin anlayacağı bir tarzda hakaik-ı Kur'aniye ve İmaniye'nin en derin ve en gizlilerini gayet kuvvetli burhanlarla ispat ediyor. " gibi çok beyanlarla nura sadakatımızı ders verdiği halde.. bazıların bilerek veya bilmeyerek sahife altına lugat koymaları ve uzun izahlarla ilaveler ve şerhler yapmaları sadakatımıza ve üstadımızın tanzim ve tertibine muhalefet olduğu malumdur. Üstadımızın nazarından geçip tasvib ettiği orjinal neşriyatlar devam etmektedir. Muhabbet, İhlas ve sadakatımızın devamını Cenab-i Hak'tan niyaz ederiz. Mustafa Sungur, Hüsnü, Abullah, Ahmed Aydemir, Tillolu Said, Seyyid Salih * * * Not: Üstadımızın 1947'de yazdığı ve neşrettiği ve sonra Emirdağ Lahikasını 1954’te tashih ederken " başta Hüsrev ve Tahiri olarak oniki kahraman kardaşlarıma vasiyet ediyorum " cümlesi üzerine işaret koyarak vasiyetnamede aşağıdaki isimleri yazmıştır. O zamanda hayatta olan onbeş kardaşımızın isimlerini kendi el hattıyla beraber aynen neşretmiştir. 1955’ten sonra neşrettiği bazı vasiyetleri de vardir ki, ikinci Emirdağ Lahikası'nda dercedilmiş ve neşredilmiştir. Üstadımızın kendi el yazısı olması itibariyle kudsi bir hatıra olarak ve kardaşlarımıza bir ramazan hediyesi olarak takdim ediyoruz.





