"Risale-i Nur okuyanlar ilmihal bilmiyor." diyenlere nasıl cevap verilebilir?
Değerli Kardeşimiz;
Bir cemaatin tümünü, böyle çok rahat bir şekilde itham etmek, gerçekten cesaret ister. Diğer taraftan, cemaat müntesiplerinin de böyle ithamları tamamen reddedip kendilerini eksiksiz, kusursuz kabul etmeleri de yine cesaret ister. Bir insanın eksiklikleri olduğu gibi, insanlardan meydana gelen bir cemaatin de elbette kusurları olacaktır. Her Müslüman’ın, bilinmesi lazım olan ilmihal bilgilerini öğrenmesi farzdır. Bütün ilmihal bilgilerini bilmesi farz değildir. Onu alimlerin ve hocaların bilmesi yeterlidir.
Nur talebeleri ilmihal dersi vermiyorlar. Hizmet sahası olarak (Allah kabul etsin) iman hakikatlerini tercih etmişler. Üstad şöyle der:
"... Çünkü, çok emârelerle anlamışız ki, bu ulûm-u imaniyedeki fetvâ vazifesiyle tavzif edilmişiz."(1)
Buradaki ithamın sebebi; "neden bütün ilmihal bilgilerini bilmiyorlar" şeklindedir. Halbuki başta Diyanet olmak üzere bu vazifeyi deruhte edenler, ihtiyaca cevap vermektedirler.
Bu bir vazife dağılımıdır. Nasıl ki ülkeyi savunmada deniz, hava ve kara kuvvetleri ayrı vazifeler üstlenmişler. Aynen öyle de; Nur talebeleri de daha çok iman hakikatlerinin tebliğ ve neşri vazifesini deruhte etmişler ve ediyorlar.
"Nur talebeleri ilmihal bilmiyor" diyenler de, bu boşluğu doldurmak için organize olup gayret etseler, bu eksiklik giderilmiş olur...
(1) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Altıncı Risale.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Acaba diyorum, ilmihal bilmiyor diyen kişi veya kişiler bunun hesabını nasıl verecekler?
Birincisi: Risale-i Nur'un çok vazifelerinden birisi de ilmihal öğrenmeye sevketmekdir. Mesela Namaz bahsi Risale-i Nur'da hususan Sözler eserinde çok bahsedilmesi ve Namazın hikmet ve öneminin anlatılması namaza sevkettiği gibi, namazın nasıl kılınacağını da öğrenmeye sevketmez mi? Elbette sevk eder.
İkincisi bir söz vardır, "Dinime küfreden dinimden olsa" manasında . Evet Risale-i Nur talebelerini eleştirenler acaba hiç Risale-i Nur okumuş mu? Yada bir Risale-i Nur talebesi ile teşriki mesai etmiş mi?
Ücüncüsü: Bir insan kusurlu olabilir ve olması da gerek, ehli imana düşen o kusuru teşhir değil, izale etmek; eğer teşhir ediyor ise İslamiyeti anlatma vazifesinde kendisi kusur etmiş olmaz mı? Böyle yapan birinin sözünede nasıl ehemmiyet verilir...
Dördüncüsü: Bir sözün hakkaniyeti varsa, o söze dahil bütün her bireyde o kusur bulunması iktiza eder ki buda imkansızdır. Çünkü Nur Talebesi olan çok ilahiyatçı ve ilahiyat profesorleri mevcuttur...
Madem öyle, bu tarz ithamlar; ben düşünüyorum ki ehli imandan gelmeyen, belki de ehli gafletten gelen ithamlar...