Üye iseniz giriş yapın, değilseniz üye olun.


Meşverette İstediğim Olmazsa Ne Yapmalıyım?

Yazar: Sorularla Risale, 20-4-2010
Kur’an-ı Kerim, seçkin insanların bir özelliğini “Onlar, aralarında şura yaparlar” şeklinde anlatır. (Şura Suresi, 42/38) Taraf-ı İlahiden Hz. Peygambere, “Yapacağın iş hususunda onlarla meşveret et” emri verilmiştir. (Al-i İmran Suresi, 3/159)

Hz. Ebu Hüreyre,
“Ben, arkadaşlarıyla Resulullah'tan daha çok istişare eden birini görmedim” der. (Tirmizi, Cihad, 35)

Mesela, Bedir Savaşı için ordu konakladığında, ashaptan Hubab b. Münzir, “Ya Resulallah, der. Eğer burada konaklayışımız vahiyle değilse Bedir Kuyusuna gidelim. Suyu tutarız, düşmana avantajlı konumda oluruz” Hz. Peygamber, bu makul teklifi aynen kabul eder.

Hendek savaşı öncesinde şehrin etrafına hendek kazılması fikri Selman-ı Farisiye aittir. “Ya Resulallah, bizim oralarda böyle yapıyorlar, isterseniz hendek kazalım” demiş, teklifi kabul edilmiştir.

Meşveret bir meseleyi bütün yönleriyle ele almak ve külli bir nazarla olayı değerlendirmek olduğuna göre bizim doğru olarak gördüğümüz ise sadece bizim bakış açımızdan görünen meselenin tek bir yönüdür. Halbuki başka cihette hadiseye bakanlar bizim doğru gördüğümüzü yanlış görebilir. Buda gayet normaldir. Zira hak bir değildir, şahsa, yere ve zamana göre farklılık arzedebilir. Meşrepler ayrı ise hadiseye bakışta farklı olacaktır. Peki yapmamız gereken nedir?

1. Meşveret’in tek başına ibadet olduğuna inanmamız gerekir.

2. Meşvereti müşavirle - yapılacak işler hususunda, ehil olan kişilerle yapmak; her meseleyi her önüne gelenle yapmamak.

3. Üstadımızın “Zâten mabeyninizde samimî tesanüd ve meşveret-i şer'iye, sizi öyle şeylerden muhafaza eder. İçinizdeki şahs-ı manevînin fikrini, o meşveretle bildirir”. dediği gibi şahsı manevinin fikri meşveretle ortaya çıkar.

4. Bizim fikrimizin aksine bir fikir meşverette kabul görse dahi, kendi fikrimizden vazgeçip o fikre ittiba etmemiz gerekir ve bunu yaparken de Rehberi Ekmelimizin Uhud Savaşı'nda kendi fikrinden vazgeçmesini (neticeyi bir rivayete göre rüya ile kesin bilmesine rağmen) örnek kabul etmemiz lazım.

5. Eğer meşveret ettiklerimiz, fikrimizin (ki kesinlikle neticesinin muvaffakiyet olduğuna inandığımız fikir) aksine bir icraatta bulunsalar, netice tam tersi olacağı için zamanla bizim fikrimizi kabul edeceklerdir. Tabi bu da sebat ve zaman ister..

Okunma Sayısı : 4875

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

Silinmiş Kullanıcı 20-Nisan-2010

Telakkiyat-ı âmme elbette önemli. Lihye-i Şerife dair bölümde kabul-ü ümmet telakkiyat-ı âmme bir nevi hüccet hükmüne geçer buyuruluyor. Fakat aksine kati delil varsa bu durum buna istisna teşkil ediyor. Peki Efendimiz (ASM) neticeyi kesin bilmesine rağmen neden fikrinden vazgeçti sorusu akla gelebiliyor?

Editör 20-Nisan-2010

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu konuda şöyle diyebiliriz: Ümmete meşveretin adabını öğretmek için.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Silinmiş Kullanıcı 20-Nisan-2010

Eğer mezkur rivayet hatalı değilse bunu rüya ile amel etmenin bağlayıcılığı olmadığını göstermek için de yapma ihtimali mevcut. Bu tabi sadece akla gelen bir fikir.