Üye Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Haber Grubu
Mail adresiniz:
(Haftalık e-bülten aboneliği)

Risaleleri Şerhetmek ya da Sadeleştirmek Uygun mu?

Yazar: Sorularla Risale, 06-3-2010

Risale-i Nur, kendine has, bedi' bir üslûba sahiptir. Müellifin ifadesiyle Risale-i Nur;

“Ne Şarkın malumatından, ulûmundan ve ne de Garbın felsefe ve fünunundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir. Belki semavî olan Kur’ânın, Şark ve Garbın fevkindeki yüksek mertebe-i arşîsinden iktibas edilmiştir.”(1)

Risale-i Nurlar 1926-1950 yılları arasında yazıldı. O günlerden bu günlere Türk dilinde çok şeyler değişti ve değiştirildi. Dilin bazı kelimelerinin zamanla değişmesi fıtri bir seyir olmakla beraber, ülkemizde bazıları ecdatla bizi bağlayan en mühim köprü olan dili tahrip ettiler. Bunun sonucu olarak, elli yıl öncesinin kıymetli eserlerini insanımız anlamakta cidden zorlanıyor. Maalesef, “Dilaçar” gibiler, nesiller arasında derin uçurumlar açabilmişlerdir. Ömer Nasuhi Bilmen’in Büyük İslâm İlmihali ve Hamdi Yazır’ın Hak Dini Kur’ân Dili isimli eserleri, Risale-i Nur’la aynı dönemde yazılmıştır. Bu iki önemli eser, yeni neslin muhatap olabilmesi için sadeleştirilmiştir.

Bazıları, “Risale-i Nur da sadeleştirilsin” temayülündedir. Bu meselede bir kaç noktaya dikkat çekmekte fayda görüyoruz:

1. Risale-i Nur, ecdadımızın diliyle aramızda tek köprü olarak kalmıştır. Hiç olmazsa bu köprüyü ortadan kaldırmamak lâzımdır.

2. Asıl hizmet, Risale-i Nurları halkın seviyesine indirmek değil, halkı Risale-i Nurların seviyesine çıkarmaktır.

3. Sadeleştirilmiş bir Risale-i Nur; üslubundan, letâfetinden, tesirinden çok şey kaybedecektir. Eserin orijinali “fikir komandoları” yetiştirirken, sadeleşmiş hali bunu gerçekleştiremeyecektir.

4. Bu eserlerde geçen ve şimdiki nesle yabancı gelen temel kelimeler bin kadardır. Birkaç aylık bir çalışmayla bunlara aşina olmak mümkündür. Bunu bırakıp kolaya yönelmek kahramanlık değildir. Unutmamak gerekir ki,

“Zorlukla beraber bir kolaylık vardır.”(İnşirah, 94/5)

5. İnsan, kelimelerle konuşur, kavramlarla engin bir tefekküre ulaşır. Bu eserlerde geçen Kur’ânî ıstılahları, cılız ifadelerle karşılayabilmek mümkün değildir. Yeni nesli, böyle ıstılahlardan mahrum etmeye hakkımız yoktur.

6. Risalelerin kelimelerine yabancı kalanlar, lügat kullanarak bu eksiklerini tamamlayabilirler. İsterlerse de lügatli olarak basılan nüshalardan okuyabilirler. Bu, onların tercihine kalmış bir durumdur. Mühim olan anlamak ve istifade etmektir. Bediüzzaman Hazretlerinin İşaratü'l-İ'caz tefsiri için ifade ettikleri aşağıdaki sözler, ilerde bu eserler üzerinde bazı çalışmaların yapılabileceği -şerh gibi- şeklinde kanaatimiz vardır. Ancak Risalelerin sadeleştirilmesiyle ilgili olarak hatıralarda ve Risale-i Nur külliyatından herhangi bir malumata sahip değiliz.

"Belki inşaallah, şu cüz-ü tefsir ve altmış altı adet, belki yüz otuz adet Sözler ve Mektubat risaleleriyle beraber me'haz olursa, ileride bahtiyar bir heyet öyle bir tefsir-i Kur'ani yazsın, inşaallah..."(2)

İzahta bazı farklı tarzlar olabilir. İşin ehli olup Risaleleri bulandırmadan izahatta bulunan ehli ilmin yaptığı bazı açıklamalar faydadan hali değildir. Çünkü önemli olan insanların anlayıp istifade etmesidir. Tabi her şeyde aşırılık iyi değil. Hiç izah etmemekte iyi değil, çok izah yapıp okunan cümleyi unutmak veya unutturmak da iyi değildir. Çok fazla mutaassıp olmaya gerek yok. Risaleleri dar kalıplara sıkıştırmadan yerine göre yapılabilen makul izah faydalı olur kanaatindeyiz.

Konu tartışmalı bir konudur. Bu konuda farklı meşrepler ortaya çıkmıştır. Her birinin kendine göre haklılık payı olabilir. Nasip olursa ilerde sitemizde bu konuda makale neşredeceğiz. Ancak şimdilik şu kadarını söyleyebiliriz:

- Risalelerin zaten kendisi izahtır. Kur'an izah edilirken -ihtiyaç olan yerlerde- Risalelerin izah edilmesi gayet normal bir durumdur. Risalelerde öyle cümleler var ki, belli bir alt yapı olmadan anlaşılmaz. Özellikle umuma bakan derslerde buraların açıklanması bir zorunluluktur. Mesela;

"Ruh zîhayat, zîşuur, nuranî, vücud-u haricî giydirilmiş, câmi', hakikatdar, külliyet kesbetmeğe müstaid bir kanun-u emrîdir."(3)

"Âmm, hâssa delâlât-ı selâsenin hiçbirisiyle delâlet etmez."(4)

- Bazılarının izahları izah olmaktan ziyade adeta bir sohbete dönüşmekte, bu da dersin Risale dersi olmasını ortadan kaldırmaktadır. Böyle naehillerin tavırları izaha karşı haklı olarak bazılarında bir antipati meydana getirmiştir. Yani bir ifrat ve tefrit söz konusudur. Ortasını bulmak gerekir, gerekli yerlerde gereken açıklama yapılmalı dersin ahengi ve bütünlüğü zedelenmemelidir.

-  Hizmette tek metot değil muhtelif metotlar olabilir.  "İlla bu budur" demek yerine herkes kendi metoduyla yoluna devam eder ve başkasına ilişmezse problem kalmaz.

Dipnotlar:

(1) bk. Şualar, Birinci Şua.

(2) bk. İşaratü'l-İ'caz, Tenbih.

(3) bk. Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, İkinci Maksat.

(4) bk. Muhakemat, Birinci Makale.

Okunma Sayısı : 8710


Pdf Olarak Kaydet - Word Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

hamditas 04-Aralık-2014 14:33:39

ALLAH razı olsun

ihlasnur 04-Aralık-2014 16:44:17

Risale-i Nur size mükemmel bir me'haz olabilir. Ve ondan erkân-ı imaniyenin her birisine, meselâ Kur'an kelâmullah olduğuna ve i'cazî nüktelerine dair müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı bürhanlar cem'edilse ve hâkeza.. mükemmel bir izah ve bir haşiye ve bir şerh olabilir.

Zannederim ki, hakaik-i âliye-i imaniyeyi tamamıyla Risale-i Nur ihata etmiş, başka yerlerde aramaya lüzum yok. Yalnız bazan izah ve tafsile muhtaç kalmış. Onun için vazifem bitmiş gibi bana geliyor. Sizin vazifeniz devam ediyor.

Ve inşâallah vazifeniz şerh ve izahla ve tekmil ve tahşiye ile ve neşir ve talim ile, belki Yirmibeşinci ve Otuzikinci mektubları te'lif ile ve Dokuzuncu Şua'ın Dokuz Makamını tekmil ile ve Risale-i Nur'u tanzim ve tertib ve tefsir ve tashih ile devam edecek. Risale-i Nur'un samimî, hâlis şakirdlerinin heyet-i mecmuasının kuvvet-i ihlasından ve tesanüdünden süzülen ve tezahür eden bir şahs-ı manevî, size bâki ve muktedir bir kuvvet-i zahrdır, bir rehberdir.
Envar/Kastamonu Lahikası ( 56 )

bu metne göre Risale-i nurla alakadar mevzuların toplanması şerh e izahtır. diye üstadım tarif etmiştir. yani kafanıza göre değil bnm koydum kaidelerle şerh ve izah yapabilirsiniz demektedir üstadım.

mesela: Hizmet Rehberi, Hanımlar rehberi, Gençlik Rehberi, Asa-yı musa, iman ve küfür müvazenleri, siracunnur, iman hakikatleri, hakikat nurları, nur aleminin bir anahtarı, rahmet ve şefkat ilaçları, zühretünnur, mirkatüssünet, bediüzzaman cevap veriyor.. gibi eserler hepsi bu nevden olan derlenme eserlerdir.

bu nevden öyle çalışmalar lazım ki nasıl ki imam gazali ra. 800 sene sonrasını etkilemişse Risalelerle her şey tekrar elealunmalı, izah edilmeli kitaplar yazılıp topluma yön verilmelidir.