Külliyat'ta Arama
Aranacak

Detaylı Arama

Lügatler :

âfâkî : dış dünyaya ait
ahd : söz, vaad
bilâtereddüt : tereddütsüz
cazibedarlık : çekicilik
cihet : taraf, yön
hâdise : olay
hadsiz : sayısız, sınırsız
hâkimiyet-i amme : genel hâkimiyet, egemenlik
Harb-i Umumî/Cihan Harbi : Dünya Savaşı
hercümerce getirmek : yakıp yıkmak, altını üstüne getirmek
istinaden : dayanarak
Kâinat Sahibi : evrenin ve herşeyin yaratıcısı ve sahibi Allah
kıymettar : kıymetli, değerli
küre-i arz : yerküre, dünya
mâkûsen mütenasip : ters orantılı
mâlâyâni : anlamsız, kişinin kendisine yararı olmayan
meşâhir-i insaniye : insanların meşhurları, ünlü kişiler
mukadderat : Allah tarafından takdir olunmuş işler ve başa gelecek olaylar
Mutasarrıf : sonsuz tasarruf hakkı olan, mülkünde dilediği gibi tasarruf eden, her işi kendi istek ve kurallarına göre idare eden Allah
muvakkat : geçici
mürşid : doğru ve hak yolu gösteren
mütedahil : iç içe, birbiri içinde
mütedeyyin : dindar
müttefikan : birleşerek, fikir birliğiyle
nev-i beşer : insanlar
nevi : tür
sermaye : mal varlığı
sermaye-i hayat : hayat sermayesi
şerik olmak : ortak olmak
zemin : yer
zîhayat : canlı, hayat sahibi
Ana Sayfa | Risale-i Nur Külliyatı | Şualar | On Birinci Şuâ | Dördüncü Mes'ele
Dördüncü Mesele

Yine Gençlik Rehberinde izahı var. Bir zaman bana hizmet eden kardeşlerim tarafından sual edildi ki:Küre-i arzı herc ü merce getiren ve İslâm mukadderatıyla alâkadar olan bu dehşetli Harb-i Umumîden elli gündür (şimdi yedi seneden geçti aynı hâl)1 hiç sormuyorsun ve merak etmiyorsun. Halbuki bir kısım mütedeyyin ve âlim insanlar, cemaati ve camii bırakıp radyo dinlemeye koşuyorlar. Acaba bundan daha büyük bir hâdise mi var? Veya onunla meşgul olmanın zararı mı var?” dediler.

Cevaben dedim ki: Ömür sermayesi pek azdır; lüzumlu işler pek çoktur. Birbiri içinde mütedâhil dâireler gibi, her insanın kalb ve mide dairesinden ve ceset ve hane dairesinden, mahalle ve şehir dairesinden ve vatan ve memleket dairesinden ve küre-i arz ve nev-i beşer dairesinden tut, tâ zîhayat ve dünya dairesine kadar, birbiri içinde daireler var. Herbir dairede, herbir insanın bir nevi vazifesi bulunabilir. Fakat en küçük dairede en büyük ve ehemmiyetli ve daimi vazife var. Ve en büyük dâirede en küçük ve muvakkat arasıra vazife bulunabilir. Bu kıyasla, küçüklük ve büyüklük makûsen mütenasip vazifeler bulunabilir.

Fakat büyük dairenin câzibedarlığı cihetiyle küçük dairedeki lüzumlu ve ehemmiyetli hizmeti bıraktırıp lüzumsuz, mâlâyani ve âfâkî işlerle meşgul eder. Sermaye-i hayatını boş yerde imha eder. O kıymettar ömrünü kıymetsiz şeylerde öldürür. Ve bazen bu harp boğuşmalarını merakla takip eden, bir tarafa kalben taraftar olur. Onun zulümlerini hoş görür, zulmüne şerik olur.

Birinci noktaya cevap ise: Evet, bu Cihan Harbinden daha büyük bir hâdise ve bu zemin yüzündeki hâkimiyet-i âmme dâvâsından daha ehemmiyetli bir dâvâ, herkesin ve bilhassa Müslümanların başına öyle bir hâdise ve öyle bir dâvâ açılmış ki, her adam, eğer Alman ve İngiliz kadar kuvveti ve serveti olsa ve aklı da varsa, o tek dâvâyı kazanmak için bilâtereddüt sarf edecek. İşte, o dâvâ ise, yüz bin meşâhir-i insaniyenin ve hadsiz nev-i beşerin yıldızları ve mürşidlerinin müttefikan, Kâinat Sahibinin ve Mutasarrıfının binler vaad ve ahdlerine istinaden haber verdikleri ve bir kısmı gözleriyle gördükleri şu ki:..
aaaaaaaaa

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

1 : Parantez içindeki not, 1946 senesine aittir.
| Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Üçüncü Mes'ele / Sonraki Risale: Beşinci Mes'ele