Lügatler :

ahali : halk
âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki hayat
avam : okumamış halk
belâ : büyük sıkıntı
beyan : açıklama
birader : kardeş
delâlet : işaret etme, delil olma
gasp etmek : zorla almak
hakaik-ı İslâmiye : İslâmın gerçekleri, esasları
hakikat : gerçek, doğru
haşir : öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma
hayalî : hayale dayalı
heves : nefsin arzu ve istekleri
ihtar : hatırlatma
irtikap etmek : yapmak, işlemek
kabil : gibi, çeşit
kinâiyat : bir şeyi temsille ve dolaylı olarak anlatan sözler
lisan : dil
makul : akla uygun
mîrî malı : devlete ait mal, kamu malı
muhafaza : koruma
muhkem : sağlam, kuvvetli
mütenasip : birbirine uygun
mütesanit : birbirini destekleyen
nefis : kişinin kendisi
nevi : çeşit
sefahet : yasak zevklere düşkünlük, beyinsizce davranış, budalalık
suret : şekil, biçim
tebaiyet etmek : uymak
temsil : kıyaslama tarzında benzetme, analoji
teshil : kolaylaştırma
teşbih : benzetme
vâzıh : açık, âşikâr
Ana Sayfa | Risale-i Nur Külliyatı | Sözler | Onuncu Söz
Haşir Bahsi

İHTAR: Şu risalelerde teşbih ve temsilleri hikâyeler suretinde yazdığımın sebebi, hem teshil, hem hakaik-ı İslâmiye ne kadar makul, mütenasip, muhkem, mütesanit olduğunu göstermektir. Hikâyelerin mânâları, sonlarındaki hakikatlerdir. Kinâiyat kabilinden, yalnız onlara delâlet ederler. Demek hayalî hikâyeler değil, doğru hakikatlerdir.

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ 1
فَانْظُرْ اِلٰۤى اٰثاَرِ رَحْمَتِ اللهِ كَيْفَ يُحْيِى اْلأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا اِنَّ ذٰلِكَ لَمُحْيِى الْمَوْتٰى وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ2

Birader, haşir ve âhireti basit ve avam lisanıyla ve vâzıh bir tarzda beyanını istersen, öyle ise şu temsîlî hikâyeciğe nefsimle beraber bak, dinle: Bir zaman iki adam Cennet gibi güzel bir memlekete (şu dünyaya işarettir) gidiyorlar. Bakarlar ki, herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar. Mal ve para meydanda, sahipsiz kalır. O adamlardan birisi, her istediği şeye elini uzatıp ya çalıyor, ya gasp ediyor. Hevesine tebaiyet edip her nevi zulmü, sefaheti irtikâp ediyor. Ahali de ona çok ilişmiyorlar. Diğer arkadaşı ona dedi ki:

“Ne yapıyorsun? Ceza çekeceksin; beni de belâya sokacaksın. Bu mallar mîrî malıdır. Bu ahali, çoluk çocuğuyla asker olmuşlar veya memur olmuşlar, şu işlerde sivil olarak istihdam ediliyorlar. Onun için sana çok ilişmiyorlar. Fakat intizam şediddir. Padişahın her yerde telefonu var ve memurları bulunur. Çabuk git, dehalet et” dedi.
aaaaaaaaa

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

1 : Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
2 : “Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kàdirdir.” Rum Sûresi, 30:50.
| Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Dokuzuncu Söz / Sonraki Risale: On Birinci Söz
Bu bölümde görmüş olduğunuz kaynaklı ve lügatli Risale-i Nur külliyatı Söz Basım Yayın tarafından hazırlanmış ve kendilerinin izni ile siteye eklenmiştir.
Sorularlarisale sitemizin kütüphanesine külliyat hediye eden; Söz Basım Yayın, RNK ve Sözler Yayınevlerine de teşekkür ederiz.
X