Külliyat'ta Arama
Aranacak

Detaylı Arama

Lügatler :

Adl : her hak sahibine hakkını veren, sonsuz adalet sahibi olan Allah
âlem : dünya, evren
âyet : Kur’ân’da yer alan her bir cümle
bilbedâhe : açık bir şekilde
cilve : görünme, yansıma
esbab : sebepler
Eskişehir Hapishanesi :
gazât-ı muzırra : zararlı gazlar
hadsiz : sayısız
harp : savaş
havale etmek : bir işi başka birine bırakma
hayret-engiz : hayret verici
hercümerc : karmakarışık
hicret : göç
inkılâp : değişme, dönüşme
İsm-i Âzam : Cenâb-ı Hakkın binbir isminden en büyük ve mânâca diğer isimleri kuşatmış olanı
istilâ etmek : işgal altına almak
kâinat : evren
lem’a : parıltı
maksatsız : gayesiz, hedefsiz
masarif : masraflar, giderler
mevcudat : varlıklar
mevt : ölüm
mezbaha : hayvan kesim evi
mezbele : çöplük
mizan : ölçü, denge
mizansız : ölçüsüz
muvazene : denge
muvazene-i eşya : varlıkların ölçü ve dengesi
muvazene-i kâinat : kâinat dengesi
mütemadiyen : sürekli
nazar-ı teftiş : denetleme bakışı
nebâtat : bitkiler
nükte : ince ve derin anlamlı söz
şuursuz : bilinçsiz
taaffün etmek : çürümek, kokuşmak
tabiat : canlı cansız bütün varlıklar, doğa
tahavvülât : değişimler
tahrip : yıkılma
temsil : benzetme, örnek
tesadüf : rastlantı
tevzin : ölçülü yapma, dengeleme
umum : bütün
unsur : madde, element
vâridat : gelirler
zemin : yeryüzü
zulmetli : karanlıklı
Ana Sayfa | Risale-i Nur Külliyatı | Lem'alar | Otuzuncu Lem'a | İkinci Nükte
İkinci Nükte

وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ عِنْدَنَا خَزَاۤئِنُهُ وَمَا نُنَزِّلُهُ اِلاَّ بِقَدَرٍ مَعْلُومٍ 1

âyetinin bir nüktesi ve bir İsm-i Âzam veyahut İsm-i Âzamın altı nurundan bir nuru olan Adl isminin bir cilvesi, Birinci Nükte gibi, Eskişehir Hapishanesinde uzaktan uzağa göründü. Onu yakınlaştırmak için yine temsil yoluyla deriz:

Şu kâinat öyle bir saraydır ki, o sarayda mütemadiyen tahrip ve tamir içinde çalkanan bir şehir var. Ve o şehirde her vakit harp ve hicret içinde kaynayan bir memleket var. Ve o memlekette her zaman mevt ve hayat içinde yuvarlanan bir âlem var.

Halbuki, o sarayda, o şehirde, o memlekette, o âlemde o derece hayret-engiz bir muvazene, bir mizan, bir tevzin hükmediyor; bilbedâhe ispat eder ki, bu hadsiz mevcudatta olan hadsiz tahavvülât ve vâridat ve masarif, herbir anda umum kâinatı görür, nazar-ı teftişinden geçirir birtek Zâtın mizanıyla ölçülür, tartılır. Yoksa, balıklardan bir balık, bin yumurtacıkla ve nebâtattan haşhaş gibi bir çiçek, yirmi bin tohumla ve sel gibi akan unsurların, inkılâpların hücumuyla, şiddetle muvazeneyi bozmaya çalışan ve istilâ etmek isteyen esbab başıboş olsalardı veyahut maksatsız, serseri tesadüf ve mizansız, kör kuvvete ve şuursuz, zulmetli tabiata havale edilseydi, o muvazene-i eşya ve muvazene-i kâinat öyle bozulacaktı ki, bir senede, belki bir günde herc ü merc olurdu.
aaaaaaaaa

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

1 : “Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri Bizim yanımızda olmasın. Herşeyi Biz belirli bir miktarla indiririz.” Hicr Sûresi, 15:21.
| Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Birinci Nükte / Sonraki Risale: Üçüncü Nükte