7. âyetin tefsiri
İçerikler
-
"Câmidlerden ism-i fâil gibi sıfatlar yapılamaz. Ancak kisbî, nisbî, itibarî olan mânâ-yı masdarîden yapılabilir. Öyleyse, ölümün halkı katl değildir." İzah eder misiniz?
-
"İnsanın katl gibi zahirî ve ihtiyarî olan fiilleri, nefsin meyelânına intiha eder... Âdetullah üzerine, irade-i külliye-i İlâhiye, abdin irade-i cüz’iyesine bakar..." İzah eder misiniz?
-
"İlim, malûma tâbidir. Bu kaziyeye göre, malûm, ilme tâbi değildir; çünkü devir lâzım gelir." İzah eder misiniz?
-
"Ölüm gibi hâsıl-ı bilmasdar denilen şey, kesb gibi bir masdara mütevakkıftır. Yani, âdetullah üzerine, o hâsıl-ı bilmasdarın vücuduna şart kılınmıştır..." İzah eder misiniz?
-
"Cenâb-ı Hakkın ef’alinde tercih edici bir garaza, bir illete ihtiyaç yoktur. Ancak tercih edici, Cenâb-ı Hakkın ihtiyarıdır." İzah eder misiniz?
-
"Bir emrin, behemehal bir müessirin tesiriyle vücuda gelmesi lâzımdır ki, tereccüh bilâ-müreccih lâzım gelmesin..." İzah eder misiniz?
-
"Abd, kesb denilen masdardan neş’et eden, hâsıl-ı bilmasdar olan esere hâlık değildir. Abdin elinde ancak ve ancak kesb vardır. Zira Allah’tan başka müessir-i hakikî yoktur..." İzah eder misiniz?
-
"Cüz-i ihtiyarî denilen şey nedir? Ne kadar etrafı kazılırsa, altından cebir çıkıyor! Bu nasıl bir şeydir?" İzah eder misiniz?
-
"Fıtrat ile vicdan, ihtiyarî emirleri, ıztırarî emirlerden tefrik eden gizli bir şeyin vücuduna şehadet ediyorlar." İzah eder misiniz?
-
"Adetullahın cereyanı üzerine hâsıl-ı bilmasdarın vücudu, masdara mütevakkıftır. Masdarın esası ise meyelândır. Meyelân veya meyelândaki tasarruf mevcudattan değildir ki,.." İzah eder misiniz?
-
"İlm-i ezelînin veya irade-i ezeliyenin bir fiille taallûkları ihtiyara mahal bırakmıyor." Sual ve cevabın birinci bölümünü izah eder misiniz?
-
"İlm-i ezelî, zannedildiği gibi uzun bir silsilenin başı değildir." ve "Malûmun mekayisi ve esbabı, kadere isnad edilemez." Cümlelerini izah eder misiniz?
-
"Ehl-i İ'tizalce: 'Ölmeyecekti.' Çünkü onlarca muradın iradeden tahallüfü caizdir." Ne demektir?
-
"Ehl-i tabiat, esbaba hakikî bir tesir veriyor." İzah eder misiniz?
-
"İnsanın kıymetini tayin eden, mahiyetidir. Mahiyetin değeri ise, himmeti nisbetindedir. Himmeti ise, hedef ittihaz ettiği maksadın derece-i ehemmiyetine bakar." İzah eder misiniz?
-
"Bir şeyin ahvalini muhakeme ettiği zaman, o şeyin rabıtalarını, esbabını, esaslarını evvela kendi nefsinde, sonra ebna-yı cinsinde, sonra etraftaki mümkinatta taharri eder." İzah eder misiniz?
-
"Cenab-ı Hakk’ın kudret, ilim, iradesi, şemsin ziyası gibi bütün mevcudata âmm ve şamil olup, hiçbir şeyle muvazene edilemez..." İzah eder misiniz?
-
"Kudret-i ezeliye, en evvel eşyanın melekût, yani içyüzüne taalluk eder. Bu yüz ise ale'l-umum güzel ve şeffaftır..." Kudret-i ezeliyenin taalluku için bir sıralama var mı?
-
"Zerre mir'at olur, fakat mikyas olamaz... Cenab-ı Hakkın mümkinata kıyas edilmesi ve mümkinatın Onun şuunatına mikyas yapılması, en büyük cehalet ve hamakattir." izah eder misiniz?
-
"Kalb gözü, sanki cevahire bir hazine olmak üzere Cenab-ı Hak tarafından yapılan bir binadır. Vakta ki sû'-i ihtiyarlarıyla ifsada uğradı..." İzah eder misiniz?
-
"Tekellümden gaybete iltifat" ne demektir?
-
"خَتَمَ fiil-i müteaddî olduğu halde عَلٰى ile zikredilmesi, hatmedilen kalbin dünyaya bakan kapısı değil, ancak âhirete nâzır olan kapısı seddedilmiş olduğuna işarettir." İzah eder misiniz?
-
"Kalpten maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir. Ancak, bir latife-i Rabbaniyedir ki, mazhar-ı hissiyatı vicdan, makes-i efkârı dimağdır." İzah eder misiniz?
-
"Kalbin hatmi, delail-i kalbiye ve vicdaniyeye aittir. Sem’in hatmi, delail i nakliye ve hariciyeye aittir. Ve keza her iki hatmin bir cinsten olmadığına bir remizdir." İzah eder misiniz?
-
"Sem' ise, kalb ve basarın hilâfına, masdardır. İşittiren ferttir. Cemaatin işittikleri, ferttir. İşiten fert, fert olur. Bunun için müfred olarak iki cem'in arasına düşmüştür." izah eder misiniz?
-
"Melekât ve malûmat-ı kalbiye, alelekser kulak penceresinden kalbe girerler. Bu itibarla, sem', kalbe yakındır." Vahiy direkt mi yoksa kulak aracılığı ile mi kalbe geliyor?
-
"Cümle-i fiiliyeye tercihan cümle-i ismiyenin ihtiyar edilmesi, basar ile görünen delillerin sabit olduklarına; kalb veya sem' ile alınan deliller ise, müteceddid ve gayr-ı sabit oldukları" ne demek?
-
"Gözün açılmasıyla eşyayı görmemek mümkün değildir. Fakat mesmuatı dinlemekte veya hatıratı tahattur etmekte bu ıztırar yoktur." Ne demektir?
-
"غِشَاوَةٌ tâbiri, gözün yalnız ön cihete hâkim ve nâzır olduğuna işarettir ki, eğer bir perde ile o cihetten alâkası kesilse, bütün bütün kör kalır." İzah eder misiniz?
-
"Tenkiri ifade eden غِشَاوَةٌ'deki tenvin, onların gözleri üstündeki perde, malûm olmayan bir perde olup, ondan sakınmak onlar için mümkün olmadığına işarettir." İzah eder misiniz?
-
"Göz, kalbin âyinesidir." Ne demektir?
-
"Cennette nimet-i azîme sahiplerinin hallerini o kâfirlere tezkir ettirmekle..." Cennet ehli cehennemdekilere üzülecek mi?
-
"Kâfirin cevher-i ruhu bozulmuştur. Bu itibarla, o bozulmuş olan kalbin gayr-ı mütenahi bir cinayete istidadı vardır." Sonradan Müslüman olanları nasıl anlayacağız?
-
"Küfür, gayr-ı mütenahi nimetlere küfran olduğundan" deniyor. Hâlbuki gördüğümüz nimetler sayılı değil mi? Gördüğümüz bütün nimetler sınırlı değil mi?
-
"Zıt, zıddına muânid ise de, çok hususlarda mümasil olur." ne demektir?
-
"İman, lezaiz-i ebediyeyi ismar ettiği gibi, küfür de âlâm-ı elîmeyi ve ebediyeyi âhirette intaç etmesi, şe’nindendir." İzah eder misiniz?
-
Kâfirin "muvakkat" bir hayatta işlediği kâfirane hayatının "ebedî" cehennemle ta’zib edilmesini, izah eder misiniz?
-
"Hakaik-i nisbiyenin sübutunu izhar etmek, hikmet-i ezeliyenin iktizasındandır. Bu gibi hakaikın tezahürü, ancak şerrin vücuduyla olur." İzah eder misiniz?
-
"Terhibin vicdan üzerine tesiri, terhibi tasdik etmekle olur. Terhibin tasdiki ise, haricî bir azabın vücuduna mütevakkıftır..." İzah eder misiniz?
-
"O kâfir, ya ademe gidecektir veya daimî bir azap içinde mevcut kalacaktır. Vücudun -velev cehennemde olsun- ademden daha hayırlı olduğu vicdanî bir hükümdür." İzah eder misiniz?
-
"Kâfir, kendi ameliyle bu duruma kesb-i istihkak etmişse de, amelinin cezasını çektikten sonra, ateşle bir nevi ülfet peyda eder ve evvelki şiddetlerden azade olur." İzah eder misiniz?