İkinci Dal
İçerikler
-
"Çok esrarın anahtarlarını tazammun eden iki sırrı beyan eder." Çok esrardan maksat nedir?
-
Evliyanın usul-i imaniyede ittifak etmesi ne manaya gelmektedir? Bu evliyaların, keşfiyatlarında tehalüf etmelerini nasıl anlamalıyız? Ayrıca "meşhudat" ve "keşfiyat" ne demektir?
-
Şuhud derecesinde olan bazı keşiflerin, hilaf-ı vaki ve muhalif-i hak çıkmasına misal verir misiniz?
-
"Hem niçin ehl-i fikir ve nazar, ... Birbirine mütenakız bir surette hakikati görüyorlar ve gösteriyorlar; bir hakikat niçin çok renklere giriyor?" Misal verir misiniz?
-
"Ehl-i fikir ve nazar"dan maksat kimlerdir? Bu zevatın kati burhanlar ile hak telakki ettikleri efkârları birbirine nasıl tezat teşkil ediyor?
-
Kelam ilmi hakkında bilgi verir misiniz?
-
"Bir hakikatin çok renklere girmesi"ne misal verebilir misiniz?
-
"Enbiya-yı salife, niçin haşr-i cismani gibi bir kısım erkân-ı imaniyeyi bir derece mücmel bırakmışlar, Kur’an gibi tafsilat vermemişler..?" İzah eder misiniz?
-
Evliyanın bir kısmının meşreplerinde bazı erkân-ı imaniyenin mücmel bir surette görünmesi ve tabilerinin erkân-ı imaniyeye lazım olan ehemmiyeti vermemelerini nasıl anlayabiliriz?
-
Hakiki kemalin, bütün erkân-ı imaniyenin inkişafıyla tahakkuk etmesi ne demektir?
-
"Enbiyanın serveri olan Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam ve kütüb-ü mukaddesenin reis-i enveri olan Kur'an-ı Hakîm" İfadesini izah eder misiniz?
-
"Çünkü hakikatte hakiki kemal-i etemm öyledir." cümlesini nasıl anlamalıyız?
-
İnsanın, mahiyeti itibariyle, hem bütün kemalata müstaid olması hem de hakikati binler perdeler içinde taharri etmesi nasıl oluyor? Konuyu, özellikle, arasındaki farklılık yönüyle açıklar mısınız?
-
"Evet, çünkü hakikatte hakiki kemal-i etem öyledir. İşte, şu kesin hikmeti şudur ki:.." Devamıyla izah eder misiniz?
-
"İnsan, çendan bütün esmaya mazhar ve bütün kemalata müstaiddir." Buradaki insandan maksat bütün insanlar mıdır?
-
"Binler perdeler" ile "binler berzahlar" ayrı şeyler midir? Hakk’ın şuhudunda ve hakikatin keşfinde berzahların ortaya düşmesi, hakikatin bunların içinde taharri edilmesi, ne demektir?
-
Kabiliyetlerin başka başka olmasının, bazı erkân-ı imaniyenin inkişafına menşe olamaması ne demektir? Bu kabiliyetler bu alanda vazifeli olan zevat-ı muhterem için mi geçerli?
-
"Esma-i ilahiyenin mazharlara göre cilvelerinin, renklerinin tenevvü etmesi"ne bir iki misal verebilir misiniz?
-
Bazı mazhar olan zatın bir ismin tam cilvesine medar olamaması ne manaya geliyor?
-
"Cilve-i esmanın; külliyet, cüz’iyyet; zılliyet ve asliyyet itibariyle başka başka suretler alması"nı izah eder misiniz?
-
Bazı istidadın cüz’iyetten geçememesi, gölgeden çıkamaması ne demektir? İstidada göre bazen bir ismin galip olması ve kendi hükmünü icra etmesi ne demektir?
-
"Bazı istidat cüz’iyetten geçemiyor ve gölgeden çıkamıyor. Ve istidada göre bazen bir isim galip oluyor, yalnız kendi hükmünü icra ediyor..." İzah eder misiniz?
-
"Zühre namiyle nakışlı bir çiçek" ifadesinde; zühre çiçeğinin tercihinin özel bir sebebi olabilir mi?
-
"Kamer’e âşık hayatlı bir katre" ifadesinde; katre ile kamer arasında nasıl bir münasebet vardır?
-
"Güneş’e bakan safvetli bir reşha" ifadesinde; Güneş ile reşhanın münasebetini açabilir misiniz?
-
Zühre için "nakışlı", katre için "kamere aşık", reşha için "safvetli" tabirlerinin kullanılması bize neyi hatırlatabilir?
-
Zühre, Katre, Reşha'nın kemali ve o kemale bir iştiyakının bulunması ne demektir?
-
Zühre, Katre, Reşha'nın hangisi nefsin, aklın ve kalbin sülûklerine işaret ediyorlar?
-
"Şu üç şeyde çok hakikatlere işaret etmekle beraber, nefis ve akıl ve kalbin sülûklerine işaret eder ve üç tabaka ehl-i hakikate misaldir." Dokuz taife olması nasıl anlaşılabilir?
-
Üç tabaka ehli hakikatten birincisinin, "Ehl-i fikir", "Ehl-i velayet", "Ehl-i nübüvvet"e işaret etmesi nasıl anlaşılmalıdır?
-
"Zühre'nin cismani cihazat ile katrenin nefsin tezkiyesiyle, reşhanın kalbin tasfiyesiyle..." Üçünün de hakikate gitmeleri nasıl oluyor?
-
"Cismânî cihâzât ile kemaline sa’yedip", "Nefsin tezkiyesiyle ve aklın istimaliyle mücahede etmekle", "Kalbin tasfiyesiyle ve iman ve teslimiyetle" hakikate gidenler kimlerdir?
-
"Enaniyeti bırakmayan ve asara dalan ve yalnız istidlali ile", "İlim ve hikmetle ve akıl ve marifetle", "İman ve Kur’an ile fakr ve ubudiyetle" giden taifeleri nasıl anlamalıyız?
-
"İşte şu üç tabakanın terakkiyatındaki sırrı ve geniş hikmeti, 'Zühre', 'Katre', 'Reşha' unvanları altında, bir temsil ile bir derece göstereceğiz." Burayı bir bütün olarak izah eder misiniz?
-
"Birincisi üç tarzdadır..." diye başlayan; güneşin, üç çeşit tecellisi ve inikası ve ifazasını açar mısınız?
-
"Kamerin hususi bir tarzda denizlere, havaya ve parlak toprağa olan..." Buradaki "parlak toprak" ifadesini nasıl anlamalıyız?
-
"İşte, Güneş’in, her bir çiçeğe ve Kamer’e mukabil her bir katreye, her bir reşhaya, mezkûr üç cihette, ikişer tarikle teveccüh ve ifazası var..." Burayı bir bütün olarak izah eder misiniz?
-
Katre ve Zühre'ye "reşha gibi ol" demek; "mahiyetini terk et" manasına gelmeyeceğine göre, bunu "İhlas ve samimiyette reşha gibi ol" şeklinde değerlendirebilir miyiz?
-
"İnsan ise, ihsan edene perestiş eder, perestişe layık olana kurbiyet ister ve görmek talep eder. Öyle ise her birimiz, istidadımıza göre, o muhabbet cazibesiyle süluk edeceğiz." İzah eder misiniz?
-
Feylesof da ehl-i fikir değil mi, neden "katre" içine girebiliyor?
-
"Celb-i rızık için toprağa bakan yüzünü, yukarıdaki şemse çeviresin... Bilsen, bilmesen, hazine-i rahmet kapısı olan toprak tarafından senin rızkın gelecektir." Ne demektir?
-
"Ey kalb-i insanî! Sen nasıl bir güneşin ayinesi olduğunu bundan bil. Bu şartı yaptıktan sonra kemalini bulursun. Fakat güneşi nefsülemirde nasılsa öyle göremezsin..." İzah eder misiniz?
-
"Kamer kendi zatında kesafetli, zulümatlıdır; ne ziyası var, ne hayatı. Senin sayin beyhude, ilmin faydasız gitti." Ay’a çıkılması ile izah eder misiniz?
-
"Güneşin hararetiyle çabuk tebahhur eder, enaniyetini bırakır, buhara biner, havaya çıkar." cümlesini geçtiği yer ile izah eder misiniz?
-
"Veraset-i Ahmediye (a.s.m.) ile Kadir ve Muhyi gibi isimlerin mertebe-i uzmasına yetişmeyen,.." İsimlerin mertebe-i uzmasına yetişmek manasını izah eder misiniz?
-
"Hakikat-ı haşir ve kıyamet, ism-i azamın ve bazı esmanın derece-i azamının mazharıdır." İsm-i azamda bütün esma mevcut olduğu halde, bazı esmanın derece-i azamın zikredilmesinin hikmeti ne olabilir?
-
"Kimin nazarı oraya çıkmazsa, taklide mecburdur. Kimin fikri oraya girse, haşir ve kıyameti, gece gündüz, kış ve bahar derecesinde kolay görür, itminan-ı kalple kabul eder." İzah eder misiniz?
-
Yirmi Dördüncü Söz'ün İkinci Dal'ını Kısaca Şematik Olarak Açıklar mısınız?