Konu Kategorileri
Site İstatistikleri
| Kayıtlı üye sayısı: | 20992 |
| Toplam soru sayısı: | 24189 |
| Bugün üye olanlar: | 0 |
| Bugün gelen sorular: | 3 |
Onuncu Risale
İçerikler
- İstidrac ne demektir? Keramet ne demektir? Farkları nelerdir?
- Basar masnuatı görüp de, basiret Sânii görmezse çok garip ve pek çirkin düşer.. Cümlesini açıklayabilir misiniz?
- Yâ İlâhî! Hasenatım senin atândandır. Seyyiatım da senin kazândandır. Eğer atân olmasaydı helâk olurdum.. Cümlesini açıklar mısınız?
- Allah rızası öncelikli aklıma gelmiyor. Veya tüm bu hizmetlerin topluma Allah rızası adına Allah'a hizmetkar olma şuuru ve gerçeğiyle değerlendirip bunu sürekli gündemimde tutamıyorum... İbadette, Her An Farkındalık Şart mıdır?
- İnsan gaflet uykusundan uyanmak için neler yapmalı? Bu konuda Risalelerden tavsiyeleriniz var mıdır?
- Bazen ibadetlerimizde huşu içinde olurken, bazen de gaflet ve isteksizlik oluyor, bunun sebebi nedir? Üstad'ın huşu ile ilgili önerdiği metodlar var mı?
- "Cenab-ı Hakkın ata, kaza ve kader namında üç kanunu vardır. Ata, kaza kanununu; kaza da, kaderi bozar." "İşte, kader, ilm-i ezelîden olduğu için; ilm-i ezelî, hadîsin tâbiriyle, manzâr-ı âlâdan,.." Bu iki konuyu bir bütün halinde açıklar mısınız?
- Mutlak Rahmet ile Mutlak Kâhr Nasıl Bir Arada Bulunur?
- "Madem ki herşeyin Allah'tan olduğunu bilirsin ve ona iz'ânın vardır. Zararlı, menfatli herşeyi tahsin ve hüsn-ü rızâyla kabul etmek lâzımdır. Ve illâ, gaflete düşmeye mecbur olursun..." cümlesinin izahı nasıldır?
- "Bilirsiniz ki, her âyet için bir zahir var, bir bâtın var; bir had var, bir muttala' var." ifadesini açıklar mısınız?
- Ve keza, celal, vahidiyetin tecellisinden, cemal dahi ehadiyetin tecellisinden zahir olur. Bazan da cemal, celalden tecelli eder.. Cümlesini açar mısınız?
- Bazan da Cemal Celalden tecelli eder. Evet Cemalin gözünde Celal ne kadar Cemildir, Celalin gözünde dahi Cemal o kadar Cemildir.. Cümlesini açıklar mısınız?
- Her şeyin kendi tesbihat ve ibadetinin bütün vecihlerini daima bilip şuur edinmesi lazım değildir. Çünkü husul huzuru istilzam etmez. Tesbih ve ibadet edenler yaptıkları amelin mahsus bir tesbih olduğunu bilirlerse kafidir...
- Ve keza, insanın vücudunda birkaç daire vardır.. Bazan da yirmi dört saat zarfında her dört tabakada muamele vaki olur. İnsanı hatâ ve galata atan, bu dört tabakadaki farkı riayet etmemektir. Burayı açıklar mısınız?
- Güzellik Paltonundur, İfadesi Yanlış Değil midir?
- Cemalin gözünde celal ne kadar cemildir; Celalin gözünde dahi cemal o kadar celildir.. Cümlesini açıklar mısınız?
- Ve keza, Vahdetü'l-vücud ehli, kâinatı nefyetmekle idam ediyorlar. Vahdetü'ş-şühud halkı ise, bütün mevcudatı, kürek cezalıları gibi nisyan zindanında ebedî hapse mahkûm ediyorlar. Bu konuyu izah eder misiniz?
- İsm-i Cemal ise, mevcudatın cüz'iyatına tecellî eder. Bu itibarla, nevilerdeki cûd-u mutlak, celâlin tecellîsidir. Ve keza, celâl, vahidiyetin tecellîsinden, cemal dahi ehadiyetin tecellîsinden zahir olur. Bu cümleleri açar mısınız?
- Cemal ile ehadiyet külliyyün zû cüz'iyât şümulüne dahildir. Celâl ile Vâhidiyet kûllün zû eczâ unvanına dahildir. Burayı açıklar mısınız?
- O sehba ağacı da daima teceddüd etmekte olan ahval-i alemi seyyal manzaraları seyretmeğe alet ve vasıta olur; ifadesini nasıl anlamalıyız?
- Cehennem-i cismanî, ârif olan mü’min için, âsiye kâfirin cehennem-i mânevîsine nisbeten cennet gibidir; cümlesini açıklar mısınız?
- Evet bu cûd-u icad Sâniin vücubundandır. Nevide celâlîdir, fertte cemalîdir... Bu cümleyi açıklar mısınız?
- "Ancak siyaset şarabıyla veya şöhret hırsıyla veya rikkat-i cinsiyeyle veya felsefenin dalâletiyle veya medeniyetin sefahetiyle sarhoş olanlar senin meşrep ve mesleğine tâbi olurlar." cümlesini açıklar mısınız?
- İnsanın ömür dakikaları insana avdet ederler. Ya gafletle muzlim olarak gelirler veya hasenat-ı muzie ile avdet ederler. Bu ifadeleri açıklar mısınız?
- "Bazan da cemal, celalden tecelli eder. Evet, cemalin gözünde celal ne kadar cemildir; celalin gözünde dahi cemal o kadar celildir." Bu konuyu izah eder misiniz?
- "Evet, bazı insanlar zerrede boğulurlar. Bazısında da dünya boğulur. Bazılar da, kendilerine verilen anahtarlardan birisiyle kesretin en geniş bir alemini açar, fakat içinde boğulur. Sahil-i vahdet ve tevhide zorla vasıl olur." Açıklar mısınız?
- "Maahaza, bazan bu büyük âlem o lâtifeye o kadar darlaşır ki, âlem o lâtifenin karnında bir zerre gibi olur. Ve o lâtifeyi, bütün seyahat meydanlarıyla, mütalâa ettiği kitaplarıyla o hardale dahi yutar, yerinde oturur,.." Açıklar mısınız?
- "Tesbihat, ibâdât, gayr-ı mahdud envâlarıyla herşeyde vardır. Fakat, herşeyin kendi tesbihat ve ibadetini bütün vecihlerini daima bilip şuur edinmesi lâzım değildir. Çünkü, husul huzuru istilzam etmez." Bu kısmı devamıyla açıklar mısınız?
- "Evet, nasıl ki midenin itasıyla bütün mat'umat ita edilmiş gibi telakki ediliyor; hayatın itasıyla da, alem-i şehadet müştemil bulunduğu nimetlerle beraber ita edilmiş gibi telakki ediliyor." Bu konuyu izah eder misiniz?
- "Amma, o ışığın, şemsin ziyasıyla, o nurun da Menbaü'l-Envarın nuruyla muttasıl olduğuna vakıf olduğun zaman anlarsın ki,.." Muannid biri bunu silsile gibi uzatabilir; güneş, helyum vs elementlerden oluşmuştur derse, nasıl cevap verebiliriz?
- "Ehl-i şuhud dediğimizden maksat, evliyaullahtır. Zira velayet sahibi, avamın itikad ettiği şeyleri gözle müşahede ediyor." Bu konuyu açıklar mısınız?
- "Ve keza insan, hayat-ı dünyeviye cihetiyle bir çekirdek olup, pek büyük semere ve sümbüller vermek için kendisine tevdi edilen cihazatı, bazı maddeleri elde etmek için tavuk gibi toprakları, gübreleri, necisleri..." cümlesini açıklar mısınız?
- "Ve keza, zalimlerin tasallutu ve belaların nüzulü, bazı hususi dualara vakittir. Bu vakitler baki kaldıkça, o namazlar, o dualar yapılır." cümlesini açıklar mısınız?
- "Lakin o inkişaf, tasfiye-i nefis ve tenevvür-ü kalb neticesi olduğu takdirde, ehl-i istidraç ile ehl-i keramet arasında tabaka-i ülada fark yoktur. Tam manasıyla fenaya mazhar olanlar ise, onlara da Allah'ın izniyle eşya-yı gaybiye inkişaf eder."İzah?
- "Ayık olan sana tâbi olmaz. Ancak siyaset şarabıyla veya şöhret hırsıyla veya rikkat-i cinsiyeyle veya felsefenin dalâletiyle veya medeniyetin sefahetiyle sarhoş olanlar senin meşrep ve mesleğine tâbi olurlar." cümlesini açıklar mısınız?
- "Hattâ Cehennem-i cismanî, ârif olan mü’min için, âsiye kâfirin cehennem-i mânevîsine nisbeten cennet gibidir." cümlesini nasıl anlamalıyız?
- "Tesbihat, ibâdât, gayr-ı mahdud envâlarıyla herşeyde vardır... Tesbih ve ibadet edenler, yalnız yaptıkları amelin mahsus bir tesbih veya sıfatı malûm bir ibadet olduğunu bilirlerse kâfidir." cümlesinin bize bakan yönü var mıdır?
- "Seriüsseyir olan bu zamanın evladına,.." cümlesinden ne anlamalıyız, ahirzamanda zaman hızlı mı?
- "Tahdis-i nimet dahi, ikinci vecihle manevi bir şükür olmakla memduh olur. Yoksa kibir ve gururu tazammun ettiğinden mezmundur." Paragrafını izah eder misiniz?
- "İnsandan maada mahlukatta teklif olmadığından..." ifadesinde neden cinlerden bahsedilmiyor?
- "İnsanın vücudunda birkaç daire vardır. Çünkü hem nebatidir, hem hayvanidir, hem insanidir, hem imani." Bu bahsi açıklar mısınız?
- "Maahaza, o gibi şeyler kasti olmasaydı, şekillerinde hikmetli tehalüf olmazdı." cümlesini nasıl anlamalıyız?
- "Tam manasiyle fenaya mazhariyet ile istidracın farkları" nasıl zahirdir? Bazı insanların dünyevi maksatlarında tam manasıyla fani olmaları ve başarı elde etmeleri istidrac mıdır?
- "Ondan dokuz menfaat ihtimali var. İkinci yolda mesele makusedir, ondan dokuz zarar ihtimali vardır." Neden Onda Dokuz İhtimal Denmiştir?
- "Semâvâtın, melâike ile tesmiye edilen münasip sakinleri vardır. Çünkü, küre-i arzın semâya nisbeten küçüklüğü ve hakaretiyle beraber zevilhayatla dolu olması, semâvâtın o müzeyyen burçları zevil-idrak ile dolu olmasını tasrih ediyor..." izahı?
- "Hayat-ı dünyeviyeye kasten ve bizzat teveccüh edip bağlanan kâfirin, imhâl-i ikabında ve bilâkis terakkiyat-ı maddiyede muvaffakiyetindeki hikmet nedir?" konu hakkında bilgi verir misiniz?
- Kaza, Kader ve Ata nedir? Levh-i mahv ve isbat ne demektir ve nasıl değişir, ayrıca bu değişimlerin ata ile alakası var mıdır?
- Tembel adam çalışkanı sever, zayıf olan kaviyi takdir ve tahsin eder. Fakat çalışmasını ister ki, iş hafif olsun, zahmetten kurtulsun. Tembel adam çalışkan kişiyi hakikaten iş esnasında sever mi?
- "Parçalayıcı arslan ile, ünsiyetli ehlî atı birbirinden tefrik edemiyor. Sehpa ağacıyla jimnastik ağacını birbirinden ayıramıyor..." cümlesinde, sehba ağacı ve jimnastik ağacı nedir?
- "Lakin alem-i şehadetin darlığına ve müstakbel ibadetlerin Allam-ül Guyub´un ilminde mevcud olduğuna binaen niyetten fiile henüz çıkmayan onların ibadetleri kabul edilmiştir." cümlesini izah eder misiniz?
- Hayvanattan olsun nebatattan olsun... ki, arzı kendisine ve zürriyetine has ve hâlis bir mescid yapmakla Fâtır-ı Hakîmin esmâ-i hüsnâsını izharla,.. diye devam eden cümleyi açıklar mısınız?
- Zira velâyet sâhibi, avâmın itikad ettiği şeyleri göz ile müşahede ediyor... Bu ifadeye göre, Evliyaullah dediğimiz Allah dostları göz ile ne görüyor?
- Risalelerde istidraç hakkındaki bilgiyi okudum. Mucize ve keramet görünüş olarak birbirine benziyor. İstidraç da onlara benzemiyor mu? Aralarında ne gibi farklar vardır?
- "Cenâb-ı Hakk'ın, iktizâları, hükümleri mütegayir bazı esmâları vardır." cümlesini devamıyla beraber açıklar mısınız?
- "Kıyamette ise, inkılâp bir değildir. Pek çok ve büyük inkılâplar olacağından, köprüsü de pek garip, acip olması lâzım gelir." cümlesini izah eder misiniz?
- "Atâ, kazâ kanununun şümulünden ihraçtır. Kazâ da kader kanununun külliyetinden ihracıdır." cümlelerini izah eder misiniz?
- "Herbir masnuda tahakkuk eden kemâl-i sanat, Sâniin her mekânda ve her masnuun yanında bulunmasına delâlet ettiği gibi, hiçbir mekânda ve hiçbir masnuun yanında bulunmamasına da delâlet eder." cümlesini açıklar mısınız?
- "Halbuki, o levazımattan laakal onda biri dünyevi hayata, dokuzu hayat-ı bakiyeye sarf etmek gerektir..." deniyor ve sonra da "... hiç olmazsa bir saati de beş namaza ve baki ve sonsuz uhrevi hayata sarf etmek lazımdır ki..." deniyor. Çelişki yok mu?
- "Ve keza, insanın bir cihetle kıl kadar bir ihtiyarı, zerre kadar bir iktidarı, şuâ kadar bir hayatı, dakika kadar bir ömrü, cüz’î bir cüz kadar mevcudiyeti varsa da, diğer cihetle hadsiz bir acz ve fakrı da vardır..." cümlesini açıklar mısınız?
- "Evet, o kafir, … güzel masnuat-ı İlâhiyenin mehasinini bilâ-şuur tanzim ediyor. Ve kuvveden fiile çıkartmakla garâbet-i san’at-ı İlâhiyeye nazarları celb ediyor." Açıklar mısınız?
- Mehdi'nin irşadını vehbi olarak yapmasını nasıl anlayacağız?
- "Binaenaleyh, dünyaya ve cismanî lezâize meyledersen, âciz, zelil bir “cüz’î” olursun. Eğer cihazatını insaniyet-i kübrâ denilen İslâmiyet hesabına sarf edersen, bir “küllî” ve bir “küll” olursun." Açıklar mısınız?
- "Sen şecere-i hilkatin ya bir semeresi veya bir çekirdeğisin." cümlesini açıklar mısınız?
- Külliyyün zû cüz'iyât ve kûllün zû eczâ, ifadesini izah eder misiniz?
- Çürük bir meyve ile olgun bir meyvenin yaratılışındaki Kemal'i nasıl anlamak gerekir, çürük meyveyi yaratan Allah, sebeplerin tesiri olmadığını mı göstermek istiyor?
- "Demek, insanın seyr-i ruhanisinde çok tabakalar vardır. Bir tabakada, insanlara huzur ve tevhid pek sühuletle nasip ve müyesser olur. Bir tabakasına da, gaflet ve evham öyle istila eder ki, kesret içinde gark olmakla..." Devamıyla açıklar mısınız?
- "Bazan da efalini tafsil ettikten sonra, isimler ile icmal eder. Bazan da halkın efalini tehdidane söyler, sonra da rahmete işaret eden isimleri ile teselli eder. Bazan da makasıdı-cüzziyyeye zikrettikten sonra,.." Örneklendirir misiniz?
- "Zira, zahire çıkan bâtınlarının nurâniyeti, mürâîlerin zulümatıyla iltibas olmaz." cümlesini açıklar mısınız?
- Mesnevi'de, gafletle yapılan zikirlerin feyizden faydadan hali olmadığı ifade edilmiştir. Başka bir risalede ise Kur'an tilaveti niyeti haricinde gafletle yapılan zikrlerin zarar verebileceği ifade ediliyor. İki ifade nasıl örtüşebilir?
- " Tezkiye muamelesi bazan tabaka-i imaniyede olur." Buradaki tezkiye muamelesi ne anlama geliyor?
- "... cüz´iyet kaydından kurtulmuşsun. Ve keza, insaniyet itâsıyla bilkuvve "küll" hükmündesin. Ve keza, iman ve İslâmiyet ihsanıyla bilkuvve "küllî" olmuşsun..." Açıklar mısınız?
- Ehl-i hakikat ve ehl-i tarikat tabirleri Risalelerde çok geçiyor. Ehl-i tarikat derken zannedersem sofilik kastediliyor; peki ehl-i hakikatin tarzı nasıldır?
- Fethu'r-Rabbani kitabında, dünyaya yüz çevirilmesi, aç kalınması, insanlardan kaçılması söyleniyor. Fakat böyle düşününce okulumuzu, ailemizi belli bir müddet terketmemiz, onlarla konuşmamamız gerekiyor. Risale-i Nur mesleğinde buna gerek var mıdır?
- "İnsanı fıtraten bütün hayvanlara tefevvuk ettiren camiiyyetinin meziyyetlerinden biri de zevilhayatın Vâhibü’l-Hayata olan tahiyye ve tesbihlerini fehmetmektir." cümlesini izah eder misiniz?
- "Zira velâyet sâhibi, avâmın itikad ettiği şeyleri göz ile müşahede ediyor..." Bunu nereden biliyoruz? Kaynağı konusunda bilgi verebilir misiniz? Hadis var mıdır bu konuda?
- "Hasenat yaptığı zaman, habbe habbe yapar. Seyyiat yaparsa kubbe kubbe yapar." Açıklar mısınız? Seyyie bir yazıldığı halde, nasıl kubbe kubbe; hasenat çok yazıldığı halde, nasıl habbe oluyor?
- "Ey ins ve cin cemaati! Mülkümden hariç bir memlekete çıkıp kurtulmak için semâvat ve arzın aktarından çıkmaya kuvvetiniz varsa çıkınız. Amma ancak bir sultanla çıkarsınız." Buradaki, bir sultanla çıkmayı nasıl anlamalıyız?
- "Hayat-ı insaniyenin vezâifinden biri de, kendi cüz’î sıfatlarını, şuûnatını, Hâlıkın küllî sıfatlarını, şuûnatını fehmetmek için bir mikyas yapmaktır." burayı nasıl anlamalıyız?






