“Namaz dinin direğidir.” hadisi dinimizin namazla ayakta durduğunu ifade etmektedir. Burada diğer ibadetlere nispeten, namazın öne çıkarılışının sebebi ne olabilir?

Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.), 03-12-2008

Bakara Sûresinin başında, Kur’an'ın “muttakiler için bir hidayet olduğu” ifade edildikten sonra muttakinin sıfatları şöyle sıralanır:

“Onlar gayba iman ederler, Namazı dosdoğru kılarlar. Onlara rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak ederler (başkalarına yarımda bulunur, böylece mali ibadetlerini de yaparlar.”

Mü’minun Sûresinin ilk ayetinde müminlerin kurtuluşa erdikleri haber verilir ve sonraki ayetlerde müminlerin özellikleri sıralanır. Hemen ikinci ayette müminin ilk vasfı olarak “Onlar namazlarında huşu içindedirler.” buyrulur.

Diğer bazı ayetlerde de namazın peşine hemen zekât kaydedilir. Yine, bazı ayetlerde de imandan sonra salih amel zikredilir.

Buna göre, bütün salih ameller namaz ve zekâtta özetlenmiş bulunuyor. Bunlardan birincisi bedenî ibadetleri diğeri ise malî ibadetleri temsil ediyorlar. Bu noktadan hareketle söz konusu hadis-i şerifin bütün ibadetleri içine aldığını ve “ibadetin, dinin direği olduğu” manasına geldiğini söyleyebiliriz.

Hadiste özellikle namazın zikredilmesinin iki manası var: Birisi, namazın diğer ibadetlerden daha önemli ve devamlı olduğu. Nitekim, haccı zengin olan kimseler bir kez farz olarak eda ederler. Oruç sadece Ramazan ayında tutulur. Namaz ise bütün Müslümanlarca her gün beş defa farz olarak eda edilir. Ayrıca, birçok nafile namazlar da kişinin hayatını adeta ibadet ağı ile örerler; kuşluk namazı, şükür namazı, abdest namazı, sefer namazı, evvabin namazı, gece namazı, sefer namazı, mübarek gecelerin özel namazları gibi.

Üstad'ın ibadet tarifenin bir yerinde şöyle geçer “Abd ile Ma’bud arasında en yüksek ve en latif nisbet ancak ibadettir.” İşte bu nispet, namazda sanki devamlılık arz ediyor. Namazını kılan kişi, günün her devresinde Rabbini hatırlamakla, hayatını O’nun rızasına göre sürdürme şuuru kazanıyor. Namazın tesiri namaz sonrası da devam ediyor.

İkinci husus da şu olabilir: Namaz kılmayan kimse haccı ve zekâtı da genellikle terk ediyor. Haramlardan sakınma konusunda da yeterince duyarlı olamıyor. Birçok emir ve yasaktan taviz vermeye başlıyor. Sanki zekâtın, haccın ve birçok emir ve yasağın direği de namaz oluyor.

“Sana kitaptan vahyolunanı oku ve namazı dosdoğru kıl. Şüphe yok ki, namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar….”(Ankebut, 29/45)

Burada orucun bir istisnası var. Namaz kılmayan birçok Müslüman orucunu tutuyor. Bu da Allah’ın özel bir lütfudur. Beş vakit namazlarını kılmayan Müslümanlar da senede bir ay da olsa kul olduklarını hatırlıyor, emir dairesinde hareket etme havasını teneffüs ediyorlar.

“Oruç benim içindir, onun mükâfatını da ben vereceğim.” hadis-i kutsisi Müslümanlar için büyük bir müjdedir.

Orucunu tutan Müslümanların büyük kısmı teravih namazını da eda ediyorlar. Böylece dinin direği olan namazdan da feyizlenmiş oluyorlar.

Son olarak bir noktaya daha temas edelim: Hadiste “Namaz dinin direğidir.” buyruluyor. İslam dini, imanın altı şartı ile İslam’ın beş şartı üzerine kuruludur. Bu on bir esas, ayetlerde “iman ve salih amel” olarak özetlenmiştir.

Her günahta küfre giden bir yol olduğu İkinci Lem’a'da güzelce izah edilmiş. “Namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar…” hükmüyle bu gerçeği birlikte değerlendirdiğimizde namaz kılmayan kişinin günahlara müptela olacağı, ahlâk değerlerinden gittikçe uzaklaşacağı, günahlar içinde yüzerek sonunda küfre girme tehlikesine maruz kalacağı ortaya çıkar. Konuya bu açıdan yaklaştığımızda namaz (daha geniş manasıyla, ibadet) imanın da direği olmuş olur.

Okunma Sayısı : 10630


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Sonuç

Yorum yok !