Üye Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Haber Grubu
Mail adresiniz:
(Haftalık e-bülten aboneliği)


Nur talebelerinin sadece Risale-i Nur okudukları, tenkit yollu olarak söyleniyor. Ne dersiniz?

Yazar: Sorularla Risale, 09-11-2006

Üstad Hazretleri, Risaleler hakkında;

.., Risaletü’n-Nur hakaik-i İslâmiyeye dair ihtiyaçlara kâfi geliyor, başka eserlere ihtiyaç bırakmıyor...”(1)

der. Başka yerlerde de bu ifadeyi “haslar için” diye tahsis eder. Üstad'ın zamanında hizmetle ve telifatla alakadar olanların çok az olması itibariyle, bu umumi ve yüce hizmet onların mesailerine terettüb ettiğinden başka şeylerle iştigal etmeleri hizmete sekte vuracağından, o zamanki Nur talebelerinin tümü Risalelerle meşgul olmuş, başka şeylerle ilgilenmemişlerdir.

Ayrıca bu zamanda herkes belli konularda ihtisaslaşmakta, ihtisas konuları dışındaki eserlere fazla zaman ayırmamaktadır.

“Umuma el atmak, umumu terk etmektir.”

Dolayısıyla kendilerini bu davaya adamış ve Risalelere hizmet etmeyi gaye edinmiş bir kimsenin, başka şeylerle fazlaca meşgul olması ihtisasını zedeler ve motivasyonunu bozar. Zaten ihtisaslaşmanın mahiyeti icabı böyle olması lazımdır.

Üstad, bu zamanın hastalığını zaaf-ı diyanet olarak belirlemiş, batıl felsefi cereyanlarla nice insanların imanlarının zedelendiğini görmüş, bütün bunlara karşı iman hakikatlerini izah ve ispata ağırlık vererek bu zamanın hastalıklarına tam deva olacak Nur Külliyatı'nı telif etmiştir. Nur talebeli de bu eserleri muhtaç olanlara ulaştırmayı, bu zamanın en büyük bir manevi cihadı olarak benimsemişler ve bunu hayatlarının gayesi yapmışlardır.

Bununla birlikte, Nur talebeleri bilgilerini artırmak için başka faydalı eserleri de okurlar. Ama bu okuyuş şahsi kalır. Birlikte neşir ve ilan için çalıştıkları eserler Nur Külliyatı'dır. Bunun normal karşılanması gerekir. Her fakültede bütün bilim dalları okutulmadığı, her tarikatta bütün zikirler çekilmediği, her sanayici her çeşit mamülün üretimine çalışmadığı gibi, Nur talebeleri de iman kurtarma davasına öncelik vermekte ve çalışmalarını bu sahada yoğunlaştırmaktadırlar. Kaldı ki, Nur talebeleri, imani ve Kur'anî hakikatlerin öğrenilmesinde bir tefsir olarak Risaleleri okumayı tercih etmekle birlikte, okudukları tek kitap Risaleler değildir.

Onlar Risalelerden namazın niçin kılınacağını öğrenirler, ilmihal okuyarak ise namazın nasıl kılınacağını öğrenirler. On Birinci Lem'a'yı okuduklarında Peygamber Efendimiz (asv)'in sünnetine uymanın lüzumunu anlarlar, siyer kitapları okuyarak ise sünnetin ayrıntılarını öğrenirler.

Bugün Nur talebelerince kurulmuş birçok yayınevi vardır. Buralarda basılan kitaplara bakılırsa meselenin boyutları görülebilir.

(1) bk. Kastamonu Lahikası, (48. Mektup)

Okunma Sayısı : 31739


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

yuvam 18-Aralık-2007

Sevgili Hocam,Biz kimsenin ne okuduğuna karışmıyoruz,ama bizim ne okuduğumuza karışılıyor.Bu muhteşem din sadece namazdan ibaret değil ki...Çok basit bir örnek vereyim.Bir insanın içinde bulunduğu halin-ilmini bilmesi farzdır.Adam karısını boşamış.Talaklar bitmiş.Haberi bile yok.Bunu risaleden mi öğrenecek.Kaldıki risaleler bir fıkıh kitabı değildir.İmanı güçlendiriyor.O zaman bırakalım imamı azamı,imam şafiyi,islamın ekonomik boyutunu,islamın pedegojik boyutun,islamın pskososyal hayata ne getirdiğini vesaire...Bunu sadece risaleyle sınırlamak çok iddialı olmaz mı? Zaten Üstad Bediüzzaman imana dair konularda diye şerhini düşmüş.Demekki herkes mesleğinde en iyi olacak ve o konuda islamın hükümlerini bilecek.Bugün nlp kitapları kişisel gelişim kitapları ekmek-peynir gibi gidiyor.Bizim alimlerimiz Peygamber efendimizin bu yönünü ortaya koyan eserler koyamadılar ne yazıkki.Boşluklar dolmaya mahkummuş.Ben bu alanda çalışıyorum.çevremdeki kardeşler hem çalışmadıkları gibi hemde çalışana mani oluyorlar.Sadece paylaşmak istedim.Selam ve muhabbetle...

NELEZ 20-Aralık-2007

güzel izah etmişini zmesleğimizde taassup yok. ama başka kitapları okuyalım derken de risalelerden uzaklaşmayalım. türlü türlü kitaplar var bazıları zarar verebiliyor. bence başka kitapları okumak ruhsat ise sadece risaleleri okumak azimettir selam ve dua ile

hasanhuseyin-77 03-Mayıs-2008

Risale-i Nur mesnevi nuriye şemme bahsinde "Ham de ayetler,şuunat ve efalinden bahseder... Hem adi şeylerden bahsi hariküladedir.Şiirin hariküladelerden bahsi,alel-ekser adidir. Buradan gayet açık olarak anladığım. Ayetler adi konuları harikalede anlatırken,kurandan başka harükülade bir meseyi bile hariküladelikten düşürüyor,adileştiriyor. R.nur Kuran tefsiri olduğuna göre anlattığı her konu adi konularda olsa harikülade anlatılıyor. harikülade konuyu bozan kuran tefsiri dışındakilerle zaman neden harcansın? Kim vaktini boş ve hariküleleikten düşen işlerle harcamak ister. O gaflettir.

yuvam 09-Mayıs-2008

Hasan Hüseyin Beye; Değerli Beyefendi Farklı şeylerden bahsediyoruz.Editör benim derdimi anlamış. Saygılarımla.

hayrülnisa 18-Mayıs-2008

bende çok istiyorum okumayı :(ama bi türlü nasip olmuyor:(:(

mehmetyeyzi 07-Temmuz-2008

selam ve dua ile başlıyorum,
bu mevzuda "nur talebeleri " olarak kendimize bir öz eleştiri yapmamız lazım geldiğine inanıyorum. zira üstadımız imani meselelerde risale-i nur başka eserlere ihtiyaç bırakmıyor! derken sahih ve lüzumlu kitaplardan okumayın? demiyor. Demesi de zaten islamın ruhuna ters olurdu? zira bir mümin; Kuran-ı Azimüşşanı ve tefsirlerini, ehadis-i şerifleri ve izahatlarını, siyer ya da islam tarihini, fıkıh yahut ilm-i hal kitaplarını okuması ve de bilmesi gerekir. Hele bir nur talebesi, kanaatimce 19.mektup, 25.söz, 27.söz, muhakemat, mesnevi vb.eserlerde işaretler edindiği üzre bu konuları herkesten ziyade bilmeli ve çok yönlü olmalı. derslerde suver-i kuraniye ya da ibare-i arabiyeleri okurken" ila-ahiri..."deyip hemen geçen çok kardeşimiz var ki bu bizim zaafiyetimiz. "ikra!emr-i sübhaniyesi ile nazil olan Kuran ne emrediyorsa, biz de ona intisaben okuyacağız. Eminim "kuranı ve hadis külliyatlarını" tedkik ederek okuduğunuzda "risale-i nur" cümlelerinin nasıl o kudsi kaynaklardan katre katre döküldüğünü tesbit ve ifşa edeceksiniz. bizim kusurumuzu üstadımıza havale etmeyelim.

ebu-la-shey 15-Eylül-2008

Bence Hocamiz her sheyi iknaedici shekilde anlatmish, diger izahlara ihtiyac burakmamish, Allah hepsinden razi olsun...

Silinmiş Kullanıcı 03-Ekim-2008

Aydınlattınız hocam, Allah razı olsun...

Ay Yüzlüm 23-Ekim-2008

Allah razı olsun hocam çok güzel izah etmişsiniz hakikaten bu zamanda ikna ve ispat edici özelliğinden doayı ^^RİSALE-İ NUR^^ ama yazınızı okuduktan sonra kendimde bazı eksikliler gördüm anladımki daha çok okumam lazım.

musabnur 03-Kasım-2008

bir arkadaş ta bana neden Kur'an okunmuyu evlerde en çok risale var dedi halbuki kendisi Kuran okumayı bile bilmiyordu bizim kardeşlerin dönerli hatimden haberi bile yoktu

içtimaiyatçı 03-Kasım-2008

Saygıdeğer hocam, değerli ifadelerinizden dolayı teşekkür ederim. Bir yerde "Risale-i Nur'daki hakikatlar aklen iknave tatmin ettiği gibi, kalbe de iman hali telkin ediyor, ruha da manevilezzet veriyor" şeklin bir ifade geçiyor. Böyel bir asırda zaten islami hakikatlarla meşguliyete vakit ayırmak (hele de nefis ve şeytan ve de zamanın cazibedarlığı düşümüldüğünde) o kadar zorlaşmış ki,Acaba İman-i hakikatlarla meşgul olma cihetinde böyle çok yönlü bir eser varken vaktimizi başka şeyler harcamak (bu farklı İslamî eserler Olabilir) ne kadar doğru olur. Bunun ölçüsü ne olamlıdır ki hem Nurları okumaktan uzak kalmayalım hem de okuduğumuz diğer eserler Nurlardaki hakikatları daha iyi alnlamamıza vesile olsun.! Saygılarımla, Dua Buyurun...

yaşaröz 04-Mart-2009

Kıymetli kardeşlerim, nur talebesi olmaya çalışan biri olarak uzun zamandır dikkatimi çeken ve bir parça da rahatsız eden bu mesele biraz daha geniş biçimde izah edilse iyi olur diye düşünüyorum. Rahatsız eden husus, risalelerin kıymetinin takdirinde hata yapılarak Kur'an ve hadisin zaman zaman önüne konulmasıdır. Bazı yerlerden duyduğum, "risalelerde yeteri kadar hadis var, hadis kitabı okumaya ihtiyaç yok", "kur'an meali okunması zarar verir, risaleler aynı vazifeyi görüyor, ihtiyaç bırakmıyor", "10 defa külliyatı bitirmeden meal ve hadis kitabı okunmaz, okunsa zarar verir" mealindeki sözler, risale-i nura sadakatmış gibi gösterilip insanlar yanıltılıyor. Bu şekilde konuşmak, zaten risaleleri anlamadığına bir delil oluyor. Ancak bunu söyleyen kişiler abi - abla konumunda olunca insanların onlara itimadı kullanılarak hataya düşülüyor. Bu umum bir hata olmamasına rağmen, yine de bu kişilerin uyarılıp sadakatla ahmaklığı birbirine karıştırmaktan uzaklaştırılmaları gerekir diye düşünüyorum. Risaleler, iman hususunda nihai noktayı koymuş büyük bir tefsirdir. Ancak, iman yanında salih amel gerekir ve salih amelin niteliği, şekli sair kitaplarda neşredilmiştir. Mesela; risalelerde hac ile ilgili hadis bulamazsınız. Bu ibadeti ancak başka bir kitaptan okumanız icab eder. Evet, bu zamanda Kur'an ve hadis'e gerçek değerini hakiki nur talebeleri veriyor, fakat bahsettiğim husus konusunda biraz dikkat edilmesi gerek diyorum.

nurcu56 15-Aralık-2011

Çok yerinde ve yeterli bir cevap, Allah razı olsun.

murats 02-Aralık-2013 11:52:31

Risale-i Nur'a mesafeli olunmasına "Kur'an-ı Kerim ikinci planda bırakılıyor, Üstad, Hz. Peygamber'in önüne geçiriliyor" şeklindeki tenkitler sebep olarak gösteriliyor. Pek çok kişi risalelerin Kur'an-ı Kerim'in önüne geçirilmeye çalışıldığına inanıyor. Açıkçası izahınız oldukça güzel fakat mesafeli duranların içini ferahlatmaya yetecek kadar kapsamlı olmadığını düşünüyorum. Özellikle "Nur talebelerinin tümü Risalelerle meşgul olmuş, başka şeylerle ilgilenmemişlerdir." ifadesini okuyan bir kişi "Kur'anı, Hadis külliyatını, fıkıh kitaplarını, ilmihalleri gereksiz görüyorlar" diye yanlış bir fikre kapılabilir. Daha iki gün önce risaleler hakkında olumsuz kanaat taşıyan birine bunun sebebini sorduğumda beni oldukça hayrete düşüren bir cevap verdi. Katıldığı bir cenazede vefat eden kişinin arkasından Risale-i Nur okunduğuna şahit olmuş ve "Kuran'ı Kerim'in yerine koymaya çalışıyorlar" zannını destekleyen bir tablo ortaya çıktığı için eserlere ve Üstad'a karşı hep mesafeli kalmış.

hamditas 27-Nisan-2016 15:06:02

mucizat-ı ahmediye risalesinde, peygamber efendimizin namaz kılarken önünden geçen çocuğa beddua etmesini, Ebu Davudun yaptığı nakilde okuyunca daha iyi anlamıştım, ebu davudun nakli, üstadın anlattığı olayı daha iyi anlamamı sağladı, şimdi birisi o bedduayla ilgili soru sorsa daha iyi cevap verebilirim, yani o rivayet risale-i nur dan öğrendiğim bir olayı tekmil etti, bir gün dersanede çay içerken 2 kişi geldi kurbanla ilgili fıkhi bir soru sordu, biz tam mukni bir cevap veremedik, soruyu soran da da çekti gitti, eğer biz mukni, tatmin edici bir cevap verseydik, o kişi sürekli risale derslerine gelirdi, hem bir Müslümanın kuranı kerimi çok iyi bilmesi gerekiyor, kuran mealini okumamız lazım, sonuçta, kuran mealini, hadis külliyatını, risale-i nur külliyatını, birbirine paralel bir şekilde okumalıyız.

oğuzhangözüpek 25-Aralık-2016 23:10:24

'''BİLİM MÜSLÜMANIN kaybedilmiş malıdır(veya ziynetidir).Nerede bulursa alsın. Hadisi Şerif'''' Size bir misal vereyim...''' Ümmetimin ihtilafı rahmettir''' Hadisi şerifi zihnimiz meşgul ediyordu... İhlas Risalelerindeki BU bahse dair açıklamalar,daha çok İHTİLAFIN PSİKOLOJİK BOYUTUNU ORTAYA KOYUYOR VE BUNA KARŞI islamın temel ilkelerine sarılmamızı tavsiye ediyordu. Yine de bir boşluk hissettiğimi söylemeliyim. Samimiyetinden emin olduğum bir ARKADAŞIM bu ihtilaf meselesindeki HADİSİ ŞERİFİ ne şekilde anlamalıyız diye sorunca ; Birden aklıma ŞURA 38. ayeti geldi. Sonra bu ayetin Önündeki ve ardındaki ayetlere baktık. Bizde şu kanaat hasıl Oldu. İhtilaf farklı FİKİR VE GÖRÜŞLERİ çağrıştırıyor.Elbette İSTİŞARE EDERKEN farklı fikir ve düşünceler,yollar ortaya çıkacak.Ancak aklın yolu birdir.İşte O farklılıklar ortamında ÜMMET; en faydalı,makul yolu tercih edecek. HALİYLE ZITLARIN VE BENZERLİKLERİN ARASINDAN EN HAYIRLI NETİCE ELDE EDİLECEK.Bu ise RAHMETTİR.....Zaten Şura 38.ci ayetin öncesine ve sonrasına bakarsak bu anlamın PEKİŞTİRİLDİĞİNİ görebiliriz. ****İslam Dünyasını geri bıraktıran en önemli sebeplerden biride BİR NOKTAYA çakılıp kalarak oraya sabitlenmektir. İçtihatların Amele indirgenerek sabitleştirilmesi,tarikat usullerinin ve tarzlarının değiştirilmeden yüzyıllarca aynı noktada bırakılması gibi....ŞAHSEN ŞUNU DİYEBİLİRİM Kİ ne zaman gerek KUR'andan, Gerek H.Ş lerden gerekse TARİHEN SABİT tecrübelerden ,bilgilerden yola çıkarak bir farklı fikir veya izah beyan etsem Bazen ŞİDDETLİ bir MUARAZA ile karşılaştım diyebilirim. Yirminci lem'anın ilk maddelerinde yazılı tesbitlerin aynısı vukua geliyordu.. Halbuki ÇAREDE hemen sonraki sayfalarda yazılıydı...Mesele Bir Yılda ZİKİR EHLİ GİBİ RİSALELERİ DEVİR YAPA YAPA OKUMAK DEĞİL MESELE oKUDUĞUNU KAİNAT ile birleştirerek kendi şahsında Ruhen ve Fiziken İMTİZAC ettirmek meselesidir. CENAZE EVİNDE RİSALE DERSİ ; Ölümün Ne kadar güzel bir nimet,sevgililere kavuşmanın VUSLATI ..vs vs vs olduğunu anlatmak ve AİLE efradına teselli ve İNŞİRAH vermek amacıyla yapılmıştır. Yoksa BAZILARININ yaptıkları gibi Yüzeyden KUR'an okuyup Sevabını şuna buna bağışlamak niyetiyle değil. ÖLÜNÜN arkasından KUR'AN okunacak diye DİNİN bir emri yok. Ama Cenaze sahiplerini TESELLİ EDİN diye var. Adetler HAKİKATLERİN yerine gelenek belası ile ikame edilirse yanılırız...Aynen bunun gibi RİSALELERİ OKUMAYI ve DERS YAPMAYI ;TEFEKKÜR VE BİLGİ DÜNYAMIZI BİR merdiven YAPARAK HAKİKATE ulaşmayı GAYE edinirsek zaten ilk İşimiz KURANIMIZI ELİMİZE almak, DİĞER AYETLERİDE aynı merceğin altına alarak öğrenmek olur. HİÇ AKIL karı mıki RAB'BİMİZ BİZE ''oKUYUN ANLAYIN DİYE SİZE kur'anı İNDİRDİK DİYECEK'' BİZDE YOK ALLAH'IM Seni anlamak için bize Risle-i Nur yeter, artık senin Kitabına ihtiyaç yok diyeceğiz. '' Böyle ANLAMA gelecek her türlü söylem ve davranıştan şiddetle kaçınmak LAZIMDIR. Aksi takdirde Gayrettullah'a dokunur.Allah'ın Hukukunu zedeler.Yarın ahirette Yüce ALLAH TIPKI İSA Nebiye sorduğu gibi ÜSTADIMIZA DA SORAR.'' Said sen mi söyledin BUNLARA,KUR'AN OKUMAYIN,Öğrenmeyin sadece Risale okuyun diye?''' Sorar mı ? SORAR. O sebeple İFRAT VE TEFRİTTEN kaçınmalı ASIL MAKSADIN ALLAH'A VUSLAT OLDUĞUNU hiç mi hiç Unutmamalıyız. Kalın sağlıcakla ve Selamla.

Silinmiş Kullanıcı 26-Aralık-2016 10:52:22

üstadın tavsiyesi varmı kurandan günde şu kadar. ilmihalden şu kadar. fıkıhtan şu kadar. siyerden şu kadar. okuyun şu kitapları okuyun. veya buna benzer tavsiyeler. üstad "Bizim cemâatimizin meşrebi, muhabbete muhabbet ve husûmete husûmettir. Yani beyne’l-İslâm muhabbete imdâd ve husûmet askerini bozmaktır. Mesleğimiz ise, ahlâk-ı Ahmediye (asm) ile tahalluk ve Sünnet-i Peygamberîyi (asm) ihyâ etmektir. Ve rehberimizşerîat-ı garrâ ve kılıcımız da berâhîn-i kātıa ve maksadımız i‘lâ-yı Kelimetullâhtır. Cemâatimize her bir mü’min ma‘nen müntesibdir. Sûreten intisâb ise, sünnet-i Nebeviyeyi (asm) kendi âleminde ihyâya azm-i kat‘î iledir. En evvel mürşid-i umûmî olan ulemâ ve meşâyih ve talebeyi şerîat nâmına ittihâda da‘vet ederiz." "Biz Kālû Belâ’dan Cem’iyet-i Muhammediye’de (asm) dâhiliz. Cihetü’l-vahdet-i ittihâdımız tevhîddir. Peymân ve yeminimiz îmân­dır. Mademki muvahhidiz ve müttehidiz. Her bir mü’min i‘lâ-yı Kelimetullâh ile mükelleftir. Bu zamanda en büyük sebebi maddeten terakkî etmektir. Zîrâ ecnebîler, fünûn ve sanâyi‘ silâhıyla bizi istibdâd-ı ma‘nevîleri altında eziyorlar. Biz de fen ve san‘at silâhıyla i‘lâ-yı Kelimetullâhın en müdhiş düşmanı olan cehil ve fakr ve ihtilâf-ı efkârla cihad edeceğiz. Ama cihâd-ı hâricîyi şerîat-ı garrânın berâhîn-i kātıasının elmas kılıçlarına havâle edeceğiz. Zîrâ medenîlere galebe çalmak iknâ‘ iledir. Söz anlamayan vahşiler gibi icbâr ile değildir. Biz muhabbet fedâîleriyiz. Husûmete vaktimiz yoktur. Cumhuriyet ki, (Hâşiye) adâlet ve meşveret ve kanunda inhisâr-ı kuvvetten ibârettir. On üç asır evvel şerîat-ı garrâ teessüs ettiğinden, ahkâmda Avrupa’ya dilencilik etmek, dîn-i İslâma büyük bir cinâyettir ve şimâle müteveccihen namaz kılmak gibidir. Kuvvet kanunda olmalı. Yoksa istibdâd tevzî‘ olunmuş olur. اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْقَوِيُّ الْمَت۪ينُ hâkim ve âmir-i vicdânî olmalı. O da ma‘rifet-i tâm ve medeniyet-i âmm veyahud dîn-i İslâm nâmıyla olmalı. Yoksa istibdâd dâimâ hükümfermâ olacaktır. İttifâk hüdâdadır. Hevâda ve heveste değil. İnsanlar hür oldular, ama yine abdullâhdırlar. Her şey hür oldu, şerîat da hürdür, meşrûtiyet de. Mesâil-i şerîatı rüşvet vermeyeceğiz. Başkasının kusuru insanın kusuruna sened ve özür olamaz." "Tarîk-i Muhammedî (asm) şübhe ve hileden münezzeh olduğun­dan, şübhe ve hileyi îmâ eden gizlemekten de müstağnîdir. Hem o derece azîm ve geniş ve muhît bir hakîkat, bâhusus bu zaman ehline karşı hiçbir cihetle saklanmaz. Bahr-i ummân nasıl bir destide saklanacak? Tekraren söylüyorum ki: İttihâd-ı İslâm hakîkatinde olan İttihâd-ı Muhammedî’nin (asm) cihetü’l-vahdeti, tevhîd-i İlâhîdir. Peymân ve yemini de îmândır. Encümen ve cem‘iyetleri, mesâcid ve medâris ve zevâyâdır. Müntesibîni umum mü’minlerdir. Nizâmnâmesi sünen-i Ahmediyedir (asm). Kanunu, evâmir ve nevâhî-i şer‘iyedir. Bu ittihâd, âdetten değil, ibâdettir. İhfâ ve havf, riyâdandır. Farzda riyâ yoktur. Bu zamanın en büyük farz vazîfesi, ittihâd-ı İslâmdır. İttihâdın hedef ve maksadı, o kadar uzun ve münşaib ve muhît ve merâkiz ve maâbid-i İslâmiyeyi birbirine rabt ettiren bir silsile-i nûrâniyeyi ihtizâza getirmekle, onunla merbût olanları îkāz ve tarîk-i terakkîye bir hâhiş ve emr-i vicdâniyle sevk etmektir. Bu ittihâdın meşrebi muhabbettir. Husûmeti ise, cehâlet ve zarûret ve nifâkadır. Gayr-i müslimler emîn olsunlar ki, bu ittihâdımız bu üç sıfata hücumdur. Gayr-i müslime karşı hareketimiz iknâ‘dır. Zîrâ onları medenî biliriz. Ve İslâmiyet’i mahbûb ve ulvî göstermektir. Zîrâ onları munsıf zannediyoruz. Lâubâlîler iyi bilsinler ki, dinsizlikle kendilerini hiçbir ecnebîye sevdiremezler. Zîrâ mesleksizliklerini göstermiş olurlar. Mesleksizlik, anarşilik sevilmez. Ve bu ittihâda tahkîk ile dâhil olanlar, onları taklîd edip çıkmazlar. İttihad-ı Muhammedî (asm) olan ittihâd-ı İslâmın efkâr ve meslek ve hakîkatini efkâr-ı umûmiyeye arz ederiz. Kimin bir i‘tirâzı varsa etsin, cevaba hazırız." "Şöyle ki: İttihâd-ı İslâm olan İttihâd-ı Muhammedî (asm) dedi­ği­miz vakit, umum mü’minlerin mâbeyninde bilkuvve veya bilfiil sâbit olan ittihâd muraddır. Yoksa İstanbul ve Anadolu’daki cemâat murad değildir. Ama bir katre su da sudur. Bu ünvandan tahsîs çıkmaz. Ta‘rîf-i hakîkîsi şöyledir: Esas temeli şarktan garba, cenûbdan şimâle mümted; ve mer­kezi Haremeyn-i Şerîfeyn; ve cihet-i vahdeti tevhîd-i İlâhî; peymân ve yemini îmân; nizâmnâmesi sünnet-i Ahmediye; (asm) kanunnâmesi, evâmir ve nevâhî-i şer‘iye; kulûb ve encümenleri, umum medâris mesâcid ve zevâyâ; o cemâatin ilel-ebed ve muhalled nâşir-i efkârı, umum kütüb-ü İslâmiye; ve her vakit nâşir-i efkârı, başta Kur’ân ve tefsîrleri ve bu zamanda bir tefsîri Risâle-i Nûr ve i‘lâ-yı Kelimetullâhı hedef ve maksad eden umum dînî ve müstakîm cerâiddir. Müntesibîni, umum mü’minlerdir. Reisi de Fahr-i Âlem’dir. (asm)" burda diyor müslümanların "o cemâatin ilel-ebed ve muhalled nâşir-i efkârı, umum kütüb-ü İslâmiye; ve her vakit nâşir-i efkârı, başta Kur’ân ve tefsîrleri ve bu zamanda bir tefsîri Risâle-i Nûr ve i‘lâ-yı Kelimetullâhı hedef ve maksad eden umum dînî ve müstakîm cerâiddir." burdan bütün islamı kitaplardan ve kuran tevsirlerinden ve i‘lâ-yı Kelimetullâhı hedef ve maksad eden umum gazetelerden yaralanmayı göstermiyormu. üstad risale-i nura talebelerinin islam hakikatleri bakımında risale-i nur kapsayıcıdır kafanızı dağıtmayın diyor, çalışmalarındada bütün bunlardanda yararlanabilirler diyor anlıyorum.