Üye Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Haber Grubu
Mail adresiniz:
(Haftalık e-bülten aboneliği)

Kur'an-ı Kerim'de müminlerin vasıflarından zikredilen meşveret için; birkaç kişinin önceden organize olup, kulis yaparak, meşverette ortak hareket edip, başkalarına kendi fikirlerini oylama usulüyle de olsa kabul ettirmeye çalışması meşveretin esaslarına uygun mudur?

Yazar: Sorularla Risale, 10-3-2018

Meşveret, istişare, şura en güzel fikrin tespit edilmesini sağalmak için konulmuş bir fikir meclisidir. Meşveret şeffaf, özgür ve edep dahilinde yapılmalıdır. Herkes içindeki düşünceleri ya da çekinceleri rahatlıkla bu mecliste ifade edebilmelidir. O zaman alınan karar herkesin içine siner, herkes bu kararın tatbik edilmesine canıgönülden destek verir.

"Meşverette bulunan pişman olmaz."
"İstişare eden zarar görmez."
"Meşveret eden güvenlik içindedir."
"İstişare edip doğru neticeye ulaşmamış bir topluluk yoktur.”

gibi atasözleri de bu manayı vurguluyor.

Kulis yapmak, herhangi bir toplulukta oturum dışında gizli kapaklı çalışmalar yapmak anlamına geliyor. Bu yüzden kulisin özünde fikir dayatması, hırs ile fikrini galip getirme, kamplaşma, gibi olumsuz çağrışımlar bulunuyor. Bu yüzden kulis yapmak iyi bir şey değildir.

Şuranın, Allah rızası için ve Müslümanlar yararına yapılması, rüşvet, baskı ve tehditlerle istişare heyetin düşünce çizgisinin saptırılmasına meydan verilmemesi de önemli bir esastır.

Meşverette her zaman icmâ olmayabilir; herkesin görüşünün tek bir noktada toplanmadığı durumlarda, ekseriyetin düşünce ve kanaatine göre amel edilir. 

İster icmâ kararıyla, ister çoğunluğun görüşüne göre olsun, şura, usulüne göre cereyan etmişse, artık orada üzerinde anlaşılan görüşe muhalefet etmek câiz değildir ve alternatif düşünceler ileri sürülemez. "Ben farklı ve isabetli bir görüşte bulunmuştum." veya "Ben muhalefet şerhi koymuştum." gibi sözlerle alınan karar aleyhinde rey izhar etmek düpedüz bozgunculuk ve günahtır.

Allah Rasûlü (asm), kendi içtihatlarına rağmen böyle bir çoğunluğun görüşlerine uyarak Uhud'a çıkmış, sonra da evvel ve âhir, hatalı da olsa, ekseriyetin içtihatlarıyla alâkalı hiçbir beyanda bulunmamıştır.

Okunma Sayısı : 390


Pdf Olarak Kaydet - Word Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

omrc07 10-Mart-2018 11:55:33

Allah razı olsun.Fakat tevil yoluyla cevap verilmiş.Kulis yapmanın islama ve meşveret esaslarına ters olan kısmının kaynağı yazılmamış.Bu metinden anladığım.Meşverette kulis yapan kişiler olsa da bu meşverete rahmettir.Yani kulis yapmak meşru mu?Değilse kaynağı.Evetse kaynağı ?Mesele kulis yapmanın meşveretle muvafikıyeti,Meşveretin rahmet olması değil.Tefrik noktamız burasıdır.Kulis yapmak ehli siyasetin bir düsturu değil midir?Hakka hizmet edenler ehli siyasetin düsturunu neden kendine rehber ederler.Yani bu meşverette karşılıklı konuşarak bir karar alınmaz.Biz en iyisi kulis yoluyla rey çekelim demek şimdiki ehli siyasetin düsturlarından farklı mıdır?Allah razı olsun.Daha detaylı bir cevap verebilir misiniz?

Editör 10-Mart-2018 15:04:53

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kulis yapmak fısıldaşmaya benziyor fısıldaşmanın dini hükmü ise şu şekildedir:

Onların fısıldaşmalarının çoğunda hayır yoktur; ancak bir sadaka vermeyi veya bir iyilik yapmayı veya insanların arasını düzeltmeyi emreden(lerin fısıldaşmaları) müstesnâdır. Artık kim Allah’ın rızâsını arayarak böyle yaparsa, bunun üzerine ileride ona büyük bir mükâfât vereceğiz. Nisa, 114

Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Üç kişi bir arada bulunduğunuz vakit, başka insanlara karışıncaya kadar, (içinizden) iki kişi, diğerini bırakıp fısıldaşmasın. Çünkü bu fısıldaşma, o kişiyi üzer."
Buhârî, İsti'zân 47; Müslim, Selâm 37, 38; Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Edeb 24; Tirmizî, Edeb 59; İbni Mâce, Edeb 50 Riyazü's Salihin - İmam Nevevi Tercüme ve Şerh: Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Yrd. Doç. Dr. Raşit Küçük

Üç kişi bir arada iken, ikisinin bir tarafa çekilip gizli gizli konuşmaları, üçüncü kişiyi işkillendirir. Kendisi hakkında kötü bir şey planlandığını zanneder. En azından, kendisini konuşmalarına ortak etmedikleri için üzülür. Böyle bir tavır, orada bulunanlar arasında soğukluğa ve güvensizliğe sebep olur. Bu sebeple Resûl-i Ekrem Efendimiz, böyle bir davranışın İslâm muâşeret kurallarına uygun olmadığını bildirmiş ve yasaklamıştır. İmam Mâlik ve Nevevî bu yasağın, haram anlamında olduğu görüşündedirler.

Üçten çok kişinin bir arada bulunduğu bir mecliste de, bir kişiyi dışlayarak hepsi birden kendi aralarında fiskos edecek olsalar, hüküm yine aynıdır. Bu da yasaktır. Öte yandan bir mecliste, içlerinden birinin bilmediği bir dille konuşmak da gizlice fısıldaşmak hükmündedir. Çünkü bu durum o kişiyi üzer ve şüphelendirir. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör