Üye Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Haber Grubu
Mail adresiniz:
(Haftalık e-bülten aboneliği)


"Cumada hutbe, zaruriyat ve müsellemâtı tezkirdir; nazariyâtı talim değildir. İbare-i Arabiye daha ulvî ihtar eder. Hadis ile âyet muvazene edilse görünür ki, beşerin en belîği dahi, âyetin belâğatine yetişemez, ona benzemez." İzah eder misiniz?

Yazar: Sorularla Risale, 13-1-2018

"Cumada hutbe, zaruriyat ve müsellemâtı tezkirdir; nazariyâtı talim değildir. İbare-i Arabiye daha ulvî ihtar eder. Hadis ile âyet muvazene edilse görünür ki, beşerin en belîği dahi, âyetin belâğatine yetişemez, ona benzemez."(1)

Cuma hutbesinin makamı ihtar ve ikaz makamıdır. Yoksa içtihat ve yorumların, siyasi veya dinin detay konularının talim edilip öğretildiği bir makam değildir.

Zaten ihtar ve ikazda da tafsil ve izaha ihtiyaç hasıl olmaz, kısa ve öz bir şekilde okumak yeterlidir. En etkili ve hülasa ifade ise, ayet ve hadislerin yorumsuz bir şekilde orijinal şekli ile zikredilmesidir. Bu sebeple cuma hutbelerinde ayet ve hadislerin zikredilmesi kafidir.

Bunun dışında yapılan şeyler makbul değildir bid'attir. Lakin bid'atin olması cuma namazının sıhhatine zarar vermez, sadece sevabını azaltır. Bu bid'atleri bahane ederek cuma terk edilemez.

Konuyu Üstadımız şu şekilde  izah ediyor:

"Meselâ, bazı gafiller, hutbenin Türkçe okunmasını istihsan ediyorlar ki, halkın bilhassa siyasî ahvalden haberleri olsun. Halbuki bu gibi ahval-i siyasiye yalandan, hileden, şeytanî fikirlerden hâli değildir. Hutbe makamı ise, ahkâm-ı İlâhiyenin tebliği için ittihaz edilmiş bir makamdır."

"Sual: Avâm-ı nâs Arabîden haberdar değildir; fehmedemez."

"Cevap: Avâm-ı nâs, zaruriyat ve müsellemat-ı diniyeye muhtaçtır. Ve hutbe makamı da bu gibi hükümlerin tebliği içindir. Bu hükümler kisve-i Arabiye içinde tafsilen değilse de icmâlen avâm-ı nâsa malûm ve mâruftur. Maahaza, lisan-ı Arapta bulunan şehâmet, yükseklik, meziyet, satvet diğer lisanlarda yoktur."(2) 

Sıradan insanlar dinin temel konularının, yani emir ve yasakların ihtar ve ikaz edilmesine muhtaçtırlar. Alimleri, uzmanları ilgilendiren detay konuların cuma gibi toplumsal ibadetlerde izah edilmesi hem yer ve zaman bakımından hem önem bakımından gereksizdir.  İhtar ve ikaz konusunda da hem Allah ve Resulünün ifadeleri hem de orijinal şekli en etkili en sarsıcı olandır.

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, Hakikat Çekirdekleri: 111.
(2) bk. Mesnevî-i Nuriye, Hubâb.

Okunma Sayısı : 223


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

Nurun fedaisi 13-Ocak-2018 09:28:26

Bir şey sormak istiyorum da.. Bu yeri bir türlü anlayamıyorum.. Türkçe hutbe okunmamasını anlayamadım.. Arapça okununca anlamıyoruz ki.. Anlamadığım bir hutbeden nasıl istifade edebiliriz ki.. Bu konuyu açar mısınız?.. Üstad bu konuda niye böyle bir tavır sergiliyor?..

Editör 15-Ocak-2018 09:26:45

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cuma hutbesini namaz gibi düşünmek gerekiyor. Namazda meal okumuyoruz ama latifelerimiz yine de hissesiz kalmıyor. Akıl bir derece hissesini alıp susar ama insanda öyle latifeler var ki bin defa okunsa yinede usanmıyor. Cuma hutbesinde okunan ayet ve hadislerin kısa meali akla bir hisse verir ama diğer latifeler orijinal ifadeden feyizyap olabililerler.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

oğuzhangözüpek 15-Ocak-2018 09:44:10

Tuhaf olan Üstadın açıklaması değil Üstaddan sudur eden her sözün ve fiilin illa doğru olduğunda ısrar edilmesidir.''Doğru buluyorsanız alınız,değilse ben dahi olsam almayınız'' diyen Üstadın bu sözüne dahi muhalefet edildiğini görüp üzülmemek elde değil. Siyasi ve sosyal meseleler su götürür meseleler olup zamana,şartlara,kişilere göre yorumları da değişir.İşin içinde İNSAN var ise çok şey 2 kere 2 dört eder gibi değildir.Cuma da bir kısmım Türkçe okunması sevabı azaltır demek dahi doğru değildir.Sevabı artırıcı tek şey vardır o da ihlas ve Rıza-i İlahidir.Elbette İkaz ve Uyarılar KUR'an ve Sünnetten yapılacaktır. Zira Rehber onlardır.Amma O mübarek Lafızdaki engin manaları da ÜMMETE izah etmenin de sakıncası olmaz .Hatta faydalı olur.Zira herkes her ayetin,hükmün manalarına vakıf olmaz. Üstad Şafi içtihadındandır. Şafiler de en 40 kişi ile Cuma namazı kılınabilir ki Kırsal alanda yaşayan insanlar en az Haftada bir bir araya gelip Alemi İslam ve AHVALDAN HABERDAR OLSUNLAR.BU VECİHLE cuma HUTBELERİNİN ZATEN BİR SİYASİ ve SOSYAL BOYUTU VARDIR DERSEK yanlış olmaz.Mesele Resulullah asm ve Raşit Halifelerden ra sonra KUR'An VE sünnetten AYRILAN İDARECİLERİN BİDAT DOLU uygulamalarıdır.Dolayısıyla Dünya HİKMETİ olarak vasfını kısmen yitiren CUMA HUTBELERİNİN veriliş tarzının Arapça mı ,Herkesin Kendi Lisanı ile mi olmasının tartışılması da uygun değildir.Üstad İÇTİHADININ Azamet Tarafını tercih etmiştir. Umumi konularda RUHSAT tarafının tercih edilerek Ümmete kolaylık sağlamak bence daha münasiptir. Zaten Ayetlerin ve Hadislerin aslı Okunarak İcabet te yapılmaktadır. KUR'AN'ımız Ne kadar çok anlaşılırsa; YOKMU ONDAN öĞÜT ALAN diye tebliğ ettiği ÖĞÜT ve TAVSİYELER yeterince anlaşılmaz.Anlaşılmayan İLAHİ TEBLİĞ DE TEBLİĞ OLMAZ en azından bazı Cihetler yönüyle. Cumanın şartlarından biri de BİZDEN OLAN EMİR SAHİPLERİNİN o MESCİD DE Cuma SALATI İÇİN İZİN VERMİŞ OLMASIDIR..BU izin MÜSLÜMANLARIN HÜR VE KENDİLERİNDEN olan bir İDAREYE sahip olduklarını göstermesi açısından önemlidir.Zamanın SİYASİ İDARESİ CUMA SALATINA BİDATLAR KARIŞTIRIYOR ÖYLE İSE CUMA yı NAMAZ kılar gibi geçiştirelim demek ''İSLAMIN KÖTÜLÜKLER karşısında KARŞI DURUN emrine değilde'' ,BİDATLARA tabi olun anlamı da taşır. BU BİR kişisel İÇTİHATTIR . İMANİ bir meselede değildir. İDARELER dini KENDİ KEYİFLERİNE TABİ HALE GETİRİNCE CUMALAR namaz sanılır,öyle eda edilir. CUMA SALATINI İKAME etmek , NAMAZ KILMAK değildir. SALATI İKAME ETMEK İSLAMI DİMDİK AYAKTA TUTMAKTIR. Bu sebeple SALAT; İSLAMIN DİREĞİ olur yoksa sadece RİTÜELDEN öteye geçemez. SALAT VE selam SİZLERE OLSUN

Nurun fedaisi 15-Ocak-2018 11:14:59

Abi çok tenkide açık bir cevap vermişsiniz.. Tek bir sorum olacak.. Bu konuda "Üstad'ın şahsî görüşüdür.." desek ve burayı kendimize kabul ettiremezsek Nur Talebeliğinden iskat mı ediliriz?.. Ağabeyler bizlere anlamasanız bile kabul edin yönünde tavsiyede bulunuyorlar.. Ben anlamadığım bir yeri nasıl kabul edeyim?.. Bu meseleye açıklık getirirseniz sevinirim.. Selam ve dua ile..

Editör 15-Ocak-2018 13:06:59

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İslam'ında anlayamadığımız hükümleri bulunuyor hemen inkar mı etmemiz gerekiyor. Yoksa bu hükmü anlamayı ben beceremiyorum galiba demek mi gerekir.

Risale-i Nurun her meseleni herkes tam anlayamayabilir. Anlayamadım diye hemen inkar yoluna mı gitmek gerekiyor. Ya aklını her şeyin üstünde görüp önüne geleni inkar edeceksin ya da bir izahı var deyip anlamaya çalışacaksın.

Hutbe konusuna gelince.

Arapça dışında hutbe okuma hakkında İslam alimlerinin görüşleri şu şekildedir:

Hutbeye dünya sözü karıştırmak haramdır. Hutbe nutuk, konferans şekline sokulmaz. Hutbeyi nutuk çeker gibi, şiir söyler gibi okumak caiz değildir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Şairlerin şiirlerine itina ettikleri gibi, hutbedeki konuşmasına itina edenlere Allah lanet etsin!) [Taberani, İ.Ahmed

İbni Abidin hazretleri, (Hutbeyi, Arabiden başka dil ile okumak, başka dil ile iftitah tekbiri almak gibi tahrimen mekruhtur) buyurdu. Hindistan âlimlerinden Muhammed Viltori hazretleri de (Hutbelerin bir kısmını bile Arabiden başka dil ile okumak bid'attir) buyurdu. (El-edille)

Eshab-ı kiram ve Tabiin-i izam, bid’at işlememek için, Asya ve Afrika’da, hutbeleri hep arabi okudu. Halbuki, dinleyenler Arabi bilmiyordu. Bunun için, Osmanlı âlimleri, 600 yıldır, hutbelerin, kabul olmayacağını bildikleri için, Türkçe okunmasına izin vermediler. Cuma vaazları koydular. Bu vaazlar, namazdan önce veya sonra, hutbenin manasını anlatırdı. Hutbe böylece öğrenilirdi.

Cuma hutbesi İslam aleminin bir şiarı bir sembolüdür. Ümmetin ortak bir parolası hükmündedir. Tıpkı ezan ve kamet gibi, ümmetin ve dinin dili de Arapça olunca, Arapça okunması ümmet arasında birlik için elzemdir.

Kaynak: http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3192

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

oğuzhangözüpek 15-Ocak-2018 19:25:56

BU MESELE hakkında daha önce de OLDUKÇA geniş bir yazı kaleme almıştım. Bir kardeşimizde ŞAFİ ALİMLERİNİN LİSTESİNİ yazmış ve o şekilde ileri sürdüğüm gerekçelerin geçerli olmadığını söylemek istemişti. BU NEDENLE illa da cevap vermek istemiyorum. AMA bir konuya temas etmek isterim..Bazen VAKIF OLDUĞUM AYETLER hakkında sosyal medya hesaplarım üzerinden açıklamalar yazıyorum. Bu açıklamalar bir kaç arkadaşımla fikir teatisi sonucunda ortaya çıkan ORTAK tespitlerdir. Bir kaç tespitimizi bir BÜYÜK Hocamıza okudum. Beğendi ve HANGİ TEFSİRLERDEN bu izahları yaptığımı sordu--- HİÇ BİRİ dedim... ---Ama hiç olurmu EN AZ 140 tefsir yapılmış dedi..-- Neden olmasın HOCAM . Bütün KUR'ANIN tefsirini yapmıyoruz. Zaten bilgimiz yetmez. AMA dikkat çeken bazı CÜMLELERDEKİ manaları,işaret ettiği hususiyetleri anlamaya çalışıyoruz. TATMİNKAR bir sonuca ulaşınca da PAYLAŞIYORUZ. Ayrıca KİMSEYİ BEĞENMEME şeklinde anlaşılmamak kaydıyla derim ki O 140 tefsir gereken ETKİYİ sağlamamış ki BAK İSLAM ALEMİ PARÇA PARÇA ve bizler hala ASIL İHTİYACIMIZ olan İSLAMI anlayamıyor,yaşayamıyoruz...O TEFSİRLER ya bu çağa CEVAP vermiyor ya da ONLARI okuyanlar tam ANLAYAMIYOR ve MÜSLÜMANLARA anlatamıyor ki BU HALLERDEYİZ... dedim ..MAALESEF İSLAM ALEMİ ALLAH'IN tek DİNİ İSLAMA layık olmaktan çok uzak diye üzüntüsünü belirtti....BU NEDENLE daha öncede belirttim.. DİNİN ÖZÜ Zariyat suresi ayet 56 da açıkca belirtilmiştir. BEŞİKTEN MEZARA kadarda bu mükellefiyet ABDİN vazifesidir. ALLAHIN SON ELÇİSİ İSLAMI nasıl icra etmiş ise esas odur. SONRADAN gelen ALİMLERİN içtihatları kendilerini bağlar ama KÜLLİYEN TOPLUMU değil.. EBU BEKİR zamanında SAVAŞLAR sebebiyle KUR'ANI bilen sahabelerİN SAYILARI AZALMAYA başlamış , Bu sebeple KUR'ANI kitap haline getirmek istemişler, EBU BEKİR ra ise RESULULLAH'IN yapmadığı bir şeyi ben nasıl yaparım demiş KARŞI ÇIKMIŞTIR. Ama Hz.ALİ kv '' BU ÇOK GÜZEL BİR FİKİR'' MÜSLÜMANLARI VE islamı BUNDAN MAHRUM BIRAKAMAYIZ buyurmuşlar ve EBU BEKİR'i ra ikna etmişlerdir. ALLAH'IN DİNİ anlaşılmak ,öğrenilmek, yaşanmak,yaşatılmak,tebliğ edilmek üzere TÜM İNSANLARA hitap eder. Resulullah asm Efendimize atfedilen ve TEBARANİ de geçen HADİSİ ŞERİF ya doğru değil ya da asıl amacı yanlış anlaşılan bir HADİS. Şairlerin sözü gibi itinalı benzetmesiyle kast edilen ne? Hutbenin şiir GİBİ OKUNMAMASI.. NE DEMEK ŞİİR GİBİ... Şiir de SIRF sözler birbirini tutsun GÜZEL GÖRÜNSÜN DİYE İÇİ BOŞ ,GEREKSİZ,ÖĞÜCÜ SÖZLER EDİLİR. bAZEN BİR CÜMLECİK MERAM upuzun bir şiirde anlatılır ki GÜYA SANAT hikmetin önüne geçer. RESULULLAH Efendimizin SAV HUTBENİN kısa , öz VE usanç VERMEYENİ (yani uzatılmayanı makbuldur) SÖZÜNÜ DE hatırlarsak bu radan çıkaracağımız ders HUTBE DE boş kelam edilmeyecek,ağdalı dil kullanılmayacak, demogoji yapılmayacak, İNSANLARA ÖYLE HİTAP EDİLECEK Kİ akılda kalacak,insanlar anlayıp tefekkür edecektir...HUTBEDEN önce ve sonra verilen VAAZLARA gelince İŞTE ASIL SIKINTI BURADA.. tIPKI zührü ahir NAMAZI GİBİ önüne arkasına ilave ile MÜSLÜMANLARA sıkıntı vermektir. CUMA SURESİ ne diyor. ''ÇAĞRILINCA Alış verişi bırakın İCABET EDİN VE SONRA DAĞILIN rızkınızı arayın. Biz ne yapıyoruz VAAZ veriyoruz. AYET NE DİYOR BİZ NE YAPIYORUZ.. ALLAH için ALLAH'IN KİTABI ne diyorsa Onu yapalım. Önüne arkasını bırkalayın ca DİN DİN OLMAKTAN çıkıp MUGALATA tarlasına dönüyor...Ve boş konuşmaların menbaı haline geliyor.. selamlar..

Editör 16-Ocak-2018 09:36:51

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cuma hutbesi bütün Müslümanların ortak bir simgesi kolektif bir kimliği ve bir birleştirici unsuru olduğu için ayetin orijinal dili ile yapılması gerekir diye düşünüyoruz.

Küreselleşen bu zaman diliminde farklı dilde ve kavimde olan insanların ortak alanlarda yaşamaya başlaması bu ortak dil sorununu daha da derinleştirecektir. Mesela beş ayrı milletten oluşan bir cami cemaatinde hangi dilde hutbe vereceksin. Arapça İslam’ın evrensel bir dilidir ve Kur’an Arapça nazil olmuştur.

Özellikle bu hutbe siyasilerin baskısı ile propaganda malzemesi yapılırsa ki tarihte hep öyle olmuş en güzeli zikir makamında ayet ve hadisler okunup geçilmelidir. Nitekim selef-i salihin de böyle yapmış.

Çünkü hutbe farz bir ibadettir. Üç beş zalimin övüldüğü boş beleş laf salatasının yapıldığı bir makam değildir. Müslümanlar dinini üç beş dakikalık cuma hutbesinden öğrenmeye muhtaçsa vay halimize.

Akşama kadar magazin, dizi, maç, siyaset izle sonra dini talim etmek için gözünü Cuma hutbesine dik böyle tembellerin hatırı için ibadet tağyir ve tahrif edilemez.

Bu müçtehit ağızlarını bırakıp dini samimi bir şekilde yaşamaya bakmak gerekir. Müslümanların çamura yatması içtihadi konulardan dolayı değil temel iman ve ahlak sıkıntısından dolayıdır. Günümüzde üç beş hoca bozuntusu çıkmış alem-i İslam’ın geri kalmasını dört mezhebin içtihatlarına bağlamaya çalışıyor. İmam-ı Azamın ayağına toz olamayacak tıfıllar müçtehitliğe soyunuyorlar.

 

 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

oğuzhangözüpek 16-Ocak-2018 20:06:26

MESELE DİNİ CUMADA ÖĞRENMEK DEĞİLDİR. imamı Azam ki ONDAN SONRA gelenler bu büyük FİLOZOF MANTIK VE AKIL ustasının İÇTİHATLARINI çarpıtmışlardır. imamı Azamın eline su dökemeyecek tıfıllar diye insanları KÜÇÜK GÖRMEK VEYA BEĞENMEMEK Meselesidir ki İŞTE İSLAMI IN içine düştüğü çıkmaz budur. İMAMI MALİKİ eleştiren İMAMI ŞAFİDE aynı saldırıya maruz kalmış üstelik CAMİDE ölesiye dövülmüş daha sonrada PATLAYAN hemoroidlerindeki KAN durdurulamamış bu sebeple ŞEHİT olmuştur. o imamı azam ki KUR'ANI ezberleyip öğreninceye kadar KİŞİNİN KENDİ DİLİNDEN SALATIN İKAMESİNİ yapabilir ruhsatı veren kişidir. İMAMI ŞAFİYE göre bir şehirde İLK CUMA HANGİ MESCİDDE EDA EDİLDİ İSE O SAHİHTİR DİĞERLERİ DEĞİL.. sebep= ALLAHIN ELÇİSİ CUMAYI Medine de tek MESCİDDE KILDIRDI.. Hadi şimdi çıkın işin içinden. nE YAPACAĞIZ YÜZBİNLERİ ALACAK Mescidlermi inşa edeceğiz?O ZAMAN ki şehirler en fazla 10 -20 bin. şimdi YÜZBİNLER-MİLYONLAR bu sebeple sonra gelenler İMAMI ŞAFİNİN görüşünü değiştirmişlerdir. SONUÇ= İçtihadi bir konuda İLLA BÖYLE OLACAK DİYE DİRETMEK zaten içtihadın ruhuna terstir. O zamanki CUMA nın İDARENİN siyasi boyutu ile birlikte icrası vardı. sonra GELENLERİN BİDATLARI ise BİR ÇOK İBADETE VE UYGULAMAYA bulaştığı gibi CUMAYADA BULAŞTI. Zaten İDARENİN imtahanı da bu şekilde oluyor. CUMAYI yani DİNİ az bir DÜNYA karşılığı satıyormu satmıyor mu? O PEYGAMBER makamını şahsi ve sufli işlerine alet edecek mi etmeyecek mi? Merak etmeyin HUTBE MAKAMINI siyasete alet eden aynı işi AVLUDADA yaptırır. HUTBE vermek= hitap etme işidir . Hitabı kim YAPAR= HATİP... Hatip kimdir=Bir meramı en güzel,doğru ve öz şekilde karşısında ki kişiye anlatan kişiidir. Demek ki HUTBE Makamından KASIT ALLAH'IN meramını insanlar doğru öz kısa ve güzel şekilde MÜMİNLERE anlatma YERİDİR. Cuma MUKİME FARZDIR. MİSAFİR OLANA,GEÇİCİ OLARAK başka yerde bulunana DARÜL İSLAM olmayan beldeye, değil...Her neyse...Sonradan ortaya çıkan VAZİYETLER için İÇTİHAT müesseseleri çaLIŞTIRILMIŞ FARKLI FİKİRLER ileri sürülmüş topluluklar bunlara göre AMEL ETMİŞLERDİR..aslı bozmamak kaydıylada İÇTİHADİ FARKLILIKLAR İLLAKİ OLACAKTIR..VESSELAM