Üye Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Haber Grubu
Mail adresiniz:
(Haftalık e-bülten aboneliği)


Nisâ Sûresi 83. ayetin, İçtihat Risalesine serlevha yapılmasının hikmeti ne olabilir? Ayetin izahı, sebeb-i nüzulü vb konularında bilgi verir misiniz?

Yazar: Sorularla Risale, 25-11-2017

Ayet içtihadın varlığına ve mezheplerin hak olduğuna açık ve net bir delildir.

"İçtihat kapısı açıktır." ifadesini kaynaklarından biri bu ayet olduğu gibi, bu risalenin Hatime’sindeki mezheplerin hak olduğu dersinin temellerinden biri de yine bu ayettir.

Ayetin meali şöyledir:

"Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu hemen yayıverirler. Hâlbuki onu Peygambere ve aralarında yetkili kimselere götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya gücü yetenler, onu anlarlardı. Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana uyardınız." (Nisa, 4/83)

Ulü'l-emr kavramı; "Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat edin, sizden olan ulü'l-emre de. Sonra bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, hemen onu Allah'a ve Resulüne arz edin, Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanan kimselerdenseniz..." (Nisa, 4/59) anlamındaki ayette de geçer.

Ayette geçen "ulü'l-emr" yani emir sahiplerinin, kimleri kastettiği konusunda görüş birliği yoktur. Sahabe ve tabiin ile müfessirlerin bu konudaki görüşleri beş maddede toplanmıştır:

1) Ulü'l-emr, raşid halifelerdir.
2) Ulü'l-emr, ordu komutanlarıdır.
3) Ulü'l-emr, şer'i hükümler konusunda fetva veren müçtehit bilginlerdir.
4) Ulü'l-emr, ehl-i hall ve'l-akd denilen müçtehit bilginlerin icmalarıdır.
5) Ulü'l-emr, imamlar, fazıl ve adil fakihlerdir.

Görüldüğü gibi ulü’l-emr kavramı son üç maddeye göre; müçtehit âlimler ve onlar arasındaki görüş birliğine atfedilmektedir. Yani içtihat, müçtehit ve mezhep meseleleri doğrudan bu iki ayetle ilgili konulardır. Bu yüzden içtihat, müçtehit ve mezhep meselelerinde bu iki ayet serlevha olarak görülmüştür.

Ayetlerin iniş nedenleri hususi olsa bile, o ayette geçen hükmün genel olmasına engel değildir. Bu açıdan ayetlerin iniş nedenlerini elbette öğreneceğiz, ama ayetin manasının ve hükmünün herkesi ilgilendirdiğini asla unutmayacağız.

Ayetin iniş sebebi hakkında muhtelif ifadeler şu şekilde geçmektedir:

Münafıklar fırsat buldukça düzmece şeyleri ve uydurdukları kötü yalanları yayarlar. Müslümanların zayıflarından birtakım halk da müfrezelerin durumlarıyla ilgili tatlı veya acı herhangi bir haber işittikleri zaman, doğruluğunu-yanlışlığını araştırmadan, ne öncesini ne de neticesini hesaba katmadan, doğrudan doğruya yaymaya kalkışırlardı. Ve bu gibi saygısızlıklardan bazı fitneler meydana gelirdi. Tefsircilerin çoğu, bu ayetin bundan dolayı indiğini açıklamışlardır ki, bu şekilde ayetin iniş sebebi, savaş ve askerî durumlarla ilgili olmuş oluyor.

Diğer taraftan Sahih-i Müslim'de Hz. Ömer'den, İbnu Abbas kanalıyla rivayet edildiğine göre, Resulullah (asm)'ın, kadınlarından bir süre için uzak durduğu esnada, bir gün Hz. Ömer (r.a) camide insanların, "Resulullah bütün hanımlarını boşamış." diye üzülerek konuştuklarını görmüş ve bu haberi aklı almadığından derhal koşup izin isteyerek Peygamber'in huzuruna girmiş. Biraz derdini anlattıktan sonra bir fırsat bulup "Kadınlarını boşadın mı?" diye sormuş, "Hayır (boşamadım)." cevabını alınca çıkıp "Bilesiniz ki, Hz. Peygamber (asm) kadınlarını boşamadı." diye bir tellal gibi seslenmiştir. Bu âyet de bunun üzerine inmiştir ki, Hz. Ömer'in gerçeği istinbatına (ortaya çıkarmasına) işaret etmekle, onu övmeyi de kapsamaktadır.

Bu rivayete göre âyetin iniş sebebi, Nisâ suresinin esas itibarıyla içine aldığı aile hükümleri ile bir ilgisi de vardır. Fakat terbiye ile ilgili hükmü genel olduğundan, âyet daha fazla savaşla ilgili durumları ve siyasi eğitimi hedef alan bir nazım üslubuyla ifade buyurulmuştur. Çünkü bunlarda boşboğazlık daha çok yapılır ve daha fazla zararlıdır.

Ey Müslümanlar! Eğer Allah'ın bu fazileti ve rahmeti sizin üzerinizde olmasaydı, yani böyle peygamber ve istinbata gücü yeten ilim ehli yetki sahipleri ile doğru yola irşat ve hidayeti olmasa, muhakkak ki siz çoğunlukla şeytana, şeytan gibi münafıklara uyardınız, sürüklenirdiniz, uymadığınız konular veya uymayan adamlar pek az olurdu. Çünkü az çok aklı olan herhangi bir kimse her konuda şeytana aldanmaz. Kitabın sırlarını bilen ve hüküm çıkarmaya gücü yeten yetkililer, çok geniş bilgi sahibi olan âlimlerden olan zatlar da hak ve hayırlı işleri Allah'ın kuvvetiyle birbirinden ayırmaya güçleri yettiğinden bunların da şeytana aldanması pek az olur. Hâlbuki halk, çoğunlukla aldanır.

Bununla birlikte ilim ehlinin aldanmaması da yine Allah'ın fazilet ve rahmeti sayesindedir. Bunun için diğer bir ayette:

"Eğer üzerinizde Allah'ın lütfu ve merhameti olmasaydı, içinizden hiçbiri ebediyen temize çıkmazdı." (Nur, 24/21)

buyrulmuştur. Bundan dolayı bu iki ayet arasındaki lütuf ve merhametin farkı unutulmamalıdır. Birisi mutlak, birisi kayıtlıdır.(bk. Elmalılı Tefsiri, ilgili ayetlerin tefsiri)

Okunma Sayısı : 255


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Sonuç

Yorum yok !