Üye Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Haber Grubu
Mail adresiniz:
(Haftalık e-bülten aboneliği)


"İsveç, Norveç, Finlandiya ve İngiltere'nin Kur'an'ı kabul etmeye çalışan meşhur hatipleri ve Amerika'nın din-i hakkı arayan ehemmiyetli cemiyeti gibi rûy-i zeminin geniş kıtaları ve büyük hükûmetleri Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan'ı arayacaklar..." Osmanlı zamanında bile bu gerçekleşmediyse, bundan sonra nasıl olabilir?

Yazar: Sorularla Risale, 17-7-2017

Birincisi, Osmanlının ya da İslam’ın parlak dönemlerinde Batı dünyası skolastik Orta Çağ dönemini yaşıyordu; dolayısı ile dininde mutaassıp ve cahillerdi. Böyle bir dönemde topyekün İslam’ı kabul etmeleri pek mümkün değildi.  

İkincisi, Batı dünyası rönesans, reform, aydınlanma ve sanayi devrimi gibi süreçlerle taassup ve cehaletlerini kırarak akıllarını prangalardan kurtardılar. Eğitim ve araştırma konusunda çok ileri bir düzeye ulaştılar. Bu gelişmeler İslam’ı arayıp bulmaları konusunda çok müspet ve verimli bir zemin teşkil etmektedir.

İslam dünyasının İslam önünde iyi bir vitrin olmadığı bir gerçektir. Lakin bu hep böyle kalacak diye bir kaide de bulunmuyor.

Hem Allah’ın vaat etmesi hem batının akılcı ve araştırmacı özelliği hem İslam dininin güneş gibi parlak olması hem büyük musibetler (Birinci ve İkinci dünya savaşları) gibi faktörler ileri de İslam’ın batı dünyasında yayılmasına ivme kazandıracaktır. Bu hususta karamsar olmamak gerekir diye düşünüyoruz.

Üstadımız İslam güneşinin önündeki perdeleri ve çözümlerini şu şekilde ifade etmektedir:

"Birinci, ikinci, üçüncü mâniler: Ecnebîlerin cehli ve o zamanda vahşetleri ve dinlerine taassuplarıdır. Bu üç mâni, mârifet ve medeniyetin mehasini ile kırıldı, dağılmaya başlıyor."

"Dördüncü ve beşinci mânile: Papazların ve ruhanî reislerin riyasetleri ve tahakkümleri ve ecnebîlerin körü körüne onları taklit etmeleridir. Bu iki mâni dahi fikr-i hürriyet ve meyl-i taharrî-i hakikat nev-i beşerde başlamasıyla, zeval bulmaya başlıyor."(1)

"İstikbale hüküm sürecek ve her kıt'asında hâkim-i mutlak olacak, yalnız hakikat-i İslâmiyettir. Evet, saadet saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır. Onu fethedecek yalnız odur; emareler görünüyorlar."

"Zira mazi kıt'asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassup ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin müzahrefat ve istibdad olanlara, şeriat-ı garrânın galebe-i mutlak ve istilâ-i tâmmına sed ve mâni olan sekiz emir, üç hakikatle zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar."

"O mâniler ise, ecnebilerde taklit ve cehalet ve taassup ve kıssîslerin riyaseti; ve bizdeki mâni ise, istibdad-ı mütenevvi ve ahlâksızlık ve müşevveşiyet-i ahval ve atâleti intaç eden yeistir ki, şems-i İslâmiyetin küsufa yüz tutmasına sebep olmuşlardır."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Hutbe-i Şamiye.
(2) bk. Muhakemat.

Okunma Sayısı : 309


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Sonuç

Yorum yok !