Üye Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Haber Grubu
Mail adresiniz:
(Haftalık e-bülten aboneliği)


Ehl-i tarik zatlar; Allah'a ulaşmanın en iyi, kısa ve makbul yolun tarikat olduğunu söylüyorlar. Üstad ise zamanın tarikat zamanı olmadığını ifade ediyor. Nasıl anlamalıyız?

Yazar: Sorularla Risale, 15-7-2017

Bu sorunuza kısa maddeler halinde cevap vermeye çalışalım.

Allah’a ulaşmanın en kısa, en kestirme, en kolay ve en etkili yolu velayet-i kübra mesleği olan sahabe mesleğidir.

Sahabe mesleği ilk üç asırda görülen bir meslek olup, tarikat bu dönemlerden daha sonra çıkmıştır.

Tarikat ve tasavvuf yolu velayet-i kübra mesleğinden ziyade velayet-i vusta ve suğra mesleğine dahildir; haliyle sahabe mesleğine yetişmesi mümkün değildir.

Tarikat mesleğinin İslam’a çok büyük hizmetleri olmuş, milyonlarca evliyanın yetişmesine de vesile olmuştur. Bu yüzden tarikatın İslam nezdinde müstesna bir yeri vardır.

İlk üç asır ile ahir zaman dönemi arasında hakim olan meslek tarikat ve tasavvuf mesleğidir. Bu dönemler ile tarikatın yapısı birbirine uyumludur. Bu dönemin temel özelliği, akıldan çok hissiyatın ön planda olması ve tahkikten ziyade taklidin esas alınmasıdır. Tarikatta aklın ikinci planda olması bu durum ile uyumludur.

Lakin ahir zamanda bilim ve felsefenin gelişmesi ile bu uyum bozulmuştur. Ahir zamanda hissiyattan ziyade akıl, taklitten ziyade tahkik ön plana çıkmıştır. Bu yüzden yeni bir bakış yeni bir yoruma ihtiyaç hasıl olmuştur. İşte Risale-i Nur'un meydana, hem ilim hem de sahabe mesleği ile atılmasının sebebi budur.

Üstad Hazretlerinin "Zaman tarikat zamanı değildir." demesinden tarikatı inkar ya da tahkir anlaşılmamalı. Zira Üstad Hazretleri zamanın gereği ve ilcaatına göre meseleye bakıyor.

Tarikat, ekseri olarak sağlam iman sahibi ve farzları ifa eden ehli takva Müslümanların velayet derecesine çıkmasını temin etmek için tasarlanmış manevi bir seyahattir.

Bu yüzden tarikatın en mühim şahı ve piri olan İmam Rabbani Hazretleri "İmanı tahkiki olmayan ve farzlarda kusuru olanlar tarikat seyahatinde gidemezler." diye hüküm vermiştir. Demek tarikatın mukaddemesi olan sağlam iman ve farzların ifası olmasa, tarikatta gitmek esaslı ve hakikatli olmuyor. Bu hüküm genel bir hüküm olup her zaman ve mekan için geçerlidir.

Halbuki günümüzdeki insanların mutlak çoğunluğu tahkiki iman sahibi değil ve farzları ifa edemiyor, hatta çoklarının imanı tehlikede. Böyle bir toplumsal yapıda öncelikli görev sağlam bir imanı vermek ve akabinde farzları ifa etmesini temin etmektir. Yoksa Allah’ın varlığından şüphe duyan adamlara tarikat dersi vermek abesle iştigal etmektir.

Üstad Hazretleri bu toplumsal gerçeği iyi okuduğu için "Zaman tarikat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır." diye hüküm veriyor. Üstad Hazretleri iman-ı tahkiki dersleri vererek ve farzları teşvik ederek tarikat ve tasavvufun temelini ve altyapısını temin ediyor ve bu zamanda tarikat adı altında yapılan hizmetlerin de bir iman hizmeti olabileceğine dikkat çekiyor.

Bu zamandaki tasavvuf erbabının mücadele ve hizmet şekli eski zamandaki tarikatın hakiki mücadele ve hizmet şeklinden çok uzak ve farklı bir formattadır. Yani bir cihetle tarikatlar kendi kendilerine tarikatın usul ve hakikatlerinden uzak bir yapıya girmişler. Zaten bu zamanın hükmü onlara eski zamanın usullerini tatbik etmeye müsaade etmiyor.

Mesela, ehli tasavvuf bir emniyet müdürünün kırk gün çilehaneye girip ıslah-ı nefis etmesi mümkün değildir. Ya da zengin bir sofinin son model araba ve ev içinde velayet makamını elde etmesi pek mümkün değildir. Bunlar ancak tarikat perdesi ve ismi altında ancak iman ve ahlakını kurtarabilirler. Üstad Hazretlerinin "zaman tarikat zamanı değildir" demesi biraz bu manaya ve realiteye işaret ediyor. Yoksa tarikat perdesi altında yapılan iman hizmetine kimsenin bir dediği yok.

Yani şunu demeye çalışıyoruz; tarikatın nefsi ıslah etmede kullandığı riyazet, çile, terk-i dünya gibi disiplinler bu asırda uygulanamaz hale gelmiştir. Bu yüzden yeni bir ıslah tarzı yeni bir velayet kazanma yolunun açılması gerekiyor. Bu da velayet-i kübra mesleği olan Risale-i Nur'un tahkiki iman dersleridir.

Gerçek tarikat riyazet, çile, züht ve takva gibi ağır bir disiplin ile nefsi rafine etme mesleğidir. Günümüzdeki tarikatların hiçbirisi bu tarife uygun düşmüyor. Yani günümüzdeki tarikatlar tarikat görünümlü cemaatlerdir.

Tabiri yerinde ise, günümüzdeki şeyh ve müritlerin geneli semiz ve göbekli, çile ve riyazetten uzak bir yapı içindeler. Bunlara ancak şekilci tarikat denilir. Ama biz bunu bir tenkit olarak değil, realite olarak ifade ediyoruz. Tarikat görünümlü cemaatlerin günümüzde çok faydaları bulunuyor ve biz onlara taraftarız ve hepsini seviyoruz.

İlave bilgi için şu makaleyi de inceleyebilirsiniz:

- Sahabe mesleğinden sonra gelen tarikat mesleğini açan kimdir? Mesleği açan kişi hangi tarikatı kurmuştur? Tarikat mesleği kapanmış mıdır? Zaman, tarikat zamanı değil midir?

Okunma Sayısı : 303


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Sonuç

Yorum yok !

X