"Çünki küfür ve isyan ve seyyie, tahribdir, ademdir. Halbuki azîm tahribat ve hadsiz ademler, bir tek emr-i itibarîye ve ademîye terettüb edebilir." Buradaki cevabı ayrıntılı olarak açar mısınız?

Yazar: Sorularla Risale, 20-3-2017

"Elcevap: Çünkü küfür ve isyan ve seyyie, tahriptir, ademdir. Halbuki, azîm tahribat ve hadsiz ademler, bir tek emr-i itibarîye ve ademîye terettüp edebilir. Nasıl ki, bir azîm sefinenin dümencisi, vazifesinin adem-i ifasıyla, sefine gark olup bütün hademelerin netice-i sa’yleri iptal olur. Bütün o tahribat, bir ademe terettüp ediyor. Öyle de küfür ve mâsiyet, adem ve tahrip nev’inden olduğu için, cüz-ü ihtiyarî, bir emr-i itibarî ile onları tahrik edip müthiş netâice sebebiyet verebilir. Zira küfür, çendan bir seyyiedir. Fakat bütün kâinatı kıymetsizlikle ve abesiyetle tahkir ve delâil-i vahdâniyeti gösteren bütün mevcudatı tekzip ve bütün tecelliyât-ı esmâyı tezyif olduğundan, bütün kâinat ve mevcudat ve esmâ-i İlâhiye namına, Cenâb-ı Hak kâfirden şedit şikâyet ve dehşetli tehdidat etmek ayn-ı hikmettir ve ebedî azap vermek ayn-ı adalettir."

"Madem insan küfür ve isyanla tahribat tarafına gidiyor; az bir hizmetle pek çok işleri yapar. Onun için, ehl-i iman, onlara karşı Cenâb-ı Hakkın inâyet-i azîmine muhtaçtır. Çünkü, on kuvvetli adam, bir evin muhafazasını ve tamiratını deruhte etse, haylaz bir çocuğun o haneye ateş vermeye çalışmasına karşı, o çocuğun velisine, belki padişahına müracaata, yalvarmaya mecbur olması gibi, mü’minlerin de böyle edepsiz ehl-i isyana karşı dayanmak için Cenâb-ı Hakkın çok inâyâtına muhtaçtırlar."(1)

Küfür yani inkar; isyan yani Cenab-ı Hakk'a ve onun emir ve nehiylerine muhalefet veya bütün günahların temelinde tahrip ve adem vardır. Burada vücuttan maksat; hayırdır, faydalardır ve maslahatlardır. Yani alemdeki mevcudat ile fikir ve ameldeki vücut ve yokluk farklı manalar ve muhtevalarla değerlendirilmelidir. Şeriatta Cenab-ı Hakk'ın bütün emirleri ve nehiyleri yekvücut insanlığın hayrına, faydasına ve maslahatına müncer olduğundan dolayı vücut ve varlık olarak kabul edilir. Bu emir ve nehiylerin tersi ve onlara muhalefet ise; insanlığın zararına, şerrine ve kötülüğüne müncer olduğundan dolayı da adem ve yokluk olarak telakki edilir. 

Vücut hayr-ı mahz ve yokluk şerr-i mahz olduğu bir kaide-i mukarraredir. Bu kaide müşahade edilen alemde aynen geçerli olduğu gibi, insanların efallerinde ve o efallerin zuhura çıkmasına vesile olan kisb ve meyilleri için de aynen geçerlidir. 

Yani bir şey yokluktan varlık alemine geldi mi her ne olursa olsun zahiren hayır ve şer dahi olsa yaratma ve vücuda getirme yani halketme nokta-i nazarından güzeldir, faydalıdır ve hayırdı. Bunların ortadan kalkması veya yaratılma amaç ve gayelerine göre isyan ve muhalefet ise şerdir, isyandır ve ademdir. Aynen bunun gibi Cenab- Hakk'ın bütün emirleri ve nehiyleri madem emr-i ilahice tahakkuk ediyor, o halde zahirine bakılmadan onlara aynen değer vermek, itibar etmek ve tahakkukuna çalışmak, hayırdır, sevaptı ve vücuttur. Bunun tersi ise, yani o  emir ve nehiylere muhalefet, isyan ve tezat şerdir, çirkindir. Bu nokta-i nazardan da vücudun tersi olan adem ve yokluk diye tarif edilir. 

Yukarıdaki kaideye binaen küfür, seyyie ve isyan; Cenab-ı Hakk'ın razı olmadığı ve istemediği, emretmediği "yapmayınız" diye yasakladığı alanlar insanlara faydalıdır, hayırdır ve maslahattır. Bu nokta-i nazardan bu alanlara bu şekilde muamele etmek vücudidir. Çünkü neticesinde hayır, güzellik ve maslahat vardır. 

Tersine muamele ise Cenab-ı Hakk'ın müspet olan emr-i ilahisine muhalefeti intaç ettiğinden çirkinliği, kötülüğü ve şerri netice verdiğinden dolayı o hakikate muhalefet etme, yapmama vasfı ve özelliği yokluk ve ademdir.

Dolayısıyla bütün alem ve mükevvenat ve ona yüklenen sistemler, indirilen dinler, gönderilen peygamberler; insanlığın vücüdi ve varlık alanları değimiz hayrın güzelliğin ve kemalatın tahakkuk ettirmeye müstaid, muvafık ve zemin hazırlarken insanların o zayıf olan meylini ve kisbini menfiye kullanarak bütün bu sistemin hazırlamış olduğu o neticelerin meydana gelmesini engellemesi büyük bir tahrip ve fecaat ve denaet olduğundan insan büyük bir isyan, küfran ve düşmanlık derekesine inmiş oluyor. 

Mücevherler yüklü bir geminin maksut mahalline ulaşabilmesi için mükevvenat ve mafiha ile beraber gemide çalışması icap eden bütün mürettebatın ve geminin sisteminin saat gibi en mükemmel şekilde işlemesi lazımdır. Fakat bu geminin batıp o mürettebatın ölüp o neticenin tahakkuk etmemesi ve zayi olması için de sadece kaptanın bir saat uyuması kafidir. Bakınız bir şeyin tahakkuku için binlerce şartlar icap etmek ise de fakat ortadan kalkması neticenin zail olması için, boş durmak, hiçbir şey yapmamak kafidir.

İşte küfür ve isyanda olanlar; alemin her şeyini ve bütün faaliyet ve çalışmalarını zayi ederek onlara rağmen iradesini menfiye kullanarak, o güzel neticelerin ve kemalatın yoklukta kalmasına ve zeval bulmasına sebebiyet verebilir.

Ayrıca küfür, isyan; sonsuz olan Cenab-ı Hakkın zat, sıfat ve şuunatını inkardır. Kainatın Cenab-ı Hakk'ın varlığına ve birliğine sonsuz delil bürhaniyetini tekziptir, sonsuz nimetlerle mahlukatı nimetlendiren ve Cenab-ı Hakk'ın bu ikram, lütüf ve keremini nimetleri tekzib etmekle inkardır. Ayrıca mahlukatın şeref, izzet ve haysiyetine tecavüzdür. Bu, kimi mahsurlar da o küfre ve o günaha ilave edilirse; itibari bir emirle veya zayıf bir meyille şer namına bütün mekanizmaları harekete geçiren ve alemin kemalatını, şerefini, vahdaniyete olan delailini ve hassaten ezeli olan zat-ı İlahiyeyi inkar eden o insandan, Cenab-ı Hakk'ın şikayet etmesi, cehennemle tazib etmesi ve melekleri tahşidata göndermesi ve onu azim düşman telakki etmesi gayet hikmetlidir. Çünkü burada insanın mevcudiyet ve varlığından ziyade, irade beyanından sonra yapabileceği tahribatın dehşet ve şiddeti nazara alınarak bu ifadeler kullanılmaktadır. 

Bir çocuğun bir evi yakma düşünce ve niyetine karşı, o ev ve hane ile ilgili ne kadar tedbirler, tahkimler ve vaziyetler alınır ise, aynen öyle de ehl-i küfrün tahribatının şiddet ve dehşetine karşı da müminleri sağlama alma ve onlara takviye amaçlı bazı ruhaniyyat ve melaikeleri Allah’ın tahşit etmesi ve yardıma çağırması, hatta bazen mucize nevinden kaderin müdahalesinin bu anlamda azim hikmet ve maslahatları vardır.

(1) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz.

Okunma Sayısı : 197


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Sonuç

Yorum yok !