Üye Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Haber Grubu
Mail adresiniz:
(Haftalık e-bülten aboneliği)

"Hem ona gelen musibetlerden memnun ve nimetlerden mahzun olup, kader ve rahmet-i İlâhiyeye, onun hakkında ettiği iyiliklerden küsüyor." cümlesini izah eder misiniz?

Yazar: Sorularla Risale, 11-4-2013

"Hem ona gelen musibetlerden memnun ve nimetlerden mahzun olup, kader ve rahmet-i İlâhiyeye, onun hakkında ettiği iyiliklerden küsüyor. Âdetâ kaderi tenkit ve rahmete itiraz ediyor. Kaderi tenkit eden, başını örse vurur, kırar. Rahmete itiraz eden, rahmetten mahrum kalır."(1) 

Kıskançlık ve hasetlik karakterine yerleşmiş bir insan kıskandığı adama bir sıkıntı ve musibet isabet etse bundan büyük bir keyif ve lezzet alır. Aynı adama Allah bir ihsan ve ikramda bulunsa bu kez kıskanç adam bundan rahatsız olup içten içe Allah’a karşı üstü kapalı bir kızgınlık ve öfke beslemeye başlar.

Evet haset bir başkasına verilmiş olan dünyevi nimetleri kıskanmak demektir. Yani kıskançlık hissinde zımni olarak Allah’ın tasarrufunu tenkit ve beğenmemek manası vardır. Bu da çok tehlikeli bir durumdur.  Kıskanç  adam hem dünyasını hem ahiretini tahrif ettiği için büyük bir şerre atılıyor ve kendini helak ediyor.

Kıskanç olmanın  hiçbir tutar ve olumlu yanı yoktur. Zira bu duygu önce sahibini yakar, yani haset ettiği adam nimete sahip oldukça yanar kavrulur, sonra haset ettiği adama zararı dokunur, ona zarar vermeye teşebbüs eder. Bu yüzden hasedin  her tarafı şerdir.

"Eğer dersen: 'İhtiyar benim elimde değil; fıtratımda adâvet var. Hem damarıma dokundurmuşlar, vazgeçemiyorum.' "

"Elcevap: Sû-i hulk ve fena haslet eseri gösterilmezse ve gıybet gibi şeylerle ve muktezasıyla amel edilmezse, kusurunu da anlasa, zarar vermez. Madem ihtiyar senin elinde değil, vazgeçemiyorsun. Senin, mânevî bir nedamet, gizli bir tevbe ve zımnî bir istiğfar hükmünde olan kusurunu bilmen ve o haslette haksız olduğunu anlaman, onun şerrinden seni kurtarır. Zaten bu Mektubun bu Mebhasını yazdık, tâ bu mânevî istiğfarı temin etsin; haksızlığı hak bilmesin, haklı hasmını haksızlıkla teşhir etmesin."(2)

Şayet insan, içindeki kin ve hasedi teskin edip yüzünü hakka  çeviremiyorsa, bu kin ve nefreti eylem ve amele dökmediği müddetçe mesul sayılmaz. Üstad Hazretlerinin yukarıdaki  ibareleri bu meseleye ışık tutar mahiyettedir. Yani insan o duygusunu açık etmedikçe ve onun kusur olduğunu bildiği sürece, inşallah ona zarar vermez. Zaten insanın bu halden rahatsız olması bir cihetle tövbe ve istiğfar demektir.

Bu gibi manevi zafiyetler gelip geçici ya da bir imtihan gereği olduğu için, çok üstünde durup hastalık haline getirmemek gerekir. Bu halleri çabuk atlatmak için imanımızı tahkiki ve kuvvetli yapacak şeylerle meşgul olmak ve gerekirse haset ettiğimiz kişi ile daha yakın temasa ve dostluğa geçip o zihni tabuyu yıkmalıyız. Bazen haset, haset edilen kişiler ile iyi dostluk kurmamaktan da olabilir.

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, Yirmi İkinci  Mektup.

(2) bk. age.

Okunma Sayısı : 3981


Pdf Olarak Kaydet - Word Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Sonuç

Yorum yok !