Üye Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Haber Grubu
Mail adresiniz:
(Haftalık e-bülten aboneliği)


"Herbir zîhayat, meselâ bu süslü çiçek ve şu tatlıcı sinek, öyle mânidar, İlâhî, manzum bir kasideciktir ki, hadsiz zîşuurlar onu kemâl-i lezzetle mütalâa ederler." cümlesini izah eder misiniz?

Yazar: Sorularla Risale, 04-4-2013

Kainat kitabını mütalaa edenleri üç sınıf olarak değerlendirebiliriz:

Birincisi melekler ve ruhanilerdir ki, Allah bunları kesretle yaratıp her bir mahluk ve masnuuna vekil ve nazır yapmıştır. Yağmur damlalarından tutun ta arş-ı azama kadar her bir mahluka nezaret ve vekalet eden melek ve ruhaniler vardır. Bunlar orada Allah’ın tecelli ve icraatlarını seyredip takdir ve tahsin de bulunuyorlar.

İkincisi insanlardır. Evet, Allah insanı o kadar cami ve vasi bir fıtrat ile yaratmış ki, kainatı bir karpuz gibi eline alıp inceleyebilecek bir genişliğe ve keskinliğe sahiptir insan. Mesela küçücük dili ile yeryüzündeki bütün yiyecek ve içekleri tadıp tartabiliyor. İnsanın kalbi, ruhu, vicdanı, latife ve duyguları o kadar çok ve geniş ki adeta kainatı yutsa yine doymaz.

Üçüncü ve en büyük seyirci ise, Allah’ın bizzat kendi dekaik aşina nazar-ı küllisidir ki, Allah zaten bütün eşyayı istisnasız kuşatmış ve nazarında ve ilmindedir. Allah’ın bir sanata nazar etmesi için zaman ve mekanın bir önemi yoktur, bir anda nazar etmesi yeterlidir. Bu yüzden birden doğup birden kaybolan mahlukatın olduğunu fen ilimleri beyan ediyor. Bunlara insanlar muttali olmasa da Allah muttalidir ve görüyor ve bundan Allah zatına layık bir lezzet ve keyif alıyor.

Okunma Sayısı : 1323


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Sonuç

Yorum yok !