Miraç Risalesi'nde geçen, "Hakikat-ı Miraç nedir?" sorusunun cevabını özet olarak açıklar mısınız?

Yazar: Sorularla Risale, 25-5-2012

Allah, Miraç hadisesinde Hz. Peygamberi (asv) bütün mülk ve saltanatını en ince ayrıntılarına kadar gezdirmiş ve göstermiştir. Bu mülk ve saltanatı içinde semavatın her bir tabakasında Allah’ın bir ismi bir sıfatı hakimdir ve bu tabakada o isme azami derecede mazhar olmuş bir nebi yaşamaktadır. Miraçta  nebileri ziyaret etmesinin temelinde bu ince ve latif manalar hükmediyor.

Her ismin tecelli arşı vardır. Arş burada isim ve sıfatların kendini en parlak bir şekilde gösterip sahnelendiği alan ve yer anlamındadır. Bu yüzden Allah’ın her isim ve sıfatının bir arşı bir sahnesi vardır. O arşta, o sahnede baş aktörlük o isim ve sıfatındır.

Allah’ın her isim ve sıfatı diğer isim ve sıfatlardan hem hüküm hem de mana olarak farklı olmasından dolayı, arşı hükmünde olan ve tecelli edeceği makam ve alanda farklı ve başka bir şekle, vasfa girer. Mesela irade sıfatının mana ve hükmü ile kudret sıfatının mana ve hükmü nasıl farklı ise, bu sıfatların galiben tecelli ettiği makam ve alanlar da ona göre farklıdır.

Mesela, Allah’ın irade sıfatı kudret sıfatına nispetle daha nahif ve latif olmasından, tecelli alanı olan hava da ona göre nahif ve latiftir. Bu yüzden hava Allah’ın irade sıfatına bir arştır.

 Işık ve nurun, -ateş de buna dahil olabilir- ilim sıfatına arş olmasında da benzer manalar ve hükümler vardır.

Su bütün canlıların en temel ihtiyacı ve bütün bitki ve hayvanatın temel kaynağı olmasından dolayı, bütün ikram ve ihsanlar su temelinde bize ikram ediliyor. Bu sebeple şefkatin en somut vasıtası olan ihsan ve ikramlar su vasıtası ile bize geliyor. Su bu yönü ile Allah’ın ihsan ve şefkatine bir arş oluyor.

Toprak hayata  ve hayatın muhafazasına kaynaklık etmesinden dolayı Allah’ın Hafiz ve Muhyi isimlerine arş vazifesini görüyor. Zira bütün tohumları bünyesinde  muhafaza eden ve emziren topraktır. Tohumlar ise bütün canlıların hayat vasıtasıdır.

Yine sema alemi Allah’ın celal ve azamet sıfatlarının arşı ve sahnesidir. Celal ve azamet sıfatı en parlak ve keskin olarak sema aleminde kendisini gösteriyor. Bu sahnede baş aktör Celal ismidir, diğer isimler bu ismin gölgesinde ve riyasetinde tecelli ederler.

Aynı şekilde bir çiçeğin tatlı ve güzel yüzünde ise Allah’ın Cemal ve Müzeyyin ismi hakimdir. Çiçek bu isimlerin arşı hükmündedir. Yani çiçekte galiben Cemal ismi sahneleniyor demektir.

Özet olarak her bir isim ve sıfatın galiben tecelli edip tezahür ettiği bir arş, bir mahal vardır.

“Yani, Cenâb-ı Hakkın tertib-i mahlûkatta tecellî ettirdiği ayrı ayrı isim ve ünvanlarla ve saltanat-ı rububiyetinde teşkil ettiği devâir-i tedbir ve icadda ve o dairelerde birer arş-ı rububiyet ve birer merkez-i tasarrufa medar olan bir semâ tabakasında gösterdiği âsâr-ı rububiyeti birer birer o abd-i mahsusa göstermekle.”(1)

Bu cümle semanın yedi tabakasında galiben hükmeden isimlerin tasarruf ve devirlerine işaret ediyor. Nasıl kainat sahnesinin içinde çok sahneler girift bir şekilde bulunuyor ise, aynı mana, sema tabakaları ve daireleri için de geçerlidir. Ve her sema daire ve tabakasında bir isim galiben tecelli edip hükmünü icra ediyor. Hazreti İsa (as)’in bulunduğu sema tabakasında kudret sıfatının galiben tecelli etmesi gibi.

İşte Peygamber Efendimiz (asv) Miraç mucizesi ile bütün bu tabaka ve sahaları görüp seyretmiş ve her bir ismi en azami manada tefekkür etmiştir. Yani her ismin arşına, yani en yüksek ve yüce tecellisine çıkmış ve seyretmiş ve Allah’ı bütün isimleri ile en üst perdeden tanımıştır.

Miraç, Hazreti Peygamberin (sav), Allah katındaki değer ve azametini gösteren sembolik bir seyahatidir.

(1) bk. Sözler, Otuz Birinci Söz

Okunma Sayısı : 1683


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Sonuç

Yorum yok !