Üye Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Haber Grubu
Mail adresiniz:
(Haftalık e-bülten aboneliği)

"Senin elinde bir ayna bulunsa, sağ tarafındaki mesafe mazi, sol tarafındaki mesafe müstakbel farz edilse, o ayna yalnız mukabilini tutar..." örneği izah eder misiniz?

Yazar: Sorularla Risale, 21-5-2012

"Şu sırrın keşfi için şu misale bak: Senin elinde bir ayna bulunsa, sağ tarafındaki mesafe mazi, sol tarafındaki mesafe müstakbel farz edilse, o ayna yalnız mukabilini tutar. Sonra o iki tarafı bir tertiple tutar, çoğunu tutamaz. O ayna ne kadar aşağı ise, o kadar az görür. Fakat o ayna ile yükseğe çıktıkça, o aynanın mukabil dairesi genişlenir. Git gide, bütün iki taraf mesafeyi birden, bir anda tutar. İşte, şu ayna, şu vaziyette, onun irtisamında, o mesafelerde cereyan eden hâlât birbirine mukaddem, muahhar, muvafık, muhalif denilmez."(1)

Burada asıl anlatılmak istenen nokta, Allah’ın ilminin ezeli olmasından dolayı zaman ve mekan kayıtlarından münezzeh ve mukaddes olduğudur. İnsan zaman tünelinin içinde ve zamanın kayıtlarının mahkumu olduğu için, olaylar bir tertip ile, yani zamanın öncelik sonralık akışına göre işler. İnsan geleceği ancak yaşayarak bilebilir, görebilir. Ama Allah’ın ezeli ilmi zamanın içinde olmadığı için, zamanın içindeki öncelik ve sonralık kayıtları onun ilmine bir kayıt ve kısıtlama getiremez, onun ilminde geçmiş ve gelecek şimdiki zaman gibidir. Yani zamanın üç halini bir tutar, bir görür, bir ihata eder. İnsan gibi, zamanın şimdiki hâl boyutuna mahkum değildir.

 Ayna burada ilmi temsil ediyor. Aşağıya indikçe görüntü alanının daralması tabiri ise, ilim zamanın içine girdikçe, zamanın kayıt ve tertiplerinin mahkumu olmaya başladığını ifade ediyor. Aynanın, yukarı çıktıkça, görüntü alanın genişlemesi ise, ilmin zamanın kayıtlarından kurtulduğuna ve zamanın tertibi olan önce, sonra ve şimdiki hallerinden kurtulduğuna kinayedir. O mesafelerdeki haletler ise, zamanın altında ve kaydında olan ve oluşan eşyanın durumlarıdır. Zira zaman geniş bir tünel gibidir. Bütün mahlukatı içine almış ve kendine mahkum etmiştir. Her şey zamanın altında hareket ediyor.

Eşyanın zaman tünelinde üç hali ve üç boyutu vardır. Birisi mazi, diğeri istikbal, üçüncüsü ise şimdiki haldir. Bu üç halin birisinde olan, diğer haline muttali olamaz. Mesela mazide veya şimdiki halde olan bir insan istikbali bilemez. Bu, zamanın eşyaya dayattığı bir kayıt ve kuraldır.

İşte Allah bu kayıt ve kuraldan münezzeh ve mukaddes olduğu için, onun ilminde öncelik sonralık ve şimdilik diye bir şey yoktur. O zamanın her halini ve boyutunu her şeyi ile beraber görür ve bilir.

Muaahhar zamanın gelecek kipi, muvafık zamanın şimdiki hal boyutu, mukaddem ise zamanın mazi boyutudur. Muhalif ise bu zaman içindeki tertipten, bu boyutların birbirlerini kayıtlayıp kısıtlaması anlamındadır. Yani geçmiş geleceği, gelecek ise geçmişi bilemez, göremez ve hükmedemez anlamındadır.

(1) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz.

Okunma Sayısı : 2566


Pdf Olarak Kaydet - Word Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Sonuç

Yorum yok !