Üye Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Haber Grubu
Mail adresiniz:
(Haftalık e-bülten aboneliği)


"Hiçten, hiçbir şey icad edilmiyor ve hiçbir şey idam edilmiyor; yalnız bir terkip, bir tahlildir ki, kâinat fabrikasını işlettiriyor..." Burada ehl-i dalalet; zerrelerin yok olmadığını ve yeniden yaratılmadığını kast ediyor. Üstad da cevapta "belki zerrelerinden başka" diyor. Cevapla suali nasıl telif etmeliyiz?

Yazar: Sorularla Risale, 15-3-2012

Zerrelerin ezeli olması ile sonradan bir defa yaratılıp daha sonra yaratılmaması farklı şeylerdir. Materyalist felsefe "atomlar ezelidir" demekle Allah’ı ve onun yaratma fiilini inkar ediyorlar.

Halbuki zerrelerin demirbaş olarak bir defa yaratılıp daha sonraki yaratmaların mevcut zerreler üzerinden yaratılmasını ifade etmek ne küfürdür ne de yanlıştır. Üstad Hazretleri bu ikinci manaya işaret ediyor.

İbda: Allah’ın eşyayı ve mevcudatı benzersiz ve modelsiz bir şekilde hiçten ve yoktan var etmesine denir. Allah’tan başka hiçbir şeyin olmadığı bir hengamda yarattığı ilk varlık ya da varlıklar buna misaldir. Aynı zamanda varlık içinde ilk kez vücuda gelmiş nispi sıfat ve arazların da vücuda çıkması buna örnek teşkil eder.

Mesela, bir insan suretinin ana hatları yani yüzündeki aza ve organları bir kalıp ve model olarak öncekilere ve sonrakilere benzer, bu yüzden ana hatları ile insanın yaratılışı ibda değil inşadır. Ama insanlara hiç benzemeyen kendine mahsus yüz kimliği, sesi, kokusu ve parmak izi itibari ile insan ibdadır. Yani benzersiz ve modelsiz olarak hiçten ve yoktan yaratılıyor. Öyle ise ibda tarzı yaratmak halihazırda sürekli olarak devam ediyor. İlk varlıkların yaratılması ile bitmiş bir yaratma şekli değildir.

İlkbaharda yaratılan bir elma ile ondan önceki baharda yaratılan elma aynı değildir. Burada misliyet vardır, yoksa ayniyet yoktur. Yani her iki elma birbirine çok benziyor, ama asla aynı değildir. Bugün fen ilimleri onların aynı olmadığının en somut delilidir. Öyle ise baharda icat edilen her bir bitki ve haşerat ve sair canlılar, hepsi hiçten ve yoktan icat ediliyorlar. Belki bu bitki ve hayvanların esas maddeleri olan atomları terkip ve inşa şeklinde toplanarak yaratılıyorlar, ama o bitki ve hayvanların şahsiyet ve sıfatları tamamı ile yoktan var ediliyorlar.

İnşa: Var olan mevcudat ve eşyadan yeni vücut ve eşyaların yaratılması demektir. Mesela var olan topraktan bitkilerin, bitkilerden de meyvelerin yaratılması buna örnek teşkil eder. Kainatta en çok icra edilen yaratma şekli inşadır. Her bahar mevsiminde milyonlarca örneklerini gözümüz önünde görüyoruz.

Allah dünya hayatını imtihan ve tecrübe için hazırlamıştır. Aynı zamanda Allah kendi isim ve sıfatlarını insanlara izhar edip sergilemek istemiştir. Yani insan bu dünyaya hem fıtratına konulan kabiliyetlerin inkişaf etmesi hem de Allah’ın isim ve sıfatlarını talim etmek için gönderilmiştir. Bu kabiliyetlerin inkişaf etmesi ve Allah’ın isim ve sıfatlarını talim etmek ancak zaman ve müddet ile olur. Bu yüzden Allah dünya hayatını tedrici ve sebepler vasıtası ile zaman ve müddet içinde işleyip yaratıyor. Her bir unsuru hikmetli bir şekilde tertip ve sıra ile yaratıyor.

Bu hakikati akla yaklaştırmak için şöyle bir temsil verebiliriz: Mesela bir bina ustası kendi ustalık sanatını insanlara göstermek için bir bina inşa etmeye başlıyor. Bu binayı iki farklı tarzda inşa etme yeteneğine sahip.

Birinci tarz harika bir şekilde binayı defi ve ani olarak zamansız ve müddetsiz yapması. Bu tarz inşa şeklinde her şey ani olduğu için seyirciler ustanın ustalığı ve mahareti hakkında bir şey anlayamaz. Tertip ve sıra gözetilmediği için ince sanat ve kabiliyetler tam idrak edilemiyor, her şey anlık cereyan ediyor.

İkinci tarz inşa ile yapmaktır, yani binayı bir tertip ve zaman ile yapmak tarzıdır. Usta binayı yaparken binanın her aşamasını belli bir müddet ve zaman ile seyircilerin nazarına izhar ederek yapıyor. Başka bir tabirle eze eze ve göstere göstere binanın üzerinde bütün maharet ve ustalığını seyircilere sergiliyor. Burada elbette bir süreç ve merhaleler zinciri olmak gerekiyor. Tertip ve müddet içinde seyirciler ancak bir şey anlayabilirler.

Allah’ın ibda tarzında yaratması iki şekilde tecelli eder:  Birisi, mevcudatın ilk yaratılması, yani yokluktan varlık sahasına çıkması şeklindedir.  İkincisi ise, mevcut eşya ile yeni sıfat ve şekilleri yaratması şeklindedir.

Bahar mevsiminde yaratılan her şey bir önceki bahar mevsimindeki yaratılan şeylerin ne aynısı ne de gayrısıdır. Yani baharın bir yüzü hiçten, yoktan ve yeniden yaratılıyor. Belki esas olarak önceki mevsimde yaratılanlarla aynı gibi duruyor olabilir, ama şekil ve sıfat gibi hususlarda aynı değildir, bu da ibda ile yaratmanın başka bir tezahürüdür.

Mesela, bir elma geçen mevsimdeki elmanın aynı değildir, bizim dedemiz ya da babamız ile aynı olmadığımız gibi. Bunları Allah hiçten ve yoktan ibda ile yeniden yaratıyor. Allah başlangıçta ibda ile eşyayı yoktan var etti, ondan sonra inşa tarzı yaratma tamamen devreye girdi, manası mutlak anlamda yanlış olur. Allah’ın şu an ibda ile yaratma tarzı belki esas maddeleri yoktan var etme olarak tecelli etmiyor olabilir, ama var olan esas maddelerden bir şeyi inşa ederken şekil ve sıfat olarak ibda ile yaratması devam ediyor.

 Mesela dedemiz ile bizim vücudumuzda çalışan zerreler yoktan var edilerek yapılmayabilir, mevcut zerreler ile bir terkip şeklinde yapılıyorlar, ama dedemiz ile aramızdaki farklı hususiyetler, vasıflar ve şekiller hepsi terkip sureti ile değil ibda şeklinde, yani yoktan var edilerek yapılıyorlar.

Yoktan ve hiçten yeni zerrelerin yaratılması akla ters bir şey değildir, mümkündür. Lakin elimizde buna dair bir ispat ve delil mevcut değildir. Şekil ve nispi emirler açısından değil, kainatın temel maddeleri olan cevherler bir anda yoktan ve hiçten var edildi ve sonraki yaratmalar bu temel maddeler üstünde oluyor manası daha makul daha kati gibi duruyor. Yani Allah kainatı icat etmeden önce yarattığı ilk maddenin içine kainatın son genişlemiş halini potansiyel olarak derç etmiştir. Tıpkı bir incir çekirdeğinin içine incir ağacını dürdüğü gibi kainatı da ilk ve temel maddenin içine dürmüştür. Bu noktadan yoktan ve hiçten cevher yaratılmıyor denilebilir.

Günümüzün fenni malumatına göre kainat genişliyor. Bunu teyit eden ayette de mevcuttur.

“Göğü biz çok sağlam bir şekilde bina ettik. Şüphesiz onu genişleten biziz” (Zariyat, 51/47)

Genişleme zahiren yeni şeylerin ve cevherlerin yaratılmasını iktiza ediyor ise de buna dair kati bir nas yoktur.

Üstad Hazretleri bu hakikati şu şekilde izah ediyor: 

"Evet, Kadîr-i Mutlakın iki tarzda, hem ibdâ', hem inşa suretinde icadı var. Varı yok etmek ve yoğu var etmek en kolay, en suhuletli, belki daimî, umumî bir kanunudur. Bir baharda, üç yüz bin envâ-ı zîhayat mahlûkatın şekillerini, sıfatlarını, belki zerratlarından başka bütün keyfiyat ve ahvallerini hiçten icad eden bir kudrete karşı "Yoğu var edemez." diyen adam, yok olmalı!"(1)

Verilen örnek araz noktasında yani yeni bir hal ve keyfiyet noktasından doğru ve güzel bir örnektir. Suyun bir halden başka bir hale geçmesi esas noktasından olmasa bile araz ve keyfiyet noktasından bir ibdadır yani yoktan var olmadır denilebilir. Fenni keyfiyetinin bir önemi yoktur.

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Üçüncü Lem'a.

Okunma Sayısı : 2480


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

isahalim 04-Kasım-2017 22:43:45

Toprağa düşen elma çekirdeği, bir sonraki sene ağaç oluyorsa da, elde edilen elmalar bir öncekinin aynısı değil, benzeri; buraya kadar tamam. Peki örneğin kışın sinekler ölüyor, ilkbaharda bu ölü sinekler nasıl oluyor da hayat buluyor?

Editör 06-Kasım-2017 13:36:09

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ruhlu canlılarda ayniyet yok misliyet var yani her bir sinek ayrı bir fert olarak yaratılıyor ama öncekine de çok benziyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

isahalim 13-Kasım-2017 06:25:11

Benim merak ettiğim, kışın ölen bir sineğin ruhu bedeninden ayrılınca ruhu bir alemde bekletiliyor fakat bedeni çürüyor da, ilkbahar gelince o sineğin ölmeyen ruhuna sıfırdan yeni bir beden giydirilip tekrar hayata mı döndürülüyor, ya da tıpkı insandaki asla çürümeyen bir kemik gibi sineğin bedeni de o eski bedeninin minik bir uzvundan mı yaratılıyor. Ya da bunların hiçbiri değil de, önceki ölen o sinek dünyaya bu şekilde bir daha asla gönderilmiyor da, ruhuyla ve bedeniyle sıfırdan sinekler mi yaratılıyor? Söylediklerimden doğru olan sadece bu son söylediğim ise, bu haşre delil olmaz gibi sanki.

Editör 13-Kasım-2017 10:09:06

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Söylediklerinizden sonuncusu doğru. Lakin siz ayniyet misliyet meselesini iyi kavramamışsınız. Misliyet haşre bir delildir. Çünkü sinek her ne kadar bir öncekinin aynı olmasa da ayniyete yakın bir mislidir. Bu yüzden her baharda hiçten yaratılan sinekler haşrin bir delili bir ispatı oluyor. Delil olabilmesi için ille ayniyet ile yaratılması gerekmiyor. Hasan'ı yaratan Ali'yi yaratmaz mı. Hasan da Ali de insandır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

oğuzhangözüpek 14-Kasım-2017 20:57:29

İSLAM KAİNATIN kendisidir. ZİRA var oluşun HAKİKATİNİ gösteren,anlatan,izah eden tek gerçektir..SİNEKLER ERTESİ BAHAR sıfırdan veya yok tan var edilmiyor. Ya önceki yaz sonunda; DİŞİ SİNEKLERİN Bıraktığı yumurtalardan çıkıyorlar ya da korunaklı yere saklanarak bir nevi kış uykusuna yatıp BAHARDA uyanan sineklerin yumurtlayıp çoğalmaları şekliyle etrafa yayılıyorlar.YANİ KIŞIN SİNEKLERİN bir kısmı ÖLMÜYORMUŞ uykuya yatıyormuş.BİR ÇİFT SİNEKTEN BİR YAZ boyunca üreyen sineklerin sayısı milyonlarcadır. üstadın İFADELERİNİ YOKTAN VAR EDİYORMUŞ şeklinde anlamak YANLIŞ ANLAM VERMEK olur. ///Bir baharda, üç yüz bin envâ-ı zîhayat mahlûkatın şekillerini, sıfatlarını, belki zerratlarından başka bütün keyfiyat ve ahvallerini hiçten icad eden/// ŞEKİLLERİ,SIFATLARI,YAŞADIKLARI ORTAMLARI,ruhi ve fiziki durumlarını YARATMIŞ OLMAK ta anlaşılmayacak bir şey yok. BİR CANLIDAN NESLİNİ DEVAM ETTİREN yavrusuna geçen genetik özellikler bunlar VE bir canlıdan yavrusuna KROMOZOMLAR yoluyla geçiyor.KROMOZOMLAR YUMURTALARA,Yumurtalar ceninlere,Ceninler CANLI YAVRUSUNA,Yavruda CANLININ benzerine dönüşüyor. Kafa karıştıran kelime ZERRAT. ZERRE sadece ATOM manasına gelmez.MOLEKÜL yani bir maddenin en küçük parçası,,bir ORGANIN veya DOKUNUN özelliği bozulmamış en küçük parçası, VS VS GİBİ ANLAMLARINA DA GELİR. Mesela ; bir zerre su gözle görülebilen en küçük su damlasını anlatır. İCAD EDEN demek yoktan var eden demek değildir. İCAD ETMEK; Mevcut malzemeler,materyaller,elementler kullanılarak yapılması mümkün olupta o güne kadar bir başkasının yapmadığı veya yapamadığı bir şeyi yapmaktır. DİKKAT EDİLİRSE her bahar bu canlıları bir tohumdan,yeniden inşa eden sadece ALLAH'TIR. ALLAH'TAN BAŞKA hiç kimse bir canlı tohumunu ve ondan yeniden bir CANLI YARATMA kudretine sahip değildir.BU EYLEM aynı zamanda ALLAH'IN HAY ismininde bir tezahürüdür, tecellisidir. ELBETTE Yüce ///ALLAH bir şeye OL derse o şey hemen oluverir.(Ayet Tercümesi)///. Ancak ; Böyle bir şey çok istisnai bir durumdur. KAİNATTA cari olan yaratılış kanunlarının MUCİZE yoluyla dışına çıkılmasıdır. yOKSA KANUNLARIN

oğuzhangözüpek 14-Kasım-2017 21:02:36

(Önceki sayfadan devam)Yok sa YARATILIŞ kanunlarının yürürlükte olduğu KAİNATTA normal şartlarda BİR MADDENİN yoktan YANI SIFIRDAN var edilmesine GEREK YOKTUR.ihtiyaç da YOKTUR. EZELİ kudretin hakim PLANI YAPILMIŞ, işlemektedir. KALIN sağlıcakla ve RAHMETLE.