Üye iseniz giriş yapın, değilseniz üye olun.


"Sonra, mânevî çok rızık ve nimetler isteyen insaniyeti sana verdiğinden, âlem-i mülk ve melekût gibi geniş bir sofra-i nimet, o mide-i insaniyetin önüne ve aklın eli yetişecek nisbette sana açmıştır." Alemi melekut akıldan ziyade kalben bilinmiyor mu? Nasıl anlamamız gerekir?

Yazar: Sorularla Risale, 02-2-2012

"Sonra sana hassasiyetli bir hayat verdiğinden, o hayat dahi bir mide gibi rızık ister. Göz, kulak gibi bütün duyguların, eller gibidir ki, rû-yi zemin kadar geniş bir sofra-i nimeti, o ellerin önüne koymuştur."

"Sonra, mânevî çok rızık ve nimetler isteyen insaniyeti sana verdiğinden, âlem-i mülk ve melekût gibi geniş bir sofra-i nimet, o mide-i insaniyetin önüne ve aklın eli yetişecek nisbette sana açmıştır."(1)

Alem-i mülekut sadece gaybi alemler anlamına gelmez. Eşyanın içyüzü manasına da gelir. Eşyanın latif ve manevi menfaat ve faydalarına alem-i melekut nazarı ile bakabiliriz. Mesela elmanın dış görünüşü, tadı, vücuda olan faydası mülk ciheti iken, elmanın bir ikram bir nimet, bir inam olması melekut cihetidir. Elmadaki ikram manası en az elma kadar leziz ve güzeldir. İnsanlık, İslam olmasa bile bu genel tadı tadabilir.

Bir kedinin önüne yemek konulduğunda, kedi yemeğin sadece mülk cihetini anlar ve tadar; ama insan yemekle birlikte yemeği ikram eden zatın ihsan ve cömertlik gibi sıfatlarını da anlar ve tadar ki, yemeğin bu cihetleri melekutidir ve sadece insana mahsustur.

İnsandaki insani donanım alem-i mülk ve melukutu ihata edecek bir genişlikte ve çaptadır. 

(1) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz.

Okunma Sayısı : 430

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

drerkan 03-Şubat-2012

Melekutu dediğiniz gibi düşünmemiştim.Allah razı olsun.