Üye Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Haber Grubu
Mail adresiniz:
(Haftalık e-bülten aboneliği)


"Güya herbir tek yıldız, nücum-u âyet gibi, umum yıldızlara bakar birer gözü, müteveccih birer yüzü vardır." cümlesini izah eder misiniz?

Yazar: Sorularla Risale, 09-1-2012

"Âyetlerinin herbir necmi, vezin kaydı altına girmeyip ta ekser âyetlere bir nevi merkez olsun ve kardeşi olsun ve mâbeynlerinde mevcut münasebet-i mâneviyeye rabıta olmak için, o daire-i muhîta içindeki âyetlere birer hatt-ı münasebet teşkil etmesidir. Güya, serbest herbir âyetin ekser âyetlere bakar birer gözü, müteveccih birer yüzü var. Kur'ân içinde binler Kur'ân bulunur ki, herbir meşrep sahibine birisini verir. Nasıl ki, Yirmi Beşinci Sözde beyan edildiği gibi, Sûre-i İhlâs içinde, otuz altı Sûre-i İhlâs miktarınca, herbiri zi'l-ecniha olan altı cümlenin terkibatından müteşekkil bir hazine-i ilm-i tevhid bulunuyor ve tazammun ediyor."

"Evet, nasıl ki semada olan intizamsız yıldızların sureten adem-i intizamı cihetiyle herbir yıldız, kayıt altına girmeyip herbirisi ekserî yıldızlara bir nevi merkez olarak daire-i muhîtasındaki birer birer herbir yıldıza, mevcudat beynindeki nisbet-i hafiyeye işaret olarak, birer hatt-ı münasebet uzatıyor. Güya herbir tek yıldız, nücum-u âyet gibi, umum yıldızlara bakar birer gözü, müteveccih birer yüzü vardır."(1)

Bu paragrafı, ayetlerin dağınık görüntüsü içindeki intizamı ile izah edelim. Şöyle ki:

Vezin, kelimelerin ve cümlelerin bir kalıp ve ölçü içine girerek, manadan çok lafzının ahengine önem verilmesidir. Böyle olunca bir cümle ya da kelime sadece bulunduğu cümle ya da yakınındaki bir cümle ile irtibat kurabiliyor. Bu da o cümle ya da kelimenin anlam daralmasına sebebiyet veriyor. Öyle ise vezin ve kafiye gibi edebi sanatlar, cümle ve kelimenin ayak bağlarıdır, ne kadar ondan uzak olursa o kadar bağımsız ve kuvvetli olur. İşte Kur’an’ın bambaşka bir üslup ve sanat ile meydana atılması ve lafızdan ziyade manalara ağırlık vermesi, onu bambaşka mucizevi bir kitap yapıyor. 

Her bir ayet, vezin ve kafiye gibi lafzi prangalardan kurtularak, mana esaslı bir ölçü ile bütün diğer ayetler ile dayanışma ve yardımlaşma esasına giriyor. Böyle olunca Kur’an'daki bir ayet Kur’an kadar değer ve zenginlik kazanıyor. Zira ayetler arasındaki dayanışma ve yardımlaşmadan gelen kuvvet ile her bir ayetin diğer ayetlere bakan bir gözü, yönelmiş bir yüzü vardır. Bir ayeti ya da ayet içinde geçen bir kelimenin tamamı ile anlaşılması, ancak bütün  Kur’an’ı anlamak ve irtibat kurmak ile mümkündür. Bu da Kur’an’ın her bir kelamının ne denli kudretli ve mucizeli olduğunu beyan ediyor.

Aynı mantık ve manayı gökteki dağınık yıldızlar içinde kullanabiliriz. Yıldızlar şayet bir vezin ve düz hat üstünde dizilselerdi, bütün yıldız ve gezegenler ile münasebet kuramayacaklar, sadece kendi bulunduğu vezin ve dizin ile mürtebit olacaklardı. Allah yıldızlara dağınık görüntüsü içinde öyle bir intizam ve insicam vermiş ki, her bir yıldız diğer yıldız ile bir irtibat ve münasebet içindedir.  Adeta her bir tek yıldız, nücum-u âyet gibi, umum yıldızlara bakar birer gözü, müteveccih birer yüzü vardır.

(1) bk. Sözler, On Üçüncü Söz.

Okunma Sayısı : 2288


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Sonuç

Yorum yok !