Celal ne demektir? Azamet ile ne farkı var? Nevde celal, fertte cemal deniliyor. Bir de "denizler Ya Celil, Ya Celil..." diye zikrediyorlar deniliyor, nasıl anlayacağız? Celali ve Cemali isimleri nasıl anlamalıyız?

Yazar: Sorularla Risale, 07-1-2012

Celal:  Kelime olarak sonsuz derecede büyüklük, azamet, hiddetlilik, hışım manalarına gelir.

 İlm-i Kelâm'da: Celal Cenâb-ı Hakk'ın kahrının ve azametinin tecellisidir. Celal, Cenâb-ı Hakk'ın isim ve sıfatlarının cüzlerde ve fertlerde değil nev'deki ve küllilerdedeki tecellisine denir.

Cenâb-ı Hak, birliğine ve  vahdaniyyetine delil olacak çok şeyler yarattığından veyâ ihâtadan âli yani kuşatılmaktan yüksek ve Celil olduğu veya hislerle idrâk edilmekten Celil ve münezzeh olduğundan celâl denir. Yani Allah Zat ve sıfat noktasından nihayetsiz azamet ve haşmet sahibi olduğu için, hiçbir mahluk Allah’ın bu azamet ve haşmetini kuşatarak idrak edemez. İşte bu idrak edememek manası celal sıfatı ile tabir ediliyor.

Lafza-i Celal: Lafza-i Celal burada en büyük ve kuşatıcı isim anlamındadır ki, "Allah" lafzının bir ifadesi ve bir ismidir. Yani lafza-i celal Allah demektir.

Allah lafzı, Allah’ın en büyük ve kuşatıcı ism-i şerifidir. Celal sıfatı Allah lafzının sadece bir şubesi bir kanalıdır. Celal, Allah lafzının içindedir, ama Allah lafzı Celal isminin içinde değildir; zira ondan daha büyük ve daha kuşatıcıdır.

Allah’ın her bir isminin kainat sahnesinde tecelli daireleri ve perdeleri vardır. Bu daire ve perdelerde  bir isim reistir ve galiptir, diğer isimler ise bu ismin emrinde ve gölgesinde hizmet ve tecelli ederler.

Mesela, sema bir daire ve perdedir; bu dairede ve perdede reis Allah’ın Celal ismidir. Dev galaksilerin sapan taşı gibi çevrilmesi ve zerrece yörüngesinden sapmaması, Allah’ın sonsuz azamet ve kibriyasını muhtevi olan Celal ismini kör olana bile gösterir. Bu sema dairesinde ve perdesinde diğer isimler Celal isminin komutasında ve gölgesinde tecelli ederler. Lakin diğer isimlerde bu tecellinin içinde görünür. Sema dairesi ve perdesinde cemal sıfatının da tecellisi vardır, ama celal manasının gölgesinde kalmıştır. Ama dikkat ile bakıldığında sair isimler ile celal sıfatı iç içedir.

Yine bir çiçeğe nazar ettiğimiz zaman, oradaki ince sanatlar ve güzel kokular ve estetik işlemeler Allah’ın Cemal isminin manasını zahiren ve geliben gösterir. Bu çiçek dairesinde de Allah’ın Cemal ismi reistir, diğer isimler bu ismin komutasında ve gölgesinde işlerler. Burada da celal sıfatı cemalin içinde gizlidir dikkat ile okunduğu zaman anlaşılır.

Allah’ın isim ve sıfatlarının iki tecelli şekli ve mahalli vardır. Birisi, kainatın umumu üzerinde ve büyük ve azametli tecelliyatıdır. Diğeri ise; kainatın bir cüz’ünde ve cüz’isindeki küçük  tecelliyatıdır.

Kainatın umumunda tecelli eden o isim ve sıfatlar, çok azametli ve kibriyalı olmasından, okunması ve ihata edilmesi herkese müyesser olmuyor. Onun için Allah, o kainatın umumundaki azametli ve kibriyalı olan tecelli yazısını herkesin rahat ve kolaylıkla okuyabileceği boyutlara indiriyor.

İşte, kainatın umumunda azamet ve kibriya ile tecelli eden isim ve sıfatlarına vahidiyet ve celaliyet denir. Onun küçük bir modeli hükmünde olan cüz’ündeki tecelliyatına da ehadiyet ve cemaliyet denir.

Vahidiyet, Külli ve umumi tecelliyattır;  ehadiyet ise, cüzi ve hususi bir tecelliyattır.

Bu hakikate, şöyle bir temsil ile bakabiliriz.

Mesela, büyük bir denizin üstüne, denizi ihata edecek kadar büyük harflerle kelime-i tevhit yazılsa, bu yazıyı okuyabilmek için, denizi kuşbakışı ihata edecek bir mevkie çıkmak lazımdır. Ama buna herkes tam güç yetiremeyeceği için, o yazıyı yazan zat, aynı manayı ve şekli ifade eden o yazıyı denizin damlalarına da  yazıyor. Böylece her nazar sahibi o denizin umumu üstündeki yazıyı damlalar vasıtası ile okuyor. Sonra o denizin üstündeki haşmetli yazıya intikal ediyor. Yoksa, damla olmasa, o yazıyı okuması mümkün değildir.

İşte, deniz kainattır; o yazı ise Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellisidir. Damla ve üstündeki aynı yazı ise, kainatın umumundaki o tecellilerin cüzündeki tecellisidir. Deniz, vahidiyeti; damla ise ehadiyeti temsil ediyor. Bütün nebatat veya umum çiçekler, vahidiyeti gösterir. Küçük ve tek bir çiçek ise, ehadiyeti gösterir. Vahidiyet, azamet ve kibriya’yı temsil eder; ehadiyet ise, cemal ve şefkati temsil eder.

Vahidiyetin ehadiyet içinde görünmesi bu manadadır. Yani kainatın umumundaki azametli ve büyük yazının mütevazi ve okunaklı bir şekilde küçük bir parçasında ve cüzünde yerleşmesidir. Dolayısı ile vahidiyet ehadiyet içine yerleşmiş oluyor.

Sema dairesi vahidiyetin alanı iken arzımız ve içindeki cüzi daireler de ehadiyetin alanıdır.

Aynı şekilde Allah’ın kemalat ve güzelliğini idrak etme hususunda da vahidiyet ve ehadiyet olmak üzere iki usul vardır.

Vahidiyet, Allah’ın kemal ve cemalinin bütün kainat üstünde azametle tecelli ve tezahür etmesidir ki, bu tecelli ve tezahürü her akıl ve kalp bütünü ile ihata edemez. Anlamak ve ihata edebilmek için  kainat kadar bir göz ve şuur gerekir ki, bu çok büyük zatlara müyesser bir durumdur.

Ehadiyet ise, Allah’ın sonsuz kemal ve cemalinin bir cüzde, bir parçada, bir eşyadaki tecelli ve tezahürüdür ki, bu tecelli vahidiyete nispeten daha okunaklı ve minyatür olduğu için, her akıl ve kalp bu tecelli ve tezahürü rahat-ı kalp ile okuyabilir.

Ehadiyet dairesinde okunan kemalden hasıl olacak muhabbet, vahideyetin küçük bir modeli olmakla birlikte vahidiyetin azamet ve büyüklüğüne yetişemez.

Allah’ın iki türlü isim silsilesi vardır. Biri cemal silsilesi diğeri ise celal silsilesidir.

Cemal silsilesinde lütuf, ikram, şefkat, nur, ihsan, af, hüsün gibi manalar hükmeder. Aynı şekilde bu manaların her dairede tecelli ve taallukları vardır. Mesela, insanın kalp dairesinde reca ve ümit olarak, terbiye dairesinde mükafat ve ödül olarak,ahiret dairesinde cennet ve nur olarak tecelli eder.

Celal silsilesinde ise kahır, intikam, ceza, nar, azamet, Kibriya gibi manalar hükmeder.  Aynı şekilde bu manalar mahlukat dairelerinde de tecelli ve taallukları vardır. Mesela, insanın kalp dairesinde haşyet ve korku olarak, terbiye dairesinde mücazat ve ceza olarak, ahiret aleminde ise cehennem ve nar olarak tecelli eder.

Bu dairelerde tecelli galibendir, yoksa bir isim hükmederken diğer sisimler tecelli etmiyor değildir. Cehennemin cemali ya da cemal isminin oradaki tecellisi adalet ve hakların alınması şeklindedir. Firavunun cehennemde yanması cemildir, zira çok masum ve mazlumların ahı ve hakkı alınmış oluyor. Demek cemalin gözünde celal cemildir.

Aynı şekilde cennette nimet ve ikramlar Allah’ın azamet ve kibriyasına yakışır bir şekilde tecelli edecektir. Bu da cennette celal isminin bir tecellisidir. Demek cemal isminin mekanı olan cennette celal ismi de hafi olarak tecelli edecektir. Demek celalin gözünde cemal celildir.

İnsanın kalben, bedenen ve lafzen olmak üzere üç temel ibadet şekli vardır. Allah’ın ibadete layık olduğu vasıflar celal, cemal ve kemal olmak üzere üç temel keyfiyette temerküz eder. İnsan üç temel ibadet şekli ile Allah’ın üç temel vasfına mukabele ediyor ve etmek zorundadır.

Celal sıfatına yapılan ibadet daha ziyade tazimi ifade eden tekbirdir. Yani insan Allah’ın celalline, azametine ve kibriyasına karşı, lafzen Allahu ekberi kalben havfı yani korkuyu, bedenen de tazimi havi olan ibadetleri takdim eder. Namaz içinde bu tarz ibadetlerin hepsi cem olmuştur. İnsan namazda Allah’a karşı hem lafzen hem kalben hem de bedenen tazim ve tekbirde bulunuyor.

Cemal sıfatına yapılan ibadet ise daha çok şükrü  ifade eden tahmiddir. Yani insan Allah’ın cemalinden gelen ikram ve ihsanlara karşı, lafzen Elhamdülillahı, kalben muhabbetullahı ve recayı yani umudu, bedenen de şükrü havi olan ibadetleri takdim eder. Aynı şekilde namaz içinde bu ibadetlerin hepsi mevcuttur.

Kemal sıfatına mukabil yapılan ibadet ise, daha ziyade tenzihi ifade eden tesbihdir. Yani insan Allah’ın kusur ve eksiklerden münezzeh ve  bütün mükemmel sıfatlar ile muttasıf olduğunu lafzen sübhanallah, kalben haşyet ve mehafetullah ve bedenen tenzih ve tesbihi havi olan ibadetleri işlemek ile mukabele eder. Namaz içinde tenzih ve tesbih kesretle bulunur.

Namaz öyle cami ve amik’a bir ibadettir ki, yukarıda sayılan bütün ibadetleri ve şekillerini bünyesinde barındırıyor. Yani namazı kılan adam Allah’a karşı külli bir tesbih, tekbir ve tahmid ile mukabele etmiş oluyor.

Okunma Sayısı : 8218


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Sonuç

Yorum yok !