On Dördüncü Söz'de, "gökleri, yeri altı günde yarattık" ayetiyle, konunun devamında anlatılmak istenen hakikatın birbiriyle alakası yokmuş gibi anlaşılıyor. Açıklamanın ayetle olan irtibatını açıklar mısınız?

Yazar: Sorularla Risale, 24-11-2011

"BİRİNCİSİ: Meselâ, خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضَ فِى سِتَّةِ اَيَّامٍ  “Altı günde gökleri ve yeri yarattık” demek olan; hem, belki bin ve elli bin sene gibi uzun zamandan ibaret olan eyyâm-ı Kur’âniye ile, insan dünyası ve hayvan âlemi altı günde yaşayacağına işaret eden hakikat-i ulviyesine kanaat getirmek için, birer gün hükmünde olan herbir asırda, herbir senede, herbir günde Fâtır-ı Zülcelâlin halk ettiği seyyal âlemleri, seyyar kâinatları, geçici dünyaları nazar-ı şuhuda gösteriyoruz. Evet, güya insanlar gibi dünyalar dahi birer misafirdir. Her mevsimde Zât-ı Zülcelâlin emriyle âlem dolar, boşanır."(1)

 “Altı günde gökleri ve yerleri yarattık."  Bu ayetin manasını akla yaklaştırmak için dünyevi saatlerin ve zaman birimlerinin çokluğuna işaret ediyor ki, "altı gün" tabiri sadece dünyanın altı günü ile sınırlı kalmasın, diğer geniş ve büyük zaman dilimleri de bu tabirin kapsamına girsin. Hal böyle olunca fen ilimleri ile de arada bir uyum oluşuyor.

Evet, nasıl dünyanın kendi etrafında dönmesinden gece ve gündüzler, senelik dönüşünden de mevsimler ve seneler hasıl oluyorsa, aynı şekilde güneş ve sair gezegenlerin de buna benzer kendi etraflarında dönmesinden seneler ve günler hasıl oluyor. Yalnız, bu gezegenlerin dönme zamanları farklı olduğu için, güneşin bir dönüşü dünyanın binlerce dönüşüne bedeldir. Böyle olunca, güneşin bir günü dünyanın binlerce gününe bedeldir, bir senesi elli bin senesine denk gelir.

Aynı şekilde güneşten daha büyük yıldızların da bu tarz dönüşlerinden hasıl olan gün ve yılları, güneşten katbekat fazladır. Böyle olunca, kainat içinde göreceli yüzlerce gün ve yıl kalıpları ortaya çıkıyor.

İşte kainattaki bu farklı zaman kalıpları içinde bir çok alemler var ve bu alemlerin bir de ömürleri vardır ki, bunlar vakti gelince ölüyorlar ve kayboluyorlar.

Nasıl insan şu dünya hayatında misafir ise, aynı şekilde kainat içinde sayısız alemler de birer misafirdirler. Mesela, nesli tükenen bir hayvan türü belli bir zaman diliminde dünya hayatında yaşadı ve sonra miadı dolunca sahneden çekildi. İşte bu hadiselerin ölçü birimini Kur’an eyyam-ı şeriye ile tabir ediyor. Şeriatın zaman ölçüsü ise sadece dünyanın kendi etrafında dönmesinden hasıl olan zaman ölçüsü değildir. "Altı günde yarattık" derken, bütün zaman birimlerini ve ölçülerini içine alıyor.

Özet olarak; dünyanın ömrü ile dünya içinde yaşayan insanlığın ömrü birbirinden farklıdır. Dünyanın ömrü ilk oluşumundan başlayıp kıyamete kadardır; bu da milyarlarca yıl ile tabir edilir. Ama dünya içinde yaşayan  insanlığın ömrü, hadislerde yedi bin yıl olarak tarif ediliyor.

Yani dünya ile dünya içinde yaşayan canlıların ömürleri farklılık arz ediyor. Bazı bitkiler hayvanlardan uzun ömürlü, bazı hayvanlar da insanlardan uzun ömürlüdür. İnsanlığın ömrü dünya gün kalıbına göre, dünyanın ve sair mahlukatın ömrü ise sair galaksilerin gün ve yıl kalıbına göredir.

(1) bk. Sözler, On Dördüncü Söz

Okunma Sayısı : 1827


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Sonuç

Yorum yok !