Üye Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Haber Grubu
Mail adresiniz:
(Haftalık e-bülten aboneliği)


Tapınmak Allah'ın Zatına mıdır? Allah'ın sıfatlarına ve fiillerine de tapılır mı? Risalelerde genelde isimler ve sıfatlar nazara veriliyor. Ehl-i sünnet çizgisi nedir?

Yazar: Sorularla Risale, 06-7-2011

Allah’ın sıfatlarına ibadet etmekle Allah’a ibadet etmek aynıdır. Zira sıfatlar Allah’ın Zatından başka müstakil birer İlah değildirler. Allah’ın sıfatları Allah’ın Zatı ile kaim olup ondan kaynayıp geliyorlar. Bu noktadan baktığımız zaman sıfatlar Allah ile aynıdır. Bu sebeple sıfatları ayrı bir İlah gibi tasavvur ve mülahaza etmek şirk olur. 

Fiillere tapmak şirk olur. Mesela ay, güneş, toprak, ateş, su gibi şeyler Allah’ın birer fiilleridirler ve bunlara tapmak şirk ve küfür olur. İmanımıza zarar verecek genel bilgileri iyice tahkik edersek, bu gibi kafa karışıklarından kurtuluruz inşallah. Kafamızın karışıklığı değil, kalbimizin içindeki iman önemlidir. Kalbimizdeki iman sağlam ve sahih olduktan sonra, gerisi teferruattır. Yalnız şu var ki, kalbi teşekkül ettiren, akıl ve vicdan kanalları olduğu için, bu kanalları da ilim deterjanı ile temizlemek gerekir.  

Cenâb-ı Hakk’ın aynı, gayrı, ne aynı ne de gayrı olmak üzere üç çeşit sıfatı vardır.

Aynı sıfatlar, Allah’ın tenzihi ve selbi sıfatlarına denir. Bunlar Vücûd, Kıdem, Beka, Muhâlefetün lil-havâdis, Kıyâm Bi-nefsihî, Vahdâniyetdir. Bu sıfatlar Allah hakkında câiz olmayan mâna ve halleri bertaraf etmek için tedbir amaçlı konulmuş vasıflardır. Bu tenzihi sıfatlar iş ve icraat yapmazlar, onun için Allah’ın Zât-ı Akdes’inin aynı kabul edilmişlerdir. Yani bu sıfatlar Allah’ın Zâtının aynısıdır, başka bir mâna ve gayrılık ifâde etmezler. Mesela; Vücûd sıfatı Allah’ın Zâtının varlığını ifâde eden bir sıfattır. Zıt mana olan ademi, yani yokluğu bertaraf eder. Kıdem, başlangıçtan münezzeh olmasını gösterir. Bekâ ise, sonu olmamayı ifâde eder. Bu sıfatlar mevcut ve fâil değillerdir, bir kudret, bir irâde gibi varlıkları ve tasarrufları yoktur.

Gayri sıfatlar, Allah’ın fiili olan sıfatlarına denir. Bu fiili sıfatların ise miktarı ve sınırı yoktur.

Bu fiili sıfatların çokluğu ise, Allah’ın kudret sıfatının muhtelif mevcudattaki muhtelif tecelliyatından ibarettir. Mesela; Allah’ın kudret sıfatı bir çekirdeğin açılmasında tecelli ederken Fettâh nâmını alıyor, bir canlının ölümünde Mûmit ismini alıyor, bir hayat bahşederken Muhyî ismini alıyor, canlılara rızık verirken Rezzâk nâmını alıyor ve hâkeza... 

Bu sıfatlar, kâinat ve mahlûkatın yaratılması ile açığa ve meydana çıktıkları için, Ehl-i Sünnet’e göre hâdistirler. Ama bu isimlerin arka cephesinde asıl iş gören ve icra eden kudret sıfatı ezelî ve ebedîdir. Onun için Allah, ezelde Rezzâk, Muhyî, Fettâh değildi demek, mânasız olur. Allah, ezelde kudret itibâri ile bu gibi fiili isimlere sahipti, ama tecelli ve yaratma ile bu isimler meydana çıktığından, tesmiye olarak hâdis oluyorlar. Gayri ismini de bu mânadan dolayı alıyor, yani tesmiye noktasından alıyor.

Ne ayni, ne de gayri olan sıfatlar ise, Allah’ın Zâti ve Sübûti olan sıfatlarına denir. Bunlar Hayât, İlim, İrâde, Kudret, Tekvin, Sem, Basar ve Kelâm’dır. Bu sıfatlar kâinatta iş ve icraat gören ve tasarruf ve tecellileri olan hakîki ve etken sıfatlardır. Bu sıfatlar selbi ve gayri sıfatlar gibi mâneviye ve tenzihi sıfatlar değildirler. Allah’ın Zâtından başka mâna ve esasları olan, ama ondan da müstakîl ve bağımsız olmayan sıfatlardır. Onun için ne ayn, ne gayr mânasını ifâde eden Allah’ın Zât-ı Akdes’ine zâid ve Onunla kâim sıfatlar denilmiştir. Ne o, ne de onsuz olabilir.

Bu sıfatların Allah’ın Zâtı ile olan ilişkisi ve durumu ilm-i kelâm ve felsefenin en esaslı ve ihtilaflı konusudur. Biz burada üç gurubun fikrini özet olarak izâh edeceğiz ki, mesele o zaman açıklığa kavuşur. Öncelikle, Ehl-i sünnet’in dışındaki iki görüşü aktaralım.

Birincisi: Mûteziledir. Bunlar, Allah’ın bu sekiz sıfatını tıpkı selbi sıfatlar gibi Allah’ın Zâtının aynı kabul edip, bu sıfatların vücûdunu inkar ediyorlar. Yani bunlar, Allah’ın Zâtı hem ilim, hem irâde, hem kudret ve sâire deyip, Zâtından başka bir şeyi kabul etmiyorlar. Allah, kâinatta sıfatlar olmaksızın Zâtı ile iş ve icraat yapıyor diyorlar. Bunun gerekçesi olarak da tenzihi gösteriyorlar. Yani Allah’ın Zâtından başka Kadîm sıfatları kabul etmek, Kadîm Zâtların çoğalmasını gerektirir ki, bu da tevhîd ve tenzihe zıt olur derler. Mûtezilenin bu görüşü hem akla, hem de nakle zıt bir görüştür. Aklî açıdan ilim ve irâdeyi aynı kabul etmek, zaten açık bir safsatadır. Kur’ân’da ise Allah’a ilimdir, kudrettir demiyor, Âlimdir, Kâdirdir diyor. Yani ilim sahibidir, kudret sahibidir diyor. Bu da Mûtezilenin tezine zıt bir ifâdedir. Daha çok deliller var, ama biz numune nev’inden bunlarla iktifâ edelim. 

İkincisi: Kerramiyelerin görüşüdür. Bunlar Allah’ın bu sekiz sıfatını Allah’ın Zâtının tamamen haricinde ve ondan müstakîl olarak değerlendirirler. O zaman mûtezilenin dediği gibi Kadîm varlıkların çoğalması söz konusu olur ki, bu da şirktir. Mûtezilenin tepkisi ve tefrite yönlendiren, Kerramiyenin ifrat fikirleridir. Kerramiye ekolünün savunduğu fikrin butlanı zâhirdir, izâh ve ispata lüzum yoktur.

Üçüncüsü: Ehl-i Sünnet’in görüşüdür. Ehl-i sünnet’e göre Allah’ın Zâti ve Sübûti sıfatları, Allah’ın Zâtı Akdes’ine zâiddir. Yani onun ile Kâimdir, onun ile ayakta durur, onun ile dâimidir. Ama bununla beraber Allah’ın Zâtı Akdes’inin aynı, mücâviri, muttasılı, mürekkebi, mücehhezi de değildir. Bu sıfatlar Allah’ın Zâtının aynı değildirler, onun için Allah’a ve Zâtına ilimdir, kudrettir, irâdedir demek yanlış oluyor. Bu sıfatlar Allah’ın Zât-ı Akdes’ine zâiddirler. Yani O değiller ama onunla kâimdirler. Bu sekiz sıfat, Allah değiller ama Allah ile kâimdirler. Ama Allah’ın Zâtından başka bir mâna ve esası olan sıfatlardır. Allah’ın Zâtının aynı olmamaları gayrı olmalarını gerektirmez. Mûtezile tefrit edip sıfatları aynı demekle inkar ediyorlar. Kerramiye ifrat edip, sıfatlara Allah’tan bağımsız ulûhiyet isnât etmişler. 

Ehl-i sünnet ise, ne sıfatları inkar etmişler, ne de ulûhiyete götürmüşler. Ehl-i hak, ehl-i vasat olan Ehl-i sünnet’tir.

Okunma Sayısı : 7045


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

Sorularlaİçtihad 25-Ağustos-2013 21:26:00

Anlayamadım bir kaç şey var; Subuti sıfatlardan, mesela ilim sıfatının, Allah'ın Zat-ı Akdes'i gibi vücud sahibi midir? Yoksa sadece Allah'ın Zat-ı Akdes'ine verdiğimiz bir ünvan mıdır? İlim diye kastedilen nedir? Allah zatıyla mı bilir yoksa ilim sıfatıyla mı bilir? Allah'ın ilmindeki varlıkların vücudu var mıdır? Başka yazılarınızı okudum fakat anlayamadım

Editör 28-Ağustos-2013 12:43:34

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah zatı ile bilir sözü Mutezilenin sözüdür ki bu görüş bidattir. Ehlisünnet Allah ilimdir demez alimdir der. Yani alim ilim sahibi anlamına geliyor ki bu cihetle ilim sıfatı Allah'ın Zatına ne ayndır ne de gayrdır. Mutezile ilim sıfatı Allah'ın Zatına ayn derken Keramiye denen sapkın mezhepte ilim sıfatı Allah'ın Zatından ayrı müstakil bir sıfattır demekle şirke girmiştir. Burada en salim yol Ehlisünnetin subuti sıfatlar Allah'ın Zatına ne ayn ne de gayr demeleridir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

üyelik2 11-Eylül-2017 16:26:45

Allah’ın sıfatlarına ibadet etmekle Allah’a ibadet etmek aynıdır. Demişsiniz.Burada hata yok mu?Allah sıfatlarıyla aynı değilse Allahın sıfatlarına ibadet etmek veya tapmak Allaha tapmak ve ibadet değildir

Editör 12-Eylül-2017 09:44:02

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah'ın sonsuz kudreti karşısında secde etmek Allah'a secde etmek demektir. Sıfat ile Zatı ayıracak kadar bir gayrilik söz konusu olmadığı gibi farklı anlam ve işlevleri olan yedi sıfatı belirsizleştirecek kadar da bir aynilik söz konusu değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

karolin 15-Eylül-2017 06:39:43

Fiil mahluk mudur? Mesela insanın görmesi de bir fiildir.Türkçede görmek,bakmak vs fiildir ve eşya değildir.Burada fiiller daha farklı anlatılmış?Nasıl düşünmeliyiz?

Editör 15-Eylül-2017 10:53:43

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Fiilde nihayetinde mahluktur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

karolin 15-Eylül-2017 22:12:59

Görmek,işitmek insanda fiil iken;o zaman Allah için sıfat oluyor??Çünkü fiil olsa mahluk olur.Öyle mi?

Editör 16-Eylül-2017 11:42:24

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Aynen.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

oğuzhangözüpek 25-Eylül-2017 22:30:01

'' İslam KOLAYDIR. Onu zorlaştıran İNSANIN sapkınlıklarıdır dersek yanlış olmaz sanırım.Kendimizden kıyas edelim. Duymak bir KABİLİYETİMİZDİR. AMA tamamımızı temsil etmez.Görmek te öyle. EL becerimiz de bir kabiliyet. AKIL,zeka,hafıza da öyle. Akıl zeka hafızayı kullanıp Gördüklerimizi el becerimize aktararak muhteşem TABLOLAR yapabildiğimiz gibi ,İşttiğimiz sesleri de aynı şekilde Müzik aletlerinde ellerimiz,nefesimizle birleştirip muhteşem ahenkli BESTELER yapabiliriz. Diğer kabiliyetlerimizi de bu şekilde kullanırız. Ancak biz insanlarda sınırlı ve kişiden kişiye farklılık gösteren bu kabiliyetler YÜCE ALLAH ta sınırsız ve MUTLAK şekildedir. Bu nedenle Yüce ALLAH'IN -BİR NEVİ kabiliyetlerini TANIMLAYAN-SIFATLARI oNUN AYRILMAZ PARÇASIDIR. Ama her sıfat bir veya bir kaç vasfını tanımlar. TAMAMINI değil. Hepsi birleşimi MUTLAK TANRI anlamına gelen EL - İLAH yani ALLAH'tır. Ne aynı ne gayrı ne kendisi sözü bu BÜTÜNLÜĞÜ anlatıyor. Şöyle fiziki bir MİSAL VEREYİM. Düşünün ki yÜZLERCE geometrik ama FARKLI DESENDE kesimi yapılmış KÜRESEL bir ELMAS düşünün. Tam merkezine de bir ışık kaynağı koyalım.Her kesim YÜZEYİ IŞIĞI farklı renklerde DIŞARIYA verecektir. Böylece HER CEPHEDEN farklı ama HARİKA bir RENK armonisi görünecektir. Hem bir birlerine benziyorlar hem FARKLILAR... İşte İLAHİ İRADE O ışık kaynağıdır. Ancak DIŞARIYA TECELLİ ETMESİ farklı alanlarda farklı farklıdır. Yansıyan IŞIKLARI /Tecellileri görmesek IŞIĞIN VARLIĞINI göremez/İDRAK EDEMEYİZ. Sonsuz güçte ışık=irade kaynağı, Sonsuz sayıda- KESİMLİ elmas yüzeyi= SIFATLARI ,tabiyatıyla Sonsuz derecede YANSIYAN RENKLER DE = tecelliler ANLAMINA GELECEKTİR....AKADEMİK ANLAMDA sınıflandırılmış zati, subuti ..vs .. sıfatları TANIMLAYAN ibareler , İSİMLER,onun varlığını ve sahip OLDUĞU mutlak İLAHLIK VASIFLARINI anlayabilmemiz AMACIYLA ALİMLERİN tanımlamalarıdır. İyide yapmışlardır. Ancak o dönemde REVAÇ olan dil ARAPÇA ve KUR'AN Dili olduğu için bu kelimeler bize yabancı gelebilir. Garip GÖRÜNMESİN. Mutezile veya Keramiyye görüşü BİZİM TABİRİMİZLE ; BIRKALAYIP SUYUNU çıkarmaya benziyor. Dinin ORASINI burasını FELSEFİK BOYUTTA öylemiydi böylemiydi diye KURCALAMAYA kalkınca İŞTE BÖYLE ZORLAŞIP SAPKINLAŞIYOR. İşin özü şudur ki ALLAH her türlü eksiklikten ve Çirkinlikten MUTLAK ANLAMDA münezzeh yani UZAKTIR. Her anlamda MUTLAK YARATICI VE TEK İLAHTIR. Her anlamda GÜZEL VE AŞK TIR. vs..vs..vs..O yüzden geçmişte, KİNAYE OLSUN DİYE şöyle demiştim: İMANIN ŞARTI BİRDİR= La ilahe illAllah...İslamın ŞARTI BİRDİR= Muhammedün Resullah. Kalın sağlıcakla.Hayırlı geceler..