Neden Risale-i Nur, Neden Bediüzzaman?

Yazar: Sorularla Risale, 20-6-2011

Bu asrın manevi hastalığı; materyalizm ve inkarcılıktır, deva ve çaresi; Risale-i Nurlardır. Bu sebeple Risale-i Nur, ekmek ve su gibi elzemdir. Evet Risale-i Nurlar bu zamanda dinsizliğin önünde manevi bir settir, milyonlarca insanın imanla kabre girmesine vesile oluyor.

Risale-i Nur'un haricindeki İslami kaynaklarda, imana ve Kur'an'ın inceliklerine dair meseleler, dağınık ve zamanlarının ihtiyacına göre şekillenmiş ve ona göre tarif edilmiştir. İmani mevzular ayrı ayrı ve teknik tariflerle, ehil olanlara izah edilmiştir. Her bir alim bir meseleyi eserinde güzelce tarif etmiş; ama tarif, temsil ve teşbih ile avamın idrakine hitap etmediği için, istifade umumi değil, hususi kalmış.

Mesela kader konusunu, Sad-ı Taftazani elli sayfalık izah ile havassa tam anlatmış; ama avam istifadesiz kalmış. İmam Gazali çok güzel telifatlar ile felsefeye derin darbeler vurmuş; ama bu telifatlardan sadece ehil olan ulema istifade ediyor. Bu yüzden bu zamanda bütün İslami kaynaklara tam vukufiyet ve tam mesai mümkün olmadığı için, sorunları çözmekte zorlanılıyor ve tam itminan sağlanamıyor. Bu da biraz bu zaman şartlarının müsaadesizliği, biraz o eserlerin kendi döneminin şartlarına göre yazılması, biraz havassa hitap etmesi gibi sebeplerden dolayı, zamanın ihtiyaçlarına tam cevap veremiyor.

Özetle bu asırda dini talim ettirip, imana dair meseleleri herkesin anlayacağı seviyeye indirecek eğitim kurumları olmadığı ve eski alimlerin eserlerinin anlaşılmasının zorluğuna binaen; imana dair meseleleri temsil ve teşbih dürbünü ile akla yaklaştırıp, en ince ve müşkül meseleleri temsili hikaye metodu ile avamın anlayacağı seviyeye indiren Risale-i Nurlar, bu asrın en mükemmel ve tesirli bir mektebi ve fakültesi olduğu için elzemdir.

"Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan, bu zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir. Eğer anlamasa da, madem Risale-i Nur şakirtlerinin bir şahs-ı mânevîsi var; şüphesiz o şahs-ı mânevî bu zamanın bir âlimidir..."(1)

"İ'lem eyyühe'l-aziz! Tevfik-i İlâhî refiki olan adam, tarikat berzahına girmeden zahirden hakikate geçebilir. Evet, Kur'ân'dan, hakikat-i tarikati, tarikatsiz feyiz suretiyle gördüm ve bir parça aldım. Ve keza, maksud-u bizzat olan ilimlere ulûm-u âliyeyi okumaksızın isâl edici bir yol buldum.Serîüsseyir olan bu zamanın evlâdına, kısa ve selâmet bir tarîki ihsan etmek rahmet-i hâkimenin şânındandır."(2)

Üstad Hazretlerinin yukardaki beyanına istinaden; bir yılda alim yapacak, kırk dakikada velayet makamına çıkaracak hususiyet Risale-i Nurlarda vardır. Böyle hasiyete ve hususiyete sahip olan bir yola, bigane ve ilgisiz kalmak akıl karı olmadığı için, Risale-i Nurlar elzemdir.

Son sözü ve son nedeni; Üstad Hazretlerine bırakalım:

"BİRİNCİ MESELE: Birinci Şuada iki üç âyetin işârâtında, Risaletü'n-Nur'un sadık talebeleri imanla kabre gideceklerine ve ehl-i Cennet olacaklarına dair kudsî bir müjde ve kuvvetli bir beşaret bulunduğu gösterilmiştir. Fakat bu pek büyük meseleye ve çok kıymettar işarete tam kuvvet verecek bir delil ister diye beklerdim, çoktan beri muntazırdım. Lillâhilhamd, iki emâre birden kalbime geldi:"

"Birinci emare: İman-ı tahkikî ilmelyakînden hakkalyakîne yakınlaştıkça daha selb edilmeyeceğine ehl-i keşif ve tahkik hükmetmişler ve demişler ki: "Sekerat vaktinde şeytan vesvesesiyle ancak akla şüpheler verip tereddüde düşürebilir." Bu nevi iman-ı tahkikî ise yalnız akılda durmuyor. Belki hem kalbe, hem ruha, hem sırra, hem öyle letâife sirayet ediyor, kökleşiyor ki, şeytanın eli o yerlere yetişemiyor. Öylelerin imanı zevalden mahfuz kalıyor."

"Bu iman-ı tahkikînin vusulüne vesile olan bir yolu, velâyet-i kâmile ile keşif ve şuhud ile hakikate yetişmektir. Bu yol ehass-ı havassa mahsustur, iman-ı şuhûdîdir."

"İkinci yol, iman-ı bilgayb cihetinde, sırr-ı vahyin feyziyle, burhanî ve Kur'ânî bir tarzda, akıl ve kalbin imtizacıyla, hakkalyakîn derecesinde bir kuvvetle zaruret ve bedâhet derecesine gelen bir ilmelyakînle hakaik-i imaniyeyi tasdik etmektir."

"Bu ikinci yol, Risaletü'n-Nur'un esası, mayası, temeli, ruhu, hakikati olduğunu has talebeleri görüyorlar. Başkalar dahi insafla baksa, Risaletü'n-Nur hakaik-i imaniyeye muhalif olan yolları gayr-ı mümkin ve muhal ve mümteni derecesinde gösterdiğini görecekler."

"İkinci emare: Risaletü'n-Nur'un sadık şakirtleri, hüsn-ü âkıbetlerine ve iman-ı kâmil kazanmalarına o derece kesretli ve makbul ve samimî dualar oluyor ki, o duaların içinde hiçbiri kabul olmamasına akıl imkân veremiyor."

"Ezcümle: Risaletü'n-Nur'un bir hâdimi ve birtek şakirdi, yirmi dört saatte, Risaletü'n-Nur talebelerinin hüsn-ü âkıbetlerine ve saadet-i ebediyeye mazhar olmalarına yüz defa Risaletü'n-Nur talebelerine ettiği duaları içinde hiç olmazsa yirmi otuz defa selâmet-i imanlarına ve hususî hüsn-ü âkıbetlerine ve imanla kabre girmelerine, aynı duayı, en ziyade kabule medar olan şerait içinde ediyor."

"Hem Risaletü'n-Nur'un talebeleri bu zamanda her cihetten ziyade hücuma mâruz olan iman hususunda, birbirine selâmet-i iman hakkındaki samimî, mâsum lisanlarıyla dualarının yekûnu öyle bir kuvvettedir ki, rahmet ve hikmet onun reddine müsaade etmezler. Faraza, mecmuu itibarıyla reddedilse, tek bir tane onların içinde kabul olunsa, yine her biri selâmet-i imanla kabre gireceğine kâfi geliyor. Çünkü herbir dua umuma bakar."(3)

Buradan çıkan sonuç; imanını tahkiki yapıp cennete gitmek isteyenler bu zamanda Risale-i Nurlara dört el ile sarılmalıdırlar.

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a

(2) bk. Mesnevî-i Nuriye, Onuncu Risale

(3) bk. Kastamonu Lâhikası, (13. Mektup)

Okunma Sayısı : 4773


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

cemdemir 20-Şubat-2016 11:24:56

"şüphesiz o şahs-ı mânevî bu zamanın bir âlimidir..." Şahs-ı manevinin alimliğini açıklar mısınız?

Editör 25-Şubat-2016 15:33:27

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Şahs-i manevi ortak akıl ortak maneviyat anlamına gelmektedir. Ki ortak akıl en doğru bir rehber en müstakim bir yol göstericidir. Zaten alimin önemi rehber ve yol gösterici olmasındandır. Bu asırda ortak akıl öne çıktığı için cemaat aklı da ferdin aklından daima üstündür. Ortak dua ortak maneviyat ortak akıl bu zamanda çok büyük bir mevki kazanmıştır. Bu sebeple şahs-ı mânevî bu zamanın bir âlimidir hükmü çok önemlidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör