| Kayıtlı üye sayısı: | 21031 |
| Toplam soru sayısı: | 24270 |
| Bugün üye olanlar: | 0 |
| Bugün gelen sorular: | 18 |
"Ey Asuriler ve Keyaniler’in cihangirlik zamanında pişdar kahraman askerleri olan Arslan Kürtler." cümlesinde geçen; Asuri ve Keyaniler hakkında bilgi verir misiniz?
"Ey Asuriler ve Keyaniler’in cihangirlik zamanında pişdar kahraman askerleri olan Arslan Kürtler."
Üstad Hazretleri, bu medeniyetlerin dünyaya hükmettiği dönemde, Kürtlerin önemli roller ve önderlikler yaptığına işaret ediyor. Zaten coğrafya olarak Kürtlerin yaşadığı bir alanda kurulmuş bu medeniyetler. Üstad Hazretleri bu tarihi gerçeğe atıfta bulunarak böyle bir ifade kullanmış. Zaten muhatap da Kürt aşiretleridir.
Asurlular
Aslen Kuzey Irak'ta, Dicle kıyısında bulunan Aşur/Asur (Qalat Şarqat) şehri ve çevresinde yaşayan bir Sami toplulukken, özellikle M.Ö. 2000 sonrası doğu-batı arası global ticaretten faydalanarak gelişmiş ve topraklarını genişleterek ülkelerini bir imparatorluğa dönüştürmüş Eski Çağ halkı.
M.Ö. İkinci Binyılın başından itibaren özellikle Anadoluda koloniler kurmuş, Anadoluya yazıyı taşımışlardır. Daha sonra Mitanni egemenliğine girseler de İkinci Binyılın ortalarında bağımsızlıklarını kazanmış ve Fırat'a kadar topraklarını genişleterek buralara yerleşmişlerdir.
M.Ö. Birinc binyıl başından itibaren Doğu Anadolu içlerine doğru genişleyen imparatorluklarıyla birlikte ilerleyen Asurlular kuzeyde Elazığ ve Palu'ya kadar yayılmışlardır. Asur hükümdarları sıklıkla fethedilen toprakların yerel halkını oradan sürerek yerlerine Asurluları yerleştirmiş ve bu bölgeleri Asurlulaştırmışlardır.
İmparatorluğun M.Ö.VII. yüzyıl sonunda çökmesiyle birlikte Asur halkı da tarihi kayıtlardan silinir. Son olarak Harran ve çevresinde yaşadıkları bilinmmekle birlikte kayıtlarda yeralmasa da eski imparatorluk topraklarında daha sonraki yüzyıllarda da yaşamlarını sürdürdükleri ve zamanla bölgenin diğer halkları içinde eriyip gittikleri aşikardır... Günümüzde bazı Süryani toplulukları Asurluların soyundan geldiklerini iddia etmektedirler.
Keldaniler
Keldaniler, Keldani Katolik Kilisesi'ne mensup Süryanilerdir.
Efes Konsili'nden sonra bağımsız bir diofizit kilise kuran Nasturiler, Hindistan ve Ortadoğu'da yayılırlar.
1304 yılında Nasturilerin bazıları Katolikliği benimser ve Papa'nın otoritesini kabul ederler, yeni kurulan bu kiliseye Keldani kilisesi adı verilir ve bu tarihten sonra katolikliği benimseyen Nasturiler'e Keldani adı verilir.
Keldaniler, Papa'nın otoritesini kabul etmekle beraber kendi inanç sistemlerini korumuşlardır ve ayinlerini kendi dilleri olan Keldanice yaparlar. Günümüzde ayinin bazı bölümleri Arapça olarak da yapılmaktadır.
Günümüzde Patriklik Merkezi Irak/Bağdat'dır. Patrikleri Kardinal Mar Emanuel III Delly'dir. Irak'ın eski lideri Saddam Hüseyin'in başbakan yardımcısı Tarık Aziz, günümüzde en tanınmış Keldanilerdendir. Irak'taki yaklaşık yarım milyon Hıristiyanın çoğunluğunu Keldaniler oluşturur. Keldanilerin doğu kolu, Süryanice'yi ayin dili olarak kullanır. Musul'da yaklaşık elli bin Keldani yaşamaktadır.(1)
(1) bk. "türkcebilgi" web sayfasından alınmıştır.
Okunma Sayısı : 2873
Yorumlar / Yeni Yorum Ekle
Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Gelen Yorumlar
Selamün aleyküm ya benim kafam çok karıştı saidi nursi hazretlerini çok severim ama bu lafı çok ırkçı bi söylem gibi geldi bana lütfen beni aydınlatırmısınız bu kadar büyük bi alim neden böle bi ırkçı söylemde bulunur_? Varsa bunu açıklayabilecek biri çok sevinirim allaha emanet olun selamun aleyküm
Cevap
Değerli Kardeşimiz;Siz bu kelimeleri mevcut sosyal ve siyasal atmosferde değerlendirdiğiniz için elbette ki dediğiniz sonuç çıkar. Tarihi ifadeleri ve olaylar değerlendirirken, söylenen ve yaşanan döneme gidip oradan bakmak gerekir. Aksi takdirde yanlış sonuçlara varılır. Kürtlerle Türklerin kardeş kardeşe yaşadığı, herkesin aynı vatana sahip çıkarak kalkınmak ve gelişmek istediği bir atmosfer düşünün. Herkes bu ülke için bir şeyler yapmanın peşinde ve adeta bir yarış içinde oldukları bir zaman diliminde bu ifadeleri tasavvur ediniz.
Veya bu zamandan bir örnek vererek, o zamana gidelim. Mesela İstanbulda kurulan derneklerden birine gidiyorsunuz. Malatyalılar derneği olsun. Bu ismi görünce bir sakınca aklınıza gelmez. Dernekte büyük bir toplantı var. Malatya eşrafından birisi konuşma yapıyor. Ey kahraman Malatyalılar? Ey kimseye boyun eğmeyen Malatyalılar. Ey geçmişinden beri izzetle yaşayan ve kimsenin minnetini almayan Malatyalılar. Savaşlarda on kişiye bedel mücadele veren ve herkesten önce düşmanın üzerine giden Malatyalılar!...
Bu ve buna benzer ifadeleri duyduğunuzda ne hissederseniz. Burada ne hissediyorsanız, Osmanlının bir eyaleti olan Kürdistandaki halka Bediüzzamanın seslenmesinde de aynı şeyi hissetmeniz lazımdır.
Allah korusun, elli sene sonra Malatya Türkiyeden kopmaya ve bağımsız bir devlet kurmaya çalışırsa, Malatyalı eşrafın yaptığı o konuşma metni elinize geçerse, onu da aynı şekilde yargılarsınız ki, bu doğru bir yaklaşım değildir.
Nitekim Bediüzzaman Cumhuriyet tarihinde Kürt milliyetçiliği kokusunu hissedince, eserlerinde geçen Saidi KÜRDİ, ifadelerini bizzat kendisi silerek yerine Said Nursi ifadesini yazma hassasiyeti göstermiştir. Nitekim söz konusu ifadeyi de kaldırmıştır ama bazı yayınevleri eski haliye basınca sizlere de ulaşmış oldu.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör
Teşekkürler bu açıklamayı getirmeniz beni çok mutlu etti ve sevindirdi o zaman bu cümleyi bu gün siyasileştirenlerin allah belasını versin allah tüm müslüman kardeşlerimizi korusun selametle





