Üye Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Haber Grubu
Mail adresiniz:
(Haftalık e-bülten aboneliği)

"Acz dahi, aşk gibi, belki daha eslem bir tariktir ki, ubudiyet tarikiyle mahbubiyete kadar gider." cümlesini izah eder misiniz?

Yazar: Sorularla Risale, 12-4-2011

Şefkat, Allah’a götürmede ve ulaştırmada aşktan daha keskin daha parlak bir vasıtadır. Aşkın çok riskleri ve tehlikeleri var. Lakin şefkat katıksız ve risksiz iman rehberi ile Allah’a götüren bir yoldur.

Mesela, anne ve babanın perde olduğu şefkat, Allah’ın rahmet ve hikmetinin bir cilvesi ve bir tezahürüdür. Bütün mahlukattaki anne ve babaların yavrularına olan şefkatini tefekkür eden birisi, Allah’ın sonsuz şefkatini idrak eder ve ona müteveccih olur. Aynı zamanda hayatında şefkati kendine bir prensip yapar, insanlara karşı merhametli olur. 

Acz, burada kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar zayıf ve iktidardan yoksun anlamında kullanılmıştır. Yani ihtiyaçları hem kainatı kuşatmış, hem de ebede uzanmış olmasına rağmen, bunlardan en basitini dahi tedarik edemeyecek kadar acizdir insan. Burada daha çok insanın iktidarsızlığına vurgu vardır. Bu acizlik penceresi de, aciz olmayan Allah’a açılıyor. İnsan acizlik damarı ile aciz olmayan Allah’ı idrak ediyor. Her şeyin acizlik damarı ile Allah’a muhtaç olduğunu görüp tam tevazu ile kulluğa yöneliyor.

İnsan bu şefkat ve acz yolu ile hiçbir riske ve tehlikeye düşmeden Allah’ı bulabilir ve onun aziz ve şerefli bir kulu olabilir. Ama aşk yolunda risk ve tuzaklar çoktur. Bazen kuvvetli bir sebep ortaya çıkar, aşık onda takılır ve nihai hedef olan Maşuk-u Ezeli'ye, yani Allah’a ulaşamayabilir. Ama acz ve şefkat yolunda böyle riskler yoktur. Zira en kuvvetli ve büyük sebepler bile nihayetsiz acziyet içinde olduğu için, salik her şeyde  bu acizliği görür ve aciz olmayan Allah’a intikal edebilir. Bu sebeple acz yolu, aşk yolundan daha tesirli ve daha selametlidir. 

Okunma Sayısı : 5236


Pdf Olarak Kaydet - Word Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

aynurkus 25-Mart-2015 01:42:11

Zamanın da üç mecnun bir leyla’ya aşık olmuş. Hangisinin aşkının daha büyük olduğunu anlamak için üçünü de sınamışlar. Birinci mecnuna sormuşlar; ‘Leyla’nın aşkı için ne yapabilirsin.’ Demiş ki; “Bütün malımı, mülkümü O’nun yolunda harcayabilirim” İkinci mecnuna da aynı soruyu sormuşlar. O da demiş ki; “Benim malım mülküm yoktur. O’nun yoluna canımı seve seve verebilirim. İsterseniz bir kolumu kesin, O’na feda olsun” Üçüncü mecnuna gelmişler; ‘Bak’ demişler. ‘Diğer mecnunlar canlarını, mallarını hatta biri bir kolunu da feda etti, sen ne diyorsun.’ Üçüncü mecnun onları duymuyormuş bile, kolundan tutmuşlar; ‘Bunu Leyla için verir misin ?. demişler.Üçüncü mecnun birden irkilmiş ve korkuyla kolunu geri çekmiş; “Aman dokunmayın, o leyla’nın kolu!..” demiş. Eğer kul her daim Rabbi’ne niyazında; “Bütün korku ve umudumuzun ilk ve son mercii yalnızca Sen'sin. Sen korku vermezsen korku yok, sen umut vermezsen umut yok, tad vermedin mi herşey acı, acı vermedin mi her şey tatlıdır. Ruh da beden de,bütün varlık da Sen'in mülkündür.” “Bize bahşettiğin duyular , hisler ,idrakler hayaller, istekler ,kararlar ve kararlılıklar ancak Sen'in lütfun ve Sen'in merhametindir.Bu nimetlerin daimiyetini ve kayyumiyetini ancak ve ancak Sana ait her bir hamd, şükür, taat ,ibadet ve kurbiyet içinde bulunduğunu her an zikrederek; aczimin sonsuzluğunu ancak ve ancak, kudretine iltica etmekle yalnız sana arz ederim.”(Elmalılı-Derleme) Derse, bu ubudiyyet tarik-ı ile mahbubiyet makamına yol bulur.