Şeriat-ı fıtriyenin ahkamı ne demektir? Tabiat kanunları, adetullah ya da sünnetullah olarak tabir edilmesi doğru mudur? Bu kurallara ters düşenin cezası dünyada mı ahirette mi verilir? Mesnevi-i Nuriye penceresinden cevaplar mısınız?

Yazar: Sorularla Risale, 11-1-2011

Kainatta iki türlü şeriat vardır: Birisi Allah’ın kelam sıfatından gelen ve vahiy ve peygamberler vasıtası ile insanlığa gönderilen dinlerdir. Bu şeriatın asıl muhatabı insanlıktır. Bu şeriata uymak, yaşamak ve hayatları ile aksettirmek insanların görev ve vazifesidir. 

Diğer şeriat ise, Allah’ın irade ve kudret sıfatından gelen tekvini şeriattır. Yani kainata konulmuş bütün kanun(adetullah)lardır. Çekirdeğin bir sistem ile çatlayıp büyümesi, yıldızların hassas bir şekilde yörünge içinde hareket etmeleri, bütün canlıların hayat şartlarının ve rızıklarının mükemmelen tanzim ve tedbir edilmesi gibi işlerin hepsi, irade sıfatından gelen şeriatın meseleleri ve hükümleridir.

 İşte, nasıl kelam sıfatından gelen dinin hükümlerine uymak  insanların ve cinlerin görev ve vazifesi  ise, irade sıfatından gelen fıtri ve tekvini şeriata da uymak yine bütün insanların ve cinlerin görev ve vazifesidir. Dine uymayanların ekserisi ahiret hayatında ceza çekerler, ama fıtri şeriata, yani kainatın tekvini yasalarına uymayanlar peşinen cezasını bu dünyada fakir ve zelil olarak çekerler. Bu mümin olsun kafir olsun fark etmez. Kainattaki adet ve kurallara uymayanların peşinen zelil ve hakir olmaları Allah’ın değişmez bir kanunudur.

Bir insan tekvini şeriata tam riayet ederse, Allah onun geçimini ve yaşamını genişlendirir, ömrünü de uzun kılar. Mesela sigara ve uyuşturucu gibi zararlı maddeler ile hayatını zehir edenlerin hayatının kısa, sağlıklı ve iyi beslenenlerin hayatının uzun olması Allah’ın fıtri bir yasasıdır. Biz bu yasaya uyarsak uzun yaşamamız, uymaz isek kısa yaşamamız mukadderdir. Mesela Allah fıtratımızın diliyle bizlere diyor ki, falanca kulum sigara içmez ise seksen yıl, içerse elli yıl yaşar. O falanca bu fıtri kaideye riayet ederse kaderde muallak duran hükme mazhar olur.

İlaç ve sağlıkta geri olan ülkelerin ömür ortalaması az iken, ileri ülkelerin ömür ortalamalarının fazla olması bu ikinci şeriata uyup uymamak ile ilgilidir. Allah bu ikinci şeriatta mümin kafir ayrımı yapmıyor. Kim bu şeriata uyarsa mükafatını peşin alıyor, kim de uymaz ise cezasını peşinen görüyor. İslam ülkelerinin geri kalmasının en büyük sebebi bu şeriata yeterince uymamalarıdır. Gerçi birinci şeriata da tam uydukları söylenemez.

Her iki cihanda mesut ve bahtiyar olmanın yolu, her iki şeriata tam riayet etmekle mümkündür. Kafirler belki bu dünyada tekvini şeriata uymanın mükafatını görüyor olabilirler, lakin onlar da ahiret cihanında perişan olacaklalar, zira onlar da ilk şeriata riayet etmiyorlar.

 Suç ile ceza arasında zaruri bir bağ vardır. Suçun işlenip cezanın tatbik edilmemesi Allah’ın bir çok isim ve sıfatına yakışmaz. Bu yüzden suç varsa ceza da var demektir. Ceza, ille de azap vermek demek değildir. Bazen af da bir cezadır. Yani önemli olan suçun muhakeme edilmesi ve bir neticeye bağlanmasıdır. Çocuğun fıtri şeriata muhalefet edip o orantıda ceza görmesi suç ve ceza dengesinin bir tezahürüdür. 

Soruda geçen kısmı okumak için tıklayınız: 

Mesnevi-i Nuriye, Katre

Okunma Sayısı : 3335


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

drerkan 11-Ocak-2011

""Bir insan tekvini şeriata tam riayet ederse, Allah onun geçimini ve yaşamını genişlendirir, ömrünü de uzun kılar. "" Bu söylediklerinizin istisnalarıda oluyor.Her türlü melaneti işliyor kişi ama dünyası geniş oluyor! Bu durum Cenab-ı Allahın hangi sıfat ve ismine dayanıyor?Zaten gafil olan insanları aldatan biraz da bu durum oluyor?Cezanın hemen verilmemesi aldatıyor bazılarını.

Editör 11-Ocak-2011

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İmtihana tabi tutulmamız nedeniyle ve Hakim isminin gereği olarak her sebep aynı sonucu doğurmuyor. Öyle olmuş olsaydı, mecburiyet ortaya çıkar ve her şey sebeplere tam bağlanmış olurdu.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör