Salavat ile Allah'ın rahmetine ulaşmak mümkün mü?

Yazar: Sorularla Risale, 26-10-2010

Aynada güneşin çok net ve güzel bir şekilde görünmesini ve yansımasını kast ederek, kinaye ve mecaz nevinden, "ayna güneş olmuştur" dersek, bunda bir mahzur yoktur. Burada muradımız, aynanın güneşi çok net ve berrak bir şekilde gösterip ilan etmesine atıftır. Yoksa ayna eşittir güneş denilmek istenmiyor.

İşte, insanın fıtrat ve mahiyeti de aynanın güneşi yansıtması gibi, Allah’ın isim ve sıfatlarını çok net ve berrak bir şekilde yansıtıyor. İnsan mahiyetinin bu şiddetli yansıtma işini tasvir etmek için  "O ayna güneştir" denildiği gibi, "İnsanda suret-i Rahmân var" vuzuh-u delâletine ve kemâl-i münasebetine işareten denilmiş ve denilir. Allah’ın suretinden kast edilen mana, Allah’ın isim ve sıfatlarıdır. Yoksa insana benzetmek anlamında değildir. Yani insan bir ayna, Allah’ın isim ve sıfatları da bu aynada tecelli eden güneşler hükmündedir. Ayna ile güneş arasındaki alaka ise tecelli eden ile edilendir.

Allah’ın sonsuz azamet ve kibriyasına bütün kainat ve özellikle semavat şahittir. O öyle azametli bir Allah’tır ki, bütün kainat ve içindekiler onun emri ve kuvveti karşısında nihayetsiz bir zillet içindedirler. Her şey ona mutlak olarak itaat ediyor. İşte böyle azameti ve kibriyası sonsuz bir Zata muhatap olmak, ancak onun sonsuz şefkati ile mümkündür.

Yani insanı Allah ile dost ve muhatap yapan, şefkatten başka bir şey değildir. İşte şefkatin en parlak tecellisi ve aynası İki Cihan Serveri olan Hazreti Muhammed (sav)’dır. Allah’ın bu muhataplığına ve şefkatine  gitmenin en kısa ve kestirme yolu,  Allah’ın habibi olan Resulü (asv)'in sünnetine ittiba etmektir. Allah Resulü (asv)'e vasıl olmanın en güzel ve kestirme yolu da ona rahmet istemek anlamında olan salavat getirmektir. Yani Allah’ın sonsuz şefkatine ulaşmak için salavat ile Habib-i Ekrem (asv) en güzel ve kestirme bir köprüdür.

Okunma Sayısı : 3638


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

karolin 20-Temmuz-2015 01:53:47

Allah Resulü (asv)'e vasıl olmanın en güzel ve kestirme yolu da ona rahmet istemek anlamında olan salavat getirmektir. Yani Allah’ın sonsuz şefkatine ulaşmak için salavat ile Habib-i Ekrem (asv) en güzel ve kestirme bir köprüdür...Salavatla,Allahın rahmetine ulaşmayı anlayamadım,açıklar mısınız?

Editör 25-Ağustos-2015 18:41:51

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Makam-ı Mahmut İlahi bir sofradır ve bütün ihsan ve ikramlar bu sofranın üzerine iniyor. Öyle ise nasıl Peygamber Efendimizin varlığı şu kainatın varlığına sebep olmuş ise aynı şekilde şu kainat sofrasına akan bütün ihsan ve ikramlarda onun Allah katında ki makamı hürmetinedir. Yani makam-ı mahmudun hürmetine bütün izzet ve ikramlar geliyor demektir. İlahi sofra niteliğinde olan bu makam-ı mahmuda icabet etmek ise ancak salavat ile oluyor. Öyle ise salavata sadece bir dua ve hatırlama nazarı ile bakmamak gerekir.

Salavat Allah resulünün davetine bir icabet Allah’ın rahmetinin celbine bir nişanedir. Kainatı onun hürmetine yarattığı bir zatı salavat ile memnun edip Allah’ın rahmetine intikal etmek elbette her Müminin bir misyonu olması gerekir. Hem makam-ı Mahmut bir şefaat makamıdır kim bu makama salavat ile müracaat etmez ise şefaatten de mahrum kalır. Allah resulü bu makama salavat ile katkı yapılmasını sırf kendi şahsi makamını yüceltmek ve yükseltmek için değil ümmetine daha ziyade şefaat etmek için ısrarla istiyor.

Öyle ise bizde salavat ile Allah resulünün işini kolaylaştırmalıyız ve ona bolca salavat ve dua etmeliyiz ta ki onun şefaatine hak kazanalım. Tabiri yerinde ise nasıl verilen vergiler vatandaşa yol, su ve hizmet olarak dönüyor ise bizim getirdiğimiz salavatlarda bize şefaat olarak dönecek. Öyle ise salavata karşı kayıtsız durmak en azından bu noktadan akıl karı değildir. Bu paragrafta farklı bir noktaya işaret ediliyor oda şudur:

Peygamber Efendimizin en büyük duası insanlığın saadet-i ebediyesidir ve bütün hayatı ve ibadeti de bunun üzerine odaklanmıştır. Ümmetin salavatı da Peygamber Efendimizin bu büyük duasına amin demek anlamına geliyor. Yani Peygamber Efendimize ne kadar çok salavat getirilirse onun o büyük duası o kadar genelleşir ve güç kazanır demektir. Malum tekil istekler zayıf çoğul istek ve talepler ise kuvvetlidir ve kabulü katileştirir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör