Bediüzzaman, mezheplerin farklı içtihatları konusunda bir takım tahliller ve tespitler yapmaktadır. Ancak aşağıda görüleceği gibi, bu tahlillerin ve tespitlerin yanlış olduğu ileri sürülmüştür. Her bir iddiaya ayrı ayrı cevap verir misiniz?

Yazar: Niyazi BEKİ (Doç. Dr.), 08-9-2010

İddia:   

Bir kere Şafiîlerin köylülüğe ve bedevîliğe, Hanefîlerin de şehirliliğe ve medenîliğe yakın olması kesin ve mutlak değildir, nitekim birçok ülkenin ve şehrin halkı Şafiî olduğu gibi, birçok köylü de Hanefîdir. Hiç kimse mezhebini köylü veya şehirli olmasına göre seçmemektedir. Bunun tarihî ve sosyolojik birçok amili vardır. Hatta, toplumun çoğunluğu için mezhep seçmek diye bir şeyden bahsedilemez. Müslümanların çoğu atalarının mezhebi üzerine devam ederler.

İddiaya Cevap:

Bediüzzaman Hazretleri “Bütün Şafiîlerin köylülüğe ve bedevîliğe, bütün Hanefîlerin de şehirliliğe ve medenîliğe yakın olduğunu” söylemiyor. Ve bu hususu mutlak bir kaziye halinde de ortaya koymuyor. Onun dediği şey, mezheplerin farklılığında bazı uygun hikmetlerin bulunduğunu göstermeye yöneliktir.

Örneğin, söz konusu ifadesinde,

 “Mesela, hikmet-i ilahiyenin tensibiyle İmam-ı Şafiye ittiba eden, ekseriyet itibariyle Hanefilere nispeten köylülüğe ve bedeviliğe daha yakın olup…”(1)

her bir kelime dikkatle seçilen bir “kayıt” olarak  vurgulanmıştır. İtalik olarak yazılan her bir kelime ışık gibi apaçık bir hükme işaret etmektedir. Bu sebeple, itirazcının “Hiç kimse mezhebini köylü veya şehirli olmasına göre seçmemektedir… toplumun çoğunluğu için mezhep seçmek diye bir şeyden bahsedilemez.” şeklindeki ifadesi çok talihsiz düşmüştür. Çünkü, Bediüzzaman’ın vurguladığı husus, mezhep mensuplarının tercihi değil, “hikmet-i ilahiyenin tensibi”dir. 

Kaldı ki ifade edilen bu farklılıklar, hükmün illeti değil, hikmeti olarak değerlendirilmiştir. Bütün İslamî / Kur’anî  hükümlerin hakikî illeti Allah’ın emir ve yasaklarıdır. Hikmetler ise, bir meselenin farklı yönden anlaşılmasını sağlayan yorumlardır. Fıkıh kaynaklarında yer alan “mesalih-i mürsele, kıyas, istihsan” gibi kavramlar, bu gibi hikmetleri göz önünde bulunduran yaklaşımlardır. Bunları hükmün asıl illeti gibi görüp tek gerçek varsayımından hareketle eleştirmek çok yanlış bir yaklaşımdır.

* * *

İddia:

Sonra, imamın arkasında Fatiha okumakla şehirli veya köylü olmanın bir alâkası da yoktur. Ne İmam Şafiî, imamın arkasında Fatiha okumanın gerektiği görüşüne, kendisi ve / veya tâbileri köylü ve bedevî olduğundan; ne de İmam Ebu Hanife, Fatiha okunmaz görüşüne kendisi ve / veya tâbileri şehirli ve medenî olduğu için sahip olmuştur. Onlar, bu görüşlerine ancak kendilerine ulaşan delilleri inceleyip, içtihat ederek varmışlardır.  Yoksa, meselenin şehirlilik-köylülük, medenîlik-bedevîlikle bir ilgisi yoktur.

İddiaya Cevap:

Hükümlerin birçoğu herkesi değil, büyük çoğunluğu kapsamaktadır. Prensip olarak hükümler ekseriyete göre ortaya konup tatbik edilir. Zaten mezheplerin farklı görüşleri, farklı içtihatları bunun en açık delilidir.

Bediüzzaman’ın -aşağıda verdiğimiz- ilgili sözlerini ön yargısız ve dikkatle okuyanlar, bu söylenen hikmetin son derece münasip hikmetler ve uygun tespitler olduğuna kanaat getirecektir.

“Meselâ, hikmet-i İlâhiyenin tensibiyle İmam-ı Şâfiîye ittibâ eden, ekseriyet itibarıyla Hanefîlere nisbeten köylülüğe ve bedevîliğe daha yakın olup, cemaati birtek vücut hükmüne getiren hayat-ı içtimaiyede nâkıs olduğundan, her biri bizzat dergâh-ı Kàdıu'l-Hâcâtta kendi derdini söylemek ve hususî matlubunu istemek için, imam arkasında Fâtihayı birer birer okuyorlar. Hem ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir. İmam-ı Âzama ittibâ edenler, ekseriyet-i mutlaka itibarıyla, İslâmî hükûmetlerin ekserîsi o mezhebi iltizam etmesiyle, medeniyete, şehirliliğe daha yakın ve hayat-ı içtimaiyeye müstaid olduğundan, bir cemaat bir şahıs hükmüne girip, birtek adam umum namına söyler; umum, kalben onu tasdik ve rapt-ı kalb edip, onun sözü umumun sözü hükmüne geçtiğinden, Hanefî mezhebine göre imam arkasında Fâtiha okunmaz. Okunmaması ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.”(2)

* * *

İddia:

Onun verdiği ikinci örnekteki (kadına dokununca abdestin bozulup bozulmaması) açıklaması ise, birincisinden daha gariptir. Şehirli Hanefîleri efendi, medenî, kadınlarla temasa müptelâ olmayan kişiler olarak takdim edilmiştir.  Aslında köyler, şehirlere oranla kadın fitnesinin daha az olduğu yerlerdir. Kadınlara dokununca abdestin bozulmasının sebebi veya hikmeti bu ise, asıl şehirlerde kadınlarla iç içe bir hayat sürdüren şehirlilerin bundan sakındırılması gerekir. Az bir necasetin zarar vermemesinin nedeni ise, kalabalık içinde su ile istinca edilememesi olarak gösterilmiştir. Hâlbuki, şehirlerde temizlik imkânları çok daha fazladır. Umumî helâlarda yapılan istincayı ise kimse görmez.

İddiaya Cevap:

Bediüzzaman’ın, ekseriyetle kırsal kesimde çalışan kimseler olarak erkek kadın arasındaki ilişkilernin daha kolay fitnelere dönüşebileceğine dair tespiti gerçekten güzel bir hikmettir. Evet, bu da -yukarıda ifade ettiğimiz gibi- nihayet bir illet değil, hikmettir. Dağda, kırda, bayırda, tenha yerde karşılaşan erkek ve kadın arasındaki etkileşimin daha fazla olmadığını kim iddia edebilir?! İslam’da kadınların tek başına uzun bir mesafede yolculuk etmesini uygun görmemesi, bir erkekle bir kadının halvet yerinde bulunmalarını yasaklamasının altında yatan hikmet de aynıdır; kırsal kesimlerde, tenha yerlerde şeytanın fitneyi körükleyen telkinleri daha etkindir...

İtirazcının “Hâlbuki, şehirlerde temizlik imkânları çok daha fazladır.” ifadesi, belki son birkaç asır için geçerli olabilir. Halbuki, İslam tarihi boyunca insanlık camiasında modern tuvaletler veya klasik helalar çok az yerde bulunuyordu. Birkaç yıl öncesine kadar bile hacıların Mekke ve Medine şehirlerinde istinca yerlerini bulamadıkları için her tarafta def-i hacet ettikleri hususu nam salmış bir realitedir. Kaldı ki, şu anda bile kırsal kesimlerde çalışanların -şehirlilere nispeten- pisliğe daha fazla bulaşabilmekte olduklarını kim inkâr edebilir? 

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Yedinci Söz, Hatime.

(2) bk. age.

Okunma Sayısı : 6125


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Sonuç

Yorum yok !

X