Üye iseniz giriş yapın, değilseniz üye olun.


Fethullah Gülen Hocaefendi Risaleleri değiştirmiş diyorlar. Lütfen buna bir açıklama getirir misiniz?

Yazar: Sorularla Risale, 24-8-2010

Hocaefedi'nin, Risaleleri değiştirdiği söz konusu değildir. Yakın zamanda, zaman gazetesindeki röportajında da ifade ettiği gibi, Risalelerin uzman bir el tarafından sadeleştirilmesini istemiş ve ancak Bediüzzamanın diğer talebeleri bu yaklaşımı tasvip etmediği için, Hocaefendi de bu teşebbüsünden vazgeçmiştir.

Risalelerin sadeleştirilmesinin doğru veya yanlış olduğu hakkında farklı yorumların olması gayet normaldir. Biz bu tür yaklaşımları -içinde kasıt ve art niyet olmamak şartıyla-  fikir zenginliği olarak karşılarız.

Okunma Sayısı : 13063

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

hizmetdaş 24-Ağustos-2010

latince risalelerinizin içnde risalei nurun bazı kısımları yok.onlar neden latinceye çevrilmiyor.mesela yazı mektubu

insirah__ 24-Ağustos-2010

değerli hizmetdaşım. yazı mektubu elbette latinceye çevirisi yapılmıştır. kastamonu lahşkasının başına müracaat edebilirsiniz. buradan yazı mektubundan kasıt o rada üstad bana birisi risale yazarsa hediye hükmüne geçert diyor.. bu yüzdden yazı mektubundada var. netice olarak latincesi mevcuddur..:)

mirza tufan 24-Ağustos-2010

ARKADASLAR ben 5 yildir Fransada yaşiyorum. Fransizca risale i nur tercumeleri okudum, Türkcelerini de okudum. İnanin fransizcasini daha iyi anliyorum. Neden Turk topraklarindan cikan Bediuzzaman hazretlerinin yazdigi risaleleri bir Fransiz, bir Turkten daha iyi anlasin. Risalelerde kullanilan dil gercekten cok ağir ;eserlerin aslına uygun olarak günümüz Türkcesiyle sadelestirilmesi iyi olur kanisindayim. Nasil ki Kur'an bir cok dile cevrildi ki, Kuran hicbir sekilde zarar gormedi ve aslina birsey olmadi; ayni sekilde risalelere de bir zarar vermez, tam aksine bu insanlarin daha da yararlanmasina vesile olur .

Vbdestabe 24-Ağustos-2010

üstat bana yazdırıldı diyor üstat üzerimizde inayet var diyor üstat risalelerde tevafuk var diyor. hem biliyoruzki risaleler cenabı allahın bir lütfü bizlere bu yüzden eger 100 senedir sadeleştirilmemişse bir hikmetleri vardır. sadeleştirlilmiş risale düşünemiyorum. bugüne kadar çokları bu fikri öne sürdü ama gerçekleşmedi demek allah istemiyor. piyasada bazı sadeleştirmeler var ama okuyan alan yok. herşey orjinali ile güzeldir. belkide risaleyi farklı kılan bu latince harflerdir.

ertugrulgazi 24-Ağustos-2010

Orjinalleri tabiki bozulamaz.ama bazi kesimlerinde anlayabilmesi icin belki sadeleştirilebilir.

mstfsnr 24-Ağustos-2010

Risaleleri kendi seviyemize indirmek yerine Risale-i Nur'un seviyesine yükselmek gerektiği kanısındayım. Şu an Rusya'da olanlar ve Türki Cumhuriyetlerde özellikle türkçe öğrenilip aslından okumak için didiniyorlar. Biraz gayret etmeliyiz. Dünya hayatı için yabancı dil öğrenirken onca kelimeyi ezberliyoruzda neden elimize osmanlıca lügat alıpta ahiretimiz için Risale-i Nur'daki hakikatları anlamaya çalışmıyoruz. Daha çok şeyler söylemek isterdim ama "Arife işaret yeter" diyorum.

birkanaksut 24-Ağustos-2010

Bir eseri sadeleştimek demek o esere zulum etmek demekdir.Bundan dolayıdır ki dünya edebiyatçıları şiirin tercümesinin şiirin aslı kadar etkili olmadığını söylemişlerdir. Bunula birlikte normal bir kişi dahi yabancı dilden bir şiirin tercümesini okusa aslını okuduğu kadar etkilenmez.. Kur'an-ı Kerim'in sadeleştirilemeyeceğini Bediüzzaman Hazretleri gerek 25.Sözde gerekse diğer Risalelerde Hususan Meyve Risalesinin 10.Mes'elesinde net bir şekilde açıklayıp isbat etmiştir. Bununla birlikte normal bir kişinin bir eseri,şiiri tam manasıyla diğer dillere tercüme edilemezken; Allame,Kutup,Müceddid olan Bediüzzaman Hazretleri ki görüşleri kesin ve net olan bir deha olduğu halde eğer aslını muhafaza edeceğini bilseydi ya Lahikalarda yazacak (çünkü hizmet düstürları Lahikalardadır) yada has talebelerine söyleyecek ki ileride gereken sadeleştirmeyi yapsınlar.. Bir başka açıdan bakarsak... Kaç dil biliyoruz? Bazılarımız 2,3 hatta 4... Bunların yekünü binlerce kelime yapar...Kafamızda gereksiz o kadar çok bilgi var ki neredeyse bize hiçbir yararı yok...Dünya için binlerce kelime öğrenen,dünyada geçimini sağlayıp para kazanmak için çok bilgileri ezberleyen yıllarca öğrenim gören kişi; cennetini genişleten,Allahı tanıtan bir eser için 100 tane kelime ezberlemeyi çok mu görüyor? 100 kelime ezberleyen Risale-i Nurun çok yerlerini anlayabilir.. Önceden 20 yıllık medrese eğitimine bedel Risale-i Nur herkese çok kısa sürede tahkiki imanı veren bir eser olduğu halde günde 5 dakikamızı ayırıp 2 kelime ezberleyemez miyiz? Bu kadar da tembel olmamamız lazım değil mi ? Tembelleştiğimizden dolayı geri kaldık..Bediüzzaman Hazretleri yine kesin ve net görüşüyle ilacımızı sunuyor ''EL EMEL''... Selam ve Duayla...

cankaya 24-Ağustos-2010

Benim şahsi kanaatim Risalelerin sadeleştirilmesi faydalı olmakla beraber düşünce ufkunu kısıtlar, nitekim arapça,farsça zengin dillerdir bir kelimenin birçok anlamı olabiliyor bu durumda her okuyuşta farklı mana çıkmasına sebeb verdiği için okuyan kişileride sürekli şevk hali devam ediyor.sadeleşmiş olsa bu enğin denizden adeta bir damla hükmünde olan sadeleştiren şahsın anlam kavramında kalacak belkide bir defa okunan kitaplardan olacak

sare hanım 24-Ağustos-2010

şahdamar yayınlarından çıkan Abdullah Aymaz ın risalelerin sadeleştirme ve açıklamalarından oluşan kitapları istifadenize teklif edebilirim..en son Hutbe i şamiyeyi okuyor büyük de zevk duyuyorum..çünkü abinin emek verdiği bu kitaplarda önce risalenin orjinal metni,sonra açıklama ve konuyla ilgili bizim bilmediğimiz risale diline vakıf olamadığımız ayrıntılar yer alıyor..yeter ki okuyalım

ihlasnur 24-Ağustos-2010

Anlamadım gitti piyasada sadeştirilmeye çalışılmış olan külliyat mevcut daha neden NURLARI ANLMAK İSTEMEYENLER ona müracaat etmek istemiyor.Ben belki o sadeleştirme yapandan daha çok anlayacağım ben o çevirmenin anladığını anlamak zorunda değilim. Herkes RİSALE-İ NUR'dan anlayacağı kısımlar mevcuttur. Risaleler bisiklet gibidir.Herkes düşe kalka öğrenmiştir bisiklşet sürmeyi NURLAR DA OKUDUKÇA ANLAŞILIR HATTA BAKIN ÜSTAD 4. ŞUADA NE DİYOR :Risale-i Nur, sair kitaplara muhalif olarak, başta perdeli gidiyor; gittikçe inkişaf eder.Buna göre anlamak için okumalıyız.sade uydurukçasını okumak isteyenlerde o uydurukçadan okusunlar.Bozulan dil bağını koparır. Şunuda unutmayınki bu iddaayı yumurtlayanların bir çoğunun NURLARI ANLAMAK GİBİ GAYESİ YOK!sadece NURLARDAN ''O ANLAŞILMAZ OKUMAYIN BAŞKALARINI OKUYUN''demek için bu iddaayı söylüyorlar.Herkes en iyi yaptığı işi düşünsün nasıl başladı şimdi nasıl yapıyor.Bu örnek yetecektir.

Şahmelik 24-Ağustos-2010

Burç FM'de Salı günleri akşam üstleri saat 9 civarı yapılan Risale-i Nur sohbetleri sadeleştirilmiş bir dil ile okunuyor. Yani Risalelerin orijinal metinleri okunmuyor. Bu durum risalelerin tahrifi olmuyor mu? Risalelerin sadeleştirilmesi onun tahrifi değil midir? Lütfen bu sorumu açık olarak cevaplayabilir misiniz?

talhazübeyir 24-Ağustos-2010

merhum HAMDİ YAZIR ın HAK DİNİ KURAN DİLİ isimli tefsiri güya sadeleştirildi,,, orjinal haliyle sadeleştirilmiş halini okuduğunuz zaman sadeleştirme denen şeyin deforme olduğu anlaşılıyor... lütfen biraz lügate bakmayı ve kelime hazinemizi zenginleştirelim... dünyevi maksatlarımız için neler öğreniyor, ne sıkıntılar çekiyoruz, acaba ebedi hayatımızı ilgilendiren böyle önemli bir mesele için neden lügatimizi genişletmiyoruz...hürmetlerimle....

Editör 24-Ağustos-2010

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risalelerin sadeleştirilmesi ayrı bir konu, Risalelerin aslı budur denilerek değiştirip, orijinal şekli olarak sunulması ayrı bir konu.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

kduman 24-Ağustos-2010

risaleleri kendi seviyemize indireceğimize biz risale'nin seviyesine çıkmalıyız diye düşünüyorum... selam ve dua ile...

ahmetfatih84 24-Ağustos-2010

bir yorumcu burç fm de salı günleri muzaffer ecevit ağabey tarafından yapılan dersleri eleştirmiş..kardeşim orada dersler sadeleştirilmiş risale ile yapılmıyor..lütfen iyi dinleyiniz programı..ayrıca fethullah gülen hocaefendi bir defa necip fazılın bir isteğini abilere iletmişlerdir..abiler olumlu cevap vermeyince sadeleştirme olmamıştır..birdefada kendileri huzmeler ve iktibaslar adı altında sızıntıda neşretmiştir..sonrasındada abilerin yine izin vermemesi sonucu vazgeçmiş ve şu anda özellkle islam dunyasında en fazla okunan eseri olan kalbin zümrüt tepelerini yazmışlardır..her ne kadar biz okuyup anlama adına gayret göstermesekde ..

cio.mgy 24-Ağustos-2010

Bilenlerin imanda derinleşmesindense bilmeyenlerin iman etmesi daha makbuldr diye düşünüyorum...bnde sadeleştirilmesi düşüncesine katılıyorum.Can alıcı mevzuların ilk plana getirilmesi özünden ayrılmadan tabiki....

baybarshan 24-Ağustos-2010

Risalelerin sadelestirmesi degil bence. Sadelestirilse bile adamakilli anlamamiz mümkün degil. Benim düşüncem Risaleleri açımlamak'tır(şerh etmek) .O zaman hem herken okuyabilir hem de adamakilli anliyabilir.Saygilar...

bahriemre 24-Ağustos-2010

ehil bir kalemden;hem sadeleştirme,hem şerh ve izah hem başka dillere çevirme..zaten sözlüsü olan pratiği üstad hz.lerini kalkan yaparak karşı çıkmanın anlamsızlığı ortada..kaldı ki kastamanu lahikası orjinalında sadeleştirmeye teşvik ve ruhsatı ifade eden satırlar ne hikmetse bazı yayınlarımızda sansürlenmiştir..hürmetler.

sinanbasar 24-Ağustos-2010

bakın hoca efendi risaleleri hiç değiştirmemiştir. o ne kadar büyük birisi olduğunu bilirseniz böle düşünmezsiniz. bu dünyada islama saygı duyuluyorsa onun sayesinde darwin teorisine inanılmıyorsa onun sayesindedir.  Hoca efendi asrımızın büyük insanıdır. b. said nursi muceddit tir hocaefendi ise velidir ikiside seyyit tir.

rikkati cinsiye 24-Ağustos-2010

ben vakıf olmaya karar verme aşamasındayım.. dua edin

insaatt 24-Ağustos-2010

Aziz Üstadımız diyorki harb-i umumi olmasaydı işaretül icaz ı 60 cilt yazıcaktım. Hangi tercüman o kitaptan 60 cilt çıkarabilir ama belki okuyarak 60 ciltlik bi kitab ilmine erişebilir.

gayyur 24-Ağustos-2010

insan kelimelerle düşünür dar bir kelime haznesinden kurtulmalıyız zihnin inkişafıyla diğer latifeler de inkişaf edecektir ve istifade daha ziyade olacaktır insallah..

ciddeli 24-Ağustos-2010

Okuduğum yorumların birinde, istifade açısından bazı risalelerin öne çıkarılmasından bahsedilmiş. Benim buna önerim, bazı mühim konular üzerine mecmualar oluşturulmuş. Mesela Sünnet-i Seniyye Risalesi (içinde bu meseleyi ele alan risaleler dercedilmiş), Miftahul-İman, Hakikat Nurları gibi mecmuacıklar mevcut. Ben bu mecmuacıkları şiddetle tavsiye ediyorum. Çok enterasan bir şekilde kitabın adı, insanın aynasında tam teşekkül ediyor. Sadeleştirmek yerine, konuları biraraya alarak sıra ve sabır ile takip, nuraniyete daha yakın görünüyor. Aynı Haşir Risalesi gibi, ardından zeyller ile Üstadımız meseleyi pekiştirmiş. İlacın teşekkülünü sadeleştirmek yerine, yanına yardımcı diğer teşekküllü ilaçları almak, reçetenin camiiyetindendir. Baki Selamlar..

ilyascan 24-Ağustos-2010

Kardeşlerime ihtar ediyorum ki: Bu küçük mektubları hususî bir surette, hususî bazı kardeşlerime yazmıştım. Büyük mektublar meydana çıktıktan sonra, küçükler de umumun nazarına gösterilmesi lâzımgeldi. Halbuki tanzimsiz, müşevveş bir surette idiler. Onlar ne hal ile yazılmış ise, öyle kalması lâzım geliyordu. Sonradan tashih ve tanzim etmeye mezun değiliz! Hem yazdığım vakit, irade ve ihtiyarım ile olmadığını hissettiğimden, kendi fikrimle tanzim veya ıslah etmeği muvafık görmedim. Bu eserlerin sahibi sadeleştirmeyi eserlerinde vasiyet etmemiştir. Ama anlamak isteyen varsa lügat kullanabilir, bilenlere sorabilir. sohbetlere katılıf feyiz alır. Üstad diyor ki: İnsanlar fikirce, hisçe, zekâca, gabâvetçe bir değildir. Herkes aynı şekilde anlamayacak, hismetyecek. Hepimizin akıl his zeka seviyesi farklı. Daha iyi olmak istemeyen daha iyi olamaz. Daha iyi olmak daha iyi anlamak isteyen lügat alsın, abilerine sorsun, derslere sohbetlere katılsın. "Bilmiyorsanız bilenlere sorun" diye ayet var. Ayıp değil günah değil kardeşim bilmiyorsan sor. Sadeleştirmeye gerek yok. " İnsan yeni birşey öğrendiği zaman Allah ona bilmeği bir şeyi daha öğretir. (Hadis) Sen bir kelime öğrenmek için lügat kullan gayret et bak Allah senin idrakini nasıl kolaylaştırıyor. Sadeleştirmek, kelime anlamlarını vermek (dipnotlarda) insandaki merak duygusunu da köreltiyor. Ehl-i tahkik olamıyorsun. İnsanların yüzde sekseni ehl-i tahkik değildir diyor üstad. Merak ilmin hocasıdır. Kardeşim biraz meraklı ol . Areaştırmacı ol. Bir insan kendisine ait olmayan bir eseri eser sahibinin izni olmadan nasıl böyle bir şeye yeltenir? Hayret içinde hayret

burak80li 24-Ağustos-2010

Risalenin sadeleştirilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Diğer sebebler bir yana, Osmanlıca kelimelere sahip bu risaleleri okuyan insanlar gün geçtikçe fakirleşen Türkçe ile bu risalelerin anlatmak istediğini anlamayacaktır tam manasıyla. Ancak Abdullah Aymaz abinin yazdığı gibi açıklamalı kitapları başarılı buluyorum, hatta gerekli de buluyorum. Mesela Kastamonu Lahikasında bir olay üzerine mektup yazılmış ama olayı bilmediğimizden, bu tür mektupların sebebini anlayamıyoruz.

himyata 24-Ağustos-2010

kur'anı mu'cizül Beyanın hakiki bir tefsiri ve elmas kılıncı olan RİSALETÜNNUR KÜLLİYATI mutlaka tasarruf altındadır. bahusus kur'anın malıdır semavatı sökemeyen bir kuvvet nurlara ilişemez. himyata

kamuran74 24-Ağustos-2010

ey turkiyede dunyaya goz acan kardeshler!nurlarin kadrini bilin!bizler lugat kullanmadan bile nurlari okuduk,okuduk ve nurlar manevi mucizesini tekrar gosteriyor.nurlari ruhumuzda,gonlumuzde hissettik!bu sadeleshtirme ishinden artik vazgecin!aziz ustad ne zulumler gordu!asil ustdin kim oldugunu bilmryenler,onu tanimayanlar binbir ishgence altinda ilhamen yazilan kuranin mucizei manevisi olan nurlara kiyib, sadeleshtirilmish nur fikrine dushe bilerler!tarihceyi hayati ve konferansi lahikalari bolca okuyun!

MUHAMMEDULEMİN 24-Ağustos-2010

sadeleştirilmiş eserler de olsun, orjinali de muhafaza edilsin diyenler var. Bu çok yanlış bir görüş olup, işin kolayına kaçmaktır. Biz onu sadece kelime dağarcığımızla anlamıyoruz. O orijinalliği ile kalbe akla ruha hitap ediyor......

greatweb 24-Ağustos-2010

Risale-i nur sadeleştirildiğinde elde ettiğimiz kitap Risale-i Nur olmaz. Üstad burada kafa karıştırmak için o kadar kelimeyi kullanmamış ki biz sadeleştirmeye kalkalım. Her kelimenin kendine has bir anlamı var. Yoksa Hakim-i Mutlak, Hafîz-i Zülcelâl, Alîm-i Mutlak gibi Allah'a işaret eden tüm kelimelerin yerine Allah diyebilirdi. Biz sadeleştirerek şöyle demiş oluyoruz: "Ey Üstad! sen niye o kadar kelime kullandın ki hepsinin yerine Allah deyiverseydin." Zaten Risale-i Nurdaki kelimelerin çoğu terminolojik terimler. Mesela hücrenin bir parçası olan ribozom'u sadeleştirelim diyemezsin. Ribozom tüm dillerde ribozomdur; çünkü terminolojik bir kelimedir. Fakat Kırkıncı Abinin, Fetullah Gülen Hocaefendinin yazdıkları gibi herkes Risale-i Nurdan anladığını yazabilir. Bu kitapların insanlara faydası olucağı kesindir. Bunun eleştirilebilecek bir tarafı yoktur. Bunlar benim Risale-i Nurdan anladıklarım der ve ismini yazar. Ama Üstad Bediuzzaman burada bunu anlatmak istedi; bakın ben daha anlaşılır yaptım diyemez.

kadd74 24-Ağustos-2010

Eserlerin içinde geçen bazı kelimeleri nasıl sadeleştireceksiniz?Sadeleştirme hangi eser olursa olsun ilmi bir katliamdır.Yanlız M.Akif'in eserinde olduğu gibi orjinal sayfa çeviri şeklinde hacmi artırmakla bazı eserlerde uygulanabilir.

kalem88 24-Ağustos-2010

bence sadeleştirilebelir bizler zaten orjinalini okuyoruz bu kitaplar ağır diye korkup kaçanlar var onlar açısından çok iyi olur.. en azından bir cümle dahi okusa çok güzel olur ... ama risaleleri sadeleştiren kişinin kim olduğu çok önemli ve bambaşka bir tartışma konusu...

muhammeden 24-Ağustos-2010

risaleler sadece akla hitap eden bir kitap olsaydi sadelestirilmesine bir nebze sicak bakilabilirdi, ama aklimizin hatiri icin diger latifelerimizin istifadesini feda etmemmeliyiz bence, akil kalp vicdan ruh sir vs butun bu latifelerin okunan risalereden hissesi var.

erdal purc 24-Ağustos-2010

kardeşlerim risaleyi sadeleştirenler kendi kalb ve fikir rengi neyse o hakikatleri o renge boyayacakları için ,kendi fehimlerine göre şerh düşeceği için risaledeki şeffafiyet ve ulviyet ve ilhamdan gelen o kudsiyet büyük bir olçüde gizleneceği içindirki üstad bana yazdırıldı diyor sadeleştirilmeğe izin vermemiştir bende aynı kanaatteyim,ayrıca risaleyi anlamnın metodu dikkatdir,keşif yeri kalbdir,gelin gibi manayı çıkarmak için mehir ödiyeceksin,risalenin mehride dikkatle mütalaa makamında ders yapmakdır ççünki nazlı duvaklı geline benziyor peçesini hemen açmıyor,samimiyetin nispetinde hakikatler kalpde inkişaf etmeye başlıyor neyse bukadar izahat arife yeter slm ve dua ile

ramazan19 24-Ağustos-2010

Cennet ucuz değil, elbette bir bahası olacak. herşeyi allah bir imtihan vesilesi olarak biz insanlara, cenneti kazanmak için önümüze koyuyor. Dolayısıyla biz ne kadar layık olursak, ne kadar didinir isek, ki okumak ve anlamaya çalışmak, o kadar bizi inkişaf ettirir. Kömürden elmasa kalbolmak için kömür fırınında yanmak lazım. Elmas olmak için seviyemizi yükseltmek lazım...

okırkpınar 24-Ağustos-2010

Hiç şahs-ı manevi olan bir şey sadeleştirilirmi?Said Nursi (rahmetullahi aleyh), o kitaplara şahsiyet yüklemiş.Biz nasıl o şahsiyete sorupda cevabını almamız mümkün olamayan biri konu hakkında müdahil olup değiştirebiliriz.Başka dilmi kullanılıyorda ağır diyoruz.İmam Rabbani gibi İmamı Gazali gibi büyüklerin eserleri arapçadan dilimize tercüme oluyor farklı farklı izahlarla karşılaşıyoruz neden dilimizde gelen bir ikrama nimete değiştirilsin gözüyle bakıyorsunuz anlamıyorum.Ama risale-i nuru anlasanda anlamasanda oku mantığı kadar saçma bir sözde duymadım Kur'anı Kerim için söylenir o.Tefsir için bu söylenirmi?O zaman niye tefsir ediliyor anlaşılmasın diyemi.?

ali123456789 24-Ağustos-2010

Risale-i nur gayet acik ve net. Bir de sunu soylemek gerekir ki ustadin mudafa, mektuplari incelense gorulur ki daha hafif bir dil var. Hem ustad gemi ve sefine yi, simendifer ve treni ard arda kullanmasi gosteriyor ki ustad gemiyi bilmedigi icin yazmamis degil. Bile bile yazilmamis bir metni degistirip yazmak demek sacmalik degilde nedir?

Tikky. 24-Ağustos-2010

Selamun Aleykum Değerli Kardeşlerim ( Aile İçerisinde Pozitif Bir Yaklaşımla Pozitif Netice Vericek Tartışmadan Uzak Fikir Alış Verişi Tadındaki Bu Muhabbete Bende Müdail Olmak İstedim) Değerli Kardeşlerim Ben Ehl-i Tarikat Birisiyim. Lakin Aynı Noktada Da Risale-i Nurun İnşaAllah Has Ama Tanım Olarak Dost Dairesinde Birisiyim. İlk Başlarda Bende Anlamıyordum Risaleleri Ama Okudukça Hem Risaleleri Hemde Mana Noktasında Olaylara Bakış Açımda Bir Derinlik Vukufiyet Kesp Ettim. Bende Osmanlıca Kelimelerle Okuması Taraftarı Olanlardanım. Lakin Sadeleşmiş Olanlarda Anlama İmkanı Var Amma Kelime Hazinesi = Mana Aleminin Genişlemesidir. Dolayısı İle Mana Aleminizin Genişlemesi Ve İnce Düşünmemiz İçin Risalelerin Şuanki Dili İle Hatta Mümkünse Osmanlıca Okunması Taraftarıyım. Lakin Okuyup Anlamak Başkadır. ANlamında Derinlik Kesp Etmek Bütün Bütün Başkadır. Saygılarımla

Adamın Biri 22-Ekim-2010

risaleler sadeleştirilsin diyen arkadaşlar yani piyasada bisürü kitap var risalei nurları açıklayan gidin alın okuyun.yeterki anlamak isteyin.yani amacınız illa da risale i nur külliyatını baştan sona meal gibi kelime kelime günümüz türkçesine çevirmekse bunun pek faydası olmaz.çünkü risalelerdeki ifadelerin kelimelerin seçimi özeldir ve bazı kelimelerin türkçede karşılığı yoktur.rububiyet uluhiyet v.s buna benzer çok temel kelimlere karşılık bulamassınız onun yerine uluhiyetin ne anlama geldiğini araştırmak öğrenmek gerek bunu çözümü uluhiyet yerine türkçe bir kelime koymak değil ki değerli arkadaşlar..kaldıki risale nurlar yazıldığı dönemde ki 60-70 yıl önceki insanlar bu eserleri rahat anlıyorlardı..lahikalara bakarsanız eğer ilkokul bile bitirmemiş talebelerin risaleleri nasıl anladığını görürüz

çekirdek 27-Ocak-2011

Zaten Risale-i Nur sadeleştirilmiştir. Yani, Kur'anın en yüksek ve geniş ve derin hakikatleri, basit ve avam lisaniyle izah edilmiştir. Yani, mesela 10. söz olan haşir risalesi bundan daha sade beyan edilemez. Yani, haşir risalesindeki o yüksek hakikatler günümüzde kullanılan, tahrif edilmiş, kırpılmış Türkçe ile izah edilemez. Diğer risaleler de öyle. Ben her zaman diyorum, benim gibi cahil ve günahkar ve hayatında ailesinden İslami terbiye almamış birisi Risale-i Nurdan (kainatın zerreleri adedince hamdolsun) istifade edip, anlıyorsa herkes anlar. Risalelerdeki tevhid derslerinden anlıyoruz ki, Risalelerden istifade edip, ondaki hakikatleri anlamak da tesadüfi değil, Allahın doğrudan doğruya ihsanı ve ikramıdır. Fakat, insan ihtiyacını hissedip, Risale-i Nurdaki elmas kıymetindeki hakikatlere dilenci olmak zorundadır.

dr_alper 15-Ağustos-2011

Ben bir Konyalı olarak Hazret-i Mevlânâ'nın Mesnevî'sinin Farsça olan orijinalini okuyamıyorum. Onun yerine Türkçe çevirilerine müracaat ediyoruz. Yabancılar da İngilizce çevirilere müracaat ediyor. Sonra ne oluyor? Tembellik tembelliği doğuruyor ve o çeviriler de yeterince okunmuyor. Cilt cilt telif yapmış olan Pîr'in sadece üç beş sözü biliniyor. Bu cehalet neticesinde Mevlana'ya New Age (Yeni Çağ) akımlarına kapılmış, reenkarnasyona inanan, ahireti reddeden, Hinduizm-Budizm-Şamanizm etkisi altında olan gruplar sahip çıkıyor ve onun ilmini daha da perdeliyor. Bütün bunlar biz Mesnevî'nin Farsça aslını okumaya, öğrenmeye çalışmadığımız için oluyor. Mesnevî sekiz asır öncede kaldı ve toplumun onu derinlemesine anlaması için iş işten geçti. Biz neden hem bugünkü dilimize, hem atalarımızın diline, hem Kur'an diline çok yakın olan ve okudukça kendi lisanını bize yavaş yavaş öğreten (ki bu yüzden abiler bize tekrar tekrar okumamızı nasihat ederler) ve içeriği ve etkisi itibariyle Mesnevî'den ve onun gibi kitaplardan daha üstün ve kâmil olan bu eseri anlamaya çalışmıyor, kendimizi ona adamamız gerekirken tembellik edip bizim bozuk lisanımıza çevrilmesini bekliyoruz? Zira çevrilse bile ağır olur, okunmaz. Çünkü çok derin hakikatlerden bahsettiği için herkes kendi testisi alacak kadar o deryadan istifade eder ve herhangi bir çeviri ise o deryayı bir gölcüğe küçültür. Biz tamamını aklımızla kavrayamayınca anlamadığımızı sansak da hergün sürekli okuduğumuz zaman yavaş yavaş o dile âşinâ olup alışıyoruz ve bir bakmışız Kur'an'ı anlamaya, çözmeye başlamışız. Çünkü Risale-i Nur'un amacı Kur'an'a hizmettir. Daha çok çalışalım, az da olsa hergün okuyalım.

taner_tonkur 30-Mart-2012 18:46:16

M.Fethullah Gülen Hocaefendi' nin evvelki yıllarda bazı talebelere Risale-i Nur'u anlamak ve sadeleştirme hakkında sohbetinde, talebelerin kaydettiği bazı beyan ve ifadeleri:

Arapça' da 62.000 kelimenin Türkçe karşılığı yoktur. Siz isteseniz de tam tercüme yapamazsınız. Mesela Rububiyet, Uluhiyet... , gibi. Bu kelimelerin karşılğı yoktur. Arapça' dan tercüme kesinlikle orjinal olmaz ve mana bozulur. En az verim de maalesef Türkçe tercümede olmaktadır. Risaleleri anlamak için sadece dilde ısrar etmemelidir. Biraz sabır, azıcık gayret ve dikkat inşallah hedefe ulaştırır. Kitap sadeleştirme speküle bir meseledir, mevzudur. Tercüme edilen eserler bir bakıma incil akibeti gibidir. Her sadeleştirmede bir çok tavizler verilir. Ve açılan kapı kapanamaz. Risalelerin en ağır yerleri ya Medrese- i Yusufiye'de ya da 10- 12 hastalığın insanın üzerinde abandığı dönemlerde katip usulü yazılmıştır. (Katip usulü demekle; Hocaefendi Nurların tamamen ihtiyarı haricinde mahza İlham- ı İlahî olduğunu beyan etmektedir.) Yazılışında dahi bir hikmet vardır. İslam'a doymuş ve dolmuş insanlar olmak için bu kitapları mukayeseli olarak en az 5 (beş) defa okumak gereklidir. Bir ara 3 (üç) defa okunsa da olur demiştim ki Üstadım beni rüyada iken ikaz etti tekrar bu sayıyı beşe çıkardım. Kitapları iyi bilen ağabeyleri ve kardeşleri bulmaya çalışın ve mütalaa edin. Risale-i Nurlar çok kıskançtır ve kendine aşık olmayana yüzündeki peçeyi sıyırmaz. Müellifi Muhteremin neşredilmemiş kitaplarından tutun da; Lenin'e , Freud'a , Marks'a kadar hepsini okudum. Dedim ki; onların yollarını taktiklerini de öğreneyim. Ama şimdi diyorum ki; bu kitapları (Risale- i Nurları ) en az beş defa okuyun, başka bir şey istemez!.. . Risaleleri şu zamanda iyice anlamadan başka şeylere tevessül ederseniz; bir yerde mutlaka mantık hatası yaparsınız. Eğer siz İstanbul'da üçlerin, Urfa' da ikilerin elle sayıldığı bir dönemi idrak etseydiniz, şimdiki şu halde şükreder ve vefa ne demek o zaman anlardınız. Risaleler okyanus gibidir.. . Bazı yerleri sahil kıyısı gibidir. Bazı yerleri 25- 30 metre gibidir, -ihtisas ister. Bazı yerler vardır ki bir kaç yüz metredir ve kalp ve ruhun derece- i hayatına çıkmayan orada yüzemez. Bazı yerler bir kaç bin metre derinlikteki yerlere benzerler. Kalbi nefsine, cesedi midesine galebe edemeyenler oralarda yüzemezler. En büyük transatlantikler dahi Guamm çukurundaki merkezkaç kuvveti riskini göze almazlar. Bazı yerler Allah' ın kainata va'zettiği mizana ayna olarak Everest tepesinin zıddı. Guamm çukuru gibi derindir ki (11 .000m .) orada yüzmek için Vekil- i Müceddit- i Elf-i Salis- i Aşr olmak; öyle bir dalgıç olmak lazımdır

mustafay 01-Nisan-2012 02:36:13

Ben istanbuldan yazıyorum. ve orjinalden anlamadığından ingilizcesinden okuyan birini biliyorum. Neden türkçe dururken gitsin ingilizceden okusun diye düşünürdüm. Şimdi böyle bir sadeleştirme bu tipler için iyi oldu bence. Zaten hiçbir şakird orjinal dururken başkasını almaz. Eğer o sadeleştirmeleri alanlar olursa risaleyi hiç okumayanlardır. Ki bu da şahsı manevi adına kazançtır gözüyle bakıyorum. Vesselam..