Üye Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Haber Grubu
Mail adresiniz:
(Haftalık e-bülten aboneliği)

İradenin nasıl çalıştığını kısaca anlatabilir misiniz? İrade denen mekanizma, karşılaştığımız bir olayda nasıl karar veriyor; karar verme aşamasında latifelerimizi, tecrübelerimizi nasıl kullanıyor da sonuç çıkarıyor?

Yazar: Sorularla Risale, 02-8-2010

Bu konu için Yirmi Altıncı Söz olan Kader Risalesi'nde şöyle denmektedir:

"İkincisi: Bizzarûre herkes kendisinde bir ihtiyâr hisseder; o ihtiyârın vücudunu vicdânen bilir. Mevcudâtın mahiyetini bilmek ayrıdır, vücudunu bilmek ayrıdır. Çok şeyler var, vücudu bizce bedihî olduğu halde, mahiyeti bizce meçhûl. İşte şu cüz-i ihtiyârî öyleler sırasına girebilir. Her şey mâlûmâtımıza münhasır değildir. Adem-i ilmimiz, onun ademine delâlet etmez"(1)

Evet bir şeyin varlığını bilmek ile, o şeyin içi yüzünü ve ayrıntılarını bilmek ayrı şeylerdir. Aklımızın varlığını biliriz. Bize deli diyen birisine öfkeleniriz. Ancak aklımızın nasıl çalıştığını ve nasıl tahlil yaptığını bilemeyiz. Hafızamızın varlığını biliriz, ama, bilgileri nasıl depoladığını bilemeyiz.

Zaten mahiyetini bilmeklede sorumlu değiliz. Yalnız varlığını bilmek yeterlidir. Ancak şu varki, irademiz ile tercih yaparken, başkasının tesiri altında kalmadan, kendi hür isteğimiz  ile karar verdiğimizi de biliyoruz. Bu vicdani bilgi, akli bilgiden daha öte, sağlam ve doğrudur.

(1) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz, İkinci Mebhas.

Okunma Sayısı : 4898


Pdf Olarak Kaydet - Word Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

disconnectus 02-Ağustos-2010

Tesekkür ederim, Allah sizden binlerce razi olsun... Soruma izninizle birsey daha eklemek istiyorum. Yasadigimiz ortamlarin tamamini ve sartlarin tamamini Allah yaratmis, vücudumuzda karar verme ile ilgili hormonlari duzen ve düzenekleri Allah yaratmis, karar verme asamasinda kullanacagimiz duygulari, latifeleri Allah yaratmis daha da uzatabiliriz ama kisacasi karar verme asamasinda etkili her bir parcayi Allah yaratmis, bunlarin yaninda irade denen cebriligi bozdugu soylenen o mekanizmayi da Allah yaratmis. Ya tüm herseyin ondan geldigi bir ortamda nasil ondan bagimsiz karar verdigimiz iddia edilebilir ki? Irade gibi kendiliginden karar veren bir mekanizmanin olablilecegi ve ya nasil olabilecegi hakkinda dünyadan benim aklimin alacagi sekilde ornek verebilir misiniz? Yurtdisinda bilgisayar mühendisligi ogrencisiyim. Mesela ben bir bilgisayar programi yazsam program benim kodlarim haricinde kendisi hicbir noktada karar veremez ve bir robot olustursam her etkiye karsi ne tür bir tepki verecegini tanimlamak zorundayim. Tanimlamadigim etkiye kendi karar verip bir tepki veremez. Ben kit aklim kanaat getiriyor ki: yaratici da kendiliginden karar veren bir mekanizma yapamaz cünkü bu temel prensipler olarak imkansiz gibi gorunuyor. Yani bir düzen kurucusu o duzeni karar verme icraatini gerceklestirmesi hususunda ya girdilere baglamak zorundadir ya da kendine. Girdiler de ona aitse tamamen kendine baglamak zorundadir. Sorum ozetle:Cüz'-i ihtiyarî denilen şey nedir? Ne kadar etrafı kazılırsa, altından cebr çıkıyor! Bu nasıl bir şeydir?

Editör 02-Ağustos-2010

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kader Risalesi'nin başında geçen:
"Kader ve cüz-i ihtiyârî İslâmiyetin ve imânın nihayet hududunu gösteren, halî ve vicdânî bir imânın cüz'lerindendir. Yoksa ilmî ve nazarî değillerdir. Yani, mü'min, her şeyi, hattâ fiilini, nefsini Cenâb-ı Hakka vere vere, tâ nihayette teklif ve mesuliyetten kurtulmamak için, cüz-i ihtiyârî önüne çıkıyor; ona "Mesul ve mükellefsin" der. Sonra, ondan sudûr eden iyilikler ve kemâlât ile mağrur olmamak için, kader karşısına geliyor; der: "Haddini bil, yapan sen değilsin."(1) Burada geçen cümlelerin üzerinde biraz duralım.
Bu cümlelerde ortaya çıkan hükümleri maddeler halinde saymak gerlekirse:
1. Kader ve cüz-i ihtiyari, ilmi mes'eleler değildir. Vicdanidir. Biraz daha açmak gerekirse: Sorunuzun aslını teşkil eden irade konusu ilim ile mantık ile izah edilemez. Siz ise bunu ilim ve mantık ile izah etmeye çalışmaktasınız. İrade konusu, ilimden daha sağlam ve kesin olan vicdan ile bilinir. Herkes vicdanen bilir ki, bir şeye karar vardiğinde, hiç kimsenin baskısı altında kalmadan hür iradesi ile karar veriyor. İstediği taktirde de kararını bozup tersine çevirebiliyor. Burada bir cebr olmadığını yine vicdanen blliyor. Eğer cebr olsa, Allah'ın adaleti ile bunu izah etmek kolay olmayacaktır.
2. Mesuliyeti üstlecenek bir irade insana verilmiştir. Yapılanlar ile  gururlanmamak için de kader devreye sokulmuştur. Mesela, beşinci kattaki bir su musluğunu açıp açmama senin alindedir. Ama açıldıktan sonra suyun akıp akmamasının seninle bir ilgisi yoktur. Mühendisin takdiri ve mahareti ortaya çıkar. Musluktan suyun akmasından dolayı insan gururlanamaz. Gerçeğe tatbik etmek gerekirse: Mesela bir lokma ekmek veya herhagi bir yiyeceği yeyip yememek bizim elilmizde, yani bizim  irademize bağlıdır. Ama yendikten sonra, bedenimize faydalı olup olmaması bizim elimizde değildir. Tamamen kader eliyledir.
(1) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz (Kader Risalesi)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

MUHAKEMA 02-Ağustos-2010

Allah'ın sıfatlarının taalluku meselesi var her sıfatının tecelli ve taallukları farklı taalluk ve tecelli sahası kavram olarak üçtür biri vacibat diğeri mümkinat üçüncüsü ise muhalat sınıflarıdır Allah'ın irade ve kudret sıfatı bu üç alandan sadece mümkinatta tecelli eder kelam ve ilim sıfatı ise her üçündede tecelli eder sem ve basar mümkinattan sadece mevcuda tecelli eder mümkinatta üç sınıfdır biri mevcud biri madum diğeri de mevcud ve madum ortası dediğimiz nisbi emirler alemidir işte insandaki irade sıfatı bu alana girer bunların tafsilatı çok ama biz hülasa ile geçtik bunlar anlaşılmadan bu mesele anlaşılmaz taleb olursa teferruat hazırlayabiliriz.

Evet insanın eline verilmiş olan irade sıfatı sair nisbi emirler gibi harici bir vucudu,hissi bir cismiyeti yoktur ondan illet-i tamme olan İlahi irade ve kudretin taallukuna mahal değildir. Bundan irade ve kudret-i İlahi devreye girib insan iradesini selb ile cebir hasıl olmuyor tam bir mesuliyeti mucib istiklaliyet sağlanmış oluyor insanın şikayete hakkı kalmıyor.Buna şöyle bir temsil getirebiliriz mesala mahir sanatkar bir usta boş ve geniş bir arazide bir bina yapmaya başaladı bina cismani ve vucudi olduğundan ustanın irade ve kuvvetine ve mübaşeretine ihtiyac var ve o kuvveti ile binanın temel ve duvarlarını yapmaya başladı bu temel ve duvarların vucuduna müterettib bazı nisbi emirlerde vucudsuz ve mübaşeretsiz varlığa çıkmaya başlar misal binanın önü,arkası,üstü,altı,yönleri,içi,dışı gibi bunların varlık sahasına çıkması için ustanın kuvvet ve mübaşeretine ihtiyac yoktur ama planlamış olabilir bunlar illet-i tamme olmaksızın varlık alemine çıkarlar kudretin cebir ve tasallutundan hali kalabilirler binanın vucudu gitse ona bağlı nisbi ve orantısal hallerde kaybolur.

Aynen bu misaldeki gibi insan vucudu sanatlı ve mükemmel bir bina gibi Cenab-ı Hak inşasına başladığı vakit bir takım nisbi emirler ve işlerde bu vucuda müterettib olarak varlık sahasına çıkmaya başlarlar insandaki bu nisbi emirler harici bir vucuda sahip olmadıklarından illet-i tamme olan İlahi kudretin ihatasının haricinde olabilirler iradenin esası olan meyalan yada meyalandaki tasarrufta bu nisbi emirlerden olduğu için kudretin cebir ve tasarrufunun haricindedir böylece cebir lazım gelmez.Cebir ve tasallut sadece kudret sıfatına baktığı için sair ilahi sıfatların ihata ve şamile olması iradeyi selb ile mesuliyeti cerh etmez bahane yok. Eşya üç neve ayrılır biri hariçte vucudu olan mevcud diğeri madum yani vucuda çıkmamış olanlardır mevzubahis olan nisbi ve itibari emirler ise mevcud ile madum arasında varlığı olan farazi hatlardır bunların ne harici bir vucudu var nede madumdurlar ki vucudu inkar edilsin.

Burda farazi ve itibari demek hayali,vehmi ve zihni demek değildir bunların nefsül emirde bir varlığı ve hakikatı vardır iltibas olunmamalıdır.Zaten hayali ve vehmi olan medar-ı mesuliyet değildir.Arapçada şey mefhumu mevcud eşya için yani harici vucudu olanlar için müstameldir bu yüzden Kuran-ı Kerimdeki “şey” kavramının hallakiyet noktasında itibari ve nisbi emirlere ıtlakı ve şumulu yoktur .Ondandırki irade-i cüziyenin mahiyeti nisbi ve itibari sınıfana girdiğinden kudretin şumullu ve vasi taallukuna mahal teşkil etmiyorki kudret tasarruf ve tasallut ile selb edip iradeyi iptal etsin.İnsanın mahiyetinde iradenin ve nisbi olan hatların dışında herşey mevcud ve mahluktur ruh,sır,latifelerde dahil olmak üzere.Ehli sünnet vechesinden irade-i cüziye hakkında kadim sözlerden hülasa olarak bahsedecek olursak bu hususta iki esas görüş ve tarif var Maturidi ve Eşari.

Maturidinin tarifi vechesi ile irade iki kısıma ayrılır iradey-i külliye ve iradey-i cüziye irade-i külliye insanın yapabileceği imkan dahilinde olan işlerin tümüne denirki bu mahluktur yani hasıl-ı bilmasdardır bu çok imkanlardan birisine yönelip taalluk edip diğerlerini safdışı bırakmayada cüzi irade denilirki buda emri itibari olmasından yani harici bir vucudu olmadığı için mahluk değildir.Burada çok imkanattan birisine taalluk etme hususunda tasarruf etme tabiri ile Eşariden ayrılır buna meyalandaki tasarruf denilir.

İmam Eşari ise irade-i külliyeye mahluk dediği gibi irade-i cüziyenin çok imkanattan olan birisine olan meylin ve tasarrufunda mahluk olduğunu söyler ama sevab ve ikaba medar bir iradenin varlığınıda kabul eder bu fikri ile cebriyeden ayrılır. İmam Eşari irade-i cüziyenin esası olan meyli mahluk olarak kabul eder ama meyle karşı bir iştiyak bir arzu ile sahip olunur der buna meyildeki tasarruf denir.İkisi arasındaki lafzi ihtilafa şöyle bir misal ile bakabiliriz;İki çocuk bir şeyi talepte iki farklı talep şekli gösterir birisi kalbinden bilniyyetin ve arzunun ötesinde bir şekil ile ifade ediyor birinin talebi kalbde zayıf ve hafi diğeri ise yüze yansıyacak kadar kuvvetli bir taleb ile ister her ne kadar talebin biri zayıf diğeri kuvvetlide olsa talebi elde edecek kuvvetten ikiside mahrumdur.

Her iki haldede iktidarları fiilin teşekkülüne kafi değilki nihayetsiz muktedir bir zattan istiğna etsinler ama arzu ve iştiyakta muktedirdir o iki çocuk.O nihayetsiz muktedir Zat-ı Akdes kudretini o iki çocuğun arzu ve iştiyakına bir şartı adi yapmış onlar ne istese veriyor onları mesul yapıyor.O arzu ve iştiyak vucud sahasına çıkacak kadar uzun değil madum olacak kadarda kısa ve zayıf değil iki hal arasında yani mevcud ve madum arasında nisbi ve itibari bir emirdir onun için iradeye mahluk denilemez bu hususta her iki imamda müttefik Eşari için cebri mutavassıt tabiri yerinde değildir.Zahiren bakıldığında İmam Maturudi mutezileye İmam Eşari ise cebriye mezhebine meyilli gibi duruyor ama hakikatta öyle değildir haddi vasat olan ehli sünnetin yolundan asla zerre miskal sapmamışlar bazı ahmak ,müfritler ve materyalist ilahiyatçılar bu içtihadi önemsiz farklılığı büyütüp abartmışlar.Oysa mutezile hallakiyetin şumulunü bozup iradeye hakiki bir tesir verip kul fiilinin halıkıdır fikriyle kaderi inkara kadar gidiyorlar.Cebriye ise irade-i cüziyenin itibari vucudunu inkar ile sevab ve ikaba medar bir imtiyazı red ile safsataya sapmışlar.Ehl-i Sünnet olan İmam Eşari ve Maturudi ise kader ve iradeyi kabul ile aralarını telif ediyorlar bu zamanda Risale-i Nur bu meseleyi tam halletmiş. MUSA ÇOBAN

Editör 02-Ağustos-2010

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Yukarıdaki güzel tespitlerinden dolayı muhakema kardeşimize teşekkür ederiz. İradenin mahiyeti, taalluku ile ilgili yukarıdaki yazınızı bir makale şeklinde yazıp göndermeniz halinde sitemizin makale kısmına koyarak umumun istifadesine sunmuş oluruz.
Ayrıca vukufiyetinizi hissettiğimiz Kader Risalesi'ni ve hususen ikinci mebhasta geçen tespitleri, tek tek izah ederek göndereceğiniz yazıları da sitemize koyarak umumun istifadesine takdim edilecektir. Göndereceğiniz yazılar belirteceğiniz isim altında neşredilecektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Infiniteyolcusu 21-Ağustos-2016 06:54:50

Selam, muhakemat kardes ama planlamış olabilir ibarenizi aciklarmisiniz yorumunuz için teşekkürler

Editör 22-Ağustos-2016 14:00:38

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bilgi almak için tıklayınız.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör