| Kayıtlı üye sayısı: | 21027 |
| Toplam soru sayısı: | 24251 |
| Bugün üye olanlar: | 0 |
| Bugün gelen sorular: | 13 |
Risaleleri Osmanlıca yazıp okuyan arkadaşlar var. Osmanlıca dışındakilerini bidat kabul ediyorlar. Konuya açıklık getirir misiniz?
Risale-i Nur Külliyatı bir bütün olarak Üstadımız zamanında Latin harfleriyle basılmıştır. Eğer latinceye çevirmek bid'at ise, bu bid'atın asıl sorumlusu -haşa- Üstad'tır, demek olur ki, Allah muhafaza, tarafgirlik hissiyle hareket etmenin ne kadar büyük bir yanlışı netice verdiğini ortaya koymuş oluruz.
Halbuki biz, şöyle düşünüyoruz: Bu gün, değil Osmanlıca eserleri, Latince kitapları bile yeni nesile okutmak çok zorlaşmıştır. Onlara Osmalıca oku demek, git Osmanlıca öğren demektir. Bu ise kitap okumayı bütün bütün zorlaştırmak anlamına gelmektedir ki, tekifi malayutak olur. Zaten Üstadımız da bu gerekçeler ile latinceye müsaade etmiştir.
Osmanlıca okuyanları ve okumak için gayret gösterenleri yürekten tebrik ediyoruz. Keşke herkes okuyabilseydi. En güzeli buydu. Ancak "bazen hasen ahsenden daha ahsen olur" diyor Üstadımız.
Okuyanlar, yazan abilere dua etmeli, yazanlar da okuyan abilere dua etmelidirler. Yoksa hem gelen neslin kafasını karıştırır ve hem de aleyhimizdeki, cereyanların ekmeğine yağ sürmüş oluruz.
Okunma Sayısı : 2861
Yorumlar / Yeni Yorum Ekle
Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Gelen Yorumlar
BUNDAN DOLAYIDIR Kİ USTAD HAZRETLERİ İHLAS RİSALESİNİ 15 GÜNDE EN AZ 1 DEFA OKUNMASINI EMREDİYOR Kİ ARAMIZDAKİ TESANUDU KORUMAK İÇİN VESSELAMLAR
ÇALIŞMALARINIZDAN DOLAYI ,ALLAH SİZDEN ÜMİT EDERİM Kİ RAZI OLACAKTIR. yalnız bende beğenerek okuyorum.bunu herkes okumalı.duyduğum kadarıyla epey insan bundan istifade ediyormuş.kendi çapımda bende istifade ediyorum.fakat yazar latince cevaz verdiği konular pek az.oda imanını kurtardıktan sonra osmanlıca okuma şartı getiriyor.SİZİN hal ettiğiniz bu açıklamanın yerini söylerseniz sevinirim. yazar bu esrleri ben yazmadım,ALLAH yazdırdı diyor. yani kendi eserim değil diyor. böyle KURAN'nın bir malı olan eser hakkında yanlışlık yapmak istemem.mesüliyetinden korkuyorum. bu konuda insanları bende aydınlatmak isterim. şimdiden teşkkür ederim.
Kastamonu Lahikası - Hizmet Düsturları ile İlgili Mektuplar Salisen: İzharına bu zamanda izin yok. Fakat, madem şakirdlerin gayret ve şevk ve himmetleri şimdiye kadar matbaalara ihtiyaç bırakmamışlar, inşaallah o kudsî hizmette devam edip, o elmas kalemlerle neşr-i envar edecekler. Madem bütün bütün mesleğimize muhalif olan yeni hurufu bir iki risale için kabul ettiğimiz halde matbaacılar çekindiler, o hayr-i azîmi kaybettiler. Siz, o iki risaleyi ki, ben Hafız Mustafaya tab için vermiştim bizim hesabımıza, kahraman kardeşlerimizden yirmi, otuz zata tevzi ederek, yirmi otuz nüshayı eski hurufla yazdırınız. Yazan kalem sahiplerine daimî hasenat kazandıran o pek büyük hayrı siz kazanınız. Eğer yeni hurufla, el makinesiyle o iki risaleden yazılmış nüshaları varsa, bize bazı nüshalar gönderiniz. Umum kardeşlerimize birer birer selâm ederiz. Kardeşiniz Said Nursî En evvel gençlere ait üç dört dersini ki, Hafız Mustafa’ya vermiştik el makinesi ile mümkünse eski hurufla, değilse, yeni hurufla (Haşiye1) Nur fabrikasının divanındaki heyet münasip görse ve hâl müsaade etse, yazılsın, bize de bazı nüshalar gönderilsin. Haşiye 1- Risale-i Nur'un bir vazifesi huruf-u Kur'aniyeyi muhafaza olduğundan yeni hurufa zaruret derecesinde inşaallah müsaade olur. 1-"Madem bütün bütün mesleğimize muhalif olan yeni hurufu" yani yeni huruf Risale-i Nur mesleğinemuhalif. 2-"Risale-i Nur'un bir vazifesi huruf-u Kur'aniyeyi muhafaza" etmek olduğu için yeni hurufa "zaruret" miktarınca müsade olduğu mektupta izah edilmiş. ------ Yine başka bir mektupta Bediüzzaman'ın Yazdığı Mektuplar (EMİRDAĞ LÂHİKASI-II) İkinci sebep: Risale-i Nur'un mühim bir vazifesi, âlem-i İslâmın ekseriyet-i mutlakasının yazısı ve hattı olan huruf-u arabiyeyi muhafaza etmek olduğundan, tab' yoluyla işe girişilse, şimdi ekser halk yalnız yeni hurufu bildikleri için, en çok risaleleri yeni hurufla tab'etmek lâzım gelecek. *Burada da zarurete dikkat çekilmektedir. ------ Bediüzzaman Hazretlerinin Afyon mahkemesinde de (1948) aynı mesele ileri sü*rülmüştü. Ezcümle ehl-i vukuf raporunda: Hem suçlarından diye: "Tekye ve zaviyelerin ve medreselerin kapatılması ve lâikliğin kabulü, İslâmiyet yerine milliyet esaslarının konulması, şapka giyilmesi, tesettürün kaldırılması, latin harflerinin huruf-u Kur'aniye yerinde cebren kabulü, Türkçe ezan ve kamet okunması, mekteblerde din derslerinin kaldırılması, kadınlara erkekler derecesinde irsiyet ve hak tanınması ve taaddüd-ü zevcatın kaldırılması gibi inkılab hareketlerini bid'at, dalalet, ilhaddır diyen, irtica ile suçludur." diye yazmışlar. Ey insafsız heyet! Eğer her asırda üçyüzelli milyonun kudsî ve semavî rehberi ve bütün saadetlerinin proğramı ve dünyevî ve uhrevî hayatın mukaddes hazinesi olan Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın; tesettür ve irsiyet ve taaddüd-ü zevcat ve zikrullah ve ilm-i dinin dersi ve neşri ve şeair-i diniyenin muhafazası, haklarında gelen ve tevil kaldırmaz sarih çok âyât-ı Kur'aniyeyi inkâr etmek ve bütün İslâm müçtehidlerini, umum şeyhülislâmları suçlu yapmak mümkün ise ve mürur-u zamanı ve müteaddid mahkemelerin beraetlerini ve af kanunları ve mahremiyet ve mahrem vechini ve hürriyet-i vicdan ve hürriyet-i fikri ve fikren ve ilmen muhalefeti memleketten ve hükûmetlerden kaldırabilirseniz, beni bu şeylerle suçlu yapınız. Yoksa siz hakikat ve hak ve adalet mahkemesinde dehşetli suçlu olursunuz. Said Nursî(Şualar sh: 431) Akl-ı selim bilirki Risale-i Nur'un vazifelerinden biri hatt-ı Kur'an-ı muhafazadır. Hattı Kur'an ise latin hurufu ile muhafaza olunmaz.Üstad Hz . lerinin döneminde eski harf yasak edilmiş tekyeler,zaviye ve medreseler kapatılmış ,Kur'â-nın etrafındaki surlar yıkılmış ve halk eski yazıya cebren cahil bırakılmış olduğu halde yeni hurufa zaruret miktarınca müsade edilmiş. Bu demek değildirki bütün bütün kabul edin. Hem cennet dili hem Kur'an-ı Kerim arapçadır. Hem osmanlıca arapçanın kardeşidir. Şimdi ise bir çok şey serbest edilmiş. Artık zaruret bir nebze ortadan kalkmış. Ruhsat ile amel etmenin kimseye faydası olmaz. Mevlam Bid'alara taraf olmaktan ümmet-i Muhammed (a.s) muhafaza eylesin .Amin .Amin.Amin.
Cevap
Değerli Kardeşimiz;Yukarıdaki mektupta yer alan ifadeler Üstad'ındır. Sadece bir kaç risale için müsaade istediği de doğrudur. Ancak aynı Üstad hayatta iken, bütün Külliyat'ın Latinceye çevirmesine müsaade etmiş ve bastrımıştır. Bu iki durumu birlikte ele almak lazımdır. Aksi taktirde Bektaşilik yapmış oluruz.
Malum, içkinin yasaklanması bir kaç aşamada gerçekleşmiştir. Ama Bektaşi son ayeti değil, ilk ayeti ölçü almaya çalışır. Namaza içki ile yaklaşmayın ayetini dikkate alırsanız, sadece namazdan önce içilmez, başka zaman içilir manası çıkar. Ama sonraki ayet bütün bütün yasaklar. Artık son ayet ölçü alınacaktır.
Aynen öyle de Üsdamız'ın bu konudaki son uygulamalarına bakmak lazımdır. Kaldı ki maksat lafız değildir, manadır. Nitekim Tabiat Risalesini Üstadımız Arapça yazmıştır. Ancak Arapça bilenler az olduğu için fazla rağbet görmemiştir. Bu nedenle Üstadımız, onu Türkçe olarak tekrar yazmıştır. İsterseniz bu konuyu Üstadımızdan dinleyelim:
"1338'de Ankara'ya gittim. İslâm Ordusunun Yunan'a galebesinden neş'e alan ehl-i imanın kuvvetli efkârı içinde, gayet müthiş bir zındıka fikri, içine girmek ve bozmak ve zehirlendirmek için dessâsâne çalıştığını gördüm. "Eyvah," dedim. "Bu ejderha imanın erkânına ilişecek!" O vakit, şu âyet-i kerime bedâhet derecesinde vücud ve vahdâniyeti ifham ettiği cihetle, o zındıkanın başını dağıtacak derecede Kur'ân-ı Hakîmden alınan kuvvetli bir bürhanı, Nur'un Arabî risalesinde yazdım. Ankara'da, Yeni Gün Matbaasında tab ettirmiştim. Fakat maatteessüf Arabî bilen az ve ehemmiyetle bakanlar da nadir olmakla beraber, gayet muhtasar ve mücmel bir surette o kuvvetli bürhan tesirini göstermedi. Maatteessüf, o dinsizlik fikri hem inkişaf etti, hem kuvvet buldu. Bilmecburiye, o bürhanı Türkçe olarak bir derece beyan edeceğim. O bürhanın bazı parçaları bazı risalelerde tam izah edildiğinden, burada icmâlen yazılacaktır."(1)
(1) bk. Lem'alar, Yirmi Üçüncü Lem'a.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör
Aziz, sıddık kardeşlerim, Evvelâ: Seksen küsur sene bir ömr-ü maneviyi sizlere kazandıracak olan şuhur-u selâse-i mübarekeyi ve bilhassa bu geceki leyle-i Regaibi tebrik ediyoruz. Sizin beraatiniz ve manen galebeniz zalimleri şaşırttı. Cepheyi burada değiştirdiler. Düşmanâne taarruzdan vazgeçip, dostane hulûl edip, has talebeleri Risale-i Nurun hizmetinden geri bırakmak için memuriyet gibi bir meşgale buluyorlar, veya terfian işi çok diğer bir memuriyete veya diğer bir meşgaleyi buluyorlar. Burada, o neviden çok vakıalar var. Bu taarruz, bir cihette daha zararlı görünüyor. Saniyen: Burada, Lise mektebine tesirli bir nur girdi. O da Otuz İkinci Sözün Birinci Mevkıfı, Otuzuncu Lem;nın ism-i Adl ve Hakem Nükteleri, Tabiat Leması hâtimesine kadar, Âyetül-Kübrânın, "Evet, bu dünya memleketine ve misafirhanesine giren herbir misafir..." diye başlayan Birinci Makamın başından ilham, vahiy mertebeleri hariç kalıp, ta On Sekizinci Mertebe olan kâinatın hudus hakikatı, ta imkâna kadar, yeni hurufla, bir ihtar-ı maneviyle izin verdik. Daktilo (el makinası) ile kendilerine yazdılar. Siz de bu dört parçayı birden cilt yapıp yeni hurufla ehl-i inkâra on ikilik top güllesi gibi atabilirsiniz. Ben, bu sene çok zayıf ve ihtiyar ve aciz bir halde bulunduğumdan, genç kardeşlerimden manevi muavenetlerini bu mübarek şuhur-u selâsede rica ediyorum. Herbirisine birer birer selam ve dâreynde selametlerine dua ediyoruz. Said Nursî kastamonu lahikası 86.mektup
Risaleyi okuyan kardeşlerde şu hatayı görüyorum mesela bir konu ile alakalı risalede bir çok mesele bir çok risalede anlatılmışken bir tek yeri okuyor ve üstadın bu konudaki tavrı hükmü budur diyor bence nur talebeleri arasındaki tartışmalarda bundan ortaya çıkmaktadır halbuki bir konu ile alakalı bütünüyle araştırma yapmak risalede o konuyla alakalı bütün yerleri okumak lazım ve risalede üstad bir konuyu anlattıysa o anlatılan mesele ne zaman hangi şartlarda anlatıldı onuda bilmek lazım kastamonu lahikası 85.mektup 1956 yılında galiba neşre koyuldu ve üstadın bu konu ile alakalı son söylediği sözdür ve burdada gayet açık üstad ne diyor : bir manevi ihtar ile yeni harflerle basıma izin verildi e bundan sonra artık bi şey demeye gerek yok sanırım selam ve dua ile
Önemli olan, iman hizmeti degil mi? Latince olmuş veya osmanlica, bu niye bu kadar büyütülüyor .Mselela K.Kerimi arapcasindan okumasini bilmeyen birine, mealinide okuyamazsin denir mi? Mealiniden okur, arapcasini da ögrenmeye gayret etmsi tavsiye edilir.Üstad dar dusuncelerden hoslanmazdi. herkes okusun da, hangisinden okursa okusun. Ama biz ep birbirimie dua edip tebrik edelim insallah
Bu gibi kısır çekişmeler değil mi bizleri marjinalleştirdi. Yani risalelerin osmanlıca harflerle okunmasını kimse inkar ve reddemiyeceği gibi, latince basılıp okunmasına da kimsenin itiraz etmeye hakkı yoktur. Ne yani osmanlıca yazıyı okuyamayan insanlar bu hazineden istifade etmesin mi. Dar düşünceler dar görüşler. Tabii ki osmanlıca muhafaza edilmeli. ve bunun için de azami gayret gösterilmeli ama, bu öbür hizmeti inkara götürmemeli. Aksi taktirde bundan son zamanlarda meydana çıkan Ergenekoncular şimdiye kadar istifade ettiler ve edeceklerdir. aynı mesele risale-i nurların şerh ve izahında da caridir.
18. lem a yı okuyun
çok tartışmalı bir konu..herkes mutaassıp bir şekilde fikrini savunuyor.halbuki zamanımız şartlarında bu meseleyi ele almamız lazım.herkes nasıl inanıyorsa hizmetini öyle yapsın.kafa karıştırıp başkalarını kendimize güldürmememiz lazım kardeşlerim.bence bu konuda birbirlerine karşıt düşüncedeki kardeşlerimizin üstadın şu sözünü bilmeleri lazım."şu zamanda beş vakit namazını kılan kebairi terk eden kurtulur inşaallah".RABBİMİZ bizi birbirlerimize hakiki kardeş yapsın.amin.
esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu ebeden daimen her halükarda esas risaletünnurların asıl hattı kur'an hattıdır. resulü ekrem a.s.m. başta olmak üzere üstadımıza kadar imamı ali k.v. umumu bize bu hattı tavsiye etmişlerdir. bu hattı öğrenmenin derdine düşelim. yazalım yazdıralım. fakat öğrenene kadarda mutlaka latinceden okumalıyız. bunda bir beis olmaz zaruret vardır. zaten sen kur'anın hattını öğrendiğinde aslıl tevafuklu ve şifalı emri tekviniden gelen hurufu kur'aniyeden okumak var iken latinceden kim okur? fakat önce öğren. himyata





