Konu Kategorileri
Site İstatistikleri
| Kayıtlı üye sayısı: | 21027 |
| Toplam soru sayısı: | 24250 |
| Bugün üye olanlar: | 0 |
| Bugün gelen sorular: | 12 |
Fethullah Hoca'nın, "Peygamberimizi kabul etmeyenlere de merhamet nazarıyla bakmalıyız." ifadesi ile Harran toplantılarında Müslim bir bayanın, gayrımüslim bir erkekle evlendirilmesinin izahını istiyoruz?
Yazar: Sorularla Risale, 21-7-2010
Bize gönderdiğiniz link'teki senaryoların, hak ve hakikat namına değil de, tamamen birilerini karalama adına yapıldığını teessür ve hayretle ifade etmek isteriz. Zira, kim veya kimler tarafından yapıldığı bilinmektedir. O sebepten, bu tür yayın ve sitelerden uzak durmayı tavsiye ederiz. Çamur at, izi kalsın fehvasınca yapılan bu gayretkeşlikler, kimi zaman safi zihinleri bulandırabiliyor.
Delinin kuyuya attığı taşı çıkarmaya çalışan kırk akıllıdan biri biz olmayalım. Zira, delinin taş attığı kuyunun yanında ne işiniz vardı, demezler mi?
Bir kitabın içinden bir cümleyi cımbızlayarak çıkarırsanız, istediğiniz şekilde yorumlarsınız. Yok şunu demek istedi, yok bunu demek istedi diye.
Kaldı ki, Peygambere inanmayanlara merhamet etmenin ve acımanın dinen hiç bir mahzuru yoktur. Hz. Ömer Efendimiz, bir manastırın yanından geçerken, piri fani olmuş bir papazı görür ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar. Ya Emir el müminin niçin ağlıyorsunuz, diyenlere şu cevabı verir, bu adam şu yaşa gelmiş, şunca ibadet etmiş, ancak boşuna yorulmuş. Zira Hz. Muhammedi tanıyamamış.
Sabahtan akşama kadar cehennem zebaniliğine soyunan ve gençliğin cehenneme gidişi karşısında bir tek damla göz yaşı dökmeyen, yumuşak döşeğinde sabaha kadar deliksiz uyuyanlar, şefkat ve merhametten anlayamazlar. anlayanları ise hiç anlayamazlar.
Zübeyir Gündüzalp; "Sayın hâkimler! Teessür ve ıztırap karşısında kalbden bir parça kopsaydı, "Bir genç dinsiz olmuş" haberi karşısında o kalbin atom zerrâtı adedince param parça olması lâzım gelir." der.
Müslüman, içine kapalı bir insan değildir. Kur’an-ı Kerim’de “en hayırlı ümmet” olduğumuz haber verilirken, bunun gerekçesi de “Doğruyu ve güzeli başkalarına anlatmamız ve onları yanlışlardan ve yasaklardan men etmemiz.” şeklinde ortaya konulmuştur. Bütün peygamberlerin ortak yolu, Allah’ın kullarını irşat etmek, onları küfürden, şirkten ve isyandan kurtarmağa çalışmaktır.
Şimdi iç alemimize dönelim ve kendimizle şöyle bir hesaplaşalım:
“Acaba ben İslâm’ın nurundan mahrum kalan insanlara acıyıp onları kurtarmaya mı çalışıyorum; yoksa onları, hayatlarına son vererek, cehenneme göndermeğe fırsat mı kolluyorum? Eğer nefsim bu ikinciden yana ise, demek ki ben “Peygamberlerin ortak çizgisinden sapma durumundayım.” Kendime gelmeli ve görevimi iyi şekilde belirleyip ona göre çalışmalıyım.
Bir doktorun, hastaya değil hastalığa düşman olması gibi, Peygamberimiz de şirke düşmandı, ama müşriklere acıyor ve onları kurtarmaya çalışıyordu. Acaba, ben, sevgili peygamberimin bu sünnetine hangi ölçüde uyum gösteriyorum?
Meryem adında bir Müslüman bayanın, gayr-ı müslim bir erkekle evlenmesi konusuna gelince; Bir sorun varsa, evlenen şahıslara aittir. Hoca Efendi ile hiç bir ilgisi yoktur. Herhangi bir eserinde veya konuşmasında bu evliliği meşru sayacak bir ifade olsa idi -ki olsaydı mutlaka onu da ortaya çıkarırlardı)- o zaman iddia doğru olabilirdi.
Kaldı ki, her ikisinin de hem Müslüman ve hem de Hristiyan olduğu ifade ediliyor. Eğer, ikisi Müslünansa zaten bir sakınca yoktur; ikisi Hristiyansa, bizi ilgilendirmiyor.
İki şahsın evliliğini, kendisiyle hiç bir alakası olmayan bir insanı karalamada kullanmanın, bir garaz ve art niyetin neticesi olduğunu anlamak hiçte zor değildir.
İlave bilgi için tıklayınız:
F.Gülen ve Papa ile Diyalogu
Delinin kuyuya attığı taşı çıkarmaya çalışan kırk akıllıdan biri biz olmayalım. Zira, delinin taş attığı kuyunun yanında ne işiniz vardı, demezler mi?
Bir kitabın içinden bir cümleyi cımbızlayarak çıkarırsanız, istediğiniz şekilde yorumlarsınız. Yok şunu demek istedi, yok bunu demek istedi diye.
Kaldı ki, Peygambere inanmayanlara merhamet etmenin ve acımanın dinen hiç bir mahzuru yoktur. Hz. Ömer Efendimiz, bir manastırın yanından geçerken, piri fani olmuş bir papazı görür ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar. Ya Emir el müminin niçin ağlıyorsunuz, diyenlere şu cevabı verir, bu adam şu yaşa gelmiş, şunca ibadet etmiş, ancak boşuna yorulmuş. Zira Hz. Muhammedi tanıyamamış.
Sabahtan akşama kadar cehennem zebaniliğine soyunan ve gençliğin cehenneme gidişi karşısında bir tek damla göz yaşı dökmeyen, yumuşak döşeğinde sabaha kadar deliksiz uyuyanlar, şefkat ve merhametten anlayamazlar. anlayanları ise hiç anlayamazlar.
Zübeyir Gündüzalp; "Sayın hâkimler! Teessür ve ıztırap karşısında kalbden bir parça kopsaydı, "Bir genç dinsiz olmuş" haberi karşısında o kalbin atom zerrâtı adedince param parça olması lâzım gelir." der.
Müslüman, içine kapalı bir insan değildir. Kur’an-ı Kerim’de “en hayırlı ümmet” olduğumuz haber verilirken, bunun gerekçesi de “Doğruyu ve güzeli başkalarına anlatmamız ve onları yanlışlardan ve yasaklardan men etmemiz.” şeklinde ortaya konulmuştur. Bütün peygamberlerin ortak yolu, Allah’ın kullarını irşat etmek, onları küfürden, şirkten ve isyandan kurtarmağa çalışmaktır.
Şimdi iç alemimize dönelim ve kendimizle şöyle bir hesaplaşalım:
“Acaba ben İslâm’ın nurundan mahrum kalan insanlara acıyıp onları kurtarmaya mı çalışıyorum; yoksa onları, hayatlarına son vererek, cehenneme göndermeğe fırsat mı kolluyorum? Eğer nefsim bu ikinciden yana ise, demek ki ben “Peygamberlerin ortak çizgisinden sapma durumundayım.” Kendime gelmeli ve görevimi iyi şekilde belirleyip ona göre çalışmalıyım.
Bir doktorun, hastaya değil hastalığa düşman olması gibi, Peygamberimiz de şirke düşmandı, ama müşriklere acıyor ve onları kurtarmaya çalışıyordu. Acaba, ben, sevgili peygamberimin bu sünnetine hangi ölçüde uyum gösteriyorum?
Meryem adında bir Müslüman bayanın, gayr-ı müslim bir erkekle evlenmesi konusuna gelince; Bir sorun varsa, evlenen şahıslara aittir. Hoca Efendi ile hiç bir ilgisi yoktur. Herhangi bir eserinde veya konuşmasında bu evliliği meşru sayacak bir ifade olsa idi -ki olsaydı mutlaka onu da ortaya çıkarırlardı)- o zaman iddia doğru olabilirdi.
Kaldı ki, her ikisinin de hem Müslüman ve hem de Hristiyan olduğu ifade ediliyor. Eğer, ikisi Müslünansa zaten bir sakınca yoktur; ikisi Hristiyansa, bizi ilgilendirmiyor.
İki şahsın evliliğini, kendisiyle hiç bir alakası olmayan bir insanı karalamada kullanmanın, bir garaz ve art niyetin neticesi olduğunu anlamak hiçte zor değildir.
İlave bilgi için tıklayınız:
F.Gülen ve Papa ile Diyalogu
Okunma Sayısı : 3706
Yorumlar / Yeni Yorum Ekle
Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Sonuç
Yorum yok !





