| Kayıtlı üye sayısı: | 21026 |
| Toplam soru sayısı: | 24249 |
| Bugün üye olanlar: | 0 |
| Bugün gelen sorular: | 11 |
Risale-i Nurları Nasıl Anlayabilirim; Sadeleştirilemez mi?
Maalesef dil konusunda yaşanan vahim bozulma önemli bir problem; elli yıl önce yazılmış eserleri anlamakta zorluk çekiliyor. Dedesinin dilini torunu anlamıyor. Çok değerli kitaplarla insanlar arasına duvarlar çekilmiş durumda. Bu Nur Risaleleri için de doğru. Artık günümüz insanı açıp doğrudan muhatap olmakta zorlanıyor. Aceleci veya Üstad'ın deyimi ile seri’üs-seyr olan günümüz insanı, fazla emek harcamadan bu hakikatlere ulaşıvermek istiyor. Fakat şunu da görmek gerekir ki, günümüz üniversite gençleri bile neredeyse üç yüz - dört yüz kelime ile konuşuyor. Böyle bir dille yüksek hakikatler ve ince meseleler nasıl anlatılır ve nasıl anlaşılır? Kelimeler konuşurken ve düşünürken kullandığımız çok önemli bir vasıtadır.
Konular derinleştikçe ve inceldikçe kelimelerde ki farklılıklar dediğimiz “nüans” lar son derece önemli hale gelmektedir. Ayrıca terim haline gelmiş kelimelerin daha sade bir anlatımı diye bir şey söz konusu olamaz.
Risalelerdeki kelimeler son derece özenle seçilmiş kelimeler ve asırlık İslamî kültürle yoğrulmuş ve terimleşmiş kelimelerdir. Bunu daha basit anlatacağım diye bu tür kelimeleri değiştirmek, bırakın anlaşılmasını kolaylaştırmak, daha da zorlaştıracaktır. Böyle terim anlamı olmayan kelimeler belki sadeleştirilebilir ama, bunların sayısı da çok değil. Üstelik ben Bediüzzaman’la arama bir tercüman sokmak istemem.
Risale-i Nurlar gazete değil ve gazete gibi okunamaz. Üç - beş ay lügat yardımı ile okunduktan sonra, rahatlıkla yeterli seviye de anlayış kolaylığı sağlanır. İnsan basit bir ayakkabı tamircisi olmak için bile yıllarını veriyor. Kur’an’ın asrımıza bakan bir tefsiri olan Risale-i Nurları anlamak içinde bir kaç ay lügatla çalışmak çok olmasa gerek. Üstelik bu çalışma sonucu ecdadın yazdığı birbirinden kıymetli dinî ve edebî eserlerle aramızdaki duvarlar kalkmış olacak.
Seviyemizi yükselteceğiz ve daha rahat anlama ve anlatma kabiliyetine kavuşacağız. Yani Risaleleri kendi seviyemize indirmek değil, Risalelerin seviyesine çıkmaya çalışmak lazım.
Yine de “Ne var ne yok bir anlayayım, gerekirse okurum.” diyenler bu konuda yapılmış sadeleştirme çalışmaları var, onlara ulaşılabilir. Bizim kanaatımız, Risalelerdeki Kur’an ve iman hakikatlarını muhtaçlara ulaştırmak için yapılacak çalışma, sadeleştirme değil, o hakikatları alıp günümüz Türkçesi ve üslubu ile anlatan eserler hazırlamaktır. Tabii bu eserlerin Risalelerden kaynaklansa bile Risale olmadıklarını bilmek şarttır. Bu konuda da çalışma yapan değerli insanlar var.
İlave bilgiler için tıklayınız:
Risaleleri Şerhetmek ya da Sadeleştirmek Uygun mu?
Nur Külliyatının Sadeleştirilmesi Hakkında.
Risale-i Nur Neden Sadeleştirilmemeli?
Okunma Sayısı : 7156
Yorumlar / Yeni Yorum Ekle
Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Gelen Yorumlar
Nur Külliyatı, her seviyeden insana anlatılmaya müsaittir. Bu bakımdan bu eserler de günümüz insanının üslûbuna uygun olarak, dili çok iyi bilen bir Nur talebesi tarafından aslı korunmakla beraber önce sadeleştirilmeli, sonra da bütün dünya dillerine çevrilmelidir. Ama bu yapılırken öz, ruh, muhteva mutlaka korunmalı ve orijini muhafaza edilmelidir. M.Fethullah Gülen Hocaefendi'nin bazı talebelere Risale-i Nur'u anlamak üzere ve sadeleştirme hakkında sohbetinde, talebelerin kaydettiği bazı beyan ve ifadeleri: Arapça'da 62.000 kelimenin Türkçe karşılığı yoktur. Siz isteseniz de tam tercüme yapamazsınız. Mesela Rububiyet, Uluhiyet..., gibi. Bu kelimelerin karşılğı yoktur. Arapça'dan tercüme kesinlikle orjinal olmaz ve mana bozulur. En az verim de maalesef Türkçe tercümede olmaktadır. Risaleleri anlamak için sadece dilde ısrar etmemelidir. Biraz sabır, azıcık gayret ve dikkat inşallah hedefe ulaştırır. Kitap sadeleştirme speküle bir meseledir, mevzudur. Tercüme edilen eserler bir bakıma incil akibeti gibidir. Her sadeleştirmede bir çok tavizler verilir. Ve açılan kapı kapanamaz. Risalelerin en ağır yerleri ya Medrese-i Yusufiye'de ya da 10-12 hastalığın insanın üzerinde abandığı dönemlerde katip usulü yazılmıştır. (Katip usulü demekle; Hocaefendi Nurların tamamen ihtiyarı haricinde mahza İlham-ı İlahî olduğunu beyan etmektedir.) Yazılışında dahi bir hikmet vardır. İslam'a doymuş ve dolmuş insanlar olmak için bu kitapları mukayeseli olarak en az 5 (beş) defa okumak gereklidir. Bir ara 3 (üç) defa okunsa da olur demiştim ki Üstadım beni rüyada iken ikaz etti tekrar bu sayıyı beşe çıkardım. Kitapları iyi bilen ağabeyleri ve kardeşleri bulmaya çalışın ve mütalaa edin. Risale-i Nurlar çok kıskançtır ve kendine aşık olmayana yüzündeki peçeyi sıyırmaz. Müellifi Muhteremin neşredilmemiş kitaplarından tutun da; Lenin'e, Freud'a, Marks'a kadar hepsini okudum. Dedim ki; onların yollarını taktiklerini de öğreneyim. Ama şimdi diyorum ki; bu kitapları (Risale-i Nurları ) en az beş defa okuyun, başka bir şey istemez!... Risaleleri şu zamanda iyice anlamadan başka şeylere tevessül ederseniz; bir yerde mutlaka mantık hatası yaparsınız. Eğer siz İstanbul'da üçlerin, Urfa'da ikilerin elle sayıldığı bir dönemi idrak etseydiniz, şimdiki şu halde şükreder ve vefa ne demek o zaman anlardınız. Risaleler okyanus gibidir... Bazı yerleri sahil kıyısı gibidir. Bazı yerleri 25-30 metre gibidir, -ihtisas ister. Bazı yerler vardır ki bir kaç yüz metredir ve kalp ve ruhun derece-i hayatına çıkmayan orada yüzemez. Bazı yerler bir kaç bin metre derinlikteki yerlere benzerler. Kalbi nefsine, cesedi midesine galebe edemeyenler oralarda yüzemezler. En büyük transatlantikler dahi Guamm çukurundaki merkezkaç kuvveti riskini göze almazlar. Bazı yerler Allah'ın kainata va'zettiği mizana ayna olarak Everest tepesinin zıddı. Guamm çukuru gibi derindir ki (11.000m.) orada yüzmek için Vekil-i Müceddit-i Elf-i Salis-i Aşr olmak; öyle bir dalgıç olmak lazımdır.
Aziz Sıddîk Kardeşlerim! Malum olsun ki, Risâle-i Nur, Kurân-ı azimüşşânın en yüksek ve en ulvi nücum ve yıldızlarından telemmuedip parlayarak, mahza hikmet ve rahmet-i İlâhiye ile bu helâket ve felaket asrını aydınlatan nur-efşan ve kudsi bir cevher-i Kurandır. Hem Risâle-i Nur, Kur'an-ı mucizül-beyânın en yüksek ve en gâli ve en pahalı bir mücevherat dükkanıdır. İçinde sadece ve sadece Kur'an tezgahında işlenmiş mücevheratlar bulunur ve arzu edenlere satılır. Gümüş, demir, bakır vb. kıymet ve değeri çok düşük olan şeyler bulunmaz. Evet kim, altın, elmas, inci ve zümrüt almak istiyorsa; o halde Kur'anın emsalsiz bir mücevherât dükkanı olan Risale-i Nur'a buyursun, gelsin ve dilediği miktar cevahir alsın. Fakat bilmiş olsun ki, o eşsiz mücevherler, öyle ucuz değil. Yani, hiçbir çaba ve gayret sarfetmeden o mücevherler satın alınamaz. Ancak kim, teenni, dikkat ve sabırla defalarca okuyıp biraz çabalarsa; biiznillâh o kenz-i mahfî yâni, o gizli hazinenin kapıları ona açılacak ve kendisini cevahir ve incilerle dolu bir dükkanda bulacaktır. Amma okurken hiçbir çaba ve gayret sarfetmeyip zahmet çekmeden Risale-i Nur'u sadeleştirerek anlamak isteyenler, ellerinde çok cüzi ve az bir para ve pul olup mücevherât dükkanına girerek inci, altın ve elmas almak isteyen adamların durumuna benzer. Ne vakit onlar, o dükkana girerek mücevher satın almak isteseler, dükkancı onlara der: Elinizdeki para dükkandaki mücevherlerden satın alabilmenize ne yazık ki, kafi gelmiyor. Mücevherlerimiz pek murassa ve pek sanatlı ve emsalsiz olduğundan, fiyatları dahi gâlî ve pek pahalıdır. Ama üzülmeyin. Eğer biraz daha çaba ve gayret sarfedip para kazanırsanız, istediğiniz miktarda sizlere elmas, altın ve inciler verebiliriz. Ne kadar fazla gayret ederseniz o kadar ziyade para kazanır ve dolayısıyla mücevher alabilirsiniz. Onlarda tenbelcesine şöyle bir ricada bulunurlar: Bizler fazla çaba ve gayret harcayıp yorulmak istemiyoruz. Bize çok ağır geliyor. Acaba o altın ve mücevherlerin ayarları ile oynayıp kıymet ve değerini düşüremez misiniz? Ta ki, bizde elimizdeki parayla satın alabilelim. Önemli değil, değeri ve ayarı düşük dahi olsa, biz yine de alırız. Neticede altın değil mi?.. dükkancı ise onlara şöyle bir cevapta bulunur: Kasem ederim ki, zerre miskal dahi ayarlarıyla oynayıp, bu emsalsiz mücevherlerin kıymet ve değerini tenzil edip düşüremem. Efendimiz buna katiyyen müsaade etmez. Öyle de, Risale-i Nur dahi, Kur'anın en yüksek ve en ince parıltıları olan manasındaki belagat ve nazmındaki cezâlet ve lafzındaki fesahat ve selaset ve üslubundaki bedâat ve beyanındaki berâatını âyinesinde tam temessül ettirmesi sırrıyla daha ilk okumada bu yüksek manalar anlaşılmaz, inkişaf etmez, lakin büsbütün de faidesiz kalınmaz. Akıl anlamasa dahi, kalp, ruh, nefis, sır ve vicdan bu manaları mass eder, emer. Bununla beraber biraz dikkat, teenni ve sabırla tekrar be tekrar şevk ile okunduğu vakit, akıl dahi bu ulvi ve mümtaz manaları anlayacak ve kalp ile ittifak ederek inâyet-i İlâhiye ve himmet-i peygamberiye ile evc-i alaya uçacaktır. Amma sadeleştirerek daha iyi ve daha kolay anlarız diyenler ise; misaldeki adamların dükkancıdan, altın ve mücevherlerin ayar ve değerini düşürdükten sonra, satın almak istemeleri gibi gülünç ve gayr-ı makul bir hamakat olsa gerektir. Ve keza Risâle-i Nur, çok yüksek ve çok meyveli müsmir bir ağaca benzer. Dalları her tarafa intişar etmiş, herkes boyu, kabiliyeti ve gayreti nisbetinde, ağacın dallarına zarar vermeden, o yüksek ağaçtaki hayat-bahş meyveleri koparıp istifade etmeye çalışır. Yâni, kendisi yükseliyor, ta ki, meyvelere ulaşıp onları kolayca devşirsin. Amma boyum yetmiyor ve o yüksek ağaçtaki meyveleri koparamıyorum diye, ağacın dallarını kesip, o meyveleri koparıp yemek; herhalde ne kadar kabih ve çirkin bir fiil olup, o ağacın hukukuna bir nevi tecavüz etmek olduğunu anlarsın. İşte değerli kardeşlerim! Bu misal gibi, fehm ve anlayışları hem kısa hem de dar olduğundan, Risale-i Nur ağacındaki o yüksek meyve mesabesindeki mânaları anlamak isteyenler, boyları yetmediği için sadeleştirerek anlamak istiyorlar. Yani, ağacın dallarını kesmek misali çirkin ve gayet kabih ve bir nevi Risale-i Nur'un hukukuna tecavüzden ibaret olan sadeleştirme girişimine tevessül ediyorlar veyahut arzu ediyorlar. Eğer anlasaydılar ne kadar hata ediyorlar. Derhal bu teşebbüs ve düşüncelerinden vazgeçip, Risâle-i Nurun müşfik rahle-i tedrisi önünde diz çöküp berdevam ile mütefekkirâne okumakla o yüksek firdevsî meyve ve manâları Allah'ın lütfu ile koparacaklar ve saadet-i ebediyyeye nail olacaklardır inşallah. Eğer desen: Asıl amaç ağaçtaki meyveleri koparıp yemek değil midir? Öyleyse boyumuzun yetmediği meyveleri koparmak için, ağacın dallarının kırılmasında ne mahzur vardır? Cevaben deriz ki: Azizim! Eğer sen çaba ve gayretlerin sonucunda o yüksek meyvelerin olduğu mevkiye çıkıp, ağaca herhengi bir zarar vermeden meyveleri koparırsan, devamlı bir surette ebed kadar o ağaçtan istifade edebilirsin. Meyveleri kopardıkça mevsim be mevsim tenileri çıkacak ve böylece istifaden külli olacaktır. Amma sen eğer, ağacın meyve veren dallarını kesip, meyveleri kopardığın zaman istifaden çok cüzi olur ve o âna münhasır kalır.ve bir daha da o kestiğin dallardan meyve alamazsın. İşte aynen öyle de; Risale-i Nur da, telif edildiği gibi okunup istifade edildiği taktirde, her defasında farklı mânalar ismar edip meyve verecek ve küllî bir istifadeye medar olacaktır inşallah. Lakin vaziyet makuse olursa, kaziye dahi makuse olur. Arife işaret yeter! Vesselâm...
yabancı dile nasıl çevriliyor?
Cevap
Değerli Kardeşimiz;Yabancı dile çevrilmesine tercüme denir. Halbuki konumuz sadeleştirmedir. İngilizce bir eseri tekrar ingilizceye çevirmek gibidir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör
Lisanımız bir asırdır sadmelerle sarsılıyor. Kırpıla kırpıla fakir bırakıldı, tefekkür dili olmaktan uzaklaştırıldı. Nur Risalelerinin bir hizmeti de lisanı muhafaza etmek ve ortak bir dil kurmaktır. Siz aksi istikamette hareket etmekle yıkıcıları sevindirmiş olmuyor musunuz?
*** Siz de bilirsiniz ki, her ilmin kendine has ıstılahları, terimleri, kavramları vardır. O ilmi elde etmek isteyen adam, bu kelimeleri öğrenmek zorundadır. O ilmi bilmek, terimleri sindirmekle mümkündür. Risalelerde de iman ilmi anlatılıyor. Onun da terimleri var. Bu terimlerin günlük dilde karşılıkları yoktur ki yerine konabilsin. Risalelerin dili, îmanın dilidir. Îmanın dili tercüme edilebilir mi, edilirse ruhu incinmez mi?
*** Bazı kimseler Risaleleri okumak istiyorlar da anlamakta zorlandıkları için mi okumuyorlar sanıyorsun. Hayır! Nurları, enfüsî âleminde sorgulaması olan ve hakikati arayanlar okur. Bu niteliklere sahip her yaştan ve her baştan insan okuyor zaten. Anlamak için lügatlere bakıyor, bilmediklerini soruyor ve istifade ediyorlar. Bu o kadar açık ki delil bile istemiyor. İnsanlar daha çok namaz kılsınlar diye caminin dışına seccade sermekle namaz kılanların sayısı artar mı?
*** Sadeleştirme örneklerini inceledim, hakiki metinden hiç de daha anlaşılır olmadıklarını gördüm. Risalelerin anlaşılıp anlaşılamaması sadece kelimelerle ilgili değil ki. Ortada derin ve ince bir ilim var, dikkat ve itina istiyor. Zengin kelime kadrosu onun sadece bir yönü. Bazı kelimelerin yerine başkalarını koymakla, belki bir derece bilinen kelimelerin sayısını artırmışsın, ama esas dokuyu bozmakla da onu daha karışık bir hâle getirmişsin. Bunun neresinde sadelik?
*** Risalelerin şiirli bir dili vardır. Ahengi ruhlara tesir eder, kalbin en derin ve ince hislerini lerzeye getirir. İnsan da sadece akıldan ibaret değildir. Akla iyilik edeceğim diye kalbe darbe vurmak akıllılık mıdır? Sadeleştirme unvanı altında bu harika, sanatlı, revnaklı, fasih ve selis üslubu tahrip etmek nurlara en büyük zararı vermektir. Mâlum ya, bazen gafil dost düşmandan ziyade zarar verebilir!
dünyevi menfaatimiz için ciltler dolusu kitap ezberledik. Öyleyse ahiretimiz içinde biraz gayret etmeli ve risalede geçen bir kaç yüz kelimeyi ezberlemeliyiz.
s.a.ben sadece şunu anlamıyorum:risale-i nur bir sürü dile çevrilmiş ,hatta bu çevirilerde titiz davranılmadığı söyleniyor,neden günümüz Türkçesine çevrilmiyor.kur'ani ifadelere dokunmazsın,eski türkçe kelimeleri günümüz türkçesindeki karşılığına çevirirsin.Bence buna ihtiyaç var.hani üstad yeni yazıya eski yazıyı bilmediklerinden cevaz vermiş ya aynı onun gibi günümüzde birçok insan da eski türkçe kelimelerin anlamını bilmiyor dolayısıyla yeni türçe karşılığı ile tercüme çok faydalı olacaktır.tabi bu dediğim tembel insanlar için.Çünkü yine diyorum risale-i nur nasıl ki başka dillere çevrilmiş günümüz türkçesi de bir dil kabul edilip ona da çevrilebilir.selam ve dua ile...
muslim-nur kardeş a.s Risale-i nur daki ifadelerin zaten büyük bir kısmı Kur'an ifadesidir(ifade derken kelimeler) Kur'an harflerine dokunmadan sadeleştirme yapılsa yine anlamadık daha sadeleştirin denilmez mi? ayrıca 300-400 kelime ile konuşan bir nesil eğer daha fazla kelime biliyorsa Türkçe olarak zaten Risale-i nur u okuyabilir yok bilmiyor ise ne kadar sadeleştirebilirsin ki? Türkçe zaten komşu ülkelerin kelimelerinden soyutlanınca elde bir şey kalıyor mu ki?
Şu şekildede anlayabilirsin .. Küçük kitaplardan okumaya başla, küçük sözler gibi mesela bunların kelimelerini çıkarta çıkarta 1kaç defa oku sonra sözlerden başla yavaştan al yani, o zaman anlamaya başlarsın. bu sadece bi tavsiye ben böyle yaptım şimdi zorluk çekmiyorum çok şükür anlayabiliyorum ..





