Peygamber Efendimizin (asm), Çocuğa Beddua Etmesini Nasıl Değerlendirmeliyiz?

Yazar: Sorularla Risale, 31-5-2010

Bediüzzaman Said Nursî Mektubat'ta şu şekilde bir mucize naklediyor:

"Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü vesselam namaz kılarken hırçın bir çocuk namazını kat'edip geçtiğinden Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselam, “Allah'ım onun izini (ayağını) kes” demiş. Ondan sonra çocuk daha yürüyememiş, öyle kalmış, hırçınlığının cezasını bulmuş."(1)

Peygamberimiz bedduayı sevmezdi. Çocuğa neden beddua etmiştir? Sebebi nedir?

Mektubat'ta zikredilen bu mucize aynı zamanda Sünen-i Ebu Dâvud'da ve Kadı İyaz'ın Şifâ-i Şerif'inde de rivayet edilmektedir.

Ebû Dâvud'da geçen rivayet şu şekildedir:

Said bin Gazvan hac dönüşü Tebük'e gelmişti. Bir de ne görsün. Yere oturtulmuş sakat bir adam duruyor. Yanına yaklaştı, niçin bu hâle düştüğünü sordu. Sakat adam şöyle dedi: "Sana bir hadis haber vereceğim, fakat ben sağ oldukça benden duyduğunu kimseye söylemeyeceksin. Hâdise şöyle: Resulullah Tebük'e geldiğinde bir hurma ağacının önüne inmişti. “Şu ağaç bizim kıblemizdir” buyurdu. Ve hurma ağacına dönerek namaza durdu. Ben daha o zaman çocuktum. Koşarak geldim. Sütre olarak duran hurma ağacı ile onun arasından geçtim. Bunun üzerine Resulullah: “O bizim namazımızı kesti, Allah da onun ayağını kessin” dedi. O günden bugüne kadar ayağa kalkamaz oldum.” (Ebû Dâvud, Salât: 110)

İbni Hibban'ın rivayetinde bu çocuğun Büsr bin Râî el-Amr adında birisi olduğu belirtilmektedir. Mektubat'ta geçen hadisin Arapça metni İbni Hibban'ın rivayetinden alınmıştır. (Sahihu İbni Hibban, 8:152)

Hadis âlimlerinin bu husustaki açıklamaları şu şekildedir:

"Önce şöyle bir sual akla gelmektedir: Namaz kılanın önünden bir insanın geçmesiyle namaz bozulmaz, öyleyse Peygamberimiz (asv) neden beddua etmiştir? Diğer taraftan, çocuğun henüz mükellef sayılacak bir yaşta olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda çocuk, niçin böyle bir cezayı hak etmiştir?"

Bu sualleri sıralayan âlimler şu ihtimalleri zikrederek izahlarda bulunmaktadırlar:

- Her şeyden önce, bu çocuğun bir müşrik çocuğu olduğu kuvvetle muhtemeldir. Peygamberimiz (asv)'in namaza durduğunu gören müşrikler, Resul-i Ekrem Efendimiz (asv)'in namazını ifsat etmek maksadıyla çocuklarından birisini tahrik edip Peygamberimiz (asv)'in önünden geçmesini tembih etmişlerdir. Onların bu haince planlarını fark edip gören Peygamberimiz (asv), İslâmın izzetini göstermek ve onların kötü niyetlerini defetmek için, çocuğun o hale gelmesini bir mucize olarak göstermiştir.

- Diğer bir ihtimal, bu çocuk her ne kadar çocuk görünüşlü ise de, buluğ çağına gelmiş olduğundan, Peygamberimiz (asv), çocuğun önünden kasdî olarak geçtiğini anlamış ve böyle bir bedduada bulunmuştur. (eş-Şifâ , 1:632)

Yine bu hadisin izahında İmam-ı Suyûtî Hazretleri, Peygamberimiz (asv)'in bu çocukla olan hadisesini, Hz. Hızır'la başka bir çocuk arasında geçen hadiseye benzetmekte ve hikmet tarafının sadece Peygamberimizce (asv) bilindiğine işaret etmektedir. Bilindiği gibi, Hz. Hızır (as), Hz. Musa (as) ile yolculuğu esnasında yolda toplu halde oynayan bir grup çocuğa rastgeldi. İçlerinden bir çocuğu yakaladı ve öldürdü. (Peygamberler Tarihi, s. 445-447)

Hz. Musa (as)'ın,

"Bir can karşılığında kısas olmaksızın suçsuz bir kimseyi mi öldürdün. Doğrusu sen pek kötü bir iş yaptın!" (Kehf Sûresi, 18/74)

şeklindeki bir itirazına ise Hz. Hızır (as), yolculuğunun sonunda çocuğu öldürmesinin hikmetini şöyle açıklar:

"Öldürdüğüm çocuğa gelince, onun anne ve babası mü'min kimselerdi; bu kâfir tabiatlı çocuğun ileride anne ve babasını isyan ve inkâra sevketmesinden korktuk. Ve istedik ki, Rableri onlara huy temizliği bakımından daha hayırlı ve merhamet yönünden daha yakın bir evlat versin." (Kehf Sûresi, 18/80-81)

Tefsirlerde yer aldığına göre, bu anne ve babanın daha sonra bir kız çocukları dünyaya gelir ve bu kız da bir peygamberle evlenerek başka bir peygambere anne olur.

İşte Peygamberimiz (asv) de bu çocuğun ileride yapabileceği kötülüklere mâni olmak için, istikbali görerek çocuğa böyle bir bedduada bulunmuştur. Yine de burada, Peygamberimiz (asv)'in başka bir cihetten şefkatini görmek mümkündür. Çünkü ona acıdığından, onu muhtemel kötülükten alıkoymayı niyet etmiştir.

Mehmed Paksu

(1) bk. Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, s. 130

Okunma Sayısı : 14096


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

Silinmiş Kullanıcı 31-Mayıs-2010

Şefkat-i insaniye, merhamet-i Rabbaniyenin bir cilvesi olduğundan, elbette rahmetin derecesinden aşmamak ve Rahmetenli'l-Âlemîn zâtın (a.s.m.) mertebe-i şefkatinden taşmamak gerektir. Eğer aşsa ve taşsa, o şefkat, elbette merhamet ve şefkat değildir; belki dalâlete ve ilhada sirayet eden bir maraz-ı ruhî ve bir sakam-ı kalbîdir.

birfakiradam 31-Mayıs-2010

Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de Tevbe Süresi 128. ayette şöyle buyuruyor: "Size kendi içinizden öyle bir peygamber geldi ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona pek ağır gelir. O size çok düşkün, mü'minlere çok şefkatli ve merhametlidir." Bu ayet-i kerimede Peygamber Efendimizin (a.s.m.) iki vasfı olan RAUF ve RAHİM vasıfları nazara verilmektedir ki; bu vasıflar Cenab-ı Hakk'ın isimlerinden olup, Peygamber Efendimizin de(asm) bu isimlere âzâmî, yani en yüksek derecede mazhar olduğu çok açık bir şekilde ifade edilmektedir. Acaba İsm-i Azam'a ve her ismin azamî derecesine mazhar olan bir zatın zerre miktar şefkatsiz olması ihtimali olabilir mi. Hâşâ ve kella.

Vbdestabe 31-Mayıs-2010

süper bir cevap maşallah özellikle imam suyutinin şerhi çok güzel bir cevap olmuş Radi olan allah tümünden razı olsun

Ekrem Güney 15-Temmuz-2014 15:12:12

Terafih namazında önümüzden geçen 3 yaşlarındaki kız cocuguna , bu hadise dayanarak engel olmadığına pişmanlık duyan kardeşim ize, mutlaka bir eksik veya yanlis anlama olduğunu belirtmiş ve araştıracagimi söylemiştim. Allahc.c. ebeden razı olsun fazlasıyla tatmin edici cevab en kisa süre de geldi. Sainiz gayretiniz daim ve mübarek olsun. Selametle