Kastamonu Lahikası'nda “... ta ahirzamanda, hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri...” ifadesinden “... yani Mehdi ve şakirtleri ...” ibaresinin kaldırıldığı iddia edilmektedir. Bu konuda ne dersiniz?

Yazar: Sorularla Risale, 24-4-2010

“... ta ahirzamanda, hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri...” ifadesi, Envar Neşriyat tarafından neşredilen Kastamonu Lahikası sayfa 108' de aşağıdaki şekilde geçmektedir:

... Tâ âhirzaman da hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri, Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir, o daireyi genişlettirir ve o tohumlar sünbüllenir. ...1

Aynı mektup aynı yayınevi tarafından neşredilen Sikke-i Tasdik-i Gaybi (sayfa 172) ve Tarihçe-i Hayat (sayfa 294) isimli eserlerde de geçmektedir. Bu iki eserde yukarıdaki ifadelere ek olarak “... yâni Mehdi ve şakirtleri...” ibaresi de ekli olarak aşağıdaki şekilde geçmektedir:

... Tâ âhirzaman da hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri, yâni Mehdi ve şakirtleri, Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir, o daireyi genişlettirir ve o tohumlar sünbüllenir. ..."

Aynı yayınevinin bir kitabında bu ibare varken diğerinde olmaması gösteriyor ki bu farklılıklar kasıtla yapılmamıştır. Kasıtlı olarak çıkarılsaydı hepsinde çıkarılması gerekirdi.

Bu nüsha farklılıklarının nedeni bizzat müellif Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin kendi tashihinden geçen tashihli külliyatlardan kaynaklanmaktadır. Bu farklılıklarda yine pek çok hikmetler vardır. Nüsha farklılıkları ile ilgili detaylı bilgiyi sitemizdeki “Risale-i Nur Nüshalarındaki Farklılıklar ve Bediüzzaman'ın Tasarrufları” isimli makalemizde bulabilirsiniz.

Yukarıda zikredilen mektupların orijinal nüshalardaki suretlerini, şüpheleri izale etmek için aşağıda neşrediyoruz. Mektupları büyütmek için üzerine tıklayabilirsiniz:

El yazması Kastamonu Lahikası - 1
El yazması mektuplardan derlenen bir başka nüsha.2 Bu nüsha farklı lahika mektuplarından derleme bir kitap olarak hazırlanmıştır.  Altı kırmızı ile çizilen yerde ...tâ ahirzamanda hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir... şeklinde geçmektedir.

 

El yazması Kastamonu Lahikası - 2
El yazması mektuplardan derlenen bir nüsha.3 Altı kırmızı ile çizilen yerde...tâ ahirzamanda hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir... şeklinde geçmektedir.

 

El yazması Kastamonu Lahikası - 3
El yazması Kastamonu Lahikası kitabının bir nüshası.4 Altı kırmızı ile çizilen yerde...tâ ahirzamanda hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir... şeklinde geçmektedir.

 

El yazması Kastamonu Lahikası - 4
El yazması mektuplardan derlenen bir nüsha.5 Altı kırmızı ile çizilen yerde...tâ ahirzamanda hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir... şeklinde geçmektedir.

 

El yazması Kastamonu Lahikası - 5
El yazması Kastamonu Lahikası kitabının farklı bir nüshası.6 Altı kırmızı ile çizilen yerde ...tâ ahirzamanda hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir... şeklinde geçmektedir.

 

El yazması Kastamonu Lahikası - 6
El yazması Kastamonu Lahikası kitabının farklı bir nüshası.7 Altı kırmızı ile çizilen yerde...tâ ahirzamanda hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir...şeklinde geçmektedir.

 

El yazması Sikke-i Tasdik-i Gaybi - 7
El yazması Sikke-i Tasdik-i Gaybi mecmuası.8 Altı kırmızı ile çizilen yerde ...tâ ahirzamanda hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri, Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir... şeklinde geçmektedir. Burada Üstad "hayatın geniş dairesinin sahipleri" ifadesinin üstüne "[yani Mehdi ve Şakirtleri]" şerhini düşmüştür.

“Hayatın geniş dairesinin sahipleri...” ifadesini nasıl anlamamız lazım?

Risalelere bir bütün olarak baktığımızda, ahir zamanda ortaya çıkacak olan zat üç vazifeyi birden ifa edecektir. Yani iman, hayat ve şeriat dönemlerinin üçü de bu zatın eliyle gerçekleşecektir. Keza yine risalelerin bütünü ile bakacak olursak, o zat her ne kadar bir şahıs ise de, yapacağı faaliyetlerden anlaşıldığı kadarıyla şahsı manevi ile çalışacaktır.

Bu şahsı manevinin temsilcisi konumunda olan zatın ise ömrü ancak iman dönemine yetecektir. Hayat ve şeriat dönemine bizzat kendisi yetişemeyecek, ancak eserleri yetişecektir. Sonra gelenler bu eserleri program olarak kabul edip hizmet edecekleri için hizmet, eserler ve dolayısı ile mehdi hesabına geçmiş olacaktır.

Hayat ve şeriat dönemlerinde, elbette bazı şahıslar ön plana çıkacaklardır. Ama onlar kendi planlarının değil, ilk zatın ortaya koyduğu planları uygulayacaklardır. Bir şahsı manevi olduğu için de yapılan tüm hizmetler tek olarak kabul edilir ve üç vazife de ahirzamandaki şahsın işi olduğu anlaşılır. Tıpkı şirketler de olduğu gibi. Şirketin başka şubeleri açılır, o şubenin başında bir müdür olur ve çok da hizmet eder. Ancak başarı ifade edilirken şirketin ismi ön plana alınır, şahıslar görünmez. Hatta bazen şirketin asıl sahibi olan patron da görünmez, tanınmaz. Kimse patronu tanımaz ama şirketin ismini çok iyi bilir. Mehdiyete de manevi bir şirket olarak bakabiliriz. Bu Mehdiyetin temsilcisi de Mehdi’dir.

Dipnotlar:

1. bk. Kastamonu Lahikası, (72. Mektup)

2. Ekseriyeti Kastamonu Lahikasına ait mektublardan seçmeler. El yazma 185 sh.lik. Gayr-ı musahhah. (Bu nüshada birkaç kişinin yazısı var. Burada görünen sayfa, Küçük Ali Ağabey'in yazısı.)(Envar Neşriyat Arşivi)

3. On İkinci ve On Üçüncü Şualara ait mektublarla, Kastamonu Lahikasına ait ekser mektubları ve Lemaat’ı
ihtiva eden 602 sh.lik, Eflani Çalışlar Köyünden Şükrü Güngör elyazması. Üstad'dan musahhah. (Envar Neşriyat Arşivi)

4. Kastamonu Lâhikası. 568 sh.lik teksir. İslamköylü Hasan Ergünal yazısı. Envar Neşriyat Arşivi

5. Barla ve Kastamonu Lâhikalarını muhtevî, Küre’li Hâfız Emin Efendi’nin el yazısı, 944 sh.lik gayr-ı musahhah bir defter. (Envar Neşriyat Arşivi)

6. Kastamonu Lâhikası. 518 sh.lik gayr-ı musahhah bir el yazma. (Envar Neşriyat Arşivi)

7. Yirmi Yedinci Mektub’a lâhika ve 1. parça. Kastamonu mektublarından 303 sh.lik bir elyazma. Hz. Üstad’dan musahhah. Bölüm bölüm farklı kişilerce yazılmış. (Envar Neşriyat Arşivi)

8. Üstad Hazretleri bu kitabın başına kendi eliyle "Sikke-i Tasdik-i Gaybi Mecmuası" diye yazmış ve tashih ettiğine dair "te" ve "sad" harfleri yazmıştır ve resimde görünen ilaveyi de kitabın 299.sayfasında yapmış. İlk teksir Sikke-i Tasdik de Mustafa Gül Ağabey tarafından bu kitaba göre mumlu kağıtlara yazılmış ve neşredilmiş. (Envar Neşriyat Arşivi)

Okunma Sayısı : 12216


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

recul-i facir 13-Haziran-2012 10:24:21

Mehdi AS birinci vazifeyi yani iman vazifesini bizzat kendisi yapamayacak. Bir taife yani Mehdi AS'ma zemin hazırlayan Üstadımız ve taifesi birinci vazifeyi yapacak. Ehl-i imanı dalaletten muhafaza etmek ve bu vazife hem dünya, hem herşeyi bırakmakla, çok zaman tedkikat ile meşguliyeti iktiza ettiğinden, Hazret-i Mehdinin, o vazifesini bizzat kendisi görmeye vakit ve hal müsaade edemez. Çünkü hilafet-i Muhammediye (a.s.m.) cihetindeki saltanatı, onunla iştigale vakit bırakmıyor. Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek. O zat, o taifenin uzun tetkikatıyla yazdıkları eseri kendine hazır bir program yapacak, onunla o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. http://www.risaleara.com/oku.asp?id=3653&a=PROGRAM%20MEHD%DD

recul-i facir 13-Haziran-2012 10:44:19

Üstadımız Mehdi AS'ma zemin hazırladığını beyan ediyor Hz Peygamber asm. bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur: "Doğudan bir takım insanlar çıkacak ve Mehdi için ortam hazırlıyacaklar, buyurdu. O, Mehdî'nin hükümdarlığını kasdeder." (İbni Mace, 4088) Hz. Üstad ise, yukarıdaki ifadede veli bir zatın çıkardığı bir hükmü naklediyor. O da, doğudan çıkacak bir nurun İslam dışı bidaların oluşturduğu manevi karanlıkları dağıtacağıdır. Bu tarif dört dörtlük Risale-i Nur'a uygun düşmektedir. Çünkü Risale-i Nur'un müellifi doğudan çıkmış ve yazdığı eserler küfür ve bid'a karanlıklarını dağıtmıştır ve gelecekte tamamen dağıtacak bir kabiliyete sahibdir. Bediüzzaman Hazretleri, muhtelif yerlerdeki beyanlarında Risale-i Nur'un Hz. Mehdi'nin bir öncüsü olduğunu, Mehdi'nin Risale-i Nur'ları hazır bir iman dersi olarak bulacağını ve bu nurları neşrederek bozulmuş alemi ıslah edeceğini anlatır. Mehdi'nin siyaset alemindeki vazifelerinin bizzat böyle bir ilmi eseri hazırlamaya mani olacağı için ondan önce gelen birilerinin bu ilmî-imanî çalışmayı yapıp hazırlaması gerektiğini anlatır ve bu çalışmanın Risale-i Nur'un telifi ve Nur Talebelerinin yetiştirilmesi ile gerçekleşmiş olduğunu vurgular. Şöyle anlatır: "Ehl-i imanı dalaletten muhafaza etmek ve bu vazife hem dünya, hem herşeyi bırakmakla, çok zaman tedkikat ile meşguliyeti iktiza ettiğinden, Hazret-i Mehdi'nin o vazifesini bizzât kendisi görmeğe vakit ve hal müsaade edemez. Çünki hilafet-i Muhammediye (A.S.M.) cihetindeki saltanatı, onun ile iştigale vakit bırakmıyor. Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek. O zât, o taifenin uzun tedkikatı ile yazdıkları eseri kendine hazır bir proğram yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak." (Emirdağ Lahikası) Dikkat ederseniz Hz. Üstad'ın sorunuzda geçen beyanlarında "öyle kudsi çiçeklere (yani Mehdi'ye) zemin hazırlamak lazım gelir" diyerek yaptığı faaliyeti hadiste geçen "ortam hazırlar" ifadesine uygun bir şekilde "zemin hazırlamak" şeklinde tavsif etmiştir. Yani Hz. Üstad Mehdi'ye zemin hazırlayacağını söylüyor ve hadiste de "Doğudan çıkacak bazıları Mehdi'ye zemin hazırlarlar" diyor. Demek ki hadiste işaret edilen kişi Üstad Bediüzzaman'dır ve Hz. Üstad da yukarıda geçen ifadesinde bu hadise işaret eder gibidir. Her şeyin en doğrusunu Allah bilir...http://www.risaleonline.com/soru-cevap/risale-i-nur-ve-dogudan-cikacak-nur

X