Üye Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Haber Grubu
Mail adresiniz:
(Haftalık e-bülten aboneliği)

"Ehl-i İ'tizalce: 'Ölmeyecekti.' Çünkü onlarca muradın iradeden tahallüfü caizdir." cümlesini izah eder misiniz?

Yazar: Sorularla Risale, 17-4-2010

"Ehl-i İ'tizalce: "Ölmeyecekti." Çünkü onlarca muradın iradeden tahallüfü caizdir."

"Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaatçe, bu misalde sükut ve tevakkuf lazımdır. Çünkü, irade-i külliyenin sebeple müsebbebe bir taalluku vardır. Bu itibarla, sebebin ademi farz edilirse, müsebbebin de farz-ı ademi lazım gelir. Çünkü taalluk birdir. Cebir ve İ'tizal, ifrat ve tefrittir."(1)

Cebriye Mezhebi, insan iradesini inkar ettiği için cinayet fiilini tamamı ile kadere yüklüyor, insan irade etse de etmese de bu cinayeti işleyecekti diyor. Bu yüzden sebep ortadan kalksa da cinayet yine olacaktı, deyip insanı cebire mahkum ediyor.

Mutezile Mezhebi ise  insan iradesini tam yetkili ve muktedir gördüğü için, "sebep olmasa idi cinayette vuku bulmazdı" diyerek  kaderi inkar ediyor. Yani her iki batıl mezhepte insanın bilmesinin mümkün olmadığı gaybi şeyler hakkında inançları doğrultusunda fikir yürütüyorlar.

Buradaki "murat" tabiri İlahi irade ve onun kader programıdır, iradede insanın seçme hürriyetidir. Bu batıl mezhebin iddiasına göre, insan iradesi özgür yapısı ile kaderi ve Allah’ın muradını dinlemeyebilir. İnsan Allah’ın irade ve muradına rağmen hareket edebilir, gibi bir safsatanın savunuculuğunu yapıyorlar. Bir cihetle insan iradesini ispat edeyim derken, ifrat edip insana taalluk eden fiillerde  İlahi iradeyi inkar ediyorlar. Yani insan iradesi ile İlahi irade karşı karşıya gelebilir, demektir.  

Halbuki Ehl-i sünnet ne kaderi ne de insan iradesini inkar etmiyor. Bu gibi olaylar içinde hem kaderin hem de insan iradesinin bir hissesi vardır diyor. Sebebin olmadığı bir durumda insanın netice hakkında bir bilgi sahibi olamayacağını söyleyerek en makul fikri ortaya koyuyor. 

Çünkü "ecel tektir değişmez " hükmü umumi bir hükümdür, kaderin bilinmesi anlamına gelmez. Kadere yani Allah’ın takdirine ancak olaylar vuku bulduktan sonra vakıf olabiliriz. Diğer iki batıl mezhep ise kader vuku bulmadan yani Allah’ın takdiri gerçekleşmeden fikir yürütüyorlar.

(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Suresi 7. Ayet Tefsiri.

Okunma Sayısı : 2535


Pdf Olarak Kaydet - Word Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

Lazgin 12-Eylül-2018 12:23:33

Sebebin ademi farz edilirse, müsebbebin de farz-ı ademi lâzım gelir. Çünkü taallûk birdir Burayı biraz daha açar mısınız?

Editör 13-Eylül-2018 08:26:54

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir olayın sebebi yok sayılırsa o sebebe bağlı olan sonucunda yok sayılması gerekir. Çünkü Allah kainatta her şeyi sebep sonuç bağlamında yaratıyor. Adetullah açısından sebep olmadan sonuç olmaz. Mesela soğuk üşümenin sebebidir soğuğu yok farz edersen soğuğa bağlı üşümeyi de yok sayman gerekir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör