Risale-i Nurun Şahs-ı manevisinin ferid makamına mazhar olmasını nasıl anlamalıyız, bir de Esma-i Hüsnadan nasıl nasibimizi alırız, nasıl mazhar olabiliriz?

Yazar: Sorularla Risale, 13-4-2010

Risale-i Nurların ferdiyet makamına mazhar olması ne demektir?

Konuyla alakalı Üstad'ın mektubu aşağıdadır. Öyle anlaşılıyor ki Risale-i Nur'un şahs-ı manevisi bu zamanda en yüksek manevi bir makamda hizmet etmektedir. Nasıl ki bazı özel görevler olur, o görev sahiplerine geniş yetkiler verilir ve onlar padişah namına tasarrufta bulunurlar, kendilerine başkaları müdahale edemez, onun gibi ahir zamanın bu dehşetli fitneleri içinde ümmeti sahil-i selamete çıkarma, geniş kitlelerin hidayetine vesile olma görevi Risale-i Nur2un şahs-ı manevisine verilmiş görülmektedir.

"Fâşetmek hatırıma gelmiyen bir sırrı fâşetmeğe mecbur oldum. Şöyle ki:

Risale-i Nurun şahs-ı mânevîsi ve o şahs-ı mânevîyi temsil eden has şâkirdlerinin şahs-ı mânevîsi "ferid" makamına mazhar oldukları için, değil hususî bir memleketin kutbu, belki ekseriyet-i mutlaka ile Hicazda bulunan kutb-u a'zamın tasarrufundan hariç olduğu ve onun hükmü altına girmeğe mecbur değil. Her zamanda bulunan iki "İmam" gibi, onu yâni kutb-u a'zamı tanımağa mecbur olmuyor. Ben eskide Risale-i Nurun şahs-ı mânevîsini o imamlardan birisini zannediyordum. Şimdi anlıyorum ki, Gavs-ı A'zamda "kutbiyet" ve "gavsiyet"le beraber "ferdiyet" dahi bulunduğundan, âhir zamandaki şâkirdlerinin bağlandığı Risalet-ün-Nur o ferdiyet makamının mazharıdır. Gizlenmeğe lâyık olan bu sırr-ı azîme binaen, Mekke-i Mükerreme'de dahi farz-ı muhal olarak Risale-in-Nur aleyhinde bir îtiraz kutb-u a'zamdan dahi gelse, Risale-in-Nur şâkirdleri sarsılmayıp o mübarek kutb-u a'zamın itirazını iltifat ve selâm suretinde telâkki edip teveccühünü de kazanmak için medar-ı îtiraz noktaları o büyük üstadlarına karşı îzah ile ellerini öpmektir."
(1)
 

2. ESMAYI HÜSNADAN NASIL NASİPLENİRİZ, ESMAYA MAZHARİYET:

İnsan üç cihetle Allahın isimlerine ayna olur:
• Zıddiyet cihetiyle.
• Hilkat itibariyle.
• Mazhariyet yönüyle.

1-
Cenab-ı Hak kemal sıfatıyla muttasıftır. İnsan ise, kusurlu bir varlıktır. Allah kudret sahibidir, insan ise acizdir. Allah hiçbir şeye muhtaç değildir. İnsan ise, âdeta herşeye muhtaçtır. Bu cihetle O, Kuddus –Samed gibi isimlerle isimlendirilemez. Ancak Abdulkuddus –Abdussamed olur.

2- Her insan, kendi üzerinde tecelli eden nice isimlere ayinedir. Mesela, sanatlı yaratılmasıyla Sani ismini, İlahi ikramlara mazhar olmasıyla Kerim ismini gösterir. Bu cihette insan, tümüyle Allah'tan geleni gösterir bir vaziyettedir.

3- Cenab-ı Hak, insanı yaratmış ve ona ruhundan üflemiştir. Bu insan ruhunun –haşa- Allah'tan bir parça olması anlamına gelmez. Müfessirlerin dikkat çektiği gibi, bu izafet ve nisbet teşrif içindir, tekrim içindir. Yani, insanın şerefini gösterir, onun mükerremiyetine dikkat çeker. Ayrıca, onda nice İlahi isim ve sıfatlar olduğuna işaret eder. Mesela, Cenab-ı Hak ilim - irade – kudret gibi sıfatların sahibidir. O, bu sıfatların küçük bir numunesini insan mahiyetine dercetmiştir. İnsan, kendisinde bulunan bu cüz`i ölçücüklerle Cenab-ı Hakk'ın sonsuz sıfatlarının farkına varır.

“Ben bazı şeyleri bilirim, Allah ise herşeyi bilir. Benim yaptığım şeyler, benim cüz`i irade ve kudretimi gösterir. Alemde olan herşey Allahın külli irade ve kudretine şahittir”der.

Aynı insan, çevresinde meydana getirdiği şeylerle Cenab-ı Hakk'ın Halık -Musavvir- Mukaddir gibi isimlerine ayna olur. Mesela, mekanik kuşlar yapar, dev binalar inşa eder, söz dinleyen robotlar meydana getirir.

Bu cihetle insan, ikinci cihetten farklı olarak aktiftir, faaldir. Mesela, aynı ilim kapasitesine sahip iki insandan biri ilme yönelerek alim olurken, diğeri lüzumsuz şeylerle meşguliyetten dolayı kayda değer bir şey öğrenmeden bu dünyadan gidebilir. Her insan, Kerim ismine mazhardır, yani kendisine nice ikramlar yapılır.

Ama bu insanın başkalarına ikram etmesini kendi iradesine bırakmıştır. İradesini bu yönde kullanarak daima ikramda bulunan bir kişi haline gelebilir.

Risale-i Nurların yapmış oduğu keşfiyatları kısa zaman sonra cevap olarak size takdim edeceğiz.

(1) bk. Kastamonu Lahikası.

Okunma Sayısı : 3212


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Sonuç

Yorum yok !

X