Üye iseniz giriş yapın, değilseniz üye olun.


Risale-i Nur'u Kaç Defa Okumalıyız, 5 veya 15 defa devrettikten sonra başka kitapları da okuyabilirsin şeklindeki ifadeler ne derece doğrudur?

Yazar: Sorularla Risale, 13-4-2010

Uzun zaman Bediüzzaman Hazretlerinin yanında kalıp kendilerine hizmet eden Bayram Yüksel ağabey anlatıyor.

Üstadımız bize şu dersi verirdi: "Bakın ben başka kitaplarla meşgul olmuyorum. Sizde Risale-i Nurdan başka kitaplarla meşgul olmayın. Risale-i Nur size kafidir." (Son şahitler s:52) Tabi burada kasdedilen özellikle iman hususunda, Risale-i Nur eserleri, başka eserlere ihtiyaç bırakmamış. -Yoksa Risale-i Nur'un dışında ihtiyaç duyulan kitaplar, elbette okunur ve okutulur- Yani bir kişi Risale-i Nur'da geçen haşir konusunu külliyattaki diğer açılımlarıya birlikte okuduktan sonra artık diyemez, bu eser beni tatmin etmedi bir de başka bir eserden istifade edeyim, bu konuyu belki diğer kitaplar daha iyi anlatmış.. Risale-i Nur eserlerinin açılımı olan kitaplar bundan istisna edilebilir.

Bediüzzaman Hazretleri başka bir eserinde mevzuyu şu şekilde devam ettirmektedir.

"Hem vakit dar, hem bizler az olduğumuz için vakit bulamıyoruz ki, o nuranî eserlerden de istifade etsek.
Hem Risale-i Nur şakirtlerinin yüz mislinden ziyade zatlar, o kitaplarla meşguldürler ve o vazifeyi yapıyorlar. Biz de o vazifeyi onlara bırakmışız. Yoksa-hâşâ ve kellâ-o kudsi üstadlarımızın mübarek eserlerini ruh u canımız kadar severiz. Fakat herbirimizin bir kafası, birer eli, birer dili var; karşımızda da binler mütecaviz var; vaktimiz dar. En son silâh, mitralyoz gibi Risale-i Nur bürhanlarını gördüğümüzden, mecburiyetle ona sarılıp iktifa ediyoruz."
(1) 

"Risalei nurun gıda ve taam hükmündeki hakikatlarından hem akıl, hem kalb, hem ruh, hem nefis, hem his hisselerini alabilir. Yoksa yalnız akıl cüz-i bir hisse alır, ötekiler gıdasız kalabilir.

"Yirmi İkinci Söz tashih edilirken dinledim. Gördüm ki, içinde hem küllî zikir, hem geniş fikir, hem kesretli tehlil, hem kuvvetli İmân dersi, hem gafletsiz huzur, hem kudsi hikmet, hem yüksek bir ibadet-i tefekküriye gibi nurlar var. Bir kısım şakirtlerin ibadet niyetiyle risaleleri, ya yazmak veya okumak veya dinlemekliğin hikmetini bildim. Bârekâllah dedim, hak verdim."
(2) 

Bediüzzaman hazretleri Risale-i Nur eserlerini te'lif etmiş. Kendisinin de bu eserlerin talebesi olduğunu ifade etmiştir. Yine kendileri herhangi bir risale için ifade buyurmuşlar ki ; "Ben bu eseri yüz defa okumuşsam az,  yüz birincisinde farklı bir mana anlıyorum." Bu eserin müellifi bunu söyledikten sonra artık bizlerin ne derece bu eserleri okumamız gerektiğini nazarlarınıza havale ediyoruz.

Bazı nur talebelerinin bazı rakamları vermeleri, Risaleleri okumaya teşvik içindir. Yoksa beş defa oku, artık rafa kaldır demek değildir. Eğer öyle olsaydı yaşları 60-70 i bulan bu ağabeylerin çoktan bu eserleri okumayı terketmeleri gerekirdi. beş-on kez bu eserleri okuyan bir kimse bu eserlerin mahiyetini ve içeriğini, İslamî ilimleri anlamada getirdiği ölçüleri, öğrendikten sonra artık bu eserlerden kopması adeta imkansızlaşıyor. Diğer kitapların ne kadar cılız kaldığının idrakine vararak artık bu eserleri günün belli saatlerinde ekmek ve su gibi okuması gerektiğinin kanaatine varıyor.

Yoksa hiç bir nur talebesi, bir kaç kez bu eserleri okuduktan sonra, artık ben kamilleştim okumaya ihtiyacım kalmadı dememiştir. Çünkü her an maneviyatsızlıkla, sefahetle ve ahirzamanın dehşetli hadiseleriyle meşgul oluyoruz. Kendimizi muhafaza ve başkasının imanına kuvvet vermek için sürekli belki de bir hayat boyu okumamız icab edecektir.

(1) bk. Kastamonu Lahikası, Mektup 114.
(2) bk. Kastamonu Lahikası, Mektup 161.

Okunma Sayısı : 9062

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

Silinmiş Kullanıcı 13-Nisan-2010

Bir nevi ilim var ki, bir defa bilinse ve bir-iki defa düşünülse kâfi gelir. Diğer bir kısmı, ekmek gibi, su gibi, her vakit insan onu düşünmeye muhtaç olur. Bir defa anladım, yeter diyemez. İşte ulûm-u imaniye bu kısımdandır. Elinizdeki Sözler ekseriyet itibarıyla inşaallah o cümledendir. Hergün ihtiyaç gıdaya hissedildiği gibi, her vakit bu gıdâ-yı ruhânîye ihtiyaç hissedilir. Senin gibi ruhu inkişaf edip kalbi intibaha gelen zatlar okumaktan usanmaz. Bu Kur'ânî risaleler, sair risaleler gibi tefekküh nev'inden değil ki, usanç versin. Belki tagaddîdir. Yukarıdaki ifadelerde Nurların mahiyeti ifade ediliyor kanaatindeyim. Naçizane ben kendi yaşadığımı söyleyebilirim.Küliyatı dört beş defa bitirene kadar eser eser okudum.Fakat daha insan hakikatlara vakıf olmaya başlayınca bazı yerleri kendine daha çok hitap eder görüyor. Genelde oraları okuyor.Mesela Kastamonu lahikasını diğer lahikalardan çok daha fazla okumuşumdur.Çünkü orada bir anlamda kendimi buluyorum.Ayrıca belli müddet sonra hangi meselenin nerede geçtiğini bildiği için insan daha çok ihtiyaç duyduğu yerleri ihtiyaç duyduğu zaman okuyor.Yani Şener abi, Hocaefendi vb gibi abilerimizin ifade etiği rakamlar mutlak olmasa gerek.Herkese göre değişebilir.Fakat hakikatları anlama azmiyle ihlasla istifade etme niyeti içinde olursak zaman içinde bazı vicdani kanaatler içimizde oluşur ve su mecrasında akmaya başlar inşallah. Mesele biraz uzadı ama müsaadenizle ifade etmek istediğim başka bir şey daha var.Risale-i Nurun beni en meftun yönü umuma şamil olması, herkesin fıtratına muvafık cereyan verebilmesi.Biz Allahın kulu olduğumuza göre fıtratımızı, karakterimizi, istidatlarımızı ancak Allah mutlak olarak bilir.Öyleyse öyle bir eser lazım ki Allahtan gelsin ve herkese hitap etsin.Zira biz birbirimizi layıkıyla bilemez doğru telkinlerde bulunamayabiliriz.Hatta faydalı olmak isterken zararlı olmak da mümkün.Risale-i Nur Said Nursinin mahsulatı fikriyesi değil, ilham eseri ve bu sistemde herkes talebe.Üstad bile ders arkadışımız olduğunu söylüyor.Şahıslara değil hakikate bağlanıyoruz.Bundan ötürü mezkur abilerin ifadeleri çok önemli olsa da bağlayıcı değil tavsiye edici nitelikte olsa gerek.

sebatkar 13-Nisan-2010

abilerin ifadeleri külliyatı sırasıyla hepsini 5 defa veya 10 defa okuyup daha sonra sıra takip etmeden ihtiyaca binaen haerhangi birini takip etmemiz hususunda olsa gerek

hil_mev 13-Nisan-2010

Diyebilirmiyizki,ben bugün 24 saat boyunca havayı hiç aralıksız teneffüs ettim.yarın nefes almasam olur.Diyemediğimize göre...risalelere de her an muhtacız.

mehmetdiri 13-Nisan-2010

külliyatı 20-25 defa okudum..hatta 40 kere okuduğum kitaplar da var...bazı abilerimiz gibi, risalelerde belli konular üzerinde araştırma ve mütehassıs olma yerine-kitaba başlayınca bitirme hastalığımdan olsa gerek(bu da enaniyetle alakalı olsa gerek:))1989 yılından beri düzenli okumaya çalışıyorum..rakam ilk başta fazla gibi gorunse de aslında ayda 1,5 kitap bitirerek olabiliyor..onun için de günlük 20 sayfa ortalama okumak yeterli..yani başka kitaplar okumak için de oldukça vaktiniz oluyor..zaten risaleleri okudukça mulhemundan olan bir müellifin şiir gibi,fakat şiirle alakası olmayan cümleleri içinde adeta kendinizden geçiyorsunuz..aşinalığınız arttıkça,cümleleri okurken;birazdan okuyacağınız kelimeler de siz daha okumadan sağınızdan solunuzdan gelmeye başlıyorlar ve siz o an risaleyi sanki kelime kelime değil de risale risale okumaya başlıyor gibi oluyorsunuz...yani parça parça değil bir bütün gibi okumuş oluyorsunuz.bu zevki anlatmak mümkün değil..hatta bazen risaleleri acaba nefsim mi okumamı istiyor ve bu zararlı birşey mi diye şeytan sağdan gelmiyor değil..diğer kitapları da okumalarını arkadaşlara mutlaka tavsiye ederim.çünkü onları okudukça üstadın bütün bu meselelere nasıl son noktayı koyduğunu ve müşkil meseleleri hallettiğini bihakkın müşahede edebilirler..mesela;ibn-i arabi yi okumak,üstadı okuyan bir insan için anlaşılır ve çok zevkli olsa da ;risale eğitimi almayan biri için çok tehlikeli olabiliyor...mehdi mesih le alakalı binlerce görüş var..risale okuduğunuzda,bu görüşlerin niye bu kadar çeşitli olduğunu ve bakış açısının nasıl olması gerektiğini size mükemmel anlatıyor..kısacası;risaleleri belli bir süre okuyan gerçekten bu zamanın bir alimi gibi olabilir.çünkü risaleler size müthiş bir bakış açısı veriyor.siz de hangi mevzuya baksanız anlaşılması gerektiği gibi idrak edebiliyorsunuz,hatta anlayamayanların niye anlamadığına da müdrik olduğunuzdan her ilmi meseleyi çok geniş bir perspektiften değerlendirebiliyorsunuz...onun için düzenli risale okumayı bırakmadan diğer kitapları da okumak çok faydalı olabilir..zaman geçtikçe risalelerin ne kadar inanılmaz kitaplar olduğunu daha iyi anlıyorum..bir sürü kitap okuyarak"marifet"evinin içindeki herşeyi gözlemlediğinizi düşünün.mesela;bir kitap sizi yerden havalandırıp,evin camından içeri baktırıyor ve siz evdeki güzellikleri görünce kendinizden geçiyorsunuz,diğeri çatı katına çıkarıyor,diğeri bahçesinde gezdiriyor...risaleler ise kesinlikle kapıyı açıp,sizi evin içine alıyor ve siz artık evin içinden dışarıyı görebildiğiniz için,ilminiz bir çocuk gibi az bile olsa,dışarıdaki alimlerin çözemediğini görüyorsunuz...

yatağanlı 13-Nisan-2010

Kaç defa okunmalıdır diye bir soru yanlıştır. Böyle bir sayı yoktur. Ancak gazete gibi okumak yasaklanmıştır. Anlamak için okunmalıdır. Anlamak ta amel etmek içindir. Başkalara anlatmak için okumak ise yasaktır.

MUHAMMED BERHAK 13-Nisan-2010

benim bildiğm ve dıuyduğum kişiler var ki:Külliyatı 150 kere bitirmiş,ama hala tam bir şevkle okuyor.demek ki ömrümüzün sonuna kadar bu hakikatlara muhtacız.ALLAH istifademizi kat kat artırsın.

Kahramanur 13-Nisan-2010

''Diyebilirmiyizki,ben bugün 24 saat boyunca havayı hiç aralıksız teneffüs ettim.yarın nefes almasam olur.Diyemediğimize göre...risalelere de her an muhtacız. '' Çok güzel bi ifade. Zaten insan risale-i nuru okumayı bırakınca ondan uzaklaşıyor. Onun için herzaman okunması lazım. ALLAH bizleri iman Kur'an yolundan risale-i nur hizmetinden ayırmasın.