"Eski Said, sigara ile beraber gazeteleri ve siyaseti ve sohbet-i dünyeviye-i siyasiyeyi terk etti..." Bediüzzaman gibi birinin sigara kullanmasını nasıl değerlendirmeliyiz?

Yazar: Sorularla Risale, 06-4-2010

Bu cümlelerden yola çıkılarak şu tahminlerde bulunulalbilir:

Birincisi; Bediüzzaman Hazretleri "Eski Said" döneminde biraz sigara içmiş, sonra bırakmıştır.

İkincisi; Risale-i Nur eserlerinde, sigarayı içtiği ve tütün tabağı taşıdığı ifadesi var. Bunun da, Şark'ta -hoca da olsa- sigara tabağı taşımak bir âdet haline geldiğinden, çoğu kimsenin bundan dolayı taşıdığı kanaatı mevcuttur.

Sigara içmiş olsa bile, bu sadece "Eski Said" dönemine ve belli bir zamana münhasırdır. "Yeni Said" döneminde Said Nursi'nin sigara içtiği hususunda neşredilmiş ne bir yazı ne de bir hatıra elimizde mevcut değildir.

Risalelerde doğrudan bu konuda hüküm yoktur. Ama âlimlerin çoğu "mekruh" kabul ederler. Sigarayı bırakmak lazımdır.

Okunma Sayısı : 25774


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

meryem 06-Nisan-2010

Ama bu ifadeler 16. Mektup'ta: Eski Said, sigara ile beraber gazeteleri ve siyaseti ve sohbet-i dünyeviye-i siyasiyeyi terk etti, sigara içtigi anlaşılmıyor mu? Benim anlamadığım, Bediüzzaman gibi biri, harama yakın mekruh işlemez; burda bir tenakuz var sanki.... Biraz daha açıklayacı bir cevap yazarsanız sevinirim.

sembol3188 06-Nisan-2010

Sigara Hz. Üstad'a o zamanki haleti için hazık doktor tavsiyesidir; bir müddet kullandığı daha sonra da tamamen bıraktığı söylenmektedir. Selam ve dua ile..

Editör 06-Nisan-2010

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad hazretlerinin Risale-i Nur'da - geçici bir süre dahi olsa - sigara içtiği ve tütün tabağı taşıdığı telmihen ifade edilmiştir. On Altıncı Mektub'taki "Eski Said, sigara ile beraber gazeteleri ve siyaseti ve sohbet-i dünyeviye-i siyasiyeyi terk etti" ifadesinde de bu manayı açıkça görmekteyiz. Kanaatimizce, Üstadımız'ın sigara içmesini iki maddede özetlemek mümkündür.
 
1. Üstad hazretlerinin bu asrın müceddidi olduğu, çoğu alimlerce kabul edilmiştir. Bu nedenle asrın müceddidi olan Üstadımız, hakkında çok konuşulan tütünün haram olmadığını fiili olarak gösterdiğini söyleyebiliriz.

2. Üstadımız'ın yaşadığı dönemde, ehl-i ilim olan alimler ve talebelerin, şeyhlerin, tasavvuf ehli olanların çoğunun sigara içtiği bilinmektedir. İlim ve tasavvuf çevresinde ki kişilerin sigara içmesi, umumi bir adet hükmüne geçmişti. Demek ki sigara, haram ya da tahrimi mekruh sınıfına alınmıyordu. Bu nedenle, Üstad hazretlerinin İlim çevresinde genel kabul görmüş böyle bir adeti - belirli bir süre - uyguladığına, kanaatimiz vardır.

Sigaranın hükmü?
 
Tütün, 15. asırdan sonra, İslâm ülkelerine girmiştir. O zamandan beri, İslâm uleması onu içmenin hükmü üzerinde durmuşlardır. Şöyle ki:

    a. Bâzı âlimler, tütünün mubah olduğunu söylemişlerdir. Bunu söyleyenler, tütünün zararı olmadığını ve Şâri' (Şeriatı koyan, yani Allah) tarafından yasaklanmadığını ileri sürmüşlerdir. Halbuki, bugün tütünün zararları ilmen kesin şekilde ortaya çıkmıştır. Zararsız olduğu söylenemez. Şâri'nin yasaklamadığını söylemek de doğru olmasa gerektir. Zira Şâri', her haramı ismen tek tek zikretmemiştir. Hüküm, sadece sarih ve hususî naslarla değil, naslarda geçenlerin haram kılınış illetlerine bakarak yapılan kıyas ve istidlal yollarıyla da verilebilmektedir. Bu bakımdan hakkında sarih nas olmayan bir nesne hakkında kıyas ve istidlal yoluyla bir hüküm verilmesinde hiçbir mâni yoktur.

     b. Bâzıları da sigara içmek mekruhtur, demişlerdir. Bunlar, kıyasla sabit bir hükme, haram demekten çekinmeleri ve sigaranın zararları hakkında kesin bilgi sahibi olmamaları yüzünden bu hükmü vermişlerdir.

    c. Bâzıları da sigara içmek, özellikle tiryakisi olmak haramdır, demişlerdir. Bunların mesnedi ise, sigaranın vücuda zarar vermesi, israf olması ve nafaka mükellefiyetinde darlığa yol açması gibi sebeplerdir. Bu üç sebepten biri gerçekleştiği yer ve durumda, sigara içmek haramdır. Bunlar gerçekleşmez ise, mekruhtur.

Özellikle dindar ve uzman bir hekimin vereceği bir karar çok önemlidir. Böyle bir doktor, bir kimseye sigarayı mutlaka terketmesini söylerse, onun sigarayı içmesi dinen de helal olmaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Silinmiş Kullanıcı 06-Nisan-2010

Üstadın müceddit olduğuna ben de inanıyorum. Fakat müceddidler günah işlemez diye bir kaide mi var? Bildiğim kadarıyla İsmet sıfatı peygamberlere mahsus. Üstelik son zamanlarda Hayrettin Karaman ve Fetullah Gülenin, sigaranın haram olduğuna dair görüşleri var. Eski zamanda zararlarının bu denli bilinmemesinden mekruh hükmü verildiği söyleniyor.

Editör 06-Nisan-2010

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Müceddidler de günah işleyebilir. Ama Allah ( c.c) onları günah işlemekten muhafaza ediyor. Çünkü, Onlar mahfuzdur ve günah işleme kabiliyetleri olsa da arkalarından gelenlerin onların hatalarını hoş görüp meşrulaştırmamaları için, Allah tarafından muhafaza edilirler.

Yani peygamberler masum, diğer vazifeli şahıslar ise mahfuz konumundadır. Masumlar günah işleme kabiliyetlerine sahip değillerdir, ama mahfuz olanların günah işleme kabiliyetleri vardır. Ama muhafaza edilirler.
Ayrıca sigara hakkında alimlerin verdikleri genel kaideleri daha önceki cevaplarda da vermeye çalışmıştık. Bu nedenle her içen kişiye göre değişen hükümleri vardır. Ama içki içmek veya domuz eti gibi doğrudan haram denilecek bir özelliğe sahip değildir. Zararlarından dolayı "tahrimi mekruh" sınıfına giren özelliği vardır. Şayet zararı yoksa, sigaraya doğrudan haram demeyi âlimlerimiz hoş görmemektedirler.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

utavli 06-Nisan-2010

Sigaraya verilen para israftır, çünkü sigaranın insana hiçbir faydası olmadığı hatta bir çok zararı olduğu kanıtlanmıştır. İsraf haramdır Sigara içenler yanlarındaki insanları pasif içici konumuna sokmakta, onların sıhhatlerine zarar vermektedir Bu kul hakkı yemektir ve kul hakkı yemek haramdır Sıhhat Allahın bize bir emanetidir. Emanete hıyanet haramdır. Bir meselenin geçmişte yaşanmaması, ona haram denmemesini gerektiremez. Çünkü insana akıl ve ilim verilmiştir. Kuranda ve sünnette sınırlar açıkça belirtilmiştir. bu hadleri aşan herşey batıldır, helal bir dairedir helal şeyin özellikleri bellidir, haram bir dairedir ve haram şeyin özellikleri bellidir. Bir cisnin geçmişte değil de şimdi vuku ve hayat bulması ilahi takdir ve murattandır. Öyle ise sağlığa, çoluk-çocuk ve ailenin nafakasına, diğer insanların haklarına zarar veren ve üç ve daha çok haramı bünyesinde barındıran böyle bir illet elbette ki haramdır. Kişi bildiği ile amelle mesuldur. Geçmişte ulewmanın sigaranın fayda ve zararlarını bilmemesine rağmen çevreye ve insanlara verdiği rahatsızlığı göz önünde bulundurup tahrimen mekruh demeleri bile bunu açıkça ortaya koyar. Eğer geçmişte zararları bu kadar bilinse idi, haram dairesinin özellikleri ile kıyas edilecek ve (Allah bilir) belki de haram hükmü kesin ve net bir şekilde ortaya konabilecekti. İslam ve Kur'an bulunduğu zamanın ihtiyaçlarına cevap verebilen bir mucize-ilahidir. Bundan sonra da bizim çağımızda bulunmadığı halde daha sonraki zamanlarda türeyecek nice yeni icatlar olacaktır. Şimdi bu çağdaki bilgimizle bizim mekruh-mubah dediğimiz zamanımıza ait nice şeyin faydaları ve zararları ayan beyan ortaya çıkacak ve helal-haram dairesindeki değerlendirmeleri kesinlik kazanabilecektir. Kişi bildiği ile hüküm ve amel eder. Ulema fayda-zarar ilişkisini geçmişte ilmen kanıtlanamadığı için, hadlerini aşmamış, bilmediğine kesin hüküm vermemiş, fakat zararına inandıkları için tahrimen mekruh demişlerdir. Bugün ise zaraları kesin ve nettir. Bu sebeple insanları doğru bilgilendirmeli ve olayın bu yönlerini okura sunmak gerektir. Saygılarımla

cankaya 06-Nisan-2010

sigaranın insan sağlığına olan mühim zararları tam olarak bu zamanda keşfedildi üstadımız zamanında sağlığa zararı tam bilinmediğinden mekruh yada haram denilemezdi ama şu zamanımızda durum farklı

turabi 06-Nisan-2010

sigaranın kanser sebebi olduğu 6 adet organımız bilimsel olarak gösterilmiştir. üstadın zamanında böylesi bilimsel çalışmaların olmaması haram değilde mekruh olarak algılanmasını haklı kılar.

mustacet 06-Nisan-2010

Burada dikkat edilmesi gereken bir husus daha var ve aslında en önemlisi de bu: 
''Sigara ile beraber gazeteleri ve siyaseti ve sohbet-i dünyeviye-i siyasiye-yi terk'': sigara ile gazete,siyaset ve dünyevi-siyasi sohbetlerin terki söz konusu. 
Eski zamanın dünyevi ve siyasi sohbetlerinde insanların yaygın olarak kullandıkları bir maddedir tütün. hatta hala kıraathanelerde-kahvehanelerde bu adet devam ediyor. bir nevi sohbet meclislerinde genel ve yaygın olarak çay içmek gibi. yani o zaman ıstılahı için tütün içmek eşittir dünyevi ve siyasi sohbet meclislerinde bulunmak demekti. şimdinin paket cepte, olur olmaz yerde tüttürülen ve tiryakilik derecesinde müptela olunan bir tütün kullanmayı üstad hakkında düşünmek yanlış olur. sigarayı terk ettim diyor, yani sigaranın kullanılma mekanları olan dünyevi ve siyasi meclisleri terk ettim diyor. 
2) Buna ilaveten molla hamit abinin de eski saidin en çok sakındığı üç şeyden biri olan, nazardan sakınmak üzere üstadın parlak mevhibe-i ilahi olan fıtrat ve haletinin harikuladeliğine nazardan kısmen iskat etmek için o meclislerde sigarayı bir müddet kullanmıştır diye bir rivayet duymuştum ki makul geliyor. çünkü mufassal tarihçe-i okuyanlar göreceklerdir ki, üstadın eski hayatında kendisine birkaç defa nazar değmiştir ve harika zekasına ara ara kısmi tevakkufat gelmiştir. ol sebeple üstad yalan ve gıybetten çekindiği gibi nazardan da pek fazla çekinirmiş. Hatta yeni hayatında da kalabalık mekanlarda şemsiyeli halleriyle fotografları vardır üstadın ve talebeleri olan ağabeylerimizin ve ziyaretçilerin üstadın simasına bakmaları üstadı fazlasıyla rahatsız edermiş. 
3) Bunlara ilave olarak da, üstadın yeni said hayatının başından itibaren tütün kullanmadığının bir delili de şamlı hafız tevfik ağabeye üstadın nur katipliğini teklif ettiğinde, tütün kullanmasını bir özür beyanı şeklinde üstada arz ettiğini söylüyor hatıratında. eğer üstad da içiyor olsaydı, böyle bir özür beyan etmezdi. hatta üstad da ona, bir miktar yazıp daha sonra sinekleri kovalayabileceği (tütün içebileceği) şeklinde latife etmiştir. 
4) Burada ayrıca ve ayrıca dikkat edilmesi gereken husus, o zaman ulemanın ve evliyanın dahi kullandığı tütün, tamamen yerli mamuldür. şimdiki amerikan-avrupa sigaraları gibi ithal değildir. ve şimdiki gibi kayda değer bir maddi meblağa da karşılık gelmeyecek şekilde idi. İçinde de şimdiki hazır sigaralarda olduğu gibi pek çok zararlı katkı maddesi de bulunmuyordu. Saf tütün yapraklarının ince ince kıyılmış şekildeki hali ince sigara kağıtlarına sarılıp içiliyordu. Bunu şunun için zikrediyorum, hali hazırdaki sigaraların içinde roket yakıtına varıncaya kadar onlarca zararlı katkı maddesi zikrediliyor. Bunlar o zaman için geçerli olmayan şeylerdi. Vesselam.

fakir35 06-Nisan-2010

Muhterem Kardeşlerim, Öncelikle sigara ile ilgili fetva verme veya hüküm verme konusunda kendi aklımıza değil, konu hakkında uzman olanların görüşlerine bakmak lazımdır. Akla göre verilen hükümlerde yanılma olabileceği ve bundan da kişinin sorumlu olabileceği gerçeğini unutmamamız gerekir.
Konu ile alakalı rahmetli dedemde gördüğüm bir uygulamayı sizlere aktarmak istiyorum. Dedem, Bitlis'te bahçesine ektiği tütünleri ipe dizer, kurutur ve daha sonra bıçakla ince ince kıyarak, sarar ve akşamları bir tane içerdi. O dönemlerde Bitlis ve yöresinde tütün kullanmak, medreseler de dahil olmak üzere oldukça yaygın olduğu ve kullanıldığı bilinmektedir. Ancak o zamanki kullanımın şimdiki gibi olmadığı da bir gerçektir.
Üstad Hazretlerinin sigara kullandığı konusunda (1920'li yılların öncesinde) kendi beyanları ve sözüne itimat edilir abilerin beyanları ile sabittir. Sigara denince, dedemin örneğinde olduğu gibi öyle günde bir paket falan değildir. Bazen kullandığı ise bir gerçektir. Bu kullanımın nedenleri konusunda ise çok fazla bilgiye sahip olmamakla birlikte, Üstad'ın Bitlis'te rahatsızlandığı ve bu rahatsızlığı sırasında yanında bulunan talebesine git bana nazar boncuğu al dediği, bu isteğe şaşıran talebsi de:  "seyda ne nazar boncuğu" diyince,  "keçeli tütün al, tütün" dediğini ve tütünü yakıp, dumanı savurarak, Bitlis caddelerinden geçip gittiğini, araştırmacı yazar kardeşlerimizin kitaplarında da yer aldığını biliyoruz. Bu hatıralara bakarak bu kullanımın birçok hikmetlere binaen yapıldığı, yoksa, haşa normal yiyecekleri dahi iktisatlı ve normal bir insanın tüketiminin çok altında kullanan bir insanın keyf verici amaçlı sigara içmesini kabul etmek veya düşünmek doğru olmasa gerek.
Aynı zamanda Üstad gibi, birçok konuda otorite olan birinin, o dönemde yanında sigara içen kardeşleri gördüğü ve bildiği halde haram hükmünü söylemediği halde, bizlerin, haram diye nitelememiz çok da doğru olmadığı gibi, Üstad'ın,  hikmetini bilmediğimiz kural ve uygulamalarını sorgulamak da ayrı bir cesaret işidir. Allah bu Zatlar gibi yaşamayı ve şefaatlerine nail olmayı nasip eylesin. Ama madem zararları bilinmektedir, o nedenle Kur'an ve iman hizmetinde bulunan kardeşlerimin bu adetlerini terkederek, buraya verdikleri paraları hizmete aktarmaları daha güzel ve uygun bir davranış olur kanaatndeyim. Selam ve muhhabbetlerimi arz ederim muhterem kardeşlerim.

kthy43 06-Nisan-2010

Sigara üzerine bir gençle yapılan diyalog Genç: Hocamız, sigaraya haram dediği için, hiçbir delil olmasa da biz sigaraya haram deriz. Üstelik sigaranın haram olduğuna dair delilimiz de çoktur. CEVAP Kendiniz haram deseniz de, bunu bütün Müslümanlara şamil edemezsiniz. Delilsiz konuşmanın vebali büyüktür. Çok delil nedir? Genç: Sigara israf ve zararlı olduğu için haramdır. (İsraf haramdır) ve (Kendinizi tehlikeye atmayın) âyetleri bunun delildir. Akıl ve mantık ilmi de, bunun haram olduğunu gösteriyor. Mesela İsaguci mantığından örnek vereyim: Zarar yönünden bakalım: Dava: Sigara haramdır. Süğra: Her vücuda zarar veren haramdır. Kübra: Sigara zararlıdır Netice: O halde sigara haramdır. İsraf yönünden bakalım: Dava: Sigara haramdır. Süğra: İsraf haramdır. Kübra: Sigara içmek israftır. Netice: O halde sigara içmek haramdır. CEVAP Bu kıyası hangi İslam âlimi yaptı ki? Âyetlere böyle mana vermek, mantıkla açıklamak, hangi mezhepte vardır? Herkes haddini bilmelidir. Yanlış kıyas yaparak, mubaha haram diyerek küfre düşmekten çok korkmalıdır. İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki: Kur'an-ı kerimin tefsiri, Resulullahtan işitildiği gibi yapılabilir. (Kur'an-ı kerimi, kendi görüşüne, anlayışına göre tefsir eden kâfir olur) hadis-i şerifi, bunu bildirmektedir. (1/234) Başka bir hadis-i şerifte de, (Kur'an-ı kerimi, kendi görüşüyle açıklayan, doğru olsa dahi, mutlaka hata etmiştir) buyuruluyor. (Nesai) Kuran-ı kerimi kendi kafasına göre tefsir edip sigaraya israf ve haram diyen kimse, iki hadis-i şerife göre hata etmiştir. Her iki kıyasta, dava da, kübra da yanlıştır. Aynı bozuk mantıkla şu kıyaslar yapılabilir: Dava: Sigara mubahtır. Süğra: Mubah haram değildir. Kübra: Sigara mubahtır. Netice: O halde sigara haram değil, mubahtır. Burada dava yanlıştır. Sigara mubah diye dava olmaz. Dava, sigara haram mı, değil mi diye olur. İsraf yönünden bakalım: Dava: Çikolata haramdır. Süğra: İsraf haramdır. Kübra: Çikolata israftır. Netice: O halde çikolata haramdır. Yukarıda davalar yanlış olduğu gibi; (Kübra) denilen önermeler de yanlış olduğu için, (Netice) yanlış oldu. Şimdi sigara yerine çikolata koyalım, neticeye bakalım: Dava: Sigara haramdır = Çikolata haramdır Süğra: İsraf haramdır = İsraf haramdır. Kübra: Sigara israftır = Çikolata israftır. Netice: Sigara haramdır = Çikolata haramdır. Kübra yanlış olduğu için, netice yanlış çıktı. Sigara veya çikolatanın israf ve haram olduğunu kim söyledi? Burada mantık ilminin suçu yok. Suç mantık ilmini kullanamayandadır. Bir kıyas daha: Dava: Memeli hayvanlar uçar mı? Süğra: Yarasa memeli hayvandır. Kübra: Memeli hayvanlar uçmaz. Netice: O halde yarasa uçmaz. Burada Kübra yanlış olduğu için, netice yanlış çıktı. O halde Kübraların doğru olması şarttır. Kübra denilen önermeye, sigara israftır diye yanlış koyunca netice yanlış olur. Genç: Sigara israf olduğu gibi, zararlı olduğu için de haramdır. CEVAP Bu kendi kıyasınızdır. Hiçbir âlimin böyle kıyası yoktur. İslamiyet, böyle indî kıyasları reddeder. Kıyası ancak müctehid yapar. Bu iş size, bize düşmez. Bir insan, çok iyi otomobil kullansa; fakat ehliyeti yoksa kaza yapmasa bile cezalanır. Sizin kıyasınız, tamamen indidir. Buna rağmen doğru olsa bile, müctehid olmadığınız için, İslam âlimlerinden nakil yapmanız gerekir. İslamiyet mücerret [yalnız] akıl dini değil, selim akla uygun nakil dinidir. Akıl Şiilerde hüccettir. Kıyasınız tamamen akla, mantığa dayanıyor. İlmi hiçbir kıymeti yoktur. İlmi kıymetinin olması için, naklen bildirmek gerekir. Mesela (İbni Abidin, Mevlana Halid-i Bağdadi sigaraya haram dedi) demek gerekir. Böyle diyen hiçbir âlim olmadığına göre sözünüzün hiç değeri olmaz. Bir de, mubahlarda delil aranmaz, haramlarda aranır. Mesela çayın, kahvenin, mübahlığı için delil aranmaz. Biz yine, delil gösterelim. S. Ebediyyede deniyor ki: (Şeyhul İslam Ebülbeka, Ahmed bin Ali Hariri, İsmail Meraşi, kadı Abdürrahim, Ganim bin Muhammed Bağdadi, Şeyhul İslam Behai, Muhammed Tarsusi, Muhammed Kehvaki, Mısır âlimlerinden Yusuf Decvi ve Muhammed bin Abdülbaki Zerkani, allâme Abdülgani Nablusi, Abdurrahman bin Muhammed İmadi, âllame Ali Echüri, Mahmud-i Samini, Osman Bedreddin, seyyid Abdülhakim efendi ve büyük âlim, veliyyi kâmil Mevlana Halidi Bağdadinin buyurdukları gibi, zarar ve alışkanlık yapmayacak kadar az içilen tütüne, haram ve mekruh demekten sakınmalı, kesesine ve sıhhatine zarar vermeyecek kadar az içenleri günahkâr bilmemelidir.) Bu âlimlerin hocanız kadar ilimleri yok mu idi? Hocanız kadar takva ehli değil miydi? Genç: Bugün çok kimse, sigaranın zararlı ve israf olduğu için haram olduğunu söylüyor. Çoğunluğun yanılması mümkün müdür? CEVAP Çoğunluğun içinde İslam âlimi yoksa kıymeti olmaz. İnsanların çoğuna uyan zarardadır; çünkü Kuran-ı kerimde mealen, (Yeryüzündeki insanların çoğuna uyarsan, seni Allah yolundan saptırırlar) buyuruluyor. (Enam 116) Genç: Sigara israfın tarifine uyduğu için, sigaraya haram diyoruz. CEVAP Sigaranın israfın tarifine uyduğunu nasıl biliyorsunuz ki? Sigara israf olduğu için haram diyen bir tek İslam âlimi var mı? İslam âlimi israfı bilemezse başka kim bilir ki? Dini bize onlar bildirdi. Siz diyorsunuz ki: İsraf haramdır. Sigara israftır. Öyleyse sigara haramdır. Bu ayetle sabittir. Bu mantığı hiçbir İslam âlimi bilemedi de, onun için mi sigaraya haram değil dediler? Siz israf âyetinden, sigaranın israf olduğunu söylediniz. O âyet yeni mi indi? İslam âlimleri niye bilmiyordu? Genç: Haramın azına helal denmez. Mesela şarabın azı helal olamaz. Sigara da böyledir. CEVAP Maazallah Sigara şarapla mukayese edilemez. Şarabın damlası haramdır; ama ömründe bir tek sigara içene haram işledin demek koyu cehaletin veya taassubun bir alametidir. Genç: Sigara tedrici olarak ölüme götürdüğünden açıkça intihardır. CEVAP Hangi İslam âlimi böyle benzetmeler yaptı ki? Şarapla mukayese etmek, intihar demek hangi din kitabında yazıyor ki? İndî görüşlerin dinde yeri olur mu hiç? Genç: Sigaranın zararlarını inkâr mı ediyorsunuz? CEVAP Sigaranın zararı inkâr edilir mi hiç? Bunu sormak bile gereksiz. S. Ebediyyede sigaranın zararları yeteri kadar bildiriliyor. Kahvedeki kafein, çaydaki tein çok alınırsa insanı öldürür; ama az kahve veya çay içmeye, şaraptan kötü denmez. Genç: Her zehrin faydası da olur; ama faydasız olarak yaratılan tek bitki tütündür. CEVAP Nikotinin öldürücü zararları yanında, güldürücü faydaları da vardır. Bugün fen, nikotinin hafızayı kuvvetlendirdiğini keşfetmiştir. Hafızanın yeniden kazanılmasını için başarılı araştırmalardan biri de Harvard Üniversitesinde yapıldı. Nikotinin beyni nasıl etkilediğini araştıran bilim adamları, nikotinin hafıza merkezindeki beyin hücrelerini uyardığını keşfetti. Bu beyin hücreleri aynı zamanda hafıza kaybını da engelleyen proteini üreten beyin hücreleriydi. Nikotinin uyardığı hücreleri ayıran bilim adamları, aynı uyarılmayla hafıza kaybını önlediğini keşfetti. (Newsweek) Yaprağından hazırlanan infüzyonlar, vücut parazitlerine karşı kullanılır. Nikotinin sülfat tuzları tarımda böcek öldürücü olarak kullanılır. Ayrıca tütün yaprağı fermente edilerek kokulandırılıp, enfiye adı verilen keyif verici ve aksırtıcı bir ürün elde edilir. Tütün tohumları yağ bakımından da zengindir. Tütün yağı boya ve sabun sanayiinde kullanılır. (Wikipedia) Allahü teâlâ faydasız hiçbir şey yaratmamıştır. Ayrıca, sigaranın zararları eski âlimlerce bilinmiyordu da, hocanız, nereden bildi de haram dedi? Genç: Hocamız, sadece fetvaya değil, takvaya uyar, ince eler sık dokurdu. Tasavvuf ehli, şüpheli şeylere, haram muamelesi yapar. Onun için hocamız, sigaraya haram demiştir. CEVAP Eğer sigaraya bu sebepten haram denirse cahillik olur. Şüphelilerden kaçmak ayrı, şüpheliye haram demek ayrıdır. Hazret-i Ömer, (Harama ve şüpheliye düşerim korkusuyla yetmiş helalden el çektim) buyuruyor. Helalden el çekmek ayrı, helale haram demek ayrıdır. El çekmede takva olur; helale haram demek ise küfür olur. Her tasavvuf ehli, el çektiği şeylere, mekruh veya haram derse, ortada din mi kalır? Peki, sigaraya mubah diyen tasavvuf ehli âlimler, hocanız kadar takva ehli değil miydi? Onlar şüpheli şeylerden mekruhlardan israftan kaçmazlar mıydı? Niye sigaraya haram demediler? Demek ki, hocanızın sigaraya haram demesi, tarikatçı ve takva ehli olduğu için değil, (Sigara israftır, israf haramdır, o halde sigara haramdır) fasit mantığıyla hareket ettiği içindir. Genç: Sigaranın zararı 20 yıldır biliniyor. Onun için eski âlimler sigaraya haram dememiştir. CEVAP Peki, Bursalı İsmail Hakkı Efendi, 300 yıl önce tütünün zararını nasıl bildi de haram dedi? Genç: O, tasavvuf ehli büyük bir evliya olduğu için haram demiştir. CEVAP Sigaranın zararı, diğer âlimlerce ve diğer mutasavvıflarca bilinmediği halde, bu âlim nasıl olmuş da bilmiş ki? Bütün ulema ve evliya zatlar zararını niye bilememiş de haram değil demişler? İşin doğrusu S. Ebediyye kitabında şöyle bildiriliyor: (İsmail Hakkı hazretleri, önce tütünün haram olduğunu yazmıştı; çünkü sultan Murad, tütünü yasak etmişti. İçenler cezalanıyordu. Bu âlim, tütünü değil, tütün içmek suç olduğu için, suç işlemeye haram demişti. Hükümet, tütün yasağını kaldırdıktan sonra, yazdığı kitabında, tütünün haram olmadığını bildirmiştir. Mütercim fakir, Bursada Orhan kütüphanesinde tütüne mubah dediğini bildiren bu kitabını gördüm.) Genç: Namaz kılmasa da, sigara içmeyen, kıymetlidir, içen ise, namaz kılsa da kıymetsizdir. CEVAP Böyle söylemek Allah saklasın namazı önemsememek anlamına gelir. Taassup, sizi böyle tehlikeli sözlere sürüklüyor. Sarı Lütfi denilen Tokatlı Molla Lütfi, (Namazı doğru kılmıyoruz. Kıldığımız namazlar, yatıp kalkmaktan ibarettir) demiş ve bu sözü namazı önemsiz görmek kabul edilerek, 1495te idam edilmişti. Sizin sözünüz ise Molla Lütfininkinden çok daha kötüdür. Bu kör taassubu bırakmak gerekir. Genç: Sigaraya mubah diyen âlimlerden hangisi kimyager, hangisi tabip, hangisi eczacı veya araştırmacıdır? İçlerinde bir tek fen adamı var mıdır? CEVAP Elbette vardır. S. Ebediyyenin yazarı, icazetli, yetkili bir din adamı olduğu gibi aynı zamanda, Arapça, Farsça yanında, Fransızca ve Almanca da bilen, yüksek kimya mühendisi, eczacı, araştırmacı ve öğretmen olan bir fen adamıydı. Çeşitli araştırmalar yaparak, (Fenil-siyan-nitrometan) cisminin sentezini yapmış ve formülünü bulmuştur. Binlerce kitaptan araştırarak hazırladığı S. Ebediyyedeki bilgiler ve kaynakları da, yetkili bir din ve fen adamı olduğunun canlı ispatıdır.

taner_tonkur 06-Nisan-2010

Ammâ mezheb-i hak olan Ehl-i Sünnet ve Cemaat derler ki: "Cenâb-ı Hak bir şeye emreder, sonra hasen olur; nehyeder, sonra kabih olur." Demek, emir ile, güzellik; nehiy ile, çirkinlik tahakkuk eder. Hüsün ve kubh, mükellefin ıttılâına bakar ve ona göre takarrür eder. Şu hüsün ve kubh ise, sûrî ve dünyaya bakan yüzünde değil, belki âhirete bakan yüzdedir. namazını ve abdestini fesada verecek bir sebep, nefsü'l-emirde varmış lâkin, sen ona hiç muttalî olmadın. Senin namazın ve abdestin hem sahihtir, hem hasendir. Mûtezile der: "Hakikatte kabih ve fâsiddir. Lâkin senden kabul edilir. Çünkü cehlin var, bilmedin ve özrün var." Öyle ise Ehl-i Sünnet mezhebine göre, zâhir-i şeriata muvâfık olarak işlediğin ameline, "Acaba sahih olmuş mu?" deyip, vesvese etme. Fakat, "Kabul olmuş mu?" de; gururlanma, ucb'a girme. mesela yahudilere pazar günü balık tutulması yasaklandıktan sonra kabih oluyor.rabbimiz sigarayı RESULLAH (S.A.V)doğrudan yasaklamadığı için ve KURAN I KERİMDE CENAB I HAK KIN YASAKLAMADIĞI BİRŞEYİ BİZ KENDİMİZ HÜKÜM ÇIKARMAMIZ YANLIŞ OLUR DÜŞÜNCESİNDEYİM.

insaatt 06-Nisan-2010

Allah razı olsun ne güzel yazmışsınız bana yazacak bişe kalmadı... Binler slmm

kamuran74 06-Nisan-2010

Arkadaşlar, Peygamberlerin (a.) haricinde kimse günahsız değil, fakat her müceddid mutlaka günah işlemek zorunda da değil. Cenab-ı hakk günahları bile sevaba tebdil eden Erhamer-rahimindir.Allahın Gafur ismi Ustadımızın da üzerinde inikas etmesi elzem.Ustad Allahın izni ile kurtulmuş ve milyonları kurtarmış... vay bizim halimize...

ercüment 06-Nisan-2010

Müstaid, Müçtehid Olabilir; Müşerri' Olamaz İçtihadın şartını haiz olan her müstaid, ediyor nefsi için, nass olmıyanda içtihad; Ona lâzım, gayre ilzam edemez. Ümmeti dâvetle teşri' edemez. Fehmi, şeriattan olur; lâkin şeriat olamaz. Müçtehid olabilir; fakat müşerri' olamaz. İcma' ile cumhurdur, sikke-i şer'i görür. Bir fikre dâvet etmek; zann-ı kabûl-ü cumhur, şart-ı evvel oluyor. Yoksa, dâvet bid'attır; reddedilir. Ağzına tıkılır; onda daha çıkamaz...

coffe2 06-Nisan-2010

s.a.v efendimiz vücuda zarar veren her şey haramdır demiş.bu günkü ilim de bunu fazlası ile ispatlamış.hala neyi uzatıyoruz.cerbeze yapılıp konu dağıtılıyor bence...

Vbdestabe 15-Temmuz-2010

Editör arkadaşımızın yakaladığı tespit dogrudur. peygamberler ismet sahibidir lakin allahın bazı özel kullarıda günah işlemekten muhafaza edilmiştir. imam rabbanin mektubatında aynen bu ibare geçmektedir. isteyenler bakabilir.

msaydin 28-Temmuz-2012 05:30:22

çok önemli kaçırdığımız bir nokta var : o zamanlar tütünün zararlı etkilerinden şimdi bahsedildiği kadar bahsedilmiyordu, ne kadar zararlı olduğunu herkes bilmezdi..