Üstad'ın kendinden sonra şakirtlerinin ayrılacağına dair işaretleri var mı? Bu cematlerin hepsine Nur şakirtleri diresine dahil midirler? Risale-i Nur'un şu anki varisleri kimlerdir? Acaba Risale-i Nur'la ilgili yeniliklerde onlara danışılıyor mu?

Yazar: Sorularla Risale, 15-3-2010

Bediüzzaman Hazretleri'nin ilerde cemaatın farklı kollara ayrılacağıyla alakalı söylemiş olduğu herhangi bir bilgiye sahip değiliz. Ancak yanında kalan talebelerin gerek Üstad'dan almış oldukları dersler, gerekse Üstad'ın hâl ve etvarını üzerlerinde göstermiş olmaları noktasından, yapı itibariyle farklılık arzetmekteler. Mesela, Rahmetli Bayram Yüksel Ağabey Üstad'ın hizmetiyle meşgul olmuş. Risale-i Nur'la alakalı olarak bir şey sorulduğunda; "Mustafa Sungur bunu benden daha iyi bilir.", demek suretiyle, bu tarz hizmet farklılığına işarette bulunmuşlardır.

Bazı ayrılmalar fıtri bir şekilde gelişmekte; bazıları ise meşveret kararları sonucunda ortaya çıkmaktadır.

İhtilaf beşerî bir realitedir. İnsanoğlu tarih boyunca ihtilaftan kurtulamamıştır. Hemen her din mensuplarında farklı mezhep ve meşreplerin çıkması bunu açıkça gösterir. İslamiyete mensup olan zatlarda da bu durumu görürüz. Dinin iki temel kaynağı olan Kitap ve sünnet farklı yorumlara tabi tutularak mezhepler ortaya çıkmış, keza muhtelif cemaatler teşekkül etmiştir.

Risale-i Nur, Kur'an'ın ve bazı hadislerin çok harika tefsiridir. Ama bu mübarek tefsiri okuyanlar anlama noktasında veya hizmet ölçüleri hususunda farklı düşününce farklı hizmet grupları ortaya çıkmıştır. Özde bir olduktan sonra, bu tarz farklılığı bir renklilik olarak görmek mümkün.

Çünkü bu şekilde çok farklı mizaç sahipleri bu hizmet bünyesinde yer alabilmektedir. Herkes kendi mesleğinin muhabbetiyle hareket edip diğerlerine ilişmezse, bunda bir problem olmadığı gibi rahmet olduğunu bile söyleyebiliriz.

Nasıl ki bir ağaç tek kökü var, ama bir çok dala ayrılıyor ve buna rağmen meyve veriyorsa... Bir babanın beş evladı olsa nasıl ki ilerde beraber olmaları sıkıntı, ayrı durmaları rahmet oluyorsa, yine bir savaşa gidildiği vakit tankçı, topçu, uçak, gemi vs ile gitmek gerekiyorsa... Çünkü savaşı kazanmak için topyekün saldırmak gerek.

Aynen öyle de Nur talebelerinden teşekkül eden her bir cemaat bir misyonu üzerine almış; kimisi okuyor, kimisi yazıyor, kimisi radyo ile kimisi de tv.ve internetle hizmet etmeye çalışıyor. Bunların tümü bir vücudun azaları gibi büyük, cesim bir gücü meydana getiriyor.

Bu şekilde hayatın her safhasında gerek sefahet ve ahlaksızlıkla, gerekse dinsizlik vs ile mücadele ediliyor.

Evet, görünüşte Nur cemaatlerinde bir ayrılık var. Ama bu ayrılıkta gayrılık yok. Çünkü hedef bir, maksad aynı. Ama hizmet metodunda küçük bazı farklılıklar olabilir. Bunu da insanların mizacının farklılığına yorumlamak gerek.

Bu şekilde farklı mizaçlar, farklı cemaatlerde istihdam edilebilmektedir.

Bu meyanda şu hususlara dikkat lazımdır:

1. Müsbet hareket.
2.
Gıybet ve dedikodudan kaçınmak.
3.
"En güzel benim mesleğimdir." demek. Yoksa "Yalnız hak benim dediğimdir.", dememek...

Risale-i Nur eserlerini okuyan, dinleyen ve yazanlara "Nur talebesi" denmesi yönünden bu cemaatlerin tüm mensupları inşallah bu çatının altındadırlar.

Okunma Sayısı : 13280


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gelen Yorumlar

elcevaz13 15-Mart-2010

cevabınız için Allah razı olsun sorunun son kısmınıdacevaplar mısınız

Editör 15-Mart-2010

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risale-i Nur hizmeti ile alakalı her türlü gelişmelerden, Üstad hazretlerinin talebelerine elbette bilgi ve haber veriliyor. Ama yeni icra edilecek hizmetlerin yapılış tarzı ehillerince halledilmektedir.
Bu nedenle Üstadımızın varisleri hükmündeki abilerimiz, Hizmetin güzel inkişaf ve gelişmelerden lezzet ve mesruriyet hissetmektedirler. Yeni hizmetlere önayak olanlara çok dua ediyorlar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

asayı musa 15-Mart-2010

Büyük oranda haklısınız. ancak üstadın sistemle barışık olmadığı biliniyor. Günümüzde bazı nur liderlerinin sisteme yakın durdukları ve üstadın davasından taviz verdikleri gerçeğini nasıl görmezden geliyoruz. Risalelerde değiştirilen bölümler daha iyi hizmet için midir? yoksa önü kesilemiyen bir ırmağın yönünün değiştirilmesi mi? sadece merak ediyorum...

Editör 15-Mart-2010

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstadın o zaman ki sistemle barışık olmadığı ne kadar doğru ise, bu sistemi müspet hareket ve manevi faaliyetlerle değiştirmeye çalışması da o kadar doğrudur. Üstad hazretlerinin o şartlarda bile buraya "Merkez-i İslamiye olan bu vatan" tabirini kullanması, şimdiki şartlarda ki Ülkemize ne denli hüsn-ü niyetle yaklaşmamızı bize göstermektedir.
"Ramazân-ı Şerîfin terâvih vaktinde, kemâl-i neş'e ve sürur ile, sarhoşçasına, gayet heveskârâne şarkıları ve bâzan kızların sesleriyle, radyo ağzıyla bu mübârek merkez-i İslâmiyetin her köşesinde câzibedarâne işittirilmesi, bu korku azabını netice verdi." (On Dördüncü Söz'ün Zeyli)
Sisteme yakın duran bazı nur talebelerinin vaziyetine gelince, Üstad hazretlerinin 1950'lerden sonra iktidara gelen Demokrat partisine yakın durması ve hatta onları açıktan desteklemesi gösteriyor ki, Din, Vatan, Millet menfaatine çalışan sisteme kuvvet verilebilir. Bu bize ve hizmetimize zarardan ziyade, fayda getirir. Çünkü, mevcut sisteme zarar vermeye çalışmak, - dolayısıyla - din düşmanlarına yardım hesabına geçer.
Risalelerin değiştirildiği yolundaki iddianız ise, şayet Üstad hazretleri zamanında yapılan tashih ve tasarrufu kast ediyorsanız, Üstadın kendi eserlerine istediği gibi tasarruf etme yetkisine ve hakkına sahip olduğunu herhalde biliyorsunuz. şayet Üstad hazretlerinin vefatından sonrasında bazı değişiklikler olduğunu kast ediyorsanız, meşveretle Risale-i Nurların bastırmasına karar verilen neşriyatlardan delil getirmelisiniz. Çünkü, İddia ettiğiniz konunun mevcut olmadığını biliyoruz.
HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

mbalci 15-Mart-2010

nurcuların ayrılmasında üstaddan sonra risalei nur hizmetinin başında kimin olacağı yönünde çıkan tartışmalardan sonra bölünmeler olmuştur 2.kuşak risalei nur talebeleri 1. kuşak hasların hası olan nur talebelerinin etrafında toplanmak istemediklerinden risale i nur hizmetinin muhalifinde bulunarak ayrılmışlardır. risalei nurda risalei nur hizmetinin nasıl olacağı ve kimlerin nur talebesi olabilceği yazılmıştır. burada yorum yaparak değil risalei nura bakarak cevap vermek gerek. risalei nur talebelerinin vazifesi bidaların istilası zamanında sünneti seniyyeye ittiba edip iman ve kuran hizmetinde bulunup kuran hattını muhafaza etmektir ayrılık burada başlıyor. kimse kemale ermek falan demesin. sorun enaniyette. bir buz parçası hükmünde olan enaniyetini havuza atıp eritememekte. slm ve dua ile

birkanaksut 15-Mart-2010

Biliyoruz ki Üstad Hazretleri kendisi Nur külliyatını latinceye çevirtiyor.. Üstadımızın Zübeyir abi için Fenfis Said Sungur abi içinde Fenafin nur dendiği hatıralarda nakledilmektedir. Üstad hazretleri emirdağ lahikasındada Risale-i Nurun hizmet tarzını kimlerin iyi bildiğini açıklıyor..Buradan okuyabilirsiniz.. ''Şimdi bütün talebelerin fevkinde diyerek değil, benim en yakınımda, hizmetimde olup bir derece tam tarz-ı hareketimi bilenler ve yakından görenler içinde, dört beş adamı mutlak vekil yapıyorum. Ben ölsem veya hayatta şuursuz kalsam, Nurlara karşı hizmetimin tarzını bilerek tam yapabilsinler. Şimdilik Tâhirî, Sungur, Ceylân, Hüsnü ve bir iki adam daha mutlak vekilim olarak vasiyet ediyorum.'' http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=modules/kulliyat&risale=1177 Selam Ve Dua ile..

aksi_sada 15-Mart-2010

Üstad Hazretleri eserlerde açık olarak vefatından sonra hizmetin bir çok kısıma ayrılacağını belirtmemiş ama mademki Risale i nurlar asrımızın hastalaklarına Kuran'dan süzülmüş tiryaklar hükmündedir.Üstadımızın Sahabe Dönemindeki ve uhuvvet risalesindeki meselelerden bizlerin ders çıkarması gerekir

nurun_yolcusu 20-Mart-2010

sayın kardeşlerim üstadımızın vasiyet namesi var isterseniz onu okuyun şöyle yazıyor: Aziz, sıddık kardeşlerim ve varislerim, Ecel gizli olmasından, vasiyetname yazmak sünnettir. Benim metrukatım ve Risale-i Nur dan olan benim hususi kitaplarım ve güzel ciltlenmiş mecmualarım ve sair şeylerimin bütününü, Gül ve Nur fabrikaların heyetine, başta Hüsrev ve Tahiri olarak o heyetten on iki kahraman kardeşlerime vasiyet ediyorum. Onlara bırakıyorum ki, emr-i Hak olan ecelim geldiği zaman, benim arkamda o metrukatım, benim bedelime o sadık ve mübarek ellerde hizmet-i Nuriye ve imaniyede çalışsın ve istimal edilsin. emirdağ lahikası syf. 118