Üye Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Haber Grubu
Mail adresiniz:
(Haftalık e-bülten aboneliği)


"Kabir, âlem-i âhirete açılmış bir kapıdır. Arka ciheti rahmettir, ön ciheti ise azaptır. Bütün dost ve sevgililer o kapının arka cihetinde duruyorlar... Dünya kazûratından temizlenmek üzere bir gusül lâzımdır." Bu ifadeleri izah eder misiniz?

Yazar: Sorularla Risale, 27-2-2010

Kabrin ön cihetinin azap olması, kabrin dünyaya bakan yüzünün soğuk ve dostlardan ayıran bir vasıta olması cihetiyledir. Yani kabrin arkasını iman ile görmeyen birisi için kabir, dünyadan ve içindeki alışmış olduğu dost ve sevgililerden bir ayrılmak vasıtası ve bir hüzün makinesidir.

Kabri sevimli yapan şey ise,  iman ile arka kısmını görmektir. Kabrin arka kısmını görmeyen birisi için kabir bir azap gibidir.

Yani özetle kabrin ön cihetinin azap olması, kabir azabına değil, kabrin dünyadan ayrılmayla gelen elem ve hüzünlerine bir işarettir.

Acele etmek tabiri ise, her an ölecek gibi kabre hazırlıklı olmak anlamındadır. Yani ölüm ansızın çattığı zaman, amel ve gönül dünyan hazırlıklı olsun deniliyor. İnsan şayet amel ve kalp noktasından kabre hazırlıklı olmaz ise, ölümün ve kabrin sillesi çok şiddetli ve çetin olur. Öyle ise hazırlık noktasından aceleci olmak gerekir, zira ölüm insanın hazırlanmasını beklemez.

Ölmeden önce ölünür ve kabre lazım şeyler tedarik edilir ise, ölüm insana sille değil mükafat gibi olur. Mevlana Hazretleri için ölümün düğün gecesi / şebiarus olması, bu manayı ihtar ediyor.

Kabir, âlem-i âhirete açılmış bir kapıdır.

Kabir, ahrete açılan bir kapı...  Ölüm, ruhun cesetten ayrılması olduğuna göre, kabre giren ruh değil, ruhun hanesi olan beden... Nitekim, bir başka risalede Üstat hazretleri ölüm hakkında, “ruhumun eskimiş yuvasından yıldızlarda geçmek için çıktığını gösterir” buyuruyor. İşte bu hanenin kabre konulmasıyla âhiret hayatına ilk kapı açılmış oluyor. Kabirle âhiret arasında bir geçiş dönemi var. Buna berzah hayatı deniliyor.

Arka ciheti rahmettir, ön ciheti ise azabdır.

Kabir kapısının arka ciheti, yâni ölüm sonrası berzah hayatı müminler için büyük bir rahmettir. Hadis-i şerifte cennet bahçelerinden bir bahçe olarak tarif edilen bu hayat, dünyadan daha güzel ve daha saadetlidir. Ön cihetinin azap olması, görünürde insanın bütün dostlarından ayrılması, bedeninin çürüyüp dağılmaya terk edilmesidir. Bütün bunlar ruha ulaşmadığı için ruh bunlardan hiçbir keder ve üzüntü duymaz.

İmanla göçen bir ruh berzah âleminde cennet hayatı yaşar. Ancak cennete girmekle görebileceği ve sohbetlerinde bulunabileceği bütün sevdiklerine kavuşmanın sefasını sürer.

Bedenin çürümesi, dağılması bir evin duvarlarının yıkılması gibi, yahut bir elbisenin güvelenerek parçalanması gibidir. Bunlar ruha bir zarar vermez. Ancak,  zahiren ürkütücü olan bu bozulma ve dağılmalardan insan hissen rahatsız olur. Kabrin ön cihetinin  azap olması bu rahatsızlıkları ifade etmektedir.

Dünya kazûratından temizlenmek üzere bir gusül lâzımdır.

Dünyanın kazûratı yâni pislikleri, dünyada işlenen günahlardır. İnsan meselâ Cuma günü gusül abdesti alarak bedenini tertemiz yaptıktan sonra namaza gider. Rabbinin huzuruna temiz elbiseleriyle çıktığı gibi temiz bir bedenle de çıkar. İşte imanlı göçen bir mümin de kabir hayatında Peygamber Efendimizle (asm.) ve etrafındaki bütün büyük zevat ile görüşmek için temizlenmesi gerekir. Bu temizlik tövbe ile,  kul hakkından azade olmakla, namaz borçlarını kaza etmekle, ödenmemiş zekatları varsa onları ödemekle gerçekleşir. Böyle bir temizlik yapılmazsa kabir âlemindeki o muhterem zevat, bu pisliklerden iğrenecekler ve onunla sohbet etmek istemeyeceklerdir.

İşte, kabrin arka cihetinin rahmet olması ve mümini Allah Resulüne (asm.) ve etrafındaki milyonlarca Farukî Ahmedlere kavuşturması için yapmamız gereken şeyleri Üstat hazretleri beş madde olarak sıralıyor.

Birincisi, Allah’a kul olmak, yâni kulluğun gereği olan mutlak itaat üzere bir hayat geçirmek, bütün emirleri dikkatle yerine getirmek, bütün yasaklardan da hassasiyetle uzak durmak.

İkincisi, organlarımızın şekillerinden, görevlerinden, bedendeki yerlerinden, tâ gezegenlerin, sistemlerin tanzimine kadar her şeyin kader ile takdir edildiğini düşünüp, “Kaderin her şeyi güzeldir.” hükmünü ispat eden bu sonsuz tezahürleri ibretle değerlendirip, dünyevi hedeflere ulaşma konusunda cüzi irademizi sarf ettikten sonra neticeleri tevekkül ve rıza ile karşılamak.

Üçüncüsü, bedenimizi de, ruhumuzu da, dünyevî imkânlarımızı da İlâhî birer emanet bilip, bu emanetleri  Rabbimizin rızası istikametinde kullanmak.

Dördüncüsü, her şeyin fâni olduğunu düşünüp beka âlemine teveccüh etmek.

Beşincisi, bize ahirette fayda sağlamayacak, ölümle bu dünyada bırakıp gideceğimiz, eserler yerine, kabirden sonra da bize arkadaşlık edecek amelleri teveccüh etmek...

Okunma Sayısı : 3808


Pdf Olarak Kaydet

Paylaş |

Yorumlar / Yeni Yorum Ekle

Soru ve cevap hakkında yorumlarınızı, cevaba katkılarınızı ve önerilerinizi bize bu alandan gönderebilirsiniz.
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız veya eğer üye iseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Sonuç

Yorum yok !

X